Pinhani grubunun solisti Sinan Kaynakçı: Yolumu bulmam çok zaman aldı

Pinhani grubunun solisti Sinan Kaynakçı: Yolumu bulmam çok zaman aldı

“Ne güzel güldün o akşam bana” dünyanın en yalın ama bir o kadar duygulu şarkı sözlerinden biri olabilir. Hemen hemen her şarkılarında da aynı duyguyu veriyorlar. Pinhani grubu, 2004’ten bu yana hayatımızda. Ama 2006’da ‘Kavak Yelleri’nin müziğini yapmaya başladıktan sonra şöhretleri kendi tahminlerinin de ötesine geçti. Grubun solisti ve o şahane şarkı sözlerinin yazarı Sinan Kaynakçı ile buluştuk. Oya Çınar / oya.cinar@posta.com.tr

23 Ağustos 2020, Pazar 07:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Başarının en önemli ölçülerinden biri, yapılan bir işin altında o kişinin imzasını görmesek de yapılan işi tanımak. Pinhani müziği de çoğu insan için böyle. Bunun bir matematiği var mı?

Normalde bir şarkının ortaya çıkışında çok fazla insan emek veriyor. Bizim kayıtlarımızda söz, müzik ve düzenlemeler genelde bana ait. Kayıtları grup üyeleriyle beraber kendi stüdyomuzda yapıyoruz. Üzerine de Akın Abi ekleniyor, bazen misafir müzisyenler de ekleniyor. Ancak şarkıların temeli hep aynı. Çok az kişi dokunuyor şarkıya. Şarkıların miks ve mastering aşamalarını da grup üyeleri ya da ses teknisyenimiz Dinçer Demirci yapıyor. O yüzden ortak yanları çok fazla. Söylediğiniz bununla ilgili olabilir…

BÜYÜ DEDİĞİNİZ ŞEY ASLINDA YALIN GERÇEKLİK

Hemen hemen tüm şarkılarınız insana iyi duygular geçiriyor. Bir çeşit büyü gibi… Siz bu sözleri yazarken, gerçekten inandıklarınızı mı, inanmak ve inandırmak istediklerinizi mi yazıyorsunuz?

Hepimiz inanmak istediğimize inanmıyor muyuz zaten? Ben de inanmak istediğim hayatı yaşamaya çalışıyorum, yaşadığım şeyleri de yazıyorum… Esasında herkes aşağı yukarı aynı duyguları yaşıyor ama bazılarımız bunu kendince ifade ediyor. İfade edilen duygu ne kadar gerçekse dinleyene de o kadar fazla geçiyor. Büyü dediğiniz şey gerçeklik, üstüne bir şey eklenmeyen yalın gerçeklik.

BÜYÜK VE ZOR BİR KARAR SÜRECİNDE YAZDIĞIM ŞARKILAR DAHA GÜZEL OLUYOR

Neredeyse her şarkınızda çabasız görünen bir derinlik ve güzellik var. “Ne güzel güldün o akşam bana”, “Ben nasıl büyük adam olucam?” Ama aslında yaparken en zor olan şeylerin dışarıdan çabasız göründüğü de bir gerçek. Sizin gerçeğiniz hangisi?

Büyük ve zor bir karar verdiğimde ya da beni düşündüren bir şey yaşadığımda bir şeyler yazmak bana çok iyi geliyor. Zaten o zaman yazdığım şeyler daha farklı oluyor. Bir şeyin üzerine düşünmekten başka bir çaba içermiyor. 

EN BEĞENDİĞİM MÜZİSYENLERİN BENDEN DAHA CESARETSİZ ÇÜNKÜ ÖĞRENDİKÇE CAHİL CESARETİNİ KAYBEDİYORSUN

Diyorsunuz ki “En iyi müzisyenler cesareti biraz eksik olanlar arasından çıkar. Bunu biraz açar mısınız?

En beğendiğim müzisyenlerin neredeyse hepsinin cesareti benden daha düşük. Çünkü öğrendikçe, içine girdikçe o cahil cesaretini kaybediyorsun. Müziği en iyi bilenlerin cesareti de bir o kadar düşük.

Kendi yolculuğunuza bakınca, bugüne kadar aldığınız en cesur karar neydi?

İlk albümümüzü ve sonraki çoğu albümü sırf “Bana karışmasınlar” diye büyük firmalara götürmemek. Bugün konser olmadığı halde, bu albümlerin gelirleri tüm ekibi ayakta tutuyor. Sonrasında zaman zaman bu yoldan saptım ama genel olarak hala bu kafadayım.

Başladığınız noktadaki tutkuyu ve heyecanı hala taşıdığınızı düşünüyor musunuz?

Amatör ruhu kaybetmemek çok zor ama bu kadar şeyden sonra hala epey amatör ruhlu olduğumu düşünüyorum, umarım hep öyle gider.

BU İŞİ PARA İÇİN YAPANLAR, BİR SÜRE SONRA SIKILIYOR VE BAŞKA İŞLERE YÖNELİYOR

Daha çok üretmek, daha çok yol almak, sizce tutkuyu köpürten bir şey mi, yoksa körelttiğini düşündüğünüz oluyor mu?

En başlarda en büyük sorunlardan biri yeni bir şeyler yazmak için motivasyon bulmakla ilgiliydi. Yazdıklarım albüme girince yenisini yazasım geliyor. Sahnede çaldıkça da daha iyi çalmak için çalışmak istiyor insan. Ama konu paraysa, para için bu işi yapanlar bir süre sonra sıkılıyorlar, bu da normal. Zaten para çoğalınca başka işlere giriyorlar, bir süre sonra müzik ikinci plana düşüyor.

"‘KAVAK YELLERİ’NİN MÜZİKLERİNİ YAPMAMIZIN KISA VADEDE FAYDASINI, ORTA VADEDE ZARARINI GÖRDÜK AMA UZUN VADEDE BİR ŞEYİ DEĞİŞTİRECEĞİNİ SANMIYORUM"

Grup olarak Pinhani dönemi 2004’te başlıyor. Ama sizi daha geniş kitlelerle buluşturan şey, ‘Kavak Yelleri’ dizisinin müziklerini yaptığınız dönem. Sizce size katkısı ne yönde oldu?

Tabii ki çok önemli bir kırılma noktası. ‘Kavak Yelleri’ bizi tahmin ettiğimizden daha çok kişiye tanıttı. Aynı zamanda o dönem öncesinde edindiğimiz kemik kitleden ve muhtemelen o dönemde bizi takip edebilecek potansiyel kitleden uzaklaştırıp. genel dinleyiciye hitap eden bir ekip olmamızı sağladı. Bunun kısa vadede faydasını, orta vadede de zararını gördük. Ama uzun vadede hiçbir şeyi değiştireceğini düşünmüyorum. “Kavak Yelleri’ bizim geleceğimiz yere farklı yoldan ve farklı zamanda gelmemizi sağladı, hepsi o kadar.

BİZ MÜZİK YAPIYORUZ AMA NE TÜR MÜZİK YAPIYORUZ ONU BEN DE TAM BİLEMİYORUM

Yaptığınız müziğe pop diyemiyoruz, rock diyemiyoruz. Soft rock doğru ifade mi mesela, siz nasıl tanımlıyorsunuz?

Biz müzik yapıyoruz ama ne yapıyoruz, ben de tam bilmiyorum. Bundan sonra da bugüne kadar yapmadığımız bazı şeyleri deneyeceğimize göre, bu soruya bundan sonra cevap vermem daha da zor görünüyor.

Yaptığınız müzik, dinlemekten keyif aldığınız müzik mi? Siz uzun bir yolculukta kimleri dinliyorsunuz mesela?

Eminim herkes yaptığı müziği beğeniyordur. Ben de albümlerimizi dinlemekten zevk alıyorum ama dinlerken eleştirdiğim de oluyor. Yolculuklarda kendimi geliştirebileceğim müzikler dinliyorum. Özellikle, o dönem bir enstrümana çok çalışıyorsam, onu iyi çalan birinin albümlerini dinliyorum.

Sosyal medyada hakkınızda yazılmış hemen her şeyi okudum ve neredeyse kötü hiçbir şeye rastlamadım. Bunun sizdeki karşılığı ne?

Sosyal medyada yazılanlar sizin kim olduğunuzu değil, insanların sizin hakkınızda ne düşündüğünü gösteriyor. Ama yine de hakkımda kötü bir şey düşünsünler istemem. Yazdığım şarkıları ya da sesimi eleştirmelerine çok takılmıyorum. Ama bazen başkaları için yazdıkları şeyleri okuyorum… Onları benim için yazsalar ne yapardım bilmiyorum.

KARŞIMDAKİ İYİ DEĞİLSE BEN DE ÇOK İYİ OLAMIYORUM AMA BU BENİM DE İYİ OLMADIĞIM ANLAMINA GELİR Mİ? BİLMİYORUM

Birine “Dünyanın en iyi kalpli insanlarından biri” demek, o insana ağır bir sorumluluk da yükleyen bir şey. Hata yapma lüksünüz elinizden alınıyor gibi hissediyor musunuz?  

İyi olmak kolay değil, karşımdaki iyi değilse ben de çok iyi olamıyorum zaten. Ama bu benim de pek iyi biri olmadığım anlamına gelir mi? Ben de bugünlerde bunu düşünüyorum.

HAYVANLARI SEVMEYENLERİN İYİ İNSAN OLDUKLARINA PEK RASTLAMADIM

Sizin iyi insan tanımınızın içine neler girer?

Kimseye bile bile zarar vermiyorsa iyidir. Kendinden önce başkasını düşünüyorsa baya iyidir. Toplumu ve sonraki kuşakları düşünerek hareket etmek de iyiliğe dahil bence. Hayvanları sevmeyenlerin iyi olduğuna da pek rastlamadım.

Biri Ekşi Sözlük’te şöyle yazmış: Sinan Kaynakçı, erken erenlerden. Üstelik bu sizin daha ilk dönemlerinizde yazılmış. Böyle düşünen birine “Bunu nasıl hissettiriyor olabilirim?” dediğinizde cevabınız ne oluyor?

Erdim mi bilmiyorum ama herhangi bir şeyi erken başardığımı sanmıyorum. Türkiye’nin eğitim sistemi beni o kadar yanlış yollara soktu ki, yolumu bulmam çok zaman aldı.

Sizin en azından müzikal anlamda “ermiş” dediğiniz biri var mı?

Var ama bunu söylemek bana düşmez.

AKILLI TELEFON KULLANMIYORUM, LAZIM OLUNCA ARKADAŞLARIMDAN RİCA EDİYORUM

Akıllı telefon kullanmadığınızı duydum. Doğru mu?

Evet, interneti çok seviyorum ama  uzak durmak ve daha az zamanı israf etmek için akıllı telefon kullanmıyorum. Yoksa çok güzel bir şey tabii ki. Ama çok kolay bulunan bir şey olmasaydı ben de alırdım zaten. Lazım olduğunda yanımdakinden rica ediyorum.

AÇIK HAVA KONSERLERİNİN METROBÜSTEN DAHA AZ TEHLİKELİ OLDUĞUNU KABUL ETSİNLER

İNSANLARIN İKİ YÜZLÜLÜĞÜNE DAYANAMIYORUM

26 Eylül Cumartesi günü Vadi Açıkhava’da konseriniz olacak. İçinde bulunduğumuz süreci düşününce, öncekilerden farklı bir duygu yoğunluğu yaşıyor musunuz?

Duygu yoğunluğundan ziyade insanların iki yüzlülüğüyle ilgili olumsuz duygularla dolup taşıyorum. İnsanlar 200 kişi kapalı bir uçağa binip, 10 saat uçup, Amerika’ya gidebiliyor. Ama 200-300 kişi dev gibi bir amfi tiyatroda konser seyredecek diye herkes iptal olsun istiyor. Bari açık hava konserlerinin metrobüsten daha az tehlikeli olduğunu kabul etsinler. Bu arada kararları yöneticiler veriyor olsa da esas baskıyı halk yapıyor. Benim esas üzüldüğüm konu da bu. Müzisyenler hiç bu kadar yalnız hissetmemiştir eminim.

Son albümünüz ‘Yalnızlık Zor’ Mayıs’ta çıktı. Birçok insanın en karamsar olduğu, tüm işlerin durduğu bir dönem…

Uzun vadeli plan yaparken, zamanlama önemini biraz yitiriyor. Sen şarkını yola bırakıyorsun, o kendi kendine gidebildiği yere kadar gidiyor. İyi zamanlama sadece şarkının ilk anki ivmesini sağlıyor. Sonrası yine şarkının işi.

BIRAKMAK İÇİN EN DOĞRU ZAMAN AMA DİNLEYİCİMİZ BIRAKMAMIZI İSTEMİYOR

BU BADİREYİ DE ATLATACAĞIZ

Şu an bizi okuyan Pinhani hayranlarına buradan bir şey söyleseniz, ne söylemek istersiniz?

Sağ olsunlar, var olsunlar. Bazen pilimiz gerçekten bitiyor. Şimdi de öyle. Eğer şu an umursanmayan bir ekip olsaydık bu işi sürdürmezdik. Bırakmak için en doğru zaman. Ama dinleyicimiz şimdilik bırakmamızı istemiyor. Demek ki bu badireyi de atlatacağız. Hepimize akıl ve beden sağlığı diliyorum.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder