Sosyal medya insanlığı yeniden yaratıyor! Farkında olmadan başkalarının hayalini yaşıyoruz
Sosyal medya kullanımının artmasıyla birlikte insanların evleri, yüzleri ve hatta hayalleri bile benzerlik göstermeye başladı. Artık insanların hayattan beklentileri aşağı yukarı aynı. Herkes bembeyaz evlerde oturmak, yurt dışında okumak ve dünya turu yapmak istiyor. Peki, herkes gerçekten bunu mu istiyor?

Sosyal medya kullanımının artmasıyla birlikte insanların evleri, yüzleri ve hatta hayalleri bile benzerlik göstermeye başladı. Artık insanların hayattan beklentileri aşağı yukarı aynı. Herkes bembeyaz evlerde oturmak, yurt dışında okumak ve dünya turu yapmak istiyor. Peki, herkes gerçekten bunu mu istiyor?

Sosyolojik ve psikolojik araştırmalar aslında kitle psikolojisini son derece açık bir şekilde ortaya koyuyor. Ancak insanlar bu durumu kabul etmiyor ve bilinçsiz bir şekilde davranıyorlar. Söz konusu olay, her ne kadar normal duruyor olsa da insan psikolojisini resmen alt üst ediyor. Bu konuda bilinçli olmak ise son derece önemli.

Psikolojide önemli bir yere sahip olan 'Sosyal karşılaştırma teorisi' insanların kendini başkalarıyla kıyaslama eğiliminde olduğunu söyler. Günlük yaşamda bir insanın kendini başkalarıyla kıyaslaması sadece çevresinde bulunan insanlarla kısıtlı kalabilir. Ancak sosyal medya maruziyetinin artması bir insanın kendini sayısız insanla karşılaştırmasına zemin hazırlar.

Sosyal medya paylaşımları, 'Ben de bunu yaşamak istiyorum' duygusunu tetikleyebilir. Örneğin son zamanlarda furya haline gelmiş olan dünya turu yapan influencer'lar, insanlarda benzer arzuların oluşmasına sebebiyet vermekte.

Yapılan araştırmalar ise sosyal karşılaştırma teorisinin bu süreçte belirleyici olduğunu ortaya koyuyor. Bireyler, sosyal medyada sürekli olarak 'ideal hayat' paylaşımlarına maruz kaldıklarında, kendi yaşamlarını yetersiz görerek hayallerini standartlaştırıyorlar. Söz konusu durum elbette hiç de şaşırtıcı değil.

Özellikle genç bireyler ve sosyal medyayı yoğun kullanan kişiler, sürekli olarak başkalarının hayatlarıyla kendilerini karşılaştırdığı için psikolojik olarak daha savunmasız hale geliyorlar. Tatmin düzeyleri ve memnuniyet oranları ise giderek düşüyor.

Bu durum, yalnızca bireysel psikolojiyi değil, toplumsal eğilimleri de acı bir şekilde etkiliyor. İnsanlar artık sadece kendi isteklerini değil, aynı zamanda çevrelerindeki ve sosyal medyadaki trendleri de anlık olarak takip ediyor.

Böylece kitleler, birbirine benzeyen hayaller ve hedefler peşinde koşuyor, bireysel özgünlük ise giderek geri plana atılıyor. Dünya turu yapmak, yurt dışında eğitim görmek ya da belirli bir yaşam tarzını benimsemek artık bir seçenekten çok, toplumun ve sosyal medyanın dayattığı bir norm hâline geliyor.

Üstelik bu etki, ekonomi ve kültürü de etkiliyor. Seyahat ve turizm sektörleri, sosyal medya trendlerini doğrudan pazarlama stratejileriyle bireyleri belirli destinasyonlara yönlendiriyor.
İnsanlar farkında olmasalar da arzuları kısmen bu medya ve pazar döngüsünün içinde şekilleniyor. Herkes aynı lokasyonlara gidiyor ve benzer tatiller yaşıyorlar.

Sonuca bakacak olursak dünya turu furyası tamamen sahte bir talep değil ama sosyal medya ve kitle psikolojisinin bu arzuları güçlendirdiği bir gerçek.
İnsanlar, farkında olmadan başkalarının beklentilerini kendi hayalleriyle karıştırıyor.

