Perihan Ünlücan: Benimle yakın olmak biraz mesai ister, hemen samimiyet kuramam

Perihan Ünlücan: Benimle yakın olmak biraz mesai ister, hemen samimiyet kuramam

Açık sözlü, net, düşündüğünü direkt ifade ediyor. Daha önce ‘Kış Masalı’, ‘Hatırla Gönül’, ‘Karadayı’ gibi başarılı işlerde izledik. Yakında Kanal D’nin fenomen dizisi ‘Arka Sokaklar’da gerçek bir hak savunucusu olan Avukat Başak rolünde izleyeceğiz. Perihan Ünlücan ile hem yeni dizisine ve rolüne hem de hayata dair konuştuk. Oya Çınar / oya.cinar@posta.com.tr

06 Eylül 2020, Pazar 07:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Kanal D’nin bir ekran klasiğine dönüşen dizisi ‘Arka Sokaklar’ın ekibine dahil oldunuz. Nasıl gelişti, nasıl hissediyorsunuz?

Bir telefonla (Gülüyor), şaka bir yana, hakikaten Erler Film, ben ve menajerim arasında geçen tatlı konuşmalar, Başak karakterinin yolculuğu, değerlendirmeler derken her şey çok hızlı oldu. Malum, pandemi dönemi ve yüz yüze buluşmalar oldukça azaldı. Biz de süreci telefonla gayet güzel bir şekilde yürüttük ve ekibe dahil oldum. Kelimenin tam anlamıyla çok mutlu ve huzurlu hissediyorum.

15 YILLIK BİR PROJEYE DAHİL OLMAK BAŞTA KORKUTUCUYDU

Yeni bir işin içinde yer almaktansa zaten çok başarılı olan bir işe dahil olmak arasında nasıl farklar var?

Tabii ki 15 yıllık bir projenin içine dahil olmak başta korkutucuydu. Uzun yıllar birbiriyle çalışan bir ekip, hep zirvede bir proje, “Beni neler bekliyor?” diye biraz endişeliydim açıkçası. İlk set günü çok heyecanlıydım, belli etmiyordum ama içimde yaşadıklarımı ben bilirim. Ama sete girdiğim ilk dakikadan itibaren herkes beni o kadar rahatlattı ki…  Herhalde gözlerimden o heyecanımı anladılar. Herkes evimdeymişim gibi hissettirdi. Kendimi çok şanslı hissediyorum.

BAŞAK, GERÇEK BİR HAK SAVUNUCUSU GÜÇLÜ BİR KADIN KARAKTER

Avukat Başak rolünde izleyeceğiz sizi. Başak nasıl bir kadın? Sizi heyecanlandıran yanları neler?

Güçlü bir kadın karakter Başak. Gerçek bir hak savunucusu. İşi onun için çok önemli ama doğrunun, iyinin yanında olup yanlış giden şeyleri değiştirmezse işinin bir önemi olmadığını bilecek kadar da idealist. Her oynadığım karakter çok heyecanlandırıyor beni. Ailesinden, eğitimine, giyiminden, mesleğine, arkadaşlarına kadar bambaşka birisine dönüşüyorsunuz. Bu yüzden her yeni karakter heyecan verici bir serüven oluyor.

Genellikle avukatlar çok hırslı, tuttuğunu koparan ve mücadeleci tipler olur. Başak da öyle mi?

Hırslı, mücadeleci ve tuttuğunu koparan bir avukat kesinlikle ama adalet yerini bulsun diye tüm uğraşı. Ben, televizyonda bir kadın karakterin, tuttuğunu koparan ve mücadeleci olmasını müthiş bir keyifle izliyorum.  Şimdi bir de böyle bir karakteri oynamak çok değerli benim için.

Kendinize yakın bulduğunuz yanları neler?

İnsan davranışları şartlar dahilinde şekillenir. Başak'ın da Perihan'ın da şartlar dahilinde benzer tepkileri ya da hiç uyuşmayacak tepkileri vardır. Artık hayata dair “Bunu asla yapmam, bu olmazsa olmaz gibi” cümlelerim yok. Zaman, şartlar her şeyi değiştirebilir, buna inanıyorum.

Daha önce ‘Kış Masalı’, ‘Hatırla Gönül’ gibi dizilerde izledik. Kenan İmirzalıoğlu ile bir reklamda oynadınız. Kariyer yolculuğunuza bakınca, sizi en ileri taşıyan rolünüz hangisiydi sizce? 

Ben çok şanslı bir oyuncu olduğumu düşünüyorum, hep çok güzel projelerde iyi yönetmenlerle ve başarılı oyuncularla çalıştım. Her projem beni ileriye taşımıştır. Çok güzel yazılmış karakterleri, çok iyi rejisörlerle çalışarak canlandırma fırsatınız olursa, ilerlememeniz mümkün değil. Ama tabii ‘Karadayı’ çok başka bir tecrübe olmuştur benim için. İki yıl boyunca hem Nilay hem Zehra olmak çok keyifli ve öğreticiydi.

ŞİMDİ OLSA YİNE KONSERVATUARDA OKUMAYI DEĞİL FİZİK OKUMAYI İSTERDİM

Fizik okuduğunuzu öğrenince çok şaşırdım. Sonra ne oldu da kendinizi setlerde buldunuz?

Gül Oğuz sayesinde başladım oyunculuğa. Bir konserde tanıştık ve bana “Sen oyuncu olmalısın” dedi. Ama üniversite daha bitmemişti, sonra bitirdim ve Gül Hanım'la tekrar yollarımız kesişti. Yeni bir diziye başlıyordu ‘Kış Masalı’ diye. Ben “Nasıl yaparım, nasıl olacak?” derken “Güzelliğinle girersin, zekanla var olursun” dedi ve birkaç hafta sonra Bursa'da setteydim.

Fizik okumanız biraz da aile yönlendirmesinin etkisi miydi?

Ailem çok karışmadı aslında, ben öyle küçükken eline fırçayı alıp şarkı söyleyen ya da komşular gelince karşılarında oyunlar oynayan bir çocuk değildim. İçime dönüktüm, bu yüzden çok sosyal bir çocukluk geçirmedim, oyuncu olmak gibi bir hayalim de yoktu. Matematiğe ilgim vardı. Hep burslu okudum ben, sonra da Cağaloğlu Anadolu Lisesi’ne girdim. Hatta Galatasaray Lisesi’ni kazanıp gidemedim, babam biraz fanatik Fenerbahçelidir de (Gülüyor). İnek bir öğrenciydim yani, fizik okumam bu yüzden. Yine olsa konservatuarda okumayı değil, fizik okumayı  seçerdim.

AİLE BASKISININ ÖTESİNDE SOSYOLOJİK BASKI ÇOK FAZLA ÜLKEMİZDE, BUNA YENİK DÜŞMEDEN YAŞAMAYA ÇALIŞIYORUM

Hayatın genelinde, seçimleriniz konusunda kendinizi özgür hissediyor musunuz? 

Her zaman. Bunu laf olsun diye söylemiyorum inanın. Aile baskısının ötesinde, sosyolojik baskı çok fazla ülkemizde. Ben, buna yenik düşmeden hayatı yaşamaya özen gösteriyorum. Kararlarım iyisiyle kötüsüyle beni ilgilendirir. Tabii ki aileme, sevdiklerime danışırım ama günün sonunda kendi mutluluğum önceliğimdir. Ben mutlu olmazsam kimseyi mutlu edemem neticede. İnsanların birbirleri üzerinde kurduğu baskılar gerçekten hiç hoş değil. Bırakın kendi hatalarınızı yapma özgürlüğünüz ve lüksünüz olsun, bu sizi daha iyi bir insan yapar belki de…

Sizi yakından tanımayan birine kendinizi nasıl anlatırsınız?

Ters köşeyimdir. Şöyle ki, dışarıdan baktığınızda ya da sosyal medyadan değerlendirirseniz beni biraz sert, mesafeli, soğuk bulabilirsiniz. Bunu çok duyuyorum ama dediğim gibi, yakınıma adım attıkça ters köşe oluyorsunuz. Hemen samimiyet kurabilen birisi değilim. Benimle yakın ilişki kurmak biraz mesai ister. Tez canlı, heyecanlı ve sevdiklerime karşı da biraz hassasım.

İYİ PERFORMANSI KISKANIRIM

İyi bir filmde ya da dizide, çok iyi bir oyunculuk izlediğinizde, içinizde tatlı da olsa bir kıskançlık olur mu?

Kesinlikle kıskanıyorum (Gülüyor). İyi performansı kıskanırım, daha doğrusu imrenirim ve motive olurum. Onun dışında da bir tek sevdiklerimi kıskanırım. Öyle dünyevi kıskançlıklarım pek yok gibi bir şey. Varsa da törpülemeye çalışıyorum.

İSİMLERİN İNSANIN ÜZERİNDEKİ ETKİSİNE İNANIYORUM, NE İŞ YAPARSAM YAPAYIM ÜNLÜ OLACAKMIŞIM GİBİ…

İnsanların isimlerinin onun karakterini yansıttığı gibi yaygın bir inanış var. Tabii benim aklıma bunu getiren şey soyadınız oldu. Ünlü olmak motivasyonlarınızdan biri olmuş mudur?

Buna ben de inanıyorum, hatta 70'lerde oyunculuk yapıyor olsaydım kesin ismimi Peri Ünlü olarak kullanırlardı. Babamın babası koymuş ismimi, çok seviyorum ve “Her ne iş yaparsam yapayım ünlü olacakmışım” diyorum.

Hayattaki en büyük tutkunuz, sizi her koşulda hayata karşı motive eden şey ne?

İnsan olmak… İnsan olma çabasını çok önemsiyorum. İyi insan olmak çok emek isteyen bir konu. İnsan bir mucize. Devam etme gücünü hep buradan alırım. Çok düşünüyorum üstüne, çok çalışıyorum… Buna da tutkuyla bağlıyım. Bu konu beni her zaman hayatta tutar.

AYLARDAN YAZSA DAHA GÜZEL HİSSEDERİM

Çok güzel bir kadınsınız. Güzelliği nasıl tarif ediyorsunuz? Aynaya bakınca nasıl bir kadın görüyorsunuz?

Çok teşekkür ediyorum. Doğal, basit ve enerjisi yüksek olan her şeyi güzel buluyorum. Kadın için de aynı şey geçerli. Aynaya bakınca gördüğüm kadın, enerjime göre değişiyor… Kusur görmek istiyorsam benden çirkini yok; iyi yanlarıma odaklanırsam dünya güzeliyim, aylardan yazsa daha da güzel hissederim… Değişken yani…

ESTETİĞİ OLMAYAN KADIN KALMADI, KİMSE KUSURA BAKMASIN BU BÜYÜK BİR KANDIRMACA. HELE OYUNCULARI HİÇ ANLAMIYORUM

Dayatılan güzellik algısından etkileniyor musunuz? Sırf bu nedenle birçok kadın sürekli bir diyet halinde mesela… Siz hiç ‘kusursuz görünme’ çabasına düştünüz mü?

Ne kadar güzel bir soru bu benim için. Eskiden ben de bu tuzağa düşen kadınlardandım! Allah’tan kısa sürdü. Sosyolojik baskıdan, kendi kararlarımızı verememekten bahsettik az önce, tam olarak güzellik algısında da bu geçerli. Bir de sürekli değişen bir güzellik tanımı tabii ki. Çok ciddi bir kazanç kapısı olduğu için normlar sürekli değişiyor. Bütün kadınlar birbirinin kopyası gibi şu an, dudak estetiği olmayan kadın kalmadı.

Nasıl bakıyorsunuz estetik konusuna?

O kadar yersizce yapılıyor ki bu estetikler, olduklarından daha çirkin görünmeyi başarıyorlar. Hele oyuncu arkadaşlarımı hiç anlamıyorum. Biz oyuncuyuz, doğala en yakın halde kalmalıyız. Şu an sektörde estetiği olmayan kadın oyuncu sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor, buna 20’li yaştaki kadınlar da dahil ve bazı markalar bunu doğal güzellik adı altında halka satıyor. Bu çok büyük bir kandırmaca, kusura bakmasın kimse. Gencecik kızlar bu aldatmacanın peşine düşerek mutsuz oluyor, depresyona giriyor. Kusurlar da güzeldir, yaş almak da… Beğendiğiniz yanlarınızı parlatın, enerjinizi yüksek tutun, iyi bir kalp için özen gösterin, bakın herkes size hayran kalacak.

Oyunculuk dışında nelerle ilgileniyorsunuz?

Çok film izliyorum, En büyük keyfim tek başıma ‘Başka Sinema’da  film izlemek… Yoga yapıyorum… Yemek yapmak en huzur bulduğum şeylerden biri. Okumayı çok seviyorum, en çok da öykü okumayı…

ŞİDDET HABERLERİ KARŞISINDA AKIL TUTULMASI YAŞIYORUM

Şu sıra gündemin en tepesindeki konulardan biri, kadına ve hayvana yönelik şiddet. Bu konuda neler söylersiniz?  

Akıl tutulması yaşıyor insanlık, çok üzülüyorum… Çok söz söylenebilir üstüne, söylendi de. Ben bunları şimdi ‘Arka Sokaklar’da Başak üstünden söyleyeceğim… ‘Arka Sokaklar’ bu anlamda çok önemli bir proje. Bir mesajımız, bir sözümüz var ve karakterlerimiz bunları doğrudan söylüyor.

HAYATIMDA HER ŞEY OLMASI GEREKTİĞİ GİBİ…

Olmak istediğiniz yerde misiniz? Değilse bu yolculuğu taşımak istediğiniz yeri nasıl tarif edersiniz?

Tam olarak olması gereken yerde, olması gereken biçimdeyim. Her şey olması gerektiği gibi… Bazen insan küçük resme o kadar çok bakıyor ki büyük resimdeki yerini kaçırıyor. Çok basit gelecek kulağa belki ama “Su akar yolunu bulur” derim hep.

;
Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder