Rasim Öztekin: Erkeğin sarhoşluğu komiktir, kadınınki itici

Türkiye'nin yüzünü güldüren isimlerden o. Kavuğun son sahibi. Ünlü oyuncu Rasim Öztekin ile Beykoz'daki Boğaz'a nazır muhteşem evinde buluştuk. Son dönemde sinema ve tiyatronun geldiği noktadan tutun da komedi dünyasına ve Eylül'de vizyona girecek sinema filmi 'Dijital Esaret'e kadar her şeyi konuştuk

20 Ocak 2019, Pazar 08:30 Son Güncelleme:
A A
Rasim Öztekin: Erkeğin sarhoşluğu komiktir, kadınınki itici

Nasılsınız?

Son bir aydır kabus gibi... Hastalıklarla uğraşıyoruz. Grip salgını bir türlü gitmiyor. Bir de üzerine bu gri hava var. Uzun bir diziden sonra bir yıl dinlendim. Bu arada Birol Güven ile film çektik. Diğer film de yolda. İnsan sevdiği işi yapınca hayat güzel gidiyor.

Farklı roller olsa da hep aynı işi yapmaktan sıkılmadınız mı?

Farklı roller olunca sıkılmayız. Biz büyümeyen çocuklarız. Her rol bizim için oyuncak. Bizim çocukluk devam ediyor. Sıkılmıyorsun aksine heyecan duyuyorsun.

Yeni jenerasyonda da çok başarılı yetenekli genç oyuncular var ama nedense eskilere hep ayrı bir özlem var. Neden?

Gençler arasında çok iyi oyuncular var, haklarını yememek lazım. Eski oyuncular yıllarca halka işledi. Çok sevilen işler yaptılar ve izleyici onlara çok alıştı. Benim kızım (Pelin Öztekin) da oyunculuk yapıyor. Ona şu nasihati veriyorum: Her işe atlama, seçici ol, gelen teklifi önce bir kafana oturt.

Sanırım bu noktada izleyiciye de çok güven olmaz. Çok sever ama çabuk vazgeçer...

Bizim jenerasyonun en büyük avantajı artık çıkmaması. Arkamızdan devamımız gelmiyor. Gençler için durum çok zor. Gençler bir diziye başlıyor. Altı ay omuzlarda dolaşıyor; birkaç ay ara verilirse yerine başkaları geliyor. Ondan sonrası ise bunalım.

Sizin işsiz kalıp da bunalıma girdiğiniz dönemler oldu mu?

İşsiz kaldığım dönemler elbette oldu ama yok olma, unutulma gibi korkularım olmadı. İşsiz kalmamın nedeni seçici olmamdı. Bunun da avantajını yaşıyorum. İnce eleyip sık dokumasaydım belki bu kadar kalıcı olamazdım. Hırsım yoktur benim. Bu işi sevdiğim için yaparım. Bu yüzden kafam rahat.

OYUNCU BİR ODUNDUR SEYİRCİ YONTAR VASATSA ŞÖMİNEYE ATAR

Sizin için asıl olan dizi mi, sinema mı, tiyatro mu?

Tabii ki tiyatro. Diziyle meşhur olmadığımız için kalıcı olabildik. Tiyatro hayat boyu devam eden bir konservatuardır ve orada her gün eğitilirsin. Oyuncu bir odundur, seyirciden gelen reaksiyona göre kendini yavaş yavaş yontmaya başlar. Seyirci de oyuncuyu yontar, sonunda kaliten varsa senden güzel bir mobilya çıkar. Eğer vasatsan şömineye atar.

Kavuk da sizde kaldı. Mutlusunuz değil mi?

Büyük bir onur olsa gerek. Yıllar evvel Ferhan Şensoy’a “Aman, sakın ha bana vermeye kalkma, benim rahat başımı belaya sokma, Beykoz’da evimde efendi efendi oturuyorum. İster tiyatro yaparım, ister yapmam, beni hiç bulaştırma” dedim. O da “Yok yok merak etme” dedi. Ama üç dört yıl sonra olay bana döndü. Türk tiyatrosunun en önemli ödülü, benim için de gurur verici ama onu almak için hiç hırsım olmadı.

Tiyatroya eski ilgi hala var mı?

Var tabii. Biz haftada dokuz oyun oynardık. Şimdi bir tiyatro bir oyun çıkarıyor, bütün sezon en fazla 15 oyun oynuyor. Tabii eski tadı yok. Ama gençlerin kurduğu avangart tiyatrolar var. İlgi de görüyor.

‘MISIR-BİLET’ TARTIŞMASI SUNİ BİR KAVGA

Yeni filme gelelim. Nedir konusu?

‘Dijital Esaret’. Değişik bir konusu var. Dünyada ilk defa işlendi. Zaman kavramı yok. Ama bir dönem sonra sanal suçlar oluşmaya başlayacak. Sanal suçlardan mahkum olmuş kişileri rehabilite etmek için kurulan bir yer düşünün.

Hem güleceksiniz hem mesaj alacaksınız. Eylül gibi vizyona girecek. Sanal dünya çıktığından beri insanlar insanlığını unuttu. Çocuklar çelik çomak oyununu bile bilmiyorlar.

‘Patlamış mısır-bilet’ tartışmasına nasıl bakıyorsunuz?

Neyin kavgasını yaptıklarını anlamadım. Biri “Patlamış mısırla beraber bilet verelim” diyor, öteki “Hayır patlamış mısıra vereceğine bana ver” diyor. Ben yapımcı değil, oyuncuyum. Yapımcıya karşıyım ben. İşçi işveren ilişkisi gibi. Çok suni bir kavga. Resmen kayıkçı kavgası.

ERKEKLER KADINLARDAN DAHA KOMİKTİR

Bugünün Türkiye’sinde insanları güldürmekte zorlanıyor musunuz?

Hiç kolay olmuyor. Tabii zor. Güldürmek zaten normal şartlarda da zordur. Ama dram düzdür. Ağlanacak şeye herkes ağlar. Komedinin bir matematiği var, zaten zordur.

Erkek egemenliği komedide de var. Kadın komedyen neden az?

Kadınlar çok eğitimli, çok zeki, çok ama çok başarılı... Ama komedi olayı biraz farklı. Dünyada da kadın komedyen çok yoktur. Tanınmış komedyenlerin hepsi erkektir. Bu sadece bizim topluma mahsus bir şey değil.

Normal hayatta da zaten komik olan erkektir. Kadının sarhoşluğu da insana itici gelir. Ama erkeğin sarhoşluğu komiktir. ‘Kıro’ bir erkek komiktir ama ‘kıro’ bir kadın komik değildir. Komik olaylar hep erkeklere mal edilmiştir. Erkeğin yaşadıkları komediye daha müsaittir.

Mesela sizce ‘Recep İvedik’ komik mi?

Oyuncu toplum ne istiyorsa onu vermek zorundadır. Çok iş yapan sinema filmlerini eleştirenleri anlamıyorum. Şahan 80’li 90’li yıllarda bunu yapsaydı tutmazdı. Ama bugün için bence başarılı. Şahan milyonları sinemaya yönlendiriyor. Kalite anlayışı herkese göre değişir. Sanat filminden hoşlananlar oraya aşağılayarak bakar. Oraya giden de sanat filmine aşağılayarak bakar.

EN BÜYÜK MEZİYETİMİZ SİYASETÇİLERİN TAKLİDİNİ YAPMAKTI

Eskiden komedi yapmak daha mı kolaydı?

Siyasilerin bile taklidi çok rahat yapılıyormuş... Tabii ki. Rahmetli Süleyman Demirel’den, Turgut Özal’a, Erdal İnönü’ye kadar birçok isimden çok ekmek yedik. O dönemdeki şovlarımızda en büyük meziyetimiz onların taklitleriydi. Seyirci de zaten ona gelirdi. Ve çok hoşgörülüydüler.

Mesela Turgut Özal, Demet Akbağ’la birlikte yaptığımız bir şova geldi. Şovu yaptığımız mekanın sahibi Turgut Özal taklidini programdan çıkarmamızı istemişti. “Cumhurbaşkanı burada ne olduğunu bilmiyor olabilir mi? Özellikle o taklidi seyretmeye geliyor zaten” dedim. Sonunda kulise Turgut Bey’le Semra Hanım geldi. Turgut Özal bana “Beni benden iyi yapıyorsun ama bir hatan var. Ben yürürken ellerimi yanda tutmam” dedi. Bana tüyo verdi yani.

NUMARALARINI SİLMEYE KIYAMIYORUM

Birçok dostunuzu kaybettiniz. Yalnızlaştığınızı hissediyor musunuz? Öldüklerine bir türlü inanamıyorum. Bir de numaralarını silmeye kıyamıyorum. Erol Günaydın ve Tuncel Kurtiz ağabeylerim beni her an arayacak sanıyorum... Başıma bir şey gelse “ Erol Abi, Tuncel Abi ne derdi?” diye elim telefona gidiyor. Çok büyük izler bırakıp gittiler. Yaradan herkese öyle izler bırakarak gitmeyi nasip etsin.

SEYİRCİYİ DÜŞÜNDÜĞÜM İÇİN SEYİRCİYİ DÜŞÜNDÜĞÜM İÇİN SOYUNMAM

Mesleğiniz ile ilgili kırmızı çizgileriniz var mı?

Soyunmam. Seyirciyi düşündüğüm için. (Gülüyor)

Çok kadın hayranınız varmış... Çapkın mısınız?

Gençken çapkındım. Şimdi değilim. Eşimi çok seviyorum ve hiç aldatmadım. İnsan aradığını bulunca duruluyor.

ALEV GÜRSOY CİMİN

alev.gursoy@posta.com.tr

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;
Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.