Gençken her şey daha mı renkli? Renk algımız yaşlandıkça değişiyormuş
Küçük yaşlarda seçilen elbiseler, yapılan resimler ve almak istenen eşyalar. Hepsi ne kadar da renkliydi değil mi? Herkesin çizdiği resimlerde gökyüzü masmavi, güneş sapsarıydı. Yerde mutlaka rengarenk çiçekler bulunurdu. Evler de renkliydi mesela. Rengarenk duvar kağıtları, farklı kırlentler ve göze çarpan biblolar vardı. Peki, sonra ne oldu?

Küçük yaşlarda seçilen elbiseler, yapılan resimler ve almak istenen eşyalar. Hepsi ne kadar da renkliydi değil mi? Herkesin çizdiği resimlerde gökyüzü masmavi, güneş sapsarıydı. Yerde mutlaka rengarenk çiçekler bulunurdu. Evler de renkliydi mesela. Rengarenk duvar kağıtları, farklı kırlentler ve göze çarpan biblolar vardı. Peki, sonra ne oldu?

Önceden rengarenk olan dünyalar artık grinin tonlarına bürünmüş durumda. Pek çok insan bu durumdan şikayetçi değilken bazıları ise '“Yaşlandıkça hayatın renklerini kaybettiğini hissediyorum” diyor. Peki, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Beğenilerimiz mi değişti yoksa hayatın renkleri mi soldu?

İngiltere'de Scince Museum Group tarafından gerçekleştirilen bir açıklamaya göre, 20. yüzyılın ortalarından günümüze uzanan süreçte günlük hayatta tercih edilen nesnelerin renkleri gittikçe grileşiyor ve mat bir hal alıyor.

Bu sadece çocuk odalarının, çizilen resimlerin ya da alınan kıyafetlerinin renklerinin soluklaşması anlamına gelmiyor. Çünkü bilim insanları, renk algısının da zaman içinde solabileceğini ve bu durumun dünyayı nasıl gördüğümüzü etkileyebileceğini de söylüyor. Kulağa çok garip geliyor değil mi?

Yedi yaşında gördüğünüz kıpkırmızı bir balonla, seksen yaşında gördüğünüz kırmızı balonun rengi aynı canlılıkta olmuyor. Çünkü renk algısı baştan sona değişiyor. Elbette bu durumun bazı sebepleri var.

Gözler yapısal olarak değişiyor, katarakt ve çeşitli görme problemleri meydana geliyor. Örneğin ABD'de her yıl 4 milyon insana katarakt ameliyatı yapılıyor. Görüşleri ise zamanla daha soluk bir hal alıyor.

Renk algısındaki değişiklikler glokom veya makula dejenerasyonu nedeniyle de yaşanabiliyor. 2024’te yapılan araştırmalar, küresel demans vakalarının %15’ine kadarının renk algısı sorunlarıyla bağlantılı olabileceğini ortaya koyuyor. Düzenli olarak yapılan göz muayeneleri ise söz konusu durumun hafifletilmesi için önemli bir yere sahip.
Londra Üniversitesi'nin onursal araştırma görevlisi Dr. Janneke van Leeuwen, son otuz yılın davranışsal çalışmalarında ince bir trend fark etti. Yaşlı yetişkinler, renkleri genç katılımcılara göre sürekli daha mat olarak değerlendirdi.
Peki, yaşlandıkça dünyayı gerçekten farklı mı görüyoruz? Eğer öyleyse, bu değişiklik gözden mi yoksa beyinden mi kaynaklanıyor?
Leeuwen, 2023’te yaptığı çalışmada, 17 genç yetişkin ve 20 yaşlı yetişkini içeren bir “göz izleme deneyi” gerçekleştirdi. Söz konusu Deneyde, ışıklılık ve doygunluk açısından farklılık gösteren 26 renk kullanıldı.

Van Leeuwen’in ekibi, katılımcıların her renge nasıl tepki verdiğini gözlemledi. Sonuç olarak, yaşlı bireylerin, daha yüksek doygunluklu renklere olan gözbebeği tepkilerinde azalma olduğu görüldü.
Buna göre, bazı yaşlı yetişkinlerin dünyayı gerçekten daha az renkli algılıyor olabildikleri ortaya kondu. Ancak Van Leeuwen, renklerin solması olarak adlandırılabilecek olan bu durumun sadece gözle değil aynı zamanda beyinle de alakalı olabileceğini söylüyor.
Çünkü yaş ilerledikçe beyin, renklerin doygunluğunu ve canlılığını daha az hassas algılamaya başlıyor.

