”Öpüşürken geriliyorum”

”Öpüşürken geriliyorum”

Hem çok duygusal hem çok çılgın. Ve setteki öpüşme sahnelerinde geriliyor. 'Umutsuz Evkadınları' dizisiyle aşina olduğumuz Furkan Andıç şimdi 'Kaçak Gelinler'in Selim'i. Fotoğraflarından da anlaşılacağı üzere spor tutkunu olan oyuncu ile söyleştik

11 Ekim 2014, Cumartesi 05:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Röportaj: Çiğdem EZİLMEZ / cigdemezilmez@gmail.com

* Kasların göz alıcı. Bunlara sahip olmak için nasıl bir çaba harcadın?  Çok. Spor, yaşam tarzım. 12 yıldır lisanslı basketbol oynuyorum. Çekim aralarında bile uyumak yerine spor yapmak beni zindeleştiriyor. Ayrıca protein tozu kullandım.

* Spor salonunda olmak, ter atmak senin için ne demek? Rahatlık, özgürlük ve sorumluluklardan arınmış bir ruh hali...

* Nasıl bir ailenin çocuğusun? Annem Boşnak, babam Trabzonlu. Üç erkek kardeşiz.

* Yalnız mı yaşıyorsun? Ailemle yaşıyorum. Biraz dağınığım. Yalnız yaşarsam ne akşam spordan döndüğümde yemeğim hazır olur, ne düzenli beslenirim, ne uyku saatim düzene girer... Annem bu konuda harikadır! Ona ‘süper anne’ derim. Pek belli etmem ama anneciyimdir.

* Annen gibi bir kadın mı arıyorsun? Evet. Ama o kadar titiz ve ev hanımı olmasın. Eşim daha dengeli olsun, biraz da benimle ilgilensin.

'ANNEM İLGİDEN MEMNUN'

* ‘Kaçak Gelinler’de Selim rolündesin. Bu karakter için “Tam bana göre” der misin? Karakteri çok sevdim. Canlı, enerjisi yüksek ve istediğim ağırlıkta bir rol. Sahnelerim arttıkça Selim’in köşelerini daha belirgin çizdim.

* Sosyal medyada özellikle genç kızlardan sana mesaj yağıyor. “Yok artık bu da yazılır mı!” dediklerin oluyor mu? Geçen gün bir analiz yaptım ve biraz korktum. İzleyici grubumuz lise ve altı gibi... Sete geliyor, fotoğraf çektirmek istiyorlar... Görseniz bir mahzun, bir utangaçlar... Ağızlarından kerpetenle laf alırsın. Adını sorsan, ki soruyorum, cevap vermiyor. Anne-babaları yanlarındaysa bazen onlar yanıtlıyor sorumu. Ama kızların o ruh hali, bilgisayar başına geçtiklerinde “seni parçalarım”lara falan dönüşüyor. Tamam, bunu yüz yüzeyken söylemesinler ama biraz garip bir şey!

* Annen de okuyor mu o yazılanları? Annem çok memnun. ‘Aman da oğlumu sevsinler’ modunda...

* Kardeşlerin kıskanıyor mu seni? Hayır. Bizim fabrikada sıkıntı yok. Onlar benden yakışıklı: Sarışın, mavi gözlüler... Kendi çevrelerinde fazlasıyla fan’ları var.

 

*Sette aşka sıcak bakar mısın? Olabilir de olmayabilir de... Aşk dediğin şeyi, belli mekanda kısıtlayamazsın. Her yerde karşına çıkabilir.

* Şıpsevdi misin? Zor aşık olurum, çok seçiciyim. Duygusal bir yanım var ve insanları kırmayı hiç sevmem. Bazen bu konuda yanlış anlaşılabiliyorum. Karşı taraf başka bir şey hissediyor ama ben ona farklı gözle bakıyorum. Sonradan öğreniyorum farklı duyguları olduğunu...

* İlişkilerinde ilk adımı sen mi atarsın? Hiçbir ilişkimde ilk adımı atmadım. En uzun ilişkim de üç sene sürdü.

* Neden bitti? Bir insana değer verirsin ve bu insan o değeri bilir, kabullenir... Karşındakini yavaş yavaş tanıyorsun. Senin nelere kızıp kızmadığını, açıklarını kollamaya başladığı an, işler biraz sahtekarlığa dönüyor. O yüzden değerim bilinmedi diyebilirim. Bu yüzden bitti.

* ‘Kaçak Gelinler’deki öpüşme sahneleri çok konuşuldu. Ne hissediyorsun o an? Tedirgin oluyorum.

* Neden? Alt tarafı bir sahne değil mi? Gerçek olması gereken bir sahne... Ben de partnerim de o anda bir rolün içindeyiz. Bütün o kameralar, ışıklar varken romantik bir şey yaratmanız gerekiyor. Karşı tarafın ne söyleyeceği, ne yapacağı da çok önemli. Onu rahatsız edebileceğimi düşünürüm. O sahneyi bir kere değil, farklı açılardan belki sekiz kere çekiyoruz. Bu yüzden öpüşme sahneleri öncesinde ne istendiğini yönetmenle konuşmalıyım. Deneme-yanılma yöntemiyle doğrusunu bulacak değiliz.

* Başına bir şey gelmiş senin. Öyle anlıyorum. İlk öpüşme sahnem benim için travmadır. İsmini vermek istemediğim bir arkadaşımla romantik öpüşme sahnesini çekecektik. Yönetmenle konuşmak aklıma bile gelmemişti. Çekimden önce laflarımızın üzerinden geçerken kadın arkadaşım bana şöyle dedi: “Öyle çok abartılı bir şey düşünmüyorsun değil mi?” O anda ben kendimi kapattım. Sonuçta o sahneyi çektik. Öpüştük diyemem, suratlarımızı birbirine yapıştırdık sadece.

* Rol gereği ne kadar ileri gidebilirsin? Oyunculukta bunun sınırı olmamalı. Amacımız seyirciye en gerçekçi şekilde o duyguyu aksettirmek.

'GÜZEL GÜLEN KADINI BEĞENİRİM'

* “Güzel kadın” tarifin nasıl? Güzel gülen kadın, bence güzel kadındır. İçten bir kahkaha her zaman baktırır. Fiziksel olarak; hiç sarışın kız arkadaşım olmadı. Kiev’de bile esmerdi sevgilim. Zordu öylesi ama bulmuştum.

* Bir kadında tahammül edemediğin şey? Kıskançlık. Allahım, kanım çekilir!...

* Sen hiç kıskanmaz mısın? Eskiden deli gibi kıskançtım. Kıskandığım şeyler o kadar saçmaydı ki bir sonuca varmıyordu. Bana faydası olmadığını gördüm ve o duyguyu yendim.

KALABALIKTA POPOMU ELLEDİLER

* Hiç hayranlarının tacizine uğradın mı? Birkaç kez. Bodrum’da geçen yaz, kalabalık bir yerde elle tacize uğradım. Popomu ellediler. Kiev’de öğrenciyken de birkaç kez oldu. Kadınlar, erkekler kadar cüretkar.

* Tepki verdin mi? Tacize uğrayan kadın o an bir şey söyleyemiyor, çirkin hareket nedeniyle karşıdakinin adına utanıyor. Aynı şeyi hissettim. O kadın adına utandım, dönüp baktım, bu da ona yetti. Kadın bir erkeğe dokunduğunda ‘elbette gelecek’ diye düşünüyor ama öyle bir şey değil bu. İnsan bedenine sahip olmak bu kadar kolay ve duygusuz olmamalı.

'67 MODEL VOLKSWAGEN ARANIYOR!'

* Oyunculuktan kazandığın parayı nereye harcıyorsun? Biriktiriyorum. İngiltere veya Amerika’da kamera önü eğitimi almak istiyorum. Bir enstrüman çalmak, şan eğitimi almak gibi planlarım var. Aileme de yardım ediyorum.

* İlk iş ev almadın yani... Ne ev ne araba aldım. Zaten öyle spor araba tutkum filan yoktur. Klasik araba tutkunuyum. ‘67 model temiz bir Volkswagen arıyorum, buradan duyurulur! Mat siyaha boyatacağım.

* Çılgın yanların var mıdır? Var. Buradan çıkıp tık diye gidebilirim Çeşme’ye... En büyük çılgınlığım, 17 yaşında Kiev’e gitmekti. Liseyi bitirdim, sınava girdim, puanım özel üniversiteleri tutuyordu. Aileme yük olmak istemedim. Bir arkadaşımla sınavsız geçiş olan yurt dışındaki üniversiteleri araştırdık, bir buçuk ay sonra Kiev’deydik. Çat pat İngilizcem vardı.

*Rusça’yı orada mı öğrendin? Ukraynalı arkadaşlarla takıldım ve çok çalıştım. Bir hafta sonra Rusça okuyup yazabiliyordum. İsteyince insanın yapamayacağı şey yok.

* Kiev’den aklında kalan fotoğraf ne? Okul. İnanılmaz güzeldi.

* Hoppala! “Güzel kızları” demedin de “okul” dedin... Çok güzel kızlar vardı tabii! Ama flört etmeyi özledim orada okurken. Çünkü sevgili olmak hem kolay hem hızlı o ülkelerde. Türkiye’de bu işler yavaş ilerliyor ya... Bu konuda hiçbir Ukraynalı Türk kızının yerini tutamaz.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder