Pelin Karahan: Tatlı, seksi, dişi, vahşi gibi sıfatlandırmalara karşıyım. Hepsi kadınların içinde zaten var

Pelin Karahan: Tatlı, seksi, dişi, vahşi gibi sıfatlandırmalara karşıyım. Hepsi kadınların içinde zaten var

Onu ‘Kavak Yelleri’yle tanıdık. Hep başarılı projelerde yer aldı. Ama kariyerinin en parlak döneminde evlendi ve iki çocuk dünyaya getirdi. “Tabii ki fedakarlık yaptım ama hiç pişman değilim” diyor. Şimdi yeni dizisi ‘Kıbrıs Ada Kışı’yla ekrana dönmeye hazırlanıyor. Yeni filmi ‘Dalgalar ve İzler’ de yolda. Pelin Karahan'la hem yeni projelerini hem de hakkında merak edilen her şeyi konuştuk. Oya Çınar / oya.cinar@posta.com.tr

24 Ocak 2021, Pazar 07:01 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

İki yıl aradan sonra ‘Kıbrıs Ada Kışı’ dizisiyle ekrana dönüyorsunuz. Bir de film çektiniz…

Filmimiz birkaç hafta önce bitti. Diziye de çok yeni başladık, yarın ilk sete çıkacağım. Bir dönem dizisi. Ben daha önce de ‘Muhteşem Yüzyıl’da dönem oynamıştım ama bu bambaşka bir hikaye. 1963’ten itibaren sonraki 10 yılı, Kıbrıs’ta yaşayan Türklerin gördüğü zulmü anlatıyor. Gerçek bir hikaye olmasından da çok etkilendim.

Film nasıl bir film oldu?

Dalgalar ve İzler’ bir anne kızın hikayeni konu alıyor ama özünde bir kadın hikayesi aslında. Bir kadının eşinden ayrıldıktan sonra karşılaştığı ekonomik zorlukları; hem fiziksel hem psikolojik olarak her alanda karşılaştığı şiddeti anlatıyor.

Size bu ardı arkası kesilmeyen şiddet haberleri ne hissettiriyor?

Herkes gibi ben de çok üzülüyorum. Sanki biz “Yeter” dedikçe daha çok yapılıyor. Sosyal medya sayesinde daha görünür oldu, bu sayede biz daha çabuk bir araya geliyor ve tepkimizi veriyoruz ama sanki görünür oldukça da daha çoğaldı gibi garip bir sarmala dönüştü. İnsanlar “Biraz yatar çıkarım” diye bakıyor sanırım. Çünkü cezaların yeterli caydırıcılığı yok.

TÜRKİYE’DE KADIN OLMAK ZOR, BUNU HEPİMİZ HER ALANDA YAŞIYORUZ

Siz, kendi hayatınızda, kadın olmanın kısıtlayıcı yanlarına maruz kaldınız mı?

Genç kızken de büyürken de büyüyünce de hepimizin karşılaştığı bir durum bu. Hayatınız boyunca aklınızdan çıkmıyor. Gerek iş hayatınızda, gerek gündelik hayatta… Türkiye’de kadın olmak zor. Dolayısıyla tabii ki yaşadım. Ama sadece bizim sektörümüzde değil, her alanda var olan bir şey. Ben Turizm İşletmeciliği okudum. Okuduğum mesleği yapmamamın nedenlerinden biri de budur. Staj yaptığım dönemde kadınların o alanda yaşadığı zorlukları çok tecrübe ettim.

Oyunculuk bu anlamda daha mı rahat bir alan?

Değil aslında ama başınıza ne geldiği kadar, sizin ona karşı geliştirdiğiniz tutum da çok önemli. Hayatım boyunca güçlü, kendi ayakları üzerinde duran bir kadın olmaya çalıştım. Mesela oğlum diyordu ki “Sen neden işe gidiyorsun? Babam gidiyor zaten.” “Çünkü anneler de çalışır, anneler de para kazanmak zorunda” diye cevap veriyordum. İki tane oğlum var, onları da bu konuda hep doğru yönlendirmeye çalıştım.

SICAKKANLIYIM AMA DURMAM GEREKEN YERİ HEP BİLİRİM

Hakkınızda şöyle bir yorum okudum: Çok samimi gözükse de hep bir mesafesi var. Doğru mu?

Aslında o biraz kimin beni hangi durumda gördüğüyle alakalı. Genellikle yakından tanımayanlar öyle düşünür. Ben çoğunlukla samimi ve yakınımdır. Hatta eskiye göre daha samimi ve sıcak davranabiliyorum. Ama iş ilişkilerimde de arkadaşlıklarımda da durmam gereken yeri bilir ve korurum. Kimsenin özeline çok girmem. Bazen samimiyetle o özel alanı ihlal etmek birbirine karıştırılabiliyor.

Genellikle ilişkilerinize yüzde yüz güven duygusuyla mı başlarsınız yoksa zaman içinde mi güvenirsiniz?

20 yaşında olsam buna çok farklı cevap verirdim ama şimdi 36 yaşındayım ve biraz daha tecrübe ettim çoğu şeyi. Duvarım yoktur, çabuk ilişki kurarım ama her şeyini hemen paylaşır mısın dersen, hayır. Dostluk başka arkadaşlık başka denir ya, şimdi onun daha idrakındayım. Ama bazen de birine o kadar çabuk ısınır ve severim ki bir anda her şeyimi anlatabilirim. (Gülüyor) Kendim de iyi bir dinleyiciyim ve çok güzel sır saklarım. İyi bir sırdaş olduğumu düşünüyorum.

HİÇ UÇ NOKTALARI OLAN BİRİ DEĞİLİM, HAYALLERİM BİLE UÇUK KAÇIK DEĞİLDİR

Hep çok popülersiniz ama neredeyse adınız en küçük sansayona karışmadı bugüne kadar…

Ben bunun için özel bir çaba sarf etmedim. Biraz yapımla ilgili. Zaten öyle biri değilim. Hep uzun ilişkiler yaşadım. Aile hayatını hep çok sevdim. Ama ünlü olduktan sonra “Şöyle yaparsam sonuçları bunlar olur” gibi bir tavır içine hiç girmedim. Özetle ben kendim oldum ve sonucu bu oldu.

Birazcık dağıtmak, şımarmak istediğinizde ne yaparsınız?

Ben, hiç uç noktaları olan biri değilim. Hayallerim, hedeflerim bile hep daha ulaşılır, makul şeyler olmuştur. Hiçbir zaman uçuk kaçık hayalleri olan biri olmadım. Mutlu olmak için de büyük şeylere ihtiyaç duymuyorum.

KİMSENİN HAYATI KUSURSUZ DEĞİL AMA BARDAĞIN DOLU TARAFINA BAKARIM

Dışarıdan bakıldığında kusursuz bir tablo var. Çok güzelsiniz, gençsiniz, evli ve mutlusunuz. Her şey göründüğü gibi mi?

Hiçbir şey, hiç kimse mükemmel değil. Hepimizin kendi içinde kusurları var. Tabii ne kadarını yansıtıyoruz o ayrı bir şey. Ama benim de sinirli, üzgün, gergin ve mutsuz olduğum zamanlar oluyor. Mutlaka yolunda gitmeyen bir şeyler oluyor ama zaman içinde bardağın hep dolu tarafını görmeyi öğrendim.

KENDİMLE GURUR DUYUYORUM

Kat ettiğiniz mesafeye bakınca, kendinizle ilgili en gurur duyduğunuz yanlarınız neler?

Valla kendimle gurur duyuyorum, bunu insanın kendine söylemesi doğru mu yanlış mı bilmiyorum ama (Gülüyor) bu iyi bir şey bence. Nereden nereye geldim? Kendi başıma neler başardım? Hayallerimi ne kadar gerçekleştirdim? Bunun fakında olmak beni mutlu ediyor.

Seksiliği kendinizle bütünleştirmediğinizi söylemişsiniz. Her kadın içten içe biraz seksi bulunmayı istemez mi?

Ben şuna inanıyorum; her kadının içinde her duygu var ama ortam, kıyafet, takındığınız tavır… Bunların hepsi yeri geldiğinde onları ortaya çıkaran şeyler.

Ben bu cümleyi okuyunca, sizin özellikle bunu tercih etmediğinizi düşündüm.  

Hayır, tercih edip etmeme durumu değil. Sadece kadınlara belli sıfatların yapıştırılmasını doğru bulmuyorum. Her kadın hem tatlıdır, hem seksidir, hem biraz asidir. Bunların hepsi bizim içimizde var. Farklı durumlarda farklı yanlarımız ortaya çıkıyor. O yüzden tek bir tanımlamayla sıfatlandırma yapmak doğru değil. “Bu tatlı, bu seksi, bu vahşi, bu dişi…” Neye göre kime göre? Biz zaten gerektiği yerde gerekli sıfatlarımızı öne çıkarabiliriz. Bunun dışarıdan dayatılmasına karşıyım.

EVLİLİĞİM İÇİN KARİYERİMDEN TABİİ Kİ FEDAKARLIK YAPTIM AMA KALDIĞIM YERDEN DEVAM EDİYORUM

Kariyerinizin en top noktasında evlendiniz. Hiç “Acaba kariyerimden çok mu fedakarlık yaptım?” diyor musunuz?

Tabii ki yaptım. Benim durumumdaki birçok kadın bunu tercih etmezken ben evlenip üzerine bir de iki çocuk yaptım. (Gülüyor) Bu da ister istemez bir süre sektörden mecburi ayrılık getirdi. Ama “Pişman mısın?” dersen hayır! Çünkü aile kurmayı ve çocuklarımın olmasını hep istiyordum. Zaten şimdi belirli bir yaşa geldikleri için rahatlıkla devam ediyorum işime. Çalışmayı hep çok sevdim. 17 yaşımdan beri kendi paramı kazanıyorum. Bana “Otur” dense de oturamam.

Peki o hep söylenen, ‘evlilik aşkı öldürüyor’ klişesine ne söylersiniz?

Kesinlikle evlilik aşkı öldürmüyor ama dönüştürüyor. İçine güven ve sorumluluk duygusu giriyor… Hele çocuk olduktan sonra bambaşka bir hal alıyor. Çok sevdiğiniz bir yemeği düşünün, onu ilk tattığınız anla sonraki anda aynı duygu olmayabilir. Ama her seferinde yine severek yemiyor musunuz o yemeği? Bilmiyorum doğru bir örnek oldu mu ama (Gülüyor) biraz bunun gibi.

SADECE KENDİMİ MUTLU ETMEK İÇİN NE YAPTIĞIMI HATIRLAMIYORUM

Sadece kendinizi mutlu etmek için en son ne yaptınız?

Bu çok enteresan bir soru oldu şu an. Bir yarama parmak bastın galiba. (Gülüyor) Ben, çevremdeki herkesi mutlu etmeyi çok seviyorum, o yüzden yaptığım her şeye sevdiklerimi dahil ediyorum. Sadece kendim için ne yaptığımı hatırlamıyorum sanırım. Spor yapıyorum, bu sayılır mı?

En son başka birini mutlu etmek için ne yaptınız?

Çok yakın zaman olduğu için yılbaşı geldi aklıma. Herkesi mutlu etmek için onların seveceğini düşündüğüm hediyeler aldım tüm aileme, Noel Anne gibi.  

Size ne ayıp gelir?

Benim kafamda ayıplarım vardır… İlk aklıma gelen, bir ortamda birini haksız yere rencide etmek mesela… Bu bana çok ayıp gelir.

Sizi en mutlu eden iltifat nedir?

“Ne kadar düşüncelisin.” Bunu duymak hep mutlu eder beni. 

Sıradaki haber yükleniyor...
holder