Nurseli İdiz: Bizim sektörde tacize uğrayanlar 'Biraz daha taciz etsinler yeter ki iş yapayım' diye sesini çıkarmıyor

O kadar hoş sohbet ki şaşırıyorum. ''Ben nedense, biraz sert bir kadın bekliyordum” diyorum. Kahkaha atıyor. ''Bu da benimle ilgili en büyük yanılsama, aslında dünyanın en kolay insanıyım'' diyor. Nurseli İdiz şu sıra 'Şen Makas' oyunuyla tiyatro sahnelerinde. Ama bir araya gelmişken bipolar rahatsızlığından kendi deyimiyle bir dönem hayatının nasıl yönetilemez hale geldiğine kadar her şeyi konuştuk

18 Kasım 2018, Pazar 08:30 Son Güncelleme:
A A

Tiyatro sezonuna ‘Şen Makas’ oyunuyla “Merhaba” dediniz. Nasıl hissediyorsunuz?

Harika. ‘Şen Makas’ güzel bir başlangıç oldu. Yönetmenimiz Nedim Saban’la en son yıllar önce ‘Saklambaç’ programında birlikte çalışmıştık. Zaten her yıl tiyatro yapıyorum mutlaka. Bu oyunla da parlak bir giriş yaptık tiyatro sezonuna.

‘Şen Makas’ nasıl bir oyun?

İnteraktif bir oyun her şeyden önce. Ben hiç interaktif bir oyunda yer almamıştım. Seyirciyle karşılıklı diyalog, cesaret gerektiriyor. Çünkü olmadık sorular geliyor bazen. Öyle lönk diye kalabilirsiniz bir anda. Hazır cevap olmanız ve çok katı kurallarınızın olmaması lazım. Ben canlı yayın tecrübemden çok yararlandım. Aslında bu oyunu Melek Baykal oynuyordu, onun sağlık sorunları nedeniyle ben devraldım.

Şimdi turneler devam ediyor sanırım...

Evet, bu akşam Trump Kültür ve Gösteri Merkezi’ndeyiz. Pazartesi Lüleburgaz’a geçeceğiz, ardından Konya var. Bu sezon gideceğimiz daha çok yer var.

'İSTANBUL İZLEYİCİSİNİN TİYATRO EDEBİ YOK'

'İSTANBUL İZLEYİCİSİNİN TİYATRO EDEBİ YOK'

Anadolu seyircisi nasıl?

İstanbul’dan daha saygılı ve meraklı. Ankara seyircisi de inanılmazdır. Cep telefonu çalmaz kimsenin. Burada bir vurdumduymazlık var. Tiyatro edebinin oluşmamasıyla ilgili. Maalesef çok kozmopolit bir kültür var İstanbul’da. Ben 100 kere tercih ederim Anadolu izleyicisini İstanbul izleyicisine.

En son geçtiğimiz yıl ‘Hıçkırık’ dizisinde izledik sizi. Televizyondan istediğiniz roller geliyor mu?

Son iki yıldır çok gelmedi. 2016’da, ‘İlişki Durumu Karışık’ta hevesle güzel bir rol oynamıştım. Ben bu konuda şanslıyım aslında. Genelde çok sevdiğim iyi roller oynadım. Ama oynamak istediğim daha çok rol var. Oyuncu milletini doyuramazsınız (Gülüyor).

Duygusal olarak nasıl bir dönemdesiniz?

Olgunluk dönemindeyim. Hayatla barıştım, manevi bir düzleme geçtim. Henüz yaşlanmamış olarak, üretken ve hayata çok güzel bakıyorum.

Yaş almanın sonuçlarımı bunlar?

Kesinlikle! Hayatın kaygılarından uzaklaşıyorsunuz. Çocuğunuz büyümüş oluyor. Maddi kaygılar bitiyor. Bir lokma, bir hırka dönemi geliyor ve kafanız başka şeylere yönelmeye başlıyor. Bu da çok sağlıklı bir ruh hali yaratıyor. Gençlikte daha bağlayıcı yükleriniz oluyor. Evlilik, kariyer, fiziksel takıntılar gibi.

Sizinle ilgili seksi kadın, güzel kadın algısı var çoğu insanda.

O biraz 30 yaşımdan sonra oluştu. Genç kızken hiç öyle değildim. Öyle hissettiğim dönemler de oldu tabii. Ama kafa olarak hep farklı bir yerdeydim. Fiziksel görüntümle hiç uğraşmadım. Belki de o çabasızlığım daha seksi algılanmamı sağladı. Özellikle uğraşsam beceremezdim büyük ihtimal.

Hayatınızı en baştan planlama şansınız olsa neleri değiştirirdiniz?

Daha az hata yapardım. Daha iyi yönetirdim bazı şeyleri. Ama genel olarak iyi bir hayat yaşadım. Her insanın hayatında farklı sorunlar var mutlaka. 50 yaşına gelen kimse “Süt liman yaşadım” diyemez herhalde. Çalkantılar olur her zaman.

Sizinle ilgili bir de ‘Zor kadın, arıza kadın’ imajı var. Bu tabirler gerçekte sizi ne kadar yansıtıyor?

Kötü kalpli insanla karşılaştığım zaman zor olurum. Kötü elektriği çok çabuk alırım. Onun dışında dünyanın en kolay insanıyımdır. Zannedildiği gibi olsa böyle bir kariyer yapamazdım uzun yıllar boyunca.

‘Kötü insan’ sizin için kimdir?

Kötü niyetli olandır. Mesela bana sık sık “Bu kadar kötü insanları nasıl iyi canlandırıyorsunuz?” derler. Zaten ancak iyi kalpli insanlar kötüyü iyi oynar. Çünkü kendiyle bir hesabı yoktur. Kendinde o kötülüğü taşımadığı için iyi gözlemler ve yansıtır. Kötü kendiyle yüzleşemeyeceği için kötüyü oynayamaz. Bakın Türk sinemasına, birkaç tane vardır kötüyü iyi oynayan kötü. O da zaten tek tip oyuncudur. Bir tek onu oynar.

'ÇOK YÜKSELİP SONRA DİPLERE VURUYORDUM'

'ÇOK YÜKSELİP SONRA DİPLERE VURUYORDUM'

Bir dönem alkol sorununuz çok konuşuldu. Oyunlarınızın provasına gitmediğiniz yazıldı...

Benimle çalışmak aslında kolaydır. Bir dönem bipolar rahatsızlığım nedeniyle bazı sorunlar yaşadım. Teşhis çok geç konulduğu için bazı konularda yanlış anlaşılmalar oldu. İyi bir tedavi sürecinden sonra artık her şey dengelendi. Ama ben bunu basınla paylaştıktan sonra şunu fark ettim. Türk dizilerinde nerede bir psikopat varsa bipolar diyorlar. Türkiye’de insanlar bu rahatsızlığın çok bilincinde değil.

Hastalığınızın tam olarak etkileri neydi size?

Çabuk yükselip sonra diplere vuruyordum. Aşırı mutlu ya da aşırı depresif oluyordum. Bu durum bir dönem hayatımı yönetilemez hale getirdi. Onun bir tedavi süreci vardı. 15 günde düzelen bir rahatsızlık değil bu. Birkaç senemi aldı. Özellikle yakınlarımı kaybettikten sonra birden hortladı. 51 yaşındaydım. Beş yıl önce. Zaten saklamadım, paylaştım sonrasında. Ama asıl sorun şundan kaynaklandı: Benim o dönem çalışmamam gerekiyordu. Ama öyle bir lüksüm yoktu. Banka müdürü olsam izin alıp evde oturabilirdim. Bu işi yapınca ister istemez dışarıya yansıdı.

Alkol sorunu hayatınızın ne kadarını kapsadı?

Hastalıkla başa çıkamadığınız için alkolle bastırmaya çalışıyorsunuz. O ikisi iç içe geçmiş bir sorundu. Yoksa bu kadar ağır alkol kullanımı olan bir insan bu kadar sene bu mesleği yapabilir miydi? Bakın alkol kullanımı olan birçok insan uzun yıllar bu meslekten uzaklaşıyor.

Şimdi tamamen geride kaldı mı o süreç?

Çok şükür! Ama tedavi zaten ömür boyu devam ediyor. Şeker hastalığı tedavisini bırakır mısınız? Benim durumum da öyle.

Normalde kendi üzerinizde tahakküm kurabilen biri misiniz?

İradem genelde güçlüdür, ama bu hastalıkla karşılaşınca çok bocaladım. İnsan bunu yaşadığı zaman mutlaka profesyonel yardım alması lazım. Ama Türkiye’ de çok acayip karşılanıyor. Aslında bana da çok dediler “Basınla paylaşma” diye. İyi ki paylaşmışım. Birçok insana faydam oldu. Çoğu insan benim sayemde tedaviye başladı. Hala tıp kongrelerine konuşmacı olarak gidiyorum. Her zaman da gideceğim.

Tüm bunların altında, özünde yalnızlık hissi mi vardı?

Yalnızlık tabii! Derdinizi anlatmakta zorluk çekiyorsunuz. İnsanlar tepkilerinizi anlamakta zorluk çekiyor. Özellikle Türkiye gibi doğulu toplumlarda bunları anlatmakta sıkıntı çekiyorsunuz.

Seyircide sonsuz krediniz olduğunu düşünüyor musunuz? Ne yaşarsanız yaşayın insanların hep sevip saygı duyduğu bir Nurseli İdiz var neticede...

Sonsuz bir sevgi var seyircimde. Onu yürekten hissediyorum. Bugüne kadar hiç saygısız bir tutumla karşılaşmadım. Her zaman saygı ve itibar gördüm. O da samimiyetimle ilgili bence.

Kişisel gündeminiz dışında nelerle meşgulsünüz? Türkiye gündemini takip ediyor musunuz?

Ediyorum tabii ki. Ve asla memnun değilim mevcut durumdan. Gerçi kim memnun ki zaten ben olayım. Türkiye’de insan hakları, özgürlük, ekonomik eşitsizlik, sanata kültüre gereken önemin verilmemesi... O kadar çok sorun var ki...

'TÜRKİYE'DE DAİMA GÜÇSÜZÜN SIRTINA BİNİLEREK YOL ALINIYOR'

'TÜRKİYE'DE DAİMA GÜÇSÜZÜN SIRTINA BİNİLEREK YOL ALINIYOR'

Şiddet ve taciz haberlerini okuyunca ne hissediyorsunuz?

İğrenme duygusu hissediyorum. Bu konuda bir türlü yol alınamıyor. Çünkü insan hakları hep ikinci planda. Toplumda bilinç yok. Daima birilerinin üstüne basarak bir hayat yaşanıyor Türkiye’de. Güçlü olan her zaman güçsüz olanın sırtına binerek yol alıyor. Hiçbir zaman eşit şartlar oluşmuyor. Adalet hızlı işlemiyor. Herkes kendi adaletini kendi sağlamaya çalışıyor. Dolayısıyla ezilen her zaman çarkların altında öğütülüyor.

Amerika’da geçtiğimiz yıl ‘mee to’ hareketi başlamıştı. Tacize uğrayan isimler tacizi yapanı ifşa ediyordu. Ama Türkiye o rüzgardan çok etkilenmedi. Bu neden hala bir tabu sizce?

Eğitimsizlik, iş kaybederim korkusu... Çok neden var. Özellikle bizim camiamızda iş almak kabiliyete değil de çoğunlukla ilişkilere dayandığı için, insanlar tacize de uğrasa iş kapmak için “Aman biraz daha uğrayayım da iş kapayım durumu” oluyor .O nedenle çoğu olayda kişiler özünde şikayetçi bile değil. Bizde öyle gelişmiş bir bilinç yok maalesef.

Sizin başınıza gelse tepkiniz ne olur?

Olay çıkarırım ben. Tabii canım. Direkt yani. Benim tavrım net olur. Gemileri o dakika yakarım.

'İNSANLAR GENÇLEŞMEK İÇİN ÇOK KOMİK KILIKLARA GİRİYORLAR'

'İNSANLAR GENÇLEŞMEK İÇİN ÇOK KOMİK KILIKLARA GİRİYORLAR'

Şu an 30 yaşınıza ışınlanma şansınız olsa yapacağınız ilk şey ne olurdu?

Valla Amerika’ya gider biraz daha oyunculuk üzerine farklı eğitimler alırdım. Farklı deneyimler yaşardım.

Yaşlanma duygusuyla aranız nasıl? Estetik müdahalelere nasıl bakıyorsunuz?

Yapacak pek bir şey yok. Ufak tefek düzeltmeler yapılır ileride ama Türkiye’de bu iş güzel yapılmıyor maalesef. Birkaç oyuncu arkadaşımı bir kokteylde görünce tanıyamadığım oldu mesela. Bizde beceremiyorlar o işi. Hele o tek tip meselesine girmek bile istemiyorum zaten. Yani benim yaşımda birini 35 gibi göstermeye çalışmak kadar komik bir durum olamaz. Çok komik kılıklara giriyor insanlar.

Gelecek 10 yılınızı nasıl hayal ediyorsunuz?

Geleceğim yaşta kuruyorum. Sağlıklı,iyi görünümlü...Tabii “Beyazlarım çıksın da ortada nine gibi dolaşayım” istemem. Yine bakımlı olayım, o başka konu. Ama 80 yaşına gelip de 55’im gibi dolaşmaya çalışmak da komik. Mühim olan sağlıklı ve iyi görünmek. Ben ona çabalayacağım. Gelecekten sağlık, huzur ve bereket istiyorum artık. Bir de gezmeyi çok seviyorum. Daha çok gezmeye fırsat bulursam ne ala!

Sıradaki haber yükleniyor...