'Para kazanmak için hayatı harcıyoruz ama para harcayarak hayatı kazanamıyoruz'

‘Mandıra Filozofu’ filmi hepimizi derinden etkiledi. Şehrin gürültüsü ve kalabalıklar içinde hayatı ve kendimizi unuttuğumuzu yüzümüze tokat gibi vurdu

11 Mayıs 2019, Cumartesi 08:30
A A
'Para kazanmak için hayatı harcıyoruz ama para harcayarak hayatı kazanamıyoruz'

Filmin baş kahramanı Müfit Can Saçıntı ile bir araya geldik. ‘Çocuklar Duymasın’ ve ‘Seksenler’ gibi dizilerde yönetmen ve oyuncu olarak karşımıza çıkmıştı ama Mandıra Filozofu tiplemesiyle daha çok öne çıktı.

Nasılsınız, hayat nasıl gidiyor şu sıralar?

Hep turnedeyim. Turneyi gözünden vuruyorum. Avrupa’nın yaklaşık 60 şehrinde ‘Lafını Esirgemeyenler’ oyunumu oynamış olacağım. Organizatörlerin dediğine göre bu bir rekormuş.

DOĞADA İNSAN DIŞINDA BAŞKASI İÇİN ÇALIŞAN CANLI YOK

Çok yoğunsunuz. Hani siz çalışmaya karşı olan bir filozoftunuz?

Başkası için çalışmaya karşıyım. Çünkü doğada kendinden başkası için çalışan, insandan başka canlı yok. Yani tavşanlar patron tavşan, işçi tavşan diye ikiye ayrılmıyor. Konfüçyüs “Sevdiğiniz bir işi yaparsanız, bir gün bile çalışmış sayılmazsınız” demiş. Ben de sevdiğim işi yapıyorum ve beni çalışmış saymanıza itiraz ediyorum.

Ömrünüzün çoğunu senaryo yazarlığına vermiş biri olarak yürüdüğünüz yol sizi ne kadar mutlu etti?

Sıkıntılar çekiyorum ama mutluyum. Çünkü sıkıntı ile mutsuzluk aynı şey değil. İnsan sevdiği işi yapınca sıkıntı çekse de mutlu oluyor. Mizahımız hâlâ özellikle internette canlılığını koruyor. Ama sinema ve televizyonda politik mizah eksik kalıyor.

İNSANLARA İLGİNÇ GELECEK BİR HAYAT YAŞAMIYORUM

Nasıl bir hayat yaşıyorsunuz?

Gece hayatı yaşamam, gündüz hayatı yaşarım. Turnede değilsem gece evimde takılırım. Açıkçası insanlara ilginç gelecek bir hayatım yok. Okuyorum, film izliyorum, ailemle ilgileniyorum.

Yıllarca bir çok dizi ve filmde rol aldınız ama ‘Mandıra Filozofu’ filmi ile 7’den 70’e herkesin tanıdığı bir isim oldunuz.

Yıllardır kamera arkasındaydım. Seyircinin ekrana bakınca kamera arkasını görmemesi çok doğal. Ayrıca şöhret bir amaç değil sonuç olmalı. Bizimki de öyle oldu.

‘Mandıra Filozofu’ ile hayatımızı yeniden sorgulamamıza neden oldunuz. Böyle bir hayat mümkün mü?

Değerli hayatımızı değersiz şeylere harcıyoruz. Mümkün ama kapitalist sistemde Mandıra Filozofu olmak bile para istiyor. En azından arazi almak için para gerekiyor. Babadan dededen kalmadıysa...

‘Mandıra Filozofu’ ile benzer yanlarınız var mı?

İkimiz de pelteğiz. Hahaha! Esprileri, abartıları çıkartırsak geriye kalan temel düşüncelere katılıyorum. ‘Mandıra Filozofu’nda yer alırken, senaryoyu yazan üç yazardan biriydim. Kendi yazdığım bölümlerde kendimden çok şey kattım.

PELTEKLİĞİM SAYESİNDE SEMPATİK OLUYORUM

Hafif peltek ve çok tatlı bir konuşma tarzınız var.

Pelteklik yüzünden “Seni seviyorum” derken bile romantik değil, sempatik oluyormuşum.

Bu karakter sizle o kadar olarak tanımaya başladılar.

Ben sıfat olarak düşünür değilim ama fiil olarak düşünürüm. Herkes gibi... Yeni bir şey söylesek bu kadar etkili olmazdı. Çünkü yeni şeylerin algılanması, kabullenilmesi zaman alır.

Bu filmden etkilenenler çok olmuştur. Buna dair ilginç bir anınız var mı?

Ben telefonla konuşurken bir seyirci elime vurup, telefonu düşürmüştü. “Ben senin filmini izledim, telefonu bıraktım. Sen telefon kullanmaya utanmıyor musun?” dedi. Üstelik ciddiydi. Bazen esnaf “Abi sen paraya karşısın” diyerek para üstü vermiyor. Ama onlarınki şaka tabi... Mesela yeni bir evli çift gelip “Nasıl mutlu oluruz?” diye soruyor. Ben de artık çok geç, evlenmişsiniz, diyorum.

BEYiN ÖZGÜR DEĞİLSE RUH KÖLEDİR

“Beyin ve ruh özgürleşmesi şart” diyorsunuz. Bunu açar mısınız?

Beyinin özgür değilse ruhun köledir. Doğada da sarayda da mutlu olamazsın. Ama beynin özgürse hapishanede bile özgür hissedersin... Ezberler, alışkanlıklar, önyargılar ve korkular beyne kelepçe vurur.

Hayatı kolaylaştıracak tavsiyeleriniz neler?

Tanımadığınız biri size gülse, ona kızabilir misiniz? Kızamazsınız. Öyleyse herkese gülümseyin. Hak eden insanları övün, takdir edin. Sevdiğiniz herkese sevdiğinizi söyleyin...

Hayatın zamanın kıymetini biliyor muyuz acaba?

İnsan para kazanmak için hayatını harcıyor. Sonra para harcayarak bir hayat kazanamıyor maalesef.

Tiyatro da kariyerinizin bir parçası. Sinema mı, dizi mi yoksa tiyatro mu?

Tiyatroda canlı alkışı, kahkahayı hissetmenin hazzı çok başka. Seyirciyi gözlemleme şansı da veriyor. Ama sinema daha kalıcı. ‘Seksenler’ gibi de kalıcı ve özel diziler yönetmek isterim.

‘Seksenler’ in tekrarları çok izleniyor. Bunun büyüsü nerede?

Çerçeveyi çizdikten sonra oyuncuları o çerçevede özgür bıraktım. Senaristlerin pek hoşuna gitmese de bazı oyuncuların doğaçlama yapmasına izin verdim. Bir de bizim sette bağırmak çağırmak yasaktı. Mutlu ve huzurlu çalıştık.

İNSANLAR KÜÇÜK MUTLULUKLAR YARATMAK KONUSUNDA TEMBEL

Sosyal medya ile aranız nasıl?

Seviyeli bir ilişkimiz var. Ama bazen takipçiler “Şunu niye kınamadın, şunu niye kutlamadın?” gibi söylemediğim sözlerin hesabını soruyorlar. Sosyal medya duyguların resmi gazetesi değil ki! Orada yazmadığımız duygular yürürlüğe mi girmiyormuş? Hahaha!

Filmlerinizde illa sosyal mesaj verme kaygısı var sanki...

Kıssadan hisse dediğimiz şey ülkemizin kültürel genlerinde var. Günlük hayatımızda bile gördüklerimizi bir de duyma ihtiyacımız var. Eve gelen birini görüyoruz ama “Geldin mi?” diye soruyoruz. Bazen ben de seyircinin gördüğü şeyleri bir daha söyleme ihtiyacı duyuyorum.

Sizin için Ekşi Sözlük’te “Lüks bir hayat yaşayıp kapitalizm düşmanlığı yapan şovmen” denmiş...

Evim, arabam yok. ‘Yaşamak Güzel Şey’ filmimden dolayı bitmek bilmeyen borçlarım var. İstesem de lüks yaşayamam. Ayrıca lüks bir yaşam sürsem bile bu kapitalizmi eleştirmeme engel değil.

Genelde insanlar hep bir şeylerden şikâyet ediyor. Sizce insanoğlunun en büyük sorunu ne?

Mülkiyet! İnsanlık tarihine baktığımızda barışın olduğu tek dönem var; o da mülkiyetin olmadığı avcı-toplayıcı dönem. Ne zaman ki mülkiyet ortaya çıkmış, sorunlar ondan sonra başlamış.

ALEV GÜRSOY CİMİN

alev.gursoy@posta.com.tr


Sıradaki haber yükleniyor...
SIRADAKİ HABER Sunucu Tanem Sivar’ın köpeklerini zehirleyen kişi hakkında karar çıktı