'Romantik jön rolleri gelmiyor'

'Romantik jön rolleri gelmiyor'

BKM Mutfak'tan tanıyoruz Bülent Emrah Parlak'ı. Bir de kısa süre önce biten “Ankara'nın Dikmen'i” dizisinden... Türkiye'de oyuncu olmanın zorluklarını konuştuk öncelikle. “Yabancı senarist, yönetmen ve oyuncular bizimkilerin eline su dökemez. Bu konuda Türkiye, dünyaya ders verir” dedi. Bülent Emrah Parlak'a göre reyting sorununun çözümü, sendikalar. Kendisi de Oyuncular Sendikası üyesiymiş zaten

24 Ocak 2015, Cumartesi 05:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

RÖPORTAJ ELMAS DERECİ
elmasdereci@gmail.com

* Konservatuvara girmeden önce kamu yönetimi okuyordunuz. Neden?

Altı yıl boyunca istediğim üniversite veya bölümleri kazanamadım. Son olarak ‘hadi kamu yönetimine gireyim, askerlik ertelensin’ dedim. İki yıl okudum ve benlik olmadığını gördüm.

* Devlet okullarına giremeyenler paralı okur. Sizin üniversite de paralıydı. Paralı okuyor olmak sizi rahatsız etti mi?

Paralı okulların sistemdeki konumu, ikilik yaratması beni tabii ki rahatsız ediyordu. Ben burslu okudum, konservatuarda okumak istediğim için de bu imkanı kaçırmak istemedim. En önemli sebep okulun müthiş eğitim kadrosuydu. “Komediyle başladım, öyle kaldı”

* Hep komedilerde oynadınız, romantik jön rolleri gelmiyor mu?

Oyunculuğa BKM’de komediyle başladım ve öyle bilindim. Ülkemizde canlandırdığınız karakterlerle sizi bir tutuyorlar ve öyle kalıyor. Hiç romantik jön roller gelmedi. Gelirse ve senaryo iyiyse elbette oynarım.

* Kendinizi beğeniyor musunuz? Yakışıklı mısınız sizce?

Her insan kadar kendimi beğeniyorum, yakışıklı olup olmamayı ise insanların yorumuna bırakmayı tercih ediyorum. Kendimle ilgili bu tür yorumlar yapmayı sevmem.

* BKM Mutfak çok genç bir ekipti. En olgunu sizdiniz, nasıl hissediyordunuz kendinizi?

BKM’ye girdiğimde 24-25 yaşındaydım. Benden 3-4 yaş küçük, 7-8 yaş büyük insanlar da vardı. Ben tam orta kısımda duran kişilerdendim. “Dizinin bitmesine üzüldüm”

* ‘Ankara’nın Dikmeni’ dizisi neden bitti?Üzdü mü sizi bitmesi?

Tabii ki üzdü. Sonuçta orada çok güzel arkadaşlıklar vardı, en çok ona üzüldüm. Gerçekten ses getiren bir diziydi ama kanal değiştirince seyirciyi arkamızdan sürükleyemedik. Gelmedi seyirci. Beni en çok üzen de ki bu konuda kesinlikle yasal düzenleme yapılmalı. Sendika ve televizyon yöneticilerine çok iş düşüyor.

* Sendika üyesi misiniz?

Evet. Oyuncular Sendikası üyesiyim. Yoğun olduğum için bu konuda çalışamıyorum ama oradaki arkadaşlarımla irtibat halindeyim. Gidip gelmiyorum ama her bulunduğum platformda sözlerimle sendikanın savunduklarını savunmaya çalışıyorum. “Türkiye dünyaya ders verir”

* Bundan sonra nasıl bir projede olmak istersiniz?

Dizilerden, programlardan teklifler geliyor. Biraz yorgunum, dinlenmek istiyorum. Beni yormayacak, iyi bir proje çıkarsa içinde olabilirim. En önemlisi senaryo.

* Türkiye’de oyuncu olmak kolay mı?

Hiç değil. İddia ediyorum; hiçbir yabancı senarist, yönetmen ve oyuncu, Türkiye’dekilerin eline su dökemez. Gelsinler, bu koşullarda yazarlık, oyunculuk, yönetmenlik yapsınlar bakalım. Ondan sonra kıyaslayalım. Bence Türkiye bu konuda dünyaya ders verecek durumda.

'İNSANIMIZIN GENETİĞİNDE VİCDAN VAR'

* Aşk konusunu konuşalım mı biraz da?

Hayır. Bu konulara girmeyelim lütfen.

* Peki evlilik nedir sizce?

Birbirini seven ve özellikle tamamlayan iki insanın; yaşamlarında yan yana olma koşullarını birbirine kabul ettirmeleri ve bundan mutluluk duymaları.

* İyi insan olma nitelikleri sizce nedir?

Birinci koşulu, bütün insanların eşit olma hakkını savunabilmektir. Tüm insanların barınma, sağlık, eğitim koşullarının düzen içinde ve eşit olarak yönlendirilmesini savunan insan, bence iyidir. Bunlarla ilgili herhangi bir adaletsizliği kabul eden ve düzenin gereği olduğunu savunan insan, istediği kadar para dağıtsın iyi olamaz.

* Nasıl bir Türkiye hayal ediyorsunuz?

Her zaman umutluyum. Bizim insanımızın genetiğinde vicdan ve paylaşım var. Anadolu halkına ve ileriye gideceğimize inanıyorum. Bilim adamları ve sanatçıların belirleyici olduğu, okuyan vicdanlı insanların ülkeye yön verebildiği, paranın ikinci sırada kalıp üretime geçildiğinde araç olarak kullanıldığı, bilimin önde olduğu bir ülke hayal ediyorum.

KELİMELER ANLAMLAR İÇERİKLER...

EGO: Bugünlerde sık karşıma çıkıyor. Çok bildiğini düşünme, kendini fazla önemseme, üstün görme durumu. Kontrol edilebildiği ve insan ilişkilerinde olumlu hale getirilip paylaşıma açılması halinde ego müthiş olabilir. Ama doğru yönetilmediğinde katlanmak mümkün değil.

VİCDAN: Dünyanın dengesini kuran orta nokta. Kimileri buna tanrı, yaşam, kar, fırtına diyebilir. İyi insan olmanın en temel özelliklerinden biri.

ŞÖHRET: Çok güzel bir şey. Hele üreterek, gelişerek, bilime katkıda bulunarak ünlü olabiliyorsan harika. Bir de hiçbir şey olmadan ve yapmadan şan-şöhret sahibi olmak var ya, bana göre çok utanç verici.

KADIN: Eşitsizlik. Bu ülkede hiçbir şekilde kadın-erkek eşitliği yok. Erkek egemen bir toplumuz. Kadınlardan çok şey öğreniyoruz, öğreneceğiz, çünkü onların doğasında üretkenlik var. En önemlisi de vicdanlı olmaları. Vicdanın karşılığı kadın olabilir.

ŞARAP: Hep aklıma mitoloji gelir. Bir meyvenin, katkı maddesi katmadan, dura dura kafamızı güzel yapması şahane bir şey.

ANARŞİ: Faşizme karşı uygulandığında doğru bir şey. POLİTİKA: Siyasetteki karşılığı yalan dolan olduğu için kötü bir kavram. Doğru yapıldığı koşulda onaylıyorum.

ANNE: Hiç ölmeyecek bir sevda.

CHARLIE HEBDO: İçim kan ağlıyor. İnsanlık gerçekten orada öldürüldü. Ne anlatırlarsa anlatsınlar, o kurşunları vicdana sıktılar.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder