Öldürmemeyi öğreneceksiniz

Öldürmemeyi öğreneceksiniz

2020’nin ilk altı ayında erkekler, 146 kadını öldürdü, 61 kadını taciz etti, 134 çocuğu istismar etti, 31 kadına tecavüz etti. Erkekler en az 291 kadına şiddet uyguladı. Bunlar sadece basına yansıyan rakamlar... Kadınları en yakınlarındaki erkekler öldürüyor. Kocaları, eski kocaları, sevgilileri... Faillere, erkek akrabaları yani kayınpeder, dünür, abi, kardeş de eklenince cinayetlerin yüzde 84’ü ‘yakındaki erkek’ tarafından işlenmiş oluyor. Alev Gürsoy Cimin / alev.gursoy@posta.com.tr

25 Temmuz 2020, Cumartesi 07:01 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Ünlü, zengin, profesör, aktör ya da sıradan biri… Hiç fark etmiyor. Erkek şiddetine her gün tanık oluyoruz. Peki, şiddet neden giderek artıyor? Kronikleşen bu duruma uzmanlar ne diyor? İstanbul Sözleşmesi neden önemli? Söz işin uzmanlarında…

CANAN GÜLLÜ

TÜRKİYE KADIN DERNEKLERİ FEDERASYONU BAŞKANI

TÜRKİYE ERKEK ŞİDDETİ KONUSUNDA SINIFTA KALDI KARNESİ SIFIRLARLA DOLU

Türkiye’nin şiddet karnesi ne durumda?

Önleyici kanunlar olmasına rağmen onları kullanmadığı için ülkemizin bol zayıflı bir karnesi var. 2008-2020 tarihleri arasında 3100 kadın cinayeti haberi medyaya yansıdı. Artan şiddet, kadınların yaşam haklarını ellerinden alıyor. Çok iyi kanunlar ve uluslararası sözleşmelerimiz olmasına rağmen kanunlar uygulanmıyor. Bu şiddet, hükümetin kadın politikasızlığından vazgeçmesi halinde durur. Ben ve kurumum buna inanıyoruz. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Kanunu, Avrupa Konseyi Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi ve İstanbul Sözleşmesi bizim için çok önemli kanunlardır.

Siz yaşamınız boyunca erkek şiddetine maruz kaldınız mı?

31 yıldır aktivist olarak sivil toplum kuruluşlarında çalışmaktayım. Hali hazırda ‘Acil Yardım Hattı’ adı altında kadın ve çocuk mağdurlara yönelik bir çağrı merkezi işletmekteyiz. İnsan hakları alanında şiddet konusu üzerine bir ödülüm var. Kadıköy’de erkek şiddetini protesto etmek adına katıldığım etkinlikte polis şiddeti nedeniyle sağ kolum ve sağ ayağımda şiddet emaresi taşıyan bir bireyim. Tüm bu deneyim ışığında ülkemin, kadın erkek eşitsizliği yansıması olarak kısa ve net tanımlayacağım bir sorunu var. Kadını birey olarak görmeyen, geleneklerin beslediği eril bir toplumda yaşıyoruz.

Kanunlar yeterli fakat uygulama sorunlu. Bunun nedeni nedir?

Son dönemlerde yargıda sonuca ulaşılmayan erkek şiddeti failleri cesaretlendiriyor. 43 kere yargıya müracaat eden Eskişehir’den Ayşe Tuba öldürüldü. 43 kez kolluğa ve yargıya giden bu arkadaş, İstanbul Sözleşmesi gereği fail tutuklansaydı ölmeyecekti. Isparta’dan Güleda Cankel, Kırıkkale’den Emine Bulut da sözleşme uygulanmadığı için katledilen kadınlardır. Ayrıca bu ülkede kaç kadın öldürüldü bilmiyoruz çünkü bir veri bankamız yok. 2019 yılında 28.360 yargıya intikal etmiş çocuk istismarı dosyası var. Bu buz dağının görünen yüzü. Uygulamadakiaksaklıklar kadınların, çocukların yaşam haklarını ellerinden alıyor. Bu nedenle İstanbul Sözleşmesi yaşatır.

Bir insanın canını koruyacak İstanbul Sözleşmesi neden ısrarla uygulanmıyor?

Şu çok iyi bilinmeli ki bu ülkede yasal mevzuat eksikliği yok, kadın politikasızlığı var. Bunu önleyebilecek irademiz ve gücümüz mevcuttur. İstanbul Sözleşmesi, Diyarbakır’da eski eşinin şiddeti nedeniyle, kendisinin yaralandığı annesinin öldürüldüğübir vakanın, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde (AİHM) yargılanması sonucuortaya çıktı. Her ayrıntının çok iyi düşünüldüğübu sözleşeme, 2014 yılından beri yürürlükte olmasına rağmen uygulanmıyor. Yemek tuzlu diye, kapı ve telefon geç açıldı diye öldürülen kadınlar var bu ülkede.

LILY LALE YILMAZ

BİLİNÇALTI UZMANI

ŞİDDET KORKUNUN İŞARETİDİR

Erkek şiddetinin temelinde hangi dürtüler var?

Bazı teoriler şiddetin doğamızda olduğunu savunurken bazı teoriler öğrenilebilir olduğunu savunuyor. Burada önemli olan, kaynak ne olursa olsun onu kontrol altına almaktır. Bunun en kalıcı yolu bilinçaltında temizlik yapmaktan geçer. Şiddete maruz kalmış bir çocuk ya da annesinin şiddete maruz kalışını izleyerek büyüyen bir çocuk için şiddet uygulamak doğal bir olay haline geliyor. Yaşamın yükü ağır geldiği her an etrafında kendinden zayıf gördüğü kişiye şiddet uygulayarak rahatlamaya çalışıyor. Bu şiddet psikolojik ya da fizyolojik olabiliyor.

Şiddet konusunda bilinçaltının etkileri neler?

Bütün hareketlerimizin ateşleme mekanizması bilinçaltında bulunuyor. Şiddet, aslında korkunun işaretidir. İnsan korktuğunda şiddete başvurur, çünkü elinde başka silahı yoktur. Kişi, şiddetin yer aldığı bir ortamda büyümüşse, yetişkin bir birey olduğunda şiddet ona doğal gelir. Hatta olması gerekenin bu olduğunu düşünür. 0-6 yaş arasında kişiliğimiz şekilleniyor. O yıllarda aldığımız kararlar bizi yönetiyor. Bu bilgiyle şiddetin neden bu kadar yaygın olduğu arasında büyük bir bağ var.

Şiddetin temelinde korku var, dediniz. Buna eşlik eden diğer duygular neler?

Korku ilk sırada. Dikkat edilirse, şiddete uğrayan kadın, erkeğe “Hayır” demiştir. Otoritesinin elden gittiğini hisseden, ilkel kalmış erkek, şiddete başvurur. Bu erkeklerin içinde büyük bir yetersizlik ve değersizlik duygusu vardır. Kadının söylediği, yaptığı ya da yapmadığı şeyler bu duyguları tetikler ve kontrolden çıkar. Çünkü artık kadını kontrol edemeyeceğini bilir. Bu da o kişiler için korkunç bir durumdur.

Şiddet dürtüsü yok edilebilir mi?

Hepimizin bütün hareketleri iki temel duygu çıkışlıdır: Sevgi ve korku. Şiddetin altındaki dürtü korku olduğu için onu oradan alıp yerine sevgi koyuyoruz. Hangi duygu öfkeyi harekete geçiriyor, onu buluyoruz. Çoğu zaman altından, ölmek, sevilmemek ve otoritesini kaybetmek korkusu çıkıyor.

MERAL SARIKAYA

UZMAN KLİNİK PSİKOLOG

ATAERKİL GELENEK ŞİDDETİ BESLİYOR

Erkekler neden şiddete bu kadar eğilimli?

Şiddet, bir güç ve kontrol yöntemi gibi normalleştirilerek ve yüceltilerek toplumun karşısına rol model şeklinde çıkarılırsa şiddet eğilimi artar. Hukuki, ekonomik, geleneksel, siyasal ve eğitimsel yapı içinde kadınlar ayrımcılığa uğruyor ve pasif bırakılıyor. Erkeğin, ataerkil geleneklerden kaynaklanan konumu erkek şiddetini besliyor. Ayrıca ailenin var olan yapısı, sıklıkla şiddet içeren davranışların ortaya çıkışında etkili olabiliyor. Aile içinde, sorunların çözümü için şiddet devreye giriyorsa bunu gören çocuğun ileride şiddet gösteren bir yetişkin olma olasılığı yükselir. İstismara uğrayan çocukların yüzde 30’u yetişkinliğinde şiddet kullanırken, uğramayanlarda bu oran yüzde 2-4 arasında kalıyor.

Şiddetin önlenmesi mümkün mü?

Dünyada çeşitli ülkeler ve etnik gruplarda yapılan çalışmalara göre erkek şiddetinin birçok ülkede bulunduğu gösterilse de dünyanın bazı bölgelerinde erkek şiddeti çok daha az. Birey, öfke yönetimini sağlıklı bir biçimde yapamazsa saldırgan eylem peşinden gelebilir. Bu durumda bir uzmandan mutlaka destek alınmalıdır.

Şiddete uğrayan kişi ne hisseder, neden susar?

Şiddete maruz kalanlar suçluluk, yalnızlık, korku, çaresizlik, kendine güvensizlik, gerginlik ve huzursuzluk hissederler. Bunun sonucu olarak bu bireylerde akut stres bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu, anksiyete, alkol ve madde bağımlılığı, depresyon gibi birçok psikiyatrik rahatsızlık görülme olasılığı ortaya çıkar. Kendine zarar verme davranışları veya intihar girişimleri de mümkün. Dolayısıyla bireylerin içinde bulundukları ruhsal süreçler, yardım arama veya yeni çözüm yolları geliştirmeye engel oluyor. Yoksa şiddetin hiçbir boyutuna hiçbir canlı boyun eğici davranmaz.

ASLI HATEMİ ÇELİK

AVUKAT

KADINLAR ARTIK DAHA CESUR ANCAK CEZALAR CAYDIRICI DEĞİL

Erkek şiddeti artmadı, sadece daha fazla duyar olduk. Kadınlar artık daha cesur. Şiddetin her türlü delilini korkmadan elde etmeye ve paylaşmaya başladılar. Bunda gelişen teknoloji ve sosyal medyanın gözle görülür etkileri oldu. Şu an hem kolluk hem de adli makamlar gerekli koruma tedbirlerini ivedilikle veriyorlar ancak erkek şiddeti için cezalar hiç caydırıcı değil.

Bu durum şiddete meyilli ve bunu adeta alışkanlık haline getirmiş insanları cesaretlendiriyor. Şiddetin ünlü ya da ünsüz camiası olamaz. Şiddet en büyük acizlik göstergesidir. Ünlü diye tabir ettiğimiz, kamuoyu tarafından sevilen, örnek alınan insanların şiddet uygulaması toplumumun geneli açısından son derece sorunlu. Konunun en mühim çözümlerinden biri ise cezai yaptırımların yeniden düzenlemesi ve doğru uygulanmasıdır.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder