Ritim'Öfke çocuğu'nun söyledikleri dünyayı sarsmıştı! Yıllar sonra hayatı nasıl değişti?

'Öfke çocuğu'nun söyledikleri dünyayı sarsmıştı! Yıllar sonra hayatı nasıl değişti?

'Öfke çocuğu'nun söyledikleri dünyayı sarsmıştı! Yıllar sonra hayatı nasıl değişti?

Dünyayı derinden sarsan 'Child of Rage' (Öfke Çocuğu) belgeseli yeniden gündeme geldi. Henüz 6 yaşında olan Beth Thomas’ın, anne-babasını ve kardeşini öldürmek istemesi, hayvanlara işkence etmesi ve geceleri bıçaklarla ilgilenmesi… Tüm bu dehşet verici davranışların ardından korkunç bir hikâye çıktı. Küçük kız, onu derinden sarsan ve hayatını karartan bir gerçekle mücadele ediyordu. İşte yaşananlar.

Sinem Paksoy / Posta.com.tr - ABD’de yaşayan Tennent çifti, 1984 yılında henüz 19 aylık Beth ve 7 aylık kardeşi Jonathan’ı evlat edindiklerinde hayatlarının değişeceğini düşündü. Fakat hiçbir şey düşündükleri gibi olmadı. Zaman içinde karşılaştıkları dehşet verici olaylar, onlara hayatlarının en acı günlerini yaşatacaktı.

Haberin Devamı

Ailenin 1984 yılında evlat edindikleri Beth isimli kızları, ilk bakışta gayet sağlıklı görünüyordu. Ancak kısa bir süre sonra davranışlarında açıklanamayan farklılıklar görülmeye başladı. 6 yaşına geldiğindeyse yaşadığı sebepsiz öfke nöbetleri, geceleri kimseye fark ettirmeden dolaşmalar, bıçak biriktirme isteği ve agresif tavırlar aileyi giderek artan bir tedirginliğe sürükledi. Küçük kız, hayvanlara işkence ediyor ve kardeşine zarar vermeye çalışıyordu. Tennet çifti, büyük bir kâbus yaşamamak için onu her gece odasına kilitlemek zorunda kalıyordu. Peki, küçük Beth’in davranışlarının temel sebebi neydi?

Öfke çocuğunun söyledikleri dünyayı sarsmıştı Yıllar sonra hayatı nasıl değişti

KÂBUSUN SEBEBİ: BEBEKKEN MARUZ KALDIĞI ŞİDDET

Tennent ailesi, Beth ve Jonathan’ı evlat edindiklerinde sağlıklarıyla ilgili hiçbir şüphe duymuyorlardı. Ancak küçük kızın agresif davranışlarının ardından korkunç bir ‘kabus evi’ çıktı.

Haberin Devamı

Çocuklar eve geldikten yıllar sonra, yaşanan her olay tıpkı puzzle parçaları gibi bir bir yerine oturdu. Julie Tennent, küçük kızın tekrar eden rüyalar gördüğünü fark etti. Küçük Beth, ‘Üzerime bir adam düşüyor… Bana acı veriyor.” diyordu. Bu cümle, ailenin zihninde çeşitli soru işaretleri oluşturdu. Çünkü gördüğü kabus, küçük bir kız çocuğunun kendi kendine uyduramayacağı kadar karanlıktı.

Aynı dönemde kendi vücuduna zarar vermesi, cinsel bölgelerine yönelik şiddet davranışları da görülmeye başladı. Tennent çifti, Beth’in kardeşinin karnına yumruk atması ve evcil hayvanlarına iğne batırmasından sonra kızlarını doktora götürmeye karar verdi. 

Julie Tennet durumu şöyle anlattı: 

Hayvanlarımıza ve hatta kardeşi Jonathan’a yönelik saldırganlıkları o kadar arttı ki hayatımız çekilmez hâle geldi. John sabahları ağlıyor ve karnının ağrıdığını söylüyordu. Uzun süre bağırsaklarında bir sorun olduğunu düşündük. Her şeyi kontrol ettirdik. Sonra Beth’in odasından çıkıp kardeşinin karnını yumrukladığını öğrendik. Son çare olarak, çocukları birbirinden korumak için Beth’in kapısını kilitlemek zorunda kaldık.

Psikolog Dr. Ken Magid, Beth Thomas’ı gördüğü an, bunun sıradan bir öfke problemi olmadığını anladı. Empati yoksunluğu, vicdansızlık, kontrol takıntısı, öfke sorunları, kardeşine ve hayvanlara yönelik saldırganlıkları… Tamamı yaşadığı bir travmanın izlerine işaret ediyordu.

DOKTORUN TALEP ETTİĞİ DOSYA GERÇEKLERİ ORTAYA ÇIKARDI

Psikolog Magid, ilk görüşmede küçük kızın aile geçmişi kayıtlarına ulaşmak istedi. Ve dosyada yer alan gerçekler, Beth’in karanlık geçmişini açığa çıkardı.

Dosyalara göre Beth’in annesi, Jonathan doğduktan kısa süre sonra böbrek yetmezliğinden ölmüştü. Annesiz iki kardeş ise alkolik bir babayla baş başa kalmışlardı. 

Haberin Devamı

Küçük kız, henüz yürümeye bile başlamadan defalarca kez babasının cinsel istismarına uğramıştı. Jonathan ise kirli bir yatakta, günlerce tek başına bırakıldığı için kafatası şekil değiştirmişti.

Tüm bu bulgular, Beth’in davranışlarının ardında kötülüğün değil, çok küçük yaşta yaşadığı travmanın izlerinin olduğunu gösterdi.

Öfke çocuğunun söyledikleri dünyayı sarsmıştı Yıllar sonra hayatı nasıl değişti

'KARDEŞİMİ, ANNEMİ VE BABAMI ÖLDÜRMEK İSTİYORUM'

Psikolog, Beth’e sakladığı bıçaklarla ne yapmak istediğini sorduğunda "Kardeşimi, annemi ve babamı öldürmek istiyorum" yanıtını aldı. Bu cümle, küçük kızın yaşadığı istismarın onda bıraktığı etkiyi gözler önüne serdi. Sevgi, şefkat ve güven gibi kavramlardan oldukça uzaktı. 

Psikolog Dr. Ken Magid, küçük kızın yaşadıklarına tanı koydu: Reaktif bağlanma bozukluğu.

SON ÇARE: BETH'İ EVDEN GÖNDERMEK

Doktor Magid, ailenin can güvenliğini sağlamak için Beth’in geçici olarak evden gönderilmesini önerdi. Bu öneriden sonra küçük kız, çocuk travmaları üzerine uzmanlık kazanan Nancy Thomas isimli terapiste sevk edildi.

Haberin Devamı

Nancy Thomas, bu gibi travmalar yaşayan pek çok çocukla karşılaşmıştı. En acısı ise 9 yaşındaki bir çocuğun bile soğukkanlılıkla cinayet işleyebileceğini söylüyordu. Nancy’nin uyguladığı güven temelli psikoterapi seansları, Beth’in davranışlarının yavaş yavaş değişmesine neden oldu.

Küçük kız güvende hissetmeye başladığında sevgi göstermeyi de öğrendi. 15 yaşında Nancy tarafından evlat edinildikten sonra hayatı tamamen değişti.

Öfke çocuğunun söyledikleri dünyayı sarsmıştı Yıllar sonra hayatı nasıl değişti

'SİZİ TANIMLAYAN GELECEĞİNİZDE NE YAPMAYI SEÇTİĞİNİZDİR'

Bugün yenidoğan ünitesinde çalışan ve 2010 yılında meslektaşları tarafından ‘Yılın Hemşiresi’ olmaya aday gösterilen Beth Thomas, yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:

Bugün olduğum yere gelmek için çok çalışmam gerekti. Hepimizin bir geçmişi var ama bazılarımız daha travmatik bir öyküye sahibiz. Benim fark ettiğim şey şu: Sizi tanımlayan geçmişiniz değil, geleceğinizle ne yapmayı seçtiğinizdir.

Peki, geçmişinde travmatik bir öykü bulunan her çocuğun ilerleyen yaşlarda sağlıklı bir gelecek kurması mümkün müdür? Psikiyatrist Uzm. Dr. Şahut Duran konuya dair merak edilenleri ve reaktif bağlanma bozukluğunu Posta.com.tr okuyucuları için anlattı…

Haberin Devamı

Duran, bu durumun sıradan bir öfke problemi olmadığını söylüyor. Henüz konuşmaya bile başlamayan bir çocuğun, bakımını üstlenen kişi tarafından ağır şekilde cinsel istismara uğramasının ruhsal olarak büyük yıkıma neden olduğunu hatırlatıyor. Bu tür vakaların bizlere, çocukların kötülükle değil travmayla şekillendiğini gösterdiğinin de altını çizdi:

Bir çocuğun küçük yaşta öldürme gibi düşünceler geliştirmesi, bilinçli bir kötülük değildir. Yoğun korku, çaresizlik ve öfkenin dışa vurumudur. Aslında Beth’in dünyasında güvenli bir alan yoktu, sevmesi gereken kişiler ona zarar vermişti. Böyle bir durumda çocuk, kendini koruma amacıyla saldırgan fanteziler geliştirebilir.

Psikoanalitik açıdan bakıldığında, çocuğun bakım verenle kurduğu ilişki içselleştiriliyor. Psikiyatrist Şahut Duran’a göre, Beth’in iç dünyasında güvenli bir ‘iyi nesne’ yok. Yakınlık, tehlike ile eş değer. Bu yüzden empati ve vicdan gelişimi eksik kalıyor. Bağlanma kuramı açısından ise, güvenli bağlanma deneyimi yaşamayan çocukta duygusal kopukluk, kontrol ihtiyacı ve saldırgan davranışlar gözlemleniyor. Bu duruma psikiyatride Reaktif Bağlanma Bozukluğu deniyor.

Öfke çocuğunun söyledikleri dünyayı sarsmıştı Yıllar sonra hayatı nasıl değişti

TRAVMA YENİDEN SAHNELENİYOR

Hayvanlara işkence veya kardeşe zarar verme davranışları genellikle travmanın yeniden sahnelenmesine işaret ediyor. Uzman ismin açıklamalarına göre, çocuk güçsüz olduğu yerde güçlü olmaya çalışır. Ancak travma erken fark edilip uygun destek sağlanırsa, ileride tehlikeli bir birey olma riski büyük ölçüde ortadan kalkar. Beth’in iyileşmesinde en kritik faktör, ilk kez gerçekten güvende hissettiği bir ilişki yaşaması ve tutarlı, şiddetsiz, sevgi dolu bir bağ kurabilmesidir.

Bu vaka bize şunu hatırlatıyor: ‘Bir çocuğun geçmişi kader değildir, o kaderi değiştirmek yetişkinlerin sorumluluğudur.’

İftar ve sahur vakitlerini Posta uygulaması ile takip edin!

Web
Web'de Devam Et