'Nurgül'ün gidişinin ardındaki gerçeği söylesem yer yerinden oynar!'

'Paramparça' dizisinin başrol oyuncusu Erkan Petekkaya, Didem Petekkaya ile evli ve Cano'nun babası. Artık 46 yaşında ve 'Asla öpüşme-sevişme sahnesi çekmem' diyen, kuralları olan bir oyuncu. Petekkaya, Nurgül Yeşilçay'ın diziden ayrılmasıyla yeniden gündeme gelen tartışmaya 'Cinsel açlık olan ülkede sevişme sahnesi çekilmez' diye yanıt veriyor

06 Mart 2016, Pazar 13:27
A A

Röportaj: Canan DANYILDIZ

canan.danyildiz@posta.com.tr

Kapıdaki bu Şahin model araba nedir Allahaşkına? (Gülüyoruz)

Ya hep hayalim vardı, çok eskiden param olursa Şahin alacağım kendime diye. O hayalimi gerçekleştirdim. Şahin’le geziyorum!

Magazin haberlerini bayağı meşgul ediyorsunuz!

Son 3 ayda hakkımda çıkan bütün haberler yalan!

Peki, niye sizle uğraşıyoruz ki?

İnan bilmiyorum!

E, siz de çıkıp bir şey anlatmadınız ki!

Evet, haklısın... Ben de çıkıp, ‘ya işin doğrusu bu!’ diye anlatmadım. Ama bence gazetecilik yapacak insanların da Hipokrat yemini etmesi lazım!

Nurgül Yeşilçay ile ‘Paramparça’ dizinde yaşadıklarınız da dahil mi?

Evet. Onun diziden gitmesine hiç etkim yok! Öpüşme krizi vs. hepsi yalan, hedef şaşırtma! Ama gerçeği ben anlatmam. Gerekirse anlatırım, çok kötü olur. Gerçek bambaşka!

 

Asıl mesele neydi?

Kol kırılır yen içinde kalır! Herkes kendi kaderini kendi belirler! Gerçek o kadar kötü ki, anlatsam yer yerinden oynar. Ben bunu yapmam!

Alkol sorununu bile anlatan iyi bir oyuncuyla kim, neden uğraşsın ki?

Evet, alkol sorunu yaşadım. Bunu da dürüstçe söyledim, gittim tedavi oldum. Neden? Toplumda benim gibi olanlar da değişsin diye.

‘Kolpaçino 3 Devre’de bir rolünüz var...

Başkan’ rolündeyim, bir mafya babasını canlandırıyorum. Şafak (Sezer) benim komşumdu. 2.5 sene yan yana evlerde oturduk. Bir gece Kolpaçino 2’yi izletmişti, ‘Ya bir gün sen de oyna’ dediğinde, ben de ‘Tamam’ demiştim.

Şafak Sezer’le espri anlayışlarınız uyar mı?

Evet, absürd komediyi çok severim. Hatta beni ben yapan ‘Serseri’ diye bir dizi vardı, o da absürd komedidir.

Sonra daha ciddi rollerin adamı oldunuz ama...

Kendime komediyi daha çok yakıştırıyorum. İnsanları ağlatmak daha kolaydır. 

Bir ‘Ali Kaptan’ vardır ki, size yapışan...

Yok ya, oynadığım rollerin hiçbiri üzerime yapışmadı. ‘Öyle Bir Geçer Zaman Ki’de oynadığım ‘Ali Kaptan’ da buna dahil.

‘Sabah Şekerleri’ni bile sundunuz yahu! (Gülüyoruz)

O işi de yaptım, ama beceremedim. Piyasaya yeni girmişim, kimseyi tanımıyorum filan. Albüm yapan bize geliyordu. Teoman’dan İbrahim Tatlıses’e, Zerrin Özer’e kadar herkes geliyordu düşünsene!

Sonra?

O zamanlar Diyarbakır Devlet Tiyatrosu’ndaydım, yazın da gelip işte o TV programını yaptım. Ama bir karar vermem gerekiyordu; ya dönüp tiyatroya devam edecektim, ya da kalıp TV’ye. Ben Diyarbakır’a dönmeyi seçtim.

Sizi yönlendiren olur muydu?

Yok, hiç yok! Genellikle iç sesini dinleyen bir adamımdır. 20 yılım geçti, ama hala bu iş kara delik gibi. Kim iyi, kim daha ne yapacak, çok afaki!

“Dertten değil, keyiften içerim!”

Röportajın devamı için 2. sayfaya geçiniz

Diyarbakırlısınız, aileniz neci?

Babam devlet memuru, bir kız kardeşim var, ama sülalem kalabalık.

Varlıklı doğmamışsınız, hayalleriniz var mıydı?

Şu an sahip olduklarımı hayal bile edemezdim! Öyle bir yerdeyim ki hayali bile kurulmazdı.

Yıllarca Diyarbakır Devlet Tiyatrosu’nda çalışmışsınız...

8 yıl aktif olarak çalıştım, 4 yıl da pasif geçti, toplam 12 yıl.

Tiyatrocu arkadaşlarınız TV’ye geçtiniz diye küçümsemiş...

Evet! Öç aldım! Onlara rol verdirtmediğim doğru! Aşağılıyorlardı! Köstek olmaya çalışan, suratıma bakmayanlar... Ama bana yardım edenleri de hiç unutmadım, hep yardım ettim.

Yeniden tiyatro olur mu?

Yıllardır tiyatro yapmıyorum. Kendi oyunumu hazırlayıp bir turneye çıkmak istiyorum. Karavana atlayacağım, her yere gidip oynayacağım. Böyle bir hayalim var. Bütün Anadolu’yu gezmek istiyorum.

Anadolu Üniversitesi Konservatuar’dan mezunsunuz...

Evet, o zaman rektörümüz olan Yılmaz Büyükerşen’in üzerimde etkisi çok büyük. Kim Ankara’ya, İstanbul’a cebimize para koyup bizim için otobüs tutardı ki? Tiyatro seyretmeye Ankara’ya gitmemizi sağlardı!

Öğrenciliğiniz nasıldı?

Ben hayatımda makarna bile yapmadım! Hala mutfağı sevmem! Yumurta kırmayı bilirim. Hiçbir şey bulamazsam peynir ekmek yerim.

Kızların ilgisi de çok muydu?

E tabii! Her üniversite öğrencisi kadar işte! Uzun süreli ilişkilerim oldu. Nasıl bir sevgiliyim diye bana sorma. Söylersem küstahlık olur.

Hiç pişmanlıklarınız olmadı mı?

Buna alkol sorunu da dahil! Hayır yok! Öyle olması gerekiyor ki olmuş! Dahası ne alkol sorunu? Benim alkol sorunum yoktu, kendimi sadece ifşa ettim. İmajımı zedelemiş olabilir, ama umrumda değil! Tedavi de gördüm. Ben alkolik değilim! 

Bir gün eşiniz alkollü halinizi çekip göstermiş...

O video da etkili bırakmamda... Birkaç sene sonra alkolik olabilirim diye korktuğum için alkolü bıraktım.

Zaten dizide başrol vermezlerdi!

E yani! Aralıksız dizi çekiyorum saatlerce! Kim iş verir bana! Haftada bir gün eğlenmeye çıkıyorum, sanki her gün içiyorum! Ayrıca bu ülkede binlerce meyhane var, sadece ben mi içiyorum?

Peki sorması ayıp ne dertten içerdiniz o kadar?

Hiç! Ben eğlenceden içerim! Dertliyken elime bira bile almam! Neşeden, keyiften içerim! Normal bir insanın içtiği kadar içiyorum.

Yolunuzu açan başka kim var?

Ankara’da Devlet Tiyatrosu sınavındayız. Ahmet Mümtaz Soysal! ‘Gişe’ diye bir oyunumu izledi ve bana ‘Diyarbakır’a gelir misin?’ dedi; gelirim dedim! Diyarbakır Devlet Tiyatrosu’na beni seçen odur. ‘Sonbahar’ dizisinde de karşılıklı oynadık.

Boynuz kulağı geçmiş mi?

Hayır! Kimse onu geçemez! O çok özel, entellektüel bir adamdır! Sanatçı adamdır! Ama devlet tiyatrosundayken, 70 ülkeye işleri satılan biri olacağımı sanmazdım. Ay’a gitmek gibi bir şeydi.

“Çocuk oyunculara pedagog, psikolog lazım!”

Cem Cano oyunculuğa özeniyor mu?

6 yaşından beri ‘Mimar olacağım’ diyor, fikrini de değiştirmedi. Ama oyuncu olmasını istemiyorum. Burda başarısız olunca mutsuzluğu çok ağır yaşarsın. Ben de çok üzüldüm. Ben niye çocuğumu oynatmıyorum? İstesem star yaparım! Ama ana babalar düşünsün, niye yapmıyorum?

Size de hep çocuk oyuncular, gençler denk geldi ama!

Evet, ben yapmasınlar demiyorum. Böyle bir hayali varsa yapsın, onlara bildiklerimi de öğretirim. Ama çocuk oyuncu olacaksa, o sette mutlaka pedagog, psikolog da olmalı!

“Çocuk doğurabilen insan, her şeyi yapar!”

Diziye seçilen oyunculara karışır mısınız?

Hayır! Asla! O yapımcının işi! Benim işim yalnızca oynamak.

Ama ‘Paramparça’ya Şükran Ovalı ismini önermişsiniz...

Hayır, ben önermedim. Şükran Ovalı, o rol için düşünülen isimlerden biriydi. Benim de fikrimi aldılar, ‘Olsun’ dedim. Şükran’la daha önce film çekmiştim, tanıyordum.

Çok dedidoku çıktı, aşk meşk, başka anlamda!

Biliyorum! Ama o ima ettiğin şey değil! Şükran’ı o oynadığımız film için önermiştim ama o doğru! Şükran’ı bir dizide görmüştüm, oyunculuğunu beğenip filme önermiştim. Hepsi bu, aşk meşk olmaz.

Komedi seviyorsunuz madem, ‘Recep İvedik’ Şahan Gökbakar’a nasıl bakıyorsunuz?

Şahan’ı hiç tanımam ama yaptığı işleri seviyorum. Hani, ucuz, avam komedi yapıyor diyorlar ya, hiç katılmıyorum.

Çok küfür edilmesi rahatsız edici mi?

Hayır canım! Hayatta her şey gibi küfür de var! Teknoloji vs. o kadar gelişti ki bunları çocuklardan saklaman mümkün değil. Benim oğlum da ediyor ne var?

Favori komedyeniniz kim?

Cem Yılmaz! Dünya çapında, çok zeki bir adam! Cem Yılmaz bu ülkeye hediyedir.

Cem, ‘Gel oyna’ dese?

Ya nasıl bi soru bu? Cem ‘Gel oyna’ diyecek, ben de ‘Hayır’ diyeceğim! Böyle bir şey olamaz! Tabii ki oynarım!

Bu piyasada kadınlar niye yok?

Var! Binnur Kaya, Demet Akbağ gibi isimler var. Ama kadınlar hem yapımcılık, hem para işleri vs. uğraşmak istemiyorlar. Yoksa, çocuk doğurabilen bir insan her şeyi yapar! Karımın karnında Cano ilk tekme attığında ‘Allah n’oluyoruz’ dedim. Çok acayip bir şey.

‘Kadın olsam’ dediğiniz oldu mu hiç?

Yok! Benim de kendime göre mucizlerim var Canan!

"Sette hiç aşk yaşamadım!"

Röportajın devam için 3. sayfaya geçiniz

İlk kazandığınız parayla ne aldınız?

Anneme babama bir ev aldım, çünkü bizim bir evimiz hiç olmadı. Devlet tiyatrosuna girdim, kredi çektim ve onlara İstanbul’da bir ev aldım. Onlar benim canlarım, beni güzel yetiştirdiler.

Ünlü olmanın bedeli var mı?

Kızkardeşinle bile otursan, ‘sevgilisi’ diye yazıyorlar. İstediğin gibi oturamıyorsun, konuşamıyorsun. Çok zor.

Kendinizde neyi sevmezsiniz?

İyi niyetimi! Çok kazık yedim, ama yine de herkese acayip güvenirim.

Göz altı torbalarınızı aldırıp estetik mi yaptırdınız?

Gerekirse estetik yaptırırım! Ama yalnızca göz altındaki yağları aldırdım. Gözaltı torbalarını aldırıp estetik yaptırmadım!

Erkan ve Didem Petekkaya'nın tek çocukları Cem Cano 12 yaşında ve mimar olmak istiyor.

Ünlüyken evlilik zor mu?

Bence bir ailen olmalı, çok önemli bir şey bu. Ailem mi oyunculuk mu diye sorsalar, her şeyi bırakır aileme bakarım. Benim mutlu olduğum yer onların yanı.

Aşk 13 yıldır devam ediyor mu?

Bilmiyorum ki! Ben hiç aşık olmadım. Aşk histerik bir şey! Önemli olan sevgi ve saygı! 13 yılda birlikte öğrendik, birbirimizi törpüledik.

Zor bir eş misiniz?

Didem Hanım en çok ne tarafınızı törpüledi? Yok, hiç zor değilim ama çok düz, dürüst bir adamım, her şeyi söylerim. Bunu herkes de bilir. Patavatsız değilim ama! Biz birbirimizi daha güzelleştirdik; ikimiz de birbirimizi düzelttik.

Eşiniz Didem Hanım, çok sabırlı bir kadın galiba...

Evet, derviş gibi bir kadın. Evlendiğimizde ‘Benim işim bu. İlerde başımıza şunlar gelir’ diye uyardım. Hatalar yaptım ama karıma yanlış yapmadım!

Buna çıkan aldatma haberleri de dahil mi?

Evet! Ama orda organize tufaya düşürüldüm. Ben de artık dikkat ediyorum, sevişme sahnesi çekmiyorum. Film hilesi vardır!

Bu da bir duruş!

Hayır ya, bu ülkenin şartlarıyla ilgili.

Türkan Şoray/Erkan Petekkaya kuralları değil yani!

Değil! Cinsel açlık olan bir ülkede sevişme sahnesi çekemezsin!

Sette de yakın sahneler, tuzak haller oluyordur...

Evet, ama benim hiç set aşkım yok! Antenlerimi kaparım. Açarsan bulursun! Başkaları açıyordur, hisseder. Sette herkes benim arkadaşım.

Evlilik sözleşmesine nasıl bakıyorsunuz? Var mı?

Asla! Evlilik sözleşmesi yaptıysan, zaten baştan ‘biz boşanıyoruz’ diyorsun! Senin paran benim param olmaz!

Bir gün her şey bitse, çocuk için evliliği devam ettirir misiniz?

Ettirmem! Mutsuz olduğun bir evde çocuğuna da mutsuzluk geçer. Çocuğa da bunu anlatırım.

İkinci çocuğu niye düşünmediniz?

‘Bir sene geçsin, Cano biraz büyüsün’ derken zamanını kaçırdık ama pişmanım. Bir kız çocuğumun olmasını çok isterdim! Bu saatten sonra olmaz.

Planlarınız var mı ilerisi için? Artık güzel bir hayat yaşamak istiyorum. Seyahati çok seviyorum, ailemle kutuplara falan gitmek istiyorum.

Cano’yu nasıl yetiştiriyorsunuz?

12 yaşında, mahalle çocuğu gibi, rahat bir çocuk. Babası ünlü gibi değil, Kur’an kursuna bile gönderiyorum. Bizim gibi yetişsin, örflerini bilsin istiyorum. Ama İngilizce de öğreniyor, İtalyanca da...

 


3

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.