Oscar Wilde''ın çalınan yüzüğü 17 yıl sonra bulundu

Dünya edebiyatının en önemli isimlerinden yazar Oscar Wilde'ın yüzüğü, İngiltere'deki Oxford Üniversitesi'ndeki müzeden çalınmıştı. Yüzüğü çalan kişi sarhoş bir görevliydi. Yaklaşık 260 bin lira değerindeki yüzüğün, bin 112 liraya bir hurdacıya satıldığı ortaya çıktı. Ancak araştırmalar sonucunda yüzüğü satın alan kişiye ulaşıldı ve pazarlıkla yüzük geri alındı.

17 Kasım 2019, Pazar 09:32 Son Güncelleme:
A A
Oscar Wilde''ın çalınan yüzüğü 17 yıl sonra bulundu

İngiliz edebiyatının önemli isimlerinden Oscar Wilde'ın 18 ayar altın yüzüğü, Oxford Üniversitesi'nin müzesinde sergileniyordu. Yüzük, Oscar Wilde'den eğitim gördüğü Oxford'daki bir arkadaşına dostluk sembolü olarak verilen bir hediyeydi. 1876 tarihli yüzüğün 2002 yılında, sarhoş bir müze görevlisi tarafından çalındığı ortaya çıkmıştı. Yakalanan görevli 35 bin sterlin(yaklaşık 260 bin TL) değerindeki yüzüğü 150 sterline (bin 112 TL) bir hurdacıya sattığını söylemişti. Çalınan yüzüğün, şimdiye dek çoktan eritilip yok edildiği düşünülüyordu, ancak sanat dedektifi Arthur Brand, içinde Roma harfleri olan yüzüğün izini sürdü. Geçen 17 yılın ardından Oscar Wilde'ın yüzüğü, bulundu.

Hollandalı sanat dedektifi Arthur Brand, daha önce de 'Hitler'in Atları' heykellerini ve ressam Picasso'nun çalınan tablosunu bulmuştu.

Arthur Brand,sanat eserlerini bulabilmek için suç dünyasındaki karanlık kişilerle irtibata geçmek durumunda kalıyor.

Arthur Brand, yüzüğü elinde bulunduranlara ulaştı ve pazarlıkla yüzüğü aldı. İçinde arkadaşlıklarını ölümsüzleştiren Roma harfleri olan yüzük, 4 Aralık’ta Oxford’a iade edilecek.

18 ayar altından yapılan yüzüğün içinde 'Sevgi dileyen kişiye, sevgiden bir hediye' yazıyor. Yüzük Oscar Wild ve Reginald Harding tarafından diğer arkadaşları William Ward'a hediye edilmişti.

Oscar Wilde kimdir?

Oscar Wilde, 16 Ekim 1854‘te Dublin‘de ailesinin ikinci çocuğu olarak doğdu. Babası, dönemin ünlü doktorlarından William Wilde, annesi, İrlanda’nın İngiltere‘den bağımsızlığını savunan devrimci şiirleriyle dikkat çekmiş yazar Jane Francesca Elgee idi.

Wilde’ın üçü gayrımeşru, beş kardeşi vardı. Kendisinden üç yaş küçük kız kardeşi Emily‘nin henüz on yaşındaki ölümü, Wilde’ın çocukluk döneminin en sarsıcı olayı oldu. Ünlü yazar, kardeşinin saçlarından bir tutamı ömrünce üzerinde taşıdığı küçük bir zarfta saklayacaktı.

Wilde’ın öğrenim dönemi çeşitli burslar kazanmasını sağlayan başarılarla geçti. 1874‘te Oxford Magdalen College’den mezun olduktan sonra sanat eleştirmeni olarak çalışmaya başladı.

1878‘de Ravenna adlı şiiriyle Newdigate Ödülü‘nü Londra‘ya yerleşti. 1881‘de Poems (Şiirler) adlı ilk kitabı basıldı.

Aynı yıl, estetik konferansları vermek üzere A.B.D.‘ye geçti. Başlangıçta dört ay olarak planlanan elli konferanslık dizi yaklaşık bir yıl sürdü ve Kanada‘dakilerle birlikte Wilde, dokuz aylık bir süre içinde yüz kırkın üzerinde konferans verdi. Bu dönemde Amerikalı yazar ve şairler Henry Longfellow, Oliver Wendell Holmes ve Walt Whitman‘la tanıştı ve bir yıl sonra New York‘ta sahnelenecek olan Vera adlı oyununu düzenledi.

Kuzey Amerika dönüşü üç yıl Paris‘te kaldı. 1883‘te Duchess of Padova (Padova Düşesi) adlı oyunu yazdı. 1884‘te Constance Lloyd‘la evlendi. İki yıl içinde bu evlilikten iki erkek çocuk sahibi oldu.

1887‘de Woman’s World Dergisi‘nin editörlüğünü üstlendi. Aynı yıl Dünyanın Tek Gerçek Hayaleti‘ni (Canterville Hayaleti) kaleme aldı. Bundan sonraki altı yıl, Wilde’ın yazarlık hayatının en verimli dönemi oldu. Çocuk öykülerinden oluşan iki kitap, 1890‘da bir Amerikan dergisinde yayınlanan tek romanı Dorian Gray’in Portresi, A Woman of No Importance (Önemsiz Bir Kadın), An Ideal Husband (İdeal Bir Koca) ve The Importance of Being Earnest (Ciddi Olmanın Önemi) adlı oyunları bu dönemde yayınlandı.

“Dorian Gray’in Portresi”, 1891‘de kitap haline getirildi ve içerdiği homoerotik öğeler, şiddetli tepkilere yol açtı. Aynı kitap daha sonra Wilde’ın kaderini belirleyecek davalarda kanıtmışçasına kullanıldı. Bununla birlikte aynı dönemde yazılan oyunları büyük beğeni topladı ve onu zamanının en önemli oyun yazarlarından biri haline getirdi.

Oscar Wilde, 1891‘de Queensberry Markisi‘nin üçüncü oğlu, üniversite öğrencisi Lord Alfred (Bosie, Douglas)la tanıştı. Kısa süre içinde çift dört yıl sürecek bir aşk yaşamaya başladı.

1895‘te Wilde, oğlunun kendisiyle ilişkisini tasvip etmeyen ve kendisine kamu önünde hakaret eden Queensberry Markisi’ni iftira suçlamasıyla dava ettiyse de bir süre sonra davayı geri aldı. Ancak Marki’nin Wilde aleyhine açtığı dava, yazarın “gayrıtabii davranışlar”dan iki yıl kürek cezasına çarptırılmasıyla sonuçlandı. Tutuklanmasıyla birlikte evinde bulunan her şey 25 şilinlik bir bedelle satıldı.

Yazarın torunlarından birinin deyişiyle; “Krallık, çağının kibirli ikiyüzlülüğüne meydan okumaya cesaret etmiş parlak ve öfkeli bir hayatın yirmi yılını sembolik olarak kendisinden koparmıştı.”

1897‘de hükümlülüğü sırasında sevgilisine yazdığı mektuplardan oluşan De Profundis‘i derledi ve aynı yıl serbest bırakıldı. Hayatının kalan kısmında Sebastian Melmoth adını alarak Avrupa‘nın çeşitli ülkelerinde amaçsızca dolaştı; bu arada mahkumiyetinin geçtiği yerin adını taşıyan Reading Zindanı Baladı‘nı yayınlandı.

Wilde, bir süreliğine Alfred Douglas’la yeniden bir araya geldiyse de, birliktelikleri çok kısa sürdü. Tutuklanmasından sonra eski aile adlarından biri olan “Holland”ı soyadı olarak alan eşi, çocuklarını alarak İsviçre‘ye göçmüş ve 1898‘de orada ölmüştü. Oscar Wilde, 30 Kasım 1900‘de Paris’te öldü ve Pere Lachaise Mezarlığı‘nda gömüldü.

Posta.com.tr

Sıradaki haber yükleniyor...
SIRADAKİ HABER Pablo Escobar'ın bilinmeyenlerini kitapta anlattılar