Niran Ünsal: Gençlik, 'Cahiliye Dönemi'dir. 40'lı yaşlarda insan daha seçici oluyor

Niran Ünsal: Gençlik, 'Cahiliye Dönemi'dir. 40'lı yaşlarda insan daha seçici oluyor

Niran Ünsal, bu ara öyle yoğun ki hem konserlere hem sahnelere yetişmeye çalışıyor. Bir taraftan da dikkat çeken yeni projelerde yer alıyor. Türkiye’nin ilk Instagram dizisi ‘Altınkod 5.2.0’ bunlardan biri. Dizide bir ajanı canlandırıyor. Ayrıca Atilla Özdemiroğlu’na yapılan saygı albümünde de yer alan 30 sanatçı arasında. Hem yeni projelerini ve ailesini hem de gündemi konuştuk. Alev Gürsoy Cimin / alev.gursoy@posta.com.tr

05 Eylül 2020, Cumartesi 07:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Korona’yı katmazsak 2020 yılı size ne ifade ediyor?

Aslında çok verimli başladı. Sevgili Özcan Deniz’in albümüne vermiş olduğum iki şarkı vardı, bu şarkılardan biri ‘Allah Büyük. Daha klip çekilmeden milyonlara ulaştı. İlyas Yalçıntaş’ın ‘Farzet’e klip çekmesi ve onun milyonlara ulaşması da çok önemliydi, onun müziği de bana ait. Funda Arar’a şarkı verdim. Verimli başlamıştı yani.

Sonra pandemi girdi araya…

Ona da iyi yanından bakmaya çalışıyorum. İnsanlığa büyük mesajlar verdi. Sağlığın paha biçilemez bir servet olduğunu öğrendik.

İlginç bir dizi projesindesiniz…

Evet, bir Instagram IGTV dizisi, bu bir ilk. ‘Altınkod 5.2.0’ ismi. Çekimleri cep telefonundan yapılıyor. Proje Deniz Akel’in. Emel Müftüoğlu, Fatih Ürek ve sayamadığım çok sayıda isim de projede. Ben bir ajanı oynuyorum. Daha önce de dizilerde kısa roller almıştım fakat bu bambaşka bir proje.

Ayrıca Atilla Özdemiroğlu’na saygı albümünde yer aldınız…

Evet, albüm raflarda yerini aldı. Türk müziğinin en unutulmaz besteci ve kompozitörlerinden Atilla Özdemiroğlu’nun, 60 yıllık yaşam serüvenine sığdırdığı unutulmaz şarkılarını 30’a yakın ünlü isim okudu. Çıkış şarkısı sevgili Sezen Aksu’dan. Sezen ile 25 yıl sonra ilk defa aynı projedeyiz, çok mutluyum…. Ben de albümde ‘Ağla Sevdam’ isimli şarkıyı seslendirdim.

ŞARKI SÖZÜ YAZMAK ALLAH’IN BAZI KULLARINA BAHŞETTİĞİ ÖZEL BİR YETENEK

Şarkılarınızı ezbere bilirim fakat ‘Zorlu Sevdam’ın yeri ayrı. Bugün hâlâ dinleniyor. Sizce neden?

Ticari bir amaç gütmeden yapılmış eserler bunlar. “Bir şarkı yapalım da milyonların diline dolansın” zihniyetiyle yapılmadılar. Söz yazmak, Allah’ın bazı kullarına bahşettiği özel bir yetenek. Bu tip şarkılar sadece sanatsal kaygılarla yapıldığı için çok seviliyor. Maalesef popüler kültürde sanatsal değeri olmayan şarkılar ortaya çıkıyor. Aslında işin özü, pop kültürü maalesef içinde hiçbir sanat değeri barındırmıyor. Sanat ağırlığı olmayan hiçbir şarkı da kalıcı olmuyor.

RABBİM KİMSEYİ ÇOCUĞUYLA SINAMASIN

Kendinizi nasıl bir anne olarak görüyorsunuz?

Özverili, sevgi dolu, disiplinli ve eğlenceli bir anneyim bence. Ama acaba çocuklarım bu soruya ne yanıt verirdi, bilemiyorum... Ben de merak ediyorum.

Oğlunuz Bera, sağ ayağında ortopedik bir rahatsızlıkla dünyaya geldi. O süreçte neler yaşadınız?

Bera, 2014’te dünyaya geldi ve tedavisi yaklaşık dört yıl sürdü. Zorlu bir süreçti. Psikolojik ve manevi açıdan beni çok yıprattı ama şükür şimdi iyi. Tedavisi bitti. Doğduğunda, ayağını ilk gördüğümde hep şunu düşündüm: Acaba top oynayabilecek mi? Askere gidebilecek mi? Bisiklete binebilecek mi? Sabahlara kadar düşünürdüm ama doktorumuz bu konuda müthiş deneyimliydi. Onun da yardımlarıyla atlattık. Rabbim bir daha yaşatmasın ve kimseyi çocuğuyla sınamasın.

EŞİM İBRAHİM İLK VE SON AŞKIM

Eşiniz İbrahim Bey’in sizdeki yeri nedir?

İbrahim Bey, hayatımın ilk ve son aşkı. Çocuklarımın babası. Arkadaşım, dostum kardeşim, babam, sırdaşım. Hem sevdam, hem kavgam. Onu birkaç cümleyle anlatamam. Ailemizin ve evimizin direği.

Peki kendinizi nasıl anlatırsınız? Göründüğünüz kadar güçlü müsünüz? Hiç pes ettiğiniz zamanlar olur mu?

Yaşadıklarım karşısında güçlü bir kadın olduğumu düşünüyorum. Pes etmek demeyelim ama gücümün azaldığı anlarda, duygusal olarak çöküntüde olduğum anlarda bir tek Allah’a sığınırım. Her şeyi ondan dilerim. Zaten o bana yol gösterir.

NİRAN ÜNSAL SİVİL HAREKETİ TÜRKİYE’DE BÜYÜK BİR UYANIŞ SAĞLADI

‘Niran Ünsal Sivil Hareketi’ni başlatmıştınız. Sahi ne oldu, bir şey elde edebildiniz mi?

‘Niran Ünsal Sivil Hareket’i, Türkiye’de çok ciddi bir uyanış ve farkındalık sağladı. 7’den 70’e birçok insan bu hareketi destekledi. İşin içinde olan akademisyenler, sonrasında çok ciddi destek verdiler. Ama dediğim gibi şu anda yürürlüğe girmiş herhangi bir yasa yok, yaptırım yok. Süreç ağır aksak işliyor. Birçok konuda hızlı önlemler almalıyız. Çocuk istismarı olsun, kadına şiddet, hayvanlara yapılan zulüm… Bu konuda ciddi caydırıcı önlemler alınırsa çok hızlı yol alabileceğimizi düşünüyorum. Yoksa gittikçe daha çok yara alacağız.

Şiddet haberleri karşısında ne hissediyorsunuz?

Kadına şiddet hepimizin kanayan yarası, doğadaki hiçbir canlıya kimsenin zarar verme hakkı yok. Bunlarla ilgili caydırıcı cezalar yok maalesef, üzülmekle kalıyoruz. Ben artık uzun bir süredir haber izleyemiyorum çünkü iyi bir haber yok.

BEKLENTİSİZLİK ÇOK GÜZEL BİR ŞEY

Düşünceleriniz sebebiyle zaman zaman çok eleştiri alıyorsunuz. Üzülüyor musunuz böyle olduğunda?

Gençlik yıllarımda bunları kafaya taktım, ama yaş aldıkça insan kafaya hiçbir şey takmamayı öğreniyor. Beklentisizlik çok güzel bir şey. Birine bir şey yaptığınızda sadece Allah rızası için yapın ve hiçbir beklenti içinde olmayın. Hiç tanımadığınız insanlara iyilik yapın. Yakınlarınıza iyilik yapınca da karşılık beklemeyin. Ben bu konuda kendimi son derece doğru telkin ettim. Herkesin doğruları başka. Bu yüzden kafaya takmamayı öğrendim. Herkes, herkesi anlamak zorunda değil zaten.

İyi bir sesiniz var. Bu anlamda kıymetiniz yeterince biliniyor mu sizce?

Kıymetim biliniyor. Milyonlar benim şarkılarımla ağlayıp benim şarkılarımla gülüyor… Bundan daha kıymetli bir şey olamaz. Bugün bile 25 yıl önce bestelediğim bir şarkıyı binlerce insan hep bir ağızdan söylüyor. Daha ne isterim!

GÖZÜMÜN GÖRDÜĞÜ HİÇBİR ŞEYDEN KORKMAM

40’lı yaşlar size ne öğretti?

Bu yaşlarda olmanın vermiş olduğu bir olgunluk var. İnsan daha düşünceli hareket ediyor. Daha dikkatli, daha seçici oluyor. Bana manevi anlamda çok şey öğretti. Öğrenmek hiç bitmiyor zaten. Ama ben gençliği zaten cahiliye dönemi olarak görüyorum çünkü gençlikte düşünmeden hareket edildiği için insan hataya açık olabiliyor. Ama belirli bir olgunluğa gelince insan daha az hata yapmak istiyor. Kendi hatalarını çocukları yapmasın istiyor.

Hayattaki en büyük korkunuz ne?

Gözümün gördüğü hiçbir şeyden korkmuyorum ama sevdiklerimi kaybetmekten çok korkarım.

MÜSTEHCEN KLİP ÇEKMEK İSTEYENLER TABİİ Kİ ÇEKEBİLİR AMA…

“Söylediğim şarkılar ya da rol aldığım klipler; hiçbir zaman pornografi ve şiddetle bezenmedi. Bugünkü kliplerde yataktan çıkılmıyor. Bunu sanat sanıyorlar” demiştiniz. Aynı duyguda mısınız?

Dikkat ediyorum ve çocuklarıma her klibi, hatta her çizgi filmi izletmiyorum. Çünkü devlet denetiminde bir kontrol henüz tam olarak sağlanabilmiş değil. Ben bu konuyla ilgili, yetkili mercilere, Türkiye’nin önde gelen akademisyenlerinin bana verdiği yetkiyle bir yasa tasarısı götürdüm. Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan ile de birebir görüşme şansımız olmuştu. Bunun ‘Yeni Türkiye’ döneminde hayata geçebileceğini söylemişti. Bugüne baktığımızda, biraz iyileşme var evet ama tam anlamıyla düzelmiş değil.

Siz tam olarak neden şikayetçisiniz?

Henüz internet korsanının bile önüne geçemedik. Çocuklarımızın elindeki ipad, telefon, TV kumandaları ve dijital tüm araç gereçler onlar için büyük tehlike oluşturuyor. Daha fazla zaman kaybetmeden yasalar düzenlenmeli. O zaman biz de gönül rahatlığıyla çocukların çizgi film izlemesine rıza gösteririz.

Aileler, çocuklarını kendileri denetleyemez mi sizce?

Ebeveynler çocukların elinden bunları alarak çözüme ulaşamıyor. Bunlar geçici çözümler, biz kalıcı çözüm istiyoruz. Müstehcen klip çekmek isteyenler tabii ki çekebilir, hali hazırda çekenler var zaten ama bunların yayın saatleri değiştirilebilir. Tıpkı gece kulüplerinin gece saat 00:00’dan sonra açılması gibi, bu klipler de gece çocukların uyuduğu saatte yayımlanır. Ayrıca çizgi filmler, diziler, reklamlar, hepsi kontrol edilmeli. Ben bu konuda dört çocuk annesi olarak böyle bir sorumluluk üstlendim. Bugün olsa yine yaparım aynı şeyleri.

STABİL VE STERİL BİR HAYATIM VAR

Hayatınız nasıl gidiyor? Her şey yolunda mı?

En büyük servet sağlık… Şükürler olsun ki çocuklarımın ve ailemin sağlığı yerinde. Sahne programlarım devam ediyor. İşim yoksa evimde çocuklarımlayım. Bahçede domates, biberlerimle ilgilenmeyi, onlara su vermeyi; mutfakta yemek yapmayı seviyorum. Kedim ve kuşum var, onlarla ilgileniyorum. Geceleri çalışıyorum, beste yapıyorum. Şükretmemiz gereken çok şey var.

Eskiden magazinde çok yer alırdınız...

Bu, benim tercihim. Magazinin işine yarayacak işlerin içinde değilim. Magazine malzeme verecek bir hayatım yok. İşimle anılmayı seviyorum. Stabil ve steril bir hayatım var.

Yoğun bir temponuz ve düzenli giden bir evliliğiniz var. Her şeye yetmeyi nasıl başarıyorsunuz?

Dengeleri iyi kurmaya çalışıyorum. Eşim İbrahim ile hem iş ortaklığı, hem hayat arkadaşlığında 11’inci yılımızı dolduruyoruz. En büyük yardımcım o. Sonuç olarak dört tane çocuk var. Evlenseler veya iş gereği uzaklaşsalar da anne ve baba olarak sorumluluğunuz hiç bitmiyor. Hepsine yetmeye çalışıyorum.

SAYGILIYIM, AHLAKLIYIM DÜRÜSTÜM, ADALETLİYİM MERHAMETLİYİM

Kendinizi eksik bulduğunuz konular neler?

İnsanlar kendini eleştirmek konusunda cömert değil. Fakat aileme, çocuklarıma, çevreme karşı saygılı, sevgiliyim. Ahlaklıyım, iyi bir insanım. Dürüstüm, adaletliyim, merhametliyim. Çocuklarıma da böyle olmalarını öğütlüyorum. Zaten hayatta kimse dört dörtlük değildir.

“Asla affetmeyeceğim” dediğimiz birileri var mı?

Affetmek benim için çok hassas bir konu çünkü affetmek sadece Allah’a mahsustur. Beni üzen, yaralayan insanlar olmuştur. Onlarla görüşmemeyi tercih ederim ama kin tutmam. Ben herkesi affederim ama bağışlamak Allah’ın işi.

;
Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder