Prag'ta iki Türk müzisyen: Blackloud ve ILÆY

İlk önce Spotify Haftalık Keşif listeme düştü ILÆY, isminin yazılışı ve Türkçe parçası Kızıl Çimen 'Nasıl yani?' dedirtti. 'Hakkında' sekmesini ziyaret ettikten sonra şarkılarını dinledikçe o 'Nasıl yani?', 'Vaov'a evrildi. Derken Prag'ta yaşadığını, kendisini biraz araştırdıktan sonra da aynı şehirdeki bir başka Türk müzisyen Can ile -namı-ı diğer Blackloud- ile birlikte sık sık çalıştığını öğrendim. İşler giderek ilginçleşiyordu yani. Peşlerine düştüm, merak ettiğim ne varsa sordum. // Neslihan Arslan

02 Eylül 2020, Çarşamba 11:20 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News
Diğer Avrupa şehirleri değil de Prag'ta müzik yapan ve kendine yer bulabilmiş bir Türk müzisyen yeteri kadar ilginç, iki Türk müzisyen ise daha da ilginç. Yollarınız nasıl düştü Prag'a?

Diğer Avrupa şehirleri değil de Prag'ta müzik yapan ve kendine yer bulabilmiş bir Türk müzisyen yeteri kadar ilginç, iki Türk müzisyen ise daha da ilginç. Yollarınız nasıl düştü Prag'a?

CAN: Ben 2016 yılının Ağustos ayında taşındım Prag’a. Müziğin yanı sıra kurumsal bir iş hayatım da var ve bu sebeple geldim Avrupa’nın bozkırına. Prag bir tercih değil bir sonuç oldu. Geriye dönüp baktığımda ise, Türkiye’de kalmak yerine farklı bir kültürü, sosyal yaşamı deneyimlemenin müziğime ve karakterime çok büyük katkı yaptığını düşünüyorum.

İLAY: Üniversite yıllarımda exchange öğrencisi olarak bir dönem yaşadım Prag’ta. O birkaç ayın tadı damağımda kalmış olacak ki, Prag’a tekrar yolumu düşürmek için özel bir çaba sarf ettim açıkçası. Nihayet 2016 yılında da buraya yerleştim.

Bu arada İlay ve Can'ın Instagram profillerini unutmadan şöyle bırakmak istiyorum. İlay'ın Instagram profiline bayılıyorum, özellikle story'leri çok eğlenceli. Bu da Can'ınki.


Bu güzel şehirde nasıl kesişti yollarınız? Yoksa hikayeniz daha evveline mi dayanıyor?

Bu güzel şehirde nasıl kesişti yollarınız? Yoksa hikayeniz daha evveline mi dayanıyor?

İLAY: Prag’a yerleştikten birkaç ay sonra, bir open-mic gecesinde birkaç şarkı söyledim. Can da tesadüfen aynı mekandaydı. Türkçe bir şarkı söylememle birlikte orada tanışıverdik, öğrendik ki neredeyse aynı zamanlarda Prag’a yerleşmişiz. Öncesinde tanışmıyor olmamıza rağmen, ikimizin de Ankara’dan İstanbul’a, ardından da Prag’a uzanan bir yolculuğu olmuş. O akşamki tanışıklık, yıllar süren bir arkadaşlığa evrildi. 

CAN: İlay’ın Türkçe şarkı söylemesi ile yaşadığım şaşkınlığı tahmin edebilirsiniz. Hem Prag’ta bir Türk, hem de müzisyen olarak “Ağla Sevdam” parçasının en güzel yorumlarından birini Avrupa’nın göbeğinde, sıradan bir barda, sıradan bir gecede duymak çok heyecanlıydı. Aynen İlay’ın dediği gibi; o akşamki tesadüf güzel bir kader birliğine dönüştü. 


Hakkınızda biraz araştırma yaptığımda Prag müzik sahnesinde kendinize yer bulduğunuzu görüyorum. Neler yapıyorsunuz?

Hakkınızda biraz araştırma yaptığımda Prag müzik sahnesinde kendinize yer bulduğunuzu görüyorum. Neler yapıyorsunuz?

CAN: Türkiye’de ağırlıklı olarak gece klüpleri ve farklı organizasyonlarda DJ performans olarak kendime yer buluyordum. Prag’a taşınmanın en büyük zorluğu, beni hiç tanımayan bir kitleye kendimi tekrar tanıtmak oldu. Zamanla bir network oluşturup, yine mekanlarda sahne almaya başladım. Pandemi öncesinde Prag’ın en büyük ve dünyaca meşhur mekanlarından ROXY’de çalma noktasına kadar da getirdim. 

Gecelerde gençliğimi heba etmenin yanı sıra, son 5 yılda prodüksiyona ağırlık verdim. Evde bir odayı stüdyoya çevirip, zaman içerisinde kazancımı bu odaya yatırmaya başladım. Kendi bestelerimi yapıyorum, dünyanın çeşitli ülkelerindeki elektronik müzik plak şirketlerinden yayınlıyorum. Bunun Prag gece hayatında ve uluslararası sahnede bana avantaj olarak yansıması çok yavaş gerçekleşiyor ancak her geçen gün daha iyiye gidiyor.

BLACKLOUD adında bir solo proje ve NONDO isminde bir duo projem var. NONDO’nun hikayesi de çok enteresan. Prag’a taşındıktan sonra; yine elektronik müzik üreten ve başarılı bir Türk prodüktör ile tanıştım. Serhan Güney ile çok kısa sürede ortak parçalar yapmaya başladık. Sonunda da böyle bir duo ismiyle devam etmeye karar verdik. NONDO ne demek derseniz, ikimizin de müzikal kişiliklerinden vazgeçerek ortak bir paydada buluşmasının açılımı. “Ne O Ne De O”

NONDO'nun Spotify profili için tıklayın.

İLAY: Ben 2016’dan beri aktif olarak Prag müzik piyasasının içindeyim. Önceleri ilay Bal Quartet adındaki nu-jazz, neo-soul projemle buradaki jazz clublarda sahne aldıktan ve buradaki müzik piyasasını yakından tanıma fırsatı bulduktan sonra, 2019 yılında hayata geçirdiğim solo projem ILÆY ile hem müzikal tarz hem de setup anlamında daha farklı bir üretim ortaya koymaktayım. Kendi şarkılarımı yazıyorum, kaydediyorum, prodüksiyonunu yapıyorum, kliplerimin yönetmenliğini ve kurgusunu üstleniyorum. Solo projemin yanı sıra, burada başka müzisyenlerle de fırsat buldukça ortak çalışmalar yapıyorum, Çek Cumhuriyeti ve Almanya’daki festival ve mekanlardaki konserler veriyorum. Maalesef konserler pandemi sebebiyle yavaşlamış, hatta durma noktasına gelmiş durumda. Pandemi engel olmasaydı, Ekim ayında New York’ta özel bir performans da bu yılki planlarıma dahildi, ancak şimdilik bu performansı da 2021’e ertelemiş durumdayız. İstanbul ve Ankara konserleri de iptal olan planların bir parçası…

Bunlara ek olarak, Prag’tan Disney, Netflix ve Dreamworks prodüksiyonlarının Türkçe versiyonları için yaptığım seslendirmelere devam etmekteyim, çok yakın bir zamanda bu sonbaharda gösterime girecek müzikal Netflix filmi Over The Moon filmindeki ana karakterlerden “Chang’e”nin şarkılarını seslendirdim. Filmin Türkçe versiyonunda şarkıları benim sesimden duyacaksınız. 

İlay hem Türkçe hem de İngilizce sözlü şarkılar yapıyorsun. Türkçe sözlülere ilgi nasıl? Sözlerini merak edip soranlar oluyor mu?

İlay hem Türkçe hem de İngilizce sözlü şarkılar yapıyorsun. Türkçe sözlülere ilgi nasıl? Sözlerini merak edip soranlar oluyor mu?

İLAY: Konserlerimde Türkçe şarkılarımı çalmadan önce, o şarkının anlattığı duygulardan ya da hikayeden kısaca bahsediyorum. Konser sonunda dinleyicilerin şarkıları bu hikayelerle andıklarına çok kez tanık oldum, hatta Türkçe şarkılara çok daha fazla ilgi olduğunu söyleyebilirim. Mesela Temmuz ayında çıktığım bir festivalde şarkılarımdan biri için anlattığım küçük anekdota ertesi gün Çek Cumhuriyeti’nin gazetelerinden birinde rastladım, hoş bir sürpriz oldu. :) İnsanların gösterdiği merak ve ilgi, anadilimde müzik yapmaya devam etmek konusunda beni yüreklendiriyor, böylelikle Türkiye’deki dinleyicilerimden de kopmadığımı hissediyorum. Ancak önümüzdeki süreçte İngilizce şarkılarımı da özel bir proje için birer birer yayımlıyor olacağım.

Biriniz elektronik müzik; biriniz indie, trip-hop, space rock öğelerini barındıran ve daha çok vokalin ön planda olduğu bir müzik yapıyor (bana göre). Nerede buluşuyorsunuz?

Biriniz elektronik müzik; biriniz indie, trip-hop, space rock öğelerini barındıran ve daha çok vokalin ön planda olduğu bir müzik yapıyor (bana göre). Nerede buluşuyorsunuz?

İLAY: Can ile ilk kez, bundan esasen çok uzun zaman önce yazdığım ancak bu yıl yayımladığım ‘Giderayak’ın prodüksiyonunda buluştuk. Tanıştığımız günden bu yana ortak bir çalışma yapmak istiyorduk, hatta onun şarkıları üzerinde de bir takım taslak çalışmalarımız oldu daha evvel, ama Giderayak ilk kez hayata geçirebildiğimiz oldu. Ayrı ayrı ortaya koyduğumuz müzikal tarzlar farklı, ancak müzikal vizyonumuz, birçok konuda düşüncemiz ve zevkimiz o kadar uyumlu ki, bir araya geldiğimizde çok organik bir şekilde hareket ediyoruz. İlerleyen dönemlerde elbette başka ortak çalışmalarımız da olacak. Değil mi Can? :)

CAN: Merakla bekliyorum İlay :) Ben elektronik müzik ile ilgilenmeden önce, bir progressive metal grubuyla müziğe başladım. Benim için lise dönemi kurulan bir hayaldi ama o dönemde enstrüman çalmaya yeterli zamanı ve özveriyi gösteremedim. Gençlik diyelim. Sıkı bir metal/rock geçmişim ve özellikle de “karanlık” melodilere büyük ilgim var. Sanırım İlay ile bizi en net buluşturan nokta buralar. İkimiz de özellikle minörlerde kayboluyoruz. Atmosfer yaratmayı seviyoruz. Her ne kadar birlikte çok eğlensek de, insanları düşündürmeyi ve üzmeyi seviyoruz :)

İkilinin birlikte çalıştığı Giderayak'ı dinlemek için tıklayın.

Giderayak'ın klibi de enfes. İzlemek için tıklayın.

Can, senin uluslararası bir şirkette profesyonel hayatın olduğunu öğrendim. Müzik ya da kurumsal yaşam... İkisinden birine ait hissediyor musun kendini?

Can, senin uluslararası bir şirkette profesyonel hayatın olduğunu öğrendim. Müzik ya da kurumsal yaşam... İkisinden birine ait hissediyor musun kendini?

Bu soruyu ben de kendime defalarca sordum, net bir cevabım yok. Hatta net bir cevap vermeyi de çoğu zaman reddettim. İkisinden birine aidiyet, seçtiğin tarafın kabına sığmaya çalışmak bana yetmedi. Zaten ikisinden birini tam olarak tercih etseydim, geçtiğimiz 10 senede mutlaka bir tercih yapardım.
Fakat iki tarafa da ait olmadığımı hisseden taraf sahipleri, beni hiç bir zaman tam olarak kabullenemedi. Haklılar. Salt kurumsal hayat içerisinde bulunan, işlerini hayatlarının ortasına oturtan arkadaşlarım, kendileriyle aynı özveriyi göstermediğimi ve onlardan biri olmadığımı sürekli hatırlatırlar. Müzik sektöründeki arkadaşlarım, tanıdıklarım ise onlarla aynı sıkıntıları çekmediğimi, yine aynı şekilde sanat adına onlarla aynı özveriyi göstermediğimi düşünerek beni sistemin dışında duran bir adam olarak görürler. Kolay değil.

Disiplinli bir şekilde müziğe vakit ayırıyor musun? Profesyonel yaşantıdan vakit buldukça mı müzik yapıyorsun?

Disiplinli bir şekilde müziğe vakit ayırıyor musun? Profesyonel yaşantıdan vakit buldukça mı müzik yapıyorsun?

Bu konuda denge kurmayı başardığım için kendimle naçizane gurur duyduğumu söyleyebilirim. Son 10 senedir iki işi dengeli ve istikrarlı bir şekilde götürmek çok zor. Ancak ben burada müziği, üretmeyi ve paylaşmayı bir kaçış olarak görüyorum. Günlük dertlerden, kaygılardan, kavgalardan bir kaçış, bir meditasyon olarak görüyorum ve kendimi geliştirmek adına gereken vakti ayırdığımı düşünüyorum. Özellikle pandemi sonrası evlerden çalıştığımız bugünlerde benim için her şey çok daha kolay.

Sahnede Türk olduğunuzu öğrendiklerinde tepkiler ne yönde oluyor?

Sahnede Türk olduğunuzu öğrendiklerinde tepkiler ne yönde oluyor?

İLAY: Benim dinleyicilerim için çok sürpriz olmuyor açıkçası. :) İstanbul’a oranla oldukça küçük bir yer olduğu için, “turecká zpěvačka” (Çekçe Türk vokal) diye sorarsanız beni rahatça bulmanız mümkün, dolayısıyla konserlerime gelen dinleyiciler de bunun bilincinde geliyorlar. :)

CAN: Benim Türk olduğumu ancak parti organizatörleri veya merak eden bir kaç kişi biliyor. Onun dışında evrensel ve dili olmayan bir müzik tarzı benimsediğim için geldiğimiz yerden ziyade, ortaya sunduğumuz iş ile anılıyoruz. Bu benim için bir avantaj.

BLACKLOUD'un Spotify profili için tıklayın.

ILÆY'ın Spotify profil için tıklayın.

'Ben doymadım' diyenlere

Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Scooby Doo'nun yazarı Joe Ruby hayatını kaybetti