Nuri Alço: Rol icabı Türkiye'nin en güzel kadınlarıyla seviştim ama hiçbirine yan gözle bakmadım

Nuri Alço: Rol icabı Türkiye'nin en güzel kadınlarıyla seviştim ama hiçbirine yan gözle bakmadım

O, Yeşilçam'ın kötü adamı, kadınların korkulu rüyası... Bu kadar kötü bir karakter olup bu kadar çok sevilmesinin nedeni ise yumuşacık kalbi. Türk sinemasının olmazsa olmaz yüzlerindendi. 200’ün üzerinde filmde oynadı, gazoz denilince hâlâ akla o gelir. Şimdilerde onu ekranda göremiyoruz. Hem bunun nedenlerini konuştuk hem de uzunca bir süre tartışılan evliliğini… Kendisinden 33 yaş küçük Burcu Sezginoğlu’yla evlenmesi herkese dert oldu ama o “Kime ne?” diyor. Söz yaşayan efsane Nuri Alço’da… Alev Gürsoy Cimin / alev.gursoy@posta.com.tr

16 Ağustos 2020, Pazar 07:01 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Neden sizi artık sinema ve dizilerde göremiyoruz?

Bu benim tercihim değil ki. Teklif gelmiyor. Sağlığım da görselliğim de yerinde. Her türlü aktörlük yeteneğine sahibim. Bize her filmde bir sürü rol var ama maalesef genç nesil, Yeşilçam sanatçılarına karşı garip bir tepki içinde. Neden cephe almış durumdalar bilemiyorum.

Yeşilçamlı sadece ben değil, bütün oyunculara karşı aynı tavırdalar. Yeşilçam’dan oyunculara yer verildiği takdirde her şey daha güzel olacak. Televizyonda gördüğüm gençlerin oyunculukla ilgisi yok. Her projede aynı gıcık tipleri oynatıyorlar.

Sinemada “Kötü adam karakteri” deyince akla hemen siz geliyorsunuz. Şimdiki ‘kötü adamları’ nasıl buluyorsunuz?

Bizim dönemimizle bu dönemi kıyaslamak çok yanlış olur. Biz yoktan var ediyorduk her şeyi. Teknoloji ve imkanlar kısıtlıydı. Buna rağmen çok ama çok iyi işler çıkarırdık. Şimdi adamların elinde bırak kamerayı resmen uçak var. Özel karavanlar, kostümcüler, makyözler, kuaförler… Yok yok!

Biz elbiselerimizi bile kendimiz alıyorduk, bir minibüse en az 15 kişi doluşuyorduk. Kameraları, ışıkları tüm alet edevatları da arabanın üzerine yüklüyorduk. Başrol oyuncusundan tutun yan role kadar herkes dolardı iç içe. Neler çektik biz ama işimize tutkuyla bağlıydık. Cüneyt Arkın abimizin yapmış olduğu hareketleri şimdi bir tanesi bile yapamaz.

İNSANLAR HÂLÂ KEMAL SUNAL FİLMLERİ İZLİYOR, ‘İVEDİK’İN NERESİ KOMİK?

Günümüzde dizi ve filmlerdeki şiddet sahneleri çok tartışılıyor ama baktığımda sizin dönem de az değildi...

Ben şiddete her zaman karşıyımdır asla da savunmam. Daha bugüne dek değil bir kadını gerçek hayatta dövmek sesimi bile yükseltmemişimdir. Fakat bizim senaryolarımızda bir mesaj vardı, insanları insana karşı uyarıyorduk. “Devir kötü. Karına, kızına, oğluna, eşine sahip çık” diyorduk. Kaldı ki halk da mesajı alıyordu. Her çektiğimiz filmde halka karşı bir mesaj vardı.

Peki, şimdiki dizilerde var mı o mesaj?

Maalesef yok. Kaba kaba filmler yapıyorlar. Bakınız ‘Recep İvedik’. Yani bunun neresi komik? İlkokula giden bir çocuk bu filmi izlese tek öğrendiği böğürerek tükürmek olur. Bizim filmler samimi ve gerçekçiydi. Hadi bana bir tane Hulusi Kentmen bulup da gösterin. Ne güzel aile filmleri yapıldı. İnsanlar bugün hâlâ Kemal Sunal filmleri izliyor. Bir filmini iki yüz kez izlemiş insan biliyorum. Güldürürken düşündürüyor. Halka, iktidara, vatandaşa hep bir mesaj var Kemal Sunal filmlerinde.

YEŞİLÇAM GÜNLERİNİ MUMLA ARIYORUM

Özlüyor musunuz eskileri?

Çoook! Ayrıca çok da az kaldık. Çoğu sanatçımızı kaybettik. Yeşilçam’dan 20 kişi ya kaldı ya kalmadı. O günleri mumla arıyorum. O dönemden arkadaşlarımı görünce de çok mutlu oluyorum. O sevgi saygı hiçbir zaman kaybolmaz.

Sinema sektörümüz bu isimlere sahip çıkmadı. Vefa sıfır. Allah’ın yardımıyla yaşıyoruz. Çok şükür gururumuzu koruyoruz, hiç bozulmadık. Aynı çizgide devam ediyoruz. Önemli olan da bu. Dizi setlerinde beraber oluyorlar. Dizi bitiyor aşk da bitiyor. Sonra isimleri başkalarıyla anılıyor. Bizim zamanımızda böyle şeyler yoktu.

Ne yani Yeşilçam setlerinde aşk yaşanmıyor muydu?

Yaşanıyordu ama seviyeli. Günübirlik reklam aşkları gibi değil. Fatma Girik, Memduh Ün ile birlikteydi ve Memduh ölene kadar yıllarca birlikteydiler. Hülya Koçyiğit-Selim Soydan, Gülşen Bubikoğlu-Türker İnanoğlu bir ömür geçirdiler. Daldan dala konan, sürekli çift değiştiren sanatçılar değildik bizler. Yeşilçam topluma yaşamıyla da örnektir. Bu aile kavramı ve saygı hiçbir zaman bozulmadı. Rol icabı Türkiye’nin en güzel kadınlarıyla seviştim ama hiçbirine yan gözle bakmadım.

Siz de şimdiki oyuncular gibi hiç bölüm başı ciddi rakamlar kazandınız mı?

Güldürmeyin beni! Tabii ki hayır! Bir de televizyonu açıyorum “Filanca ünlü” diyorlar. Yahu, ünlü olmak bu kadar kolay mı? Ne zaman ünlü oldu? Bizim niye haberimiz yok? Bu kadar mı ucuz ünlü olmak? Ünlü dediğin kişiyi herkes tanır. Kimse tanımıyor ama ünlü! Tek ünü bir kadınla aşk yaşamak ya da onu tokatlamak, dövmek...

Ozan Güven olayından mı bahsediyorsunuz?

Onun gibi çoğundan bahsediyorum. Bu kadar para kazanırsa bu gibi insanlar, saçma sapan bir ün sırtına yüklenirse kadınlara da böyle sıradan ve adice davranırlar. Çoğu paranın esiri olmuş. Şimdiki sözde ünlülerin çoğu sahte ün ve paraya kavuştu. Karşısındaki kadının ekonomik özgürlüğü yoksa sırtına biner de biner ama güçlü kadını kimse dövemez, adamı duman eder. Onun için kadınlar güçlü olmasını bilecek.

YEŞİLÇAM’DA BİR DOLU JÖNÜMÜZ VARDI, ŞİMDİKİLER GİBİ ÇAKMA DEĞİLLERDİ

Sizin dönemde erkek şiddeti oluyor muydu?

Ne Tarık Akan, ne Kadir İnanır, ne Cüneyt Arkın, ne Ediz Hun… Hiçbir tanesinin böyle haberini duydunuz mu? Yeşilçam’da ismini sayamadığım bir dolu jönümüz vardı ve onlar gerçekten ünlüydü şimdikiler gibi çakma değildi. Hiç kimseden görmedik böyle şeyler. Hepsi kadına karşı saygılıydı, ayağa kalkarlardı kadın görünce. Şu an sayemizde ekmek yiyorlar ama bu yeni nesil bizi görünce “Hoş geldin” bile demiyor. Sinemayı var eden bizlere karşı saygıları yok.

Hiç yaşlanmadınız, çökmediniz. Bunu neye borçlusunuz?

Yeşilçam’ın kanun ve kuralları sayesinde bu haldeyim. Bir filme başladığımızda alkol içmezdik, uykumuza dikkat ederdik. Çünkü oyuncu yüzü, gözü ile çalışır. Şimdi setlerde alkolden ve uyuşturucudan gözleri şişmiş çok insan var. Film bitiyor, bir odaya toplanıyorlar beş on kişi ve alemler yapıyorlar. Bizim zamanımızda cep telefonu da yoktu. Prodüksiyon amiri oda oda gezer, kapıları çalar ve oyuncuları kaldırırdı. Disiplin vardı.

Hep kötüyü oynadınız. Toplumun sizden nefret etmesinden korkmadınız mı?

Başarı orada saklı. Önemli olan işte en kötü karakteri oynayıp halk tarafından sevilmektir. Karakter oyuncu olup da sevilmek kadar güzel bir şey yoktur. Beni ilk keşfeden Türker İnanoğlu’dur. Çok şık giyinen, yakışıklı ama kötü adam tiplemesini hayata o geçirdi. Ben birçok filmde oynarken çok zorlandım, korktum. Kadın satıcısı, uyuşturucu pazarlayıcısı, mafya, tecavüzcü gibi karakterleri oynadım. Zorlandım ve ürperdim.

Zorlansanız da başardınız…

Çok uğraştım o korkuyu yenmek için. Kötü işleri yapan insanları uzaktan nefret ederek izledim. Türker Abi bana “Sana başrol çekeceğim” dediğinde zaten şüphelenmiştim. Senaryoyu istediğimde “Gerek yok” dedi. Çünkü okusam vazgeçeceğimi biliyor. O derece kötüydü rol. Ama ben çok iyi oynuyordum, o da bayılıyordu.

ÖMRÜMÜN YARISINDA OYUNCULUK YAPTIM HÂLÂ KİRADA OTURUYORUM

Şu an geçiminizi nasıl sağlıyorsunuz?

Sinemadan kazandığımız tek bir kuruş yok. Filmlerde sürekli zengin adamı oynuyordum, sürekli de elbise değiştiriyordum. Elbiselerimizi kendimiz alıyorduk, sponsor denilen şey o dönem yoktu. Evden çıkarken ev sahibim elimdeki onca elbiseyi her gördüğünde “Ne o, taşınıyor musun?” derdi.

Şimdi rahmetli anne babamdan kalanlarla idare ediyorum. Çok lüks yaşamayı da sevmem zaten. Şimdikiler bir haftada ev alacak para kazanıyor. Ben ömrümün yarısında oyunculuk yaptım hâlâ kiralardayım. Sağlık olsun.

KARIM BENDEN 33 YAŞ KÜÇÜKSE KİME NE?

BİZ BİRBİRİMİZİ ÇOK SEVİYORUZ

Bu arada tebrikler. Birkaç ay önce kendinizden 33 yaş küçük Burcu Sezginoğlu’yla evlendiniz. Evliliğiniz yaş farkından dolayı çok konuşuldu.

Kime ne? Mühim olan anlaşabilmek. Kişi kendini bildikten sonra yaşın önemi yok. Ben müthiş akıllı, olgun bir kadınla evlendim. O benimle mutlu, olgun insan seviyor ve beni tercih etti. Birbirimizi çok seviyoruz.

10 yıldır birlikteymişsiniz zaten, değil mi?

Yok, yanlış biliniyor. 10 yıl önce tanıştık ama iki yıldır birlikteyiz.

Nasıl tanıştınız?

10 yıl evvel Erzurum’da ‘Nene Hatun’ filmini çekiyorduk. Sette tanıştık. Eşim Ankaralı, işi gücü orada. Gümrük işleri ile uğraşıyor. Yanında 80’e yakın çalışanı var. O bir iş kadını. Arada bir yemek yiyorduk ama sevgili değildik. Birbirimizi sevdiğimizi anlayınca evlendik. Umarım kötü gözleriyle bizi yemezler. Bi’ düşmediler yakamızdan.

Çocuk istiyor musunuz?

Allah layık görürse neden olmasın, tabii ki çok isterim.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Çiçeklerin kraliçesi: Gül