Neşet Ertaş gideli 6 yıl oldu

Neşet Ertaş, bir Leyla’nın Mecnun’uydu. Uğruna babasını bile sildi. İşte Neşet Ertaş’ın adına bozlaklar, türküler yazdığı o büyük aşkın öyküsü...

26 Eylül 2018, Çarşamba 05:54
A A

Mehmet Coşkundeniz

TÜRKÜLERİNİ LEYLA'YA YAKTI

Türk müziğinde birçok bestecinin, söz yazarının, ya gerçek hayatlarında ya da hayallerinde bir Leyla vardır. Her besteci, şair, Leyla’nın karşısında kendisini Mecnun hissetmiştir. Karşılıksız aşkını, kavuşamamayı dökmüştür dizelere, notalara. Saadettin Kaynak “Leyla Bir Özge Candır” ve “Üzgünüm Leyla” demiştir. Aşık Veysel, “Mecnunum Leylamı Gördüm” ile Orhan Gencebay, “Neredesin Leylam” ile, Ferdi Tayfur, “Sen de mi Leyla?” ile katılmıştır Leyla aşıklarına. MFÖ “Buselik Makamına” şarkısında Leyla’dan ancak Mevla için vazgeçilebileceğini anlatmıştır.

3 ÇOCUĞUNUN ANNESİ

Ama ‘Bozkırın Tezenesi’ Neşet Ertaş için Leyla bambaşkadır. Çünkü Neşet Ertaş, bütün türkülerini en büyük aşkı, karısı, 3 çocuğunun annesi Leyla için yakmıştır. 8 yıl evli kalıp ayrılmalarına rağmen Neşet, Leyla’sından hiç vazgeçmemiştir. Neşet ile Leyla’nın yolu 1959’da Ankara’da kesişir.

Neşet, 1957’de ilk plağı “Neden Garip Garip Ötersin Bülbül”ü İstanbul’da yaptıktan sonra 2 yıl Beyoğlu gazinolarında çalışır. Daha sonra Ankara’ya gelir. Çalıştığı pavyonda kendisi gibi şarkı söyleyen Leyla’yı tanır. Çabucak aşık olur bu güzel kadına, hemen evlenmek ister.

BABA - OĞUL ATIŞMASI

Babası Muharrem Ertaş bu evliliğe karşıdır. Leyla ile tanışır ama yumuşamaz. Oğlu Leyla’dan vazgeçmeyince şu türküyü yazar:

“Temiz ruhlu, saf kalplisin, şöhretsin

Hakkın vardır evlenmeye evladım

Mevlam sana yapanları kahretsin

Aslı bozuk alma dedim evladım.”

Babasının Leyla’ya ‘aslı bozuk’ demesi Neşet’i çok incitir. Cevap olarak şu türküyü yakar:

Ulu arıyorsan analar ulu

Sevmişiz biz onu olmuşuz kulu

Analar insandır biz insanoğlu

Aslı bozuk deme gel şu insana.”

Muharrem Ertaş ve oğlu Neşet Ertaş

Bu atışma bitmez. Neşet, Leyla ile 1960’ta evlenir. Muharrem Ertaş bunun üzerine oğluna şunu yazar:

Küsmedim Neşedim kahrettim sana

Baban değil miydim sormadın bana

Olan olmuş yavrum ne deyim sana

Sen aklını yitirmişin evladım.”

ASKER DÖNÜŞÜ AYRILIK

Muharrem Ertaş’ın bu evliliğe karşı çıkmasının nedeni Leyla’nın bir pavyon şarkıcısı olması değildi aslında. Leyla Bolulu’ydu. Oysa Muharrem Ertaş, Kırşehir Abdalları’ndandı, Bektaşi’lerdi. Abdallar hep kendi aralarında evlenirdi. Muharrem Ertaş oğlunun kendilerinden bir kadınla evlenmesini istiyordu. Bu evliliğe karşı olan sadece Neşet’in babası değildi. Leyla’nın ailesi de istememişti. Buna rağmen evliliklerinin ilk yıllarında çok mutluydular. Döne, Canan ve Hüseyin adını verdikleri üç çocukları oldu. Neşet askerliğini evliliği sırasında yaptı. O askerdeyken, Leyla’nın ailesi bu evliliğin üzerine kabus gibi çöktü. Neşet askerden döndüğünde artık hiçbir şey eskisi gibi değildi. O mutlu yuva yoktu. Aşkın olmadığı yerde de Neşet olmazdı elbette. 1968’de ayrıldılar. Leyla, şarkıcılığa döndü. Birkaç kaset yaptı ama başarılı olamadı.

Neşet ise Leyla’nın ardından yaktığı türkülerle bir efsaneye dönüştü. “Vefasız Leyla”, “Azdı Yaralarım Sar Leyla Leyla”, “Yazımı Kışa Çevirdin”, “Sevda Gitmiyor Serde Amanın Leyla”, “Bir Leyla Misali Mecnun Olanlar”, “Gitme Leylam Gitme Yolumuz Irak”, adında ve içinde Leyla geçen türküleriydi.

Büyük usta, 7’den 70’e herkesin bildiği “Evelim Sen Oldun Ahirim Sensin”, “Gönlüm Hep Seni Arıyor Neredesin Sen” ve “Kendim Ettim Kendim Buldum” türkülerini de Leylası için yakmıştı.

MEZARINA GELDİ

Neşet Ertaş, 25 Eylül 2012’de Leyla’ya hasret olarak göçtü bu dünyadan. Leyla’ya şöyle seslenmişti: “Ben yandım aşkın narına Meyletmem dünya malına Ben ölürsem mezarıma Gelme gayrı gelme leyli leyli.”

Leyla, Neşet Baba’nın “Mezarıma gelme” demesine rağmen gitti o mezara. Neşet Ertaş, vasiyeti üzerine babasının Kırşehir’deki mezarına, ayak ucuna defnedilmişti. Leyla o mezarda bir zamanlar çok sevdiği Neşet için dua etti, gözyaşı döktü. Bu aşktan geriye, nesiller boyu söylenen ve söylenecek olan birbirinden yanık, birbirinden içli türküler, bozlaklar kaldı...

TEDAVİ OLMASAYDI SAZ ÇALAMAYACAKTI

● Neşet Ertaş 1938’de, Kırşehir Pırtıllar köyünde 5 çocuklu Döne ve Muharrem Ertaş’ın ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi.

● Saz ustası babası Muharrem Ertaş’a daha 5 yaşındayken köy düğünlerinde keman çalarak eşlik etti. Cümbüş ve bağlama öğrendi.

● 12 yaşındayken annesi öldü. 14 yaşında İstanbul’a gitti. 15 yaşında ilk plağını yaptı.

● Leyla’dan ayrıldıktan sonra kendisini içkiye verdi. Alkol yüzünden 1977’de parmakları uyuştu. Saz çalamaz oldu.

● 1978’de tedavi için gittiği Almanya’da kaldı. 2000’de konser vermek için Türkiye’ye döndü.

● Demirel’in cumhurbaşkanlığı döneminde ‘Devlet Sanatçısı’ unvanını “Ben halkın sanatçısıyım” diyerek kabul etmedi.

● Aynı yıllarda Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından ‘Yaşayan İnsan Hazinesi’ ilan edildi.

● 25 Nisan 2011’de de İTÜ Devlet Konservatuarı “Fahri Doktora” unvanı verdi.

● Hayatının son 3 yılını İzmir’de geçirdi. İzmir’de prostat kanseri gördüğü hastanede 25 Eylül 2012’de vefat etti.

● Leyla’dan sonra hiç evlenmedi. Ama son günlerinde yanında, 45 yıl önce karşılıksız aşka tutulup uğruna “Dane Dane Benleri Var Yüzünde” türküsünü yazdığı Seyhan Büyükvardar vardı.

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;
Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.