Rotten Tomatoes'a göre bugüne kadar Sundance'e katılan en iyi 10 film

ABD'nin en büyük bağımsız film festivali olma özelliğini taşıyan Sundance Film Festivali dünya sinema tarihine kattığı değerler konusunda oldukça alçakgönüllü. 1978'deki ilk Sundance'ten beri festival sahnesinden Jim Jarmusch, Quentin Tarantino, Kevin Smith gibi pek çok değerli yönetmen geçti. Geçtiğimiz yıl Ocak sonu ve Şubat başı arasında yapılan festival, pandemiden kılpayı sıyrılmıştı. Bu sene ise 37 yıllık tarihinde ilk kez 29 Ocak ve 3 Şubat tarihleri arasında takipçilerini Utah dağlarında değil, pandemi şartlarına uygun olarak ekran başında ağırlayacak. Festival gelmeden biz de tarihini inceledik. İşte, Rotten Tomatoes'a göre bugüne kadar Sundance'e katılan en iyi 10 film.

27 Ocak 2021, Çarşamba 09:55 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News
10. American Psycho (70%)

10. American Psycho (70%)

Patrick Bateman, aileden zengin bir adamdır. Gençliği ve yakışıklı olması, kendisine hem işinde hem de sosyal hayatında avantajlar sağlamaktadır. Oldukça sıradan bir hayata kapılıp gidiyormuş gibi görünen Bateman'ın hayatının karanlık tarafın ise oldukça derinliklidir. Bateman, insanları sebepsiz yere öldürmekten hoşlanan ve öldürdüğü insanların vücutlarından hatıra olarak aldığı parçaları evinde saklayan bir akıl hastasıdır. Bunu kendisi dışında kimse bilmemektedir.


9. (500) Days Of Summer (85%)

9. (500) Days Of Summer (85%)

Alışılmamış türde bir romantik komedi olan film, aşkın gerçek olduğuna inanmayan bir kadın ve ona aşık olan bir adamın hikayesini anlatıyor. Tom Hansen, hayatından tamamen çıktığına emin olduğu zaman Summer Finn ile tanıştığı ilk günü hatırlar. Tom, kıza ilk gördüğü anda aşık olur. Hayatının geri kalan kısmını bu kızla birlikte geçirmesi gerektiğini biliyordur. Ne var ki Summer ne aşka ne ilişkilere inanmamaktadır. Buna rağmen aralarında arkadaşlıktan öte farklı bir ilişki başlar. Birlikte geçirecekleri günler sıradışı, eğlenceli ve komik bir hikayeye tanıklık edecektir. İlk defa Sundance Film Festivali’nde gösterilen film, hem eleştirmenlerden hem de seyirciden tam not aldı.

8. Olağan Şüpheliler (89%)

8. Olağan Şüpheliler (89%)

Olağan Şüpheliler'de, San Pedro’da patlayan bir tekneyi araştıran polis, teknede 27 ceset ve 91 milyon dolarlık uyuşturucu parası bulur. Olaydan kurtulan iki kişiden biri yanıklarla dolu vücuduyla korkmuş bir Macar terörist ve diğeri de Verbal Kint adında bir tetikçidir. Polisteki sorgusunda Kint, 6 hafta öncesinden başlayarak tüm olayları anlatır. Beş suçlunun nasıl bir araya geldiğinden, kaçırılan bir kamyondan ve bir suç lordundan polislere bahseder.


 7. Rezervuar Köpekleri (92%)

7. Rezervuar Köpekleri (92%)

Büyük bir hırsızlık olayı için bir araya gelen bir ekip, birbirlerinin isimlerini bile bilmeyen bir grup hırsızdan oluşuyor. Soygunda yaşanan bir aksaklık nedeniyle kan gölüne dönen atmosferde polisten kaçmaya çalışan ekip, aralarında bir polis casusunun olduğunu öğreniyorlar ve bu kanlı mücadele fiziksel şiddeti de anbean artan psikolojik bir savaşa dönüşüyor. 

 6. Heathers (93%)

6. Heathers (93%)

Veronica ve üçününde adı Heather olan kız arkadaşları ile okulun en popülerleri arasındadır. Ancak genç kadın bu üç kızdan iyice sıkılmış durumdadır. Mecburen kızlara tahammül eden Veronica bu sırada ası J.D olan bir genç ile tanışır. Asi ve sosyal anlamda sorunlu bir genç olan J.D, Veronica'nın dikkatini çeker. Birlikte vakit geçirmeye başlayan Veronica ve J.D, üç kızdan intikam almak için korkunç bir plan yapar.

5. Memento (93%)

5. Memento (93%)

Leonard Shelby, ucuz otel odalarında konaklayan ve sadece nakit para kullanan biridir. Şık giysiler giyip, Jaguar marka araba kullanan Leonard, dışarıdan işadamı gibi görünmektedir. Fakat aslında hayatını karısına tecavüz edip öldüren kişiyi bulmak için adayan biridir. Ne yazık ki Leonard’ın bu yolda ciddi bir engeli vardır, yaşadığı, çok ender rastlanan ve tedavi edilemeyen bir tür hafıza kaybı. Her ne kadar hayatının 'kaza'’dan önceki dönemlerini hatırlayabiliyorsa da, bazen 15 dakika öncesinde nereye gittiğini ve nerede olduğunu bile unutabilmektedir.


4. Winter's Bone (94%)

4. Winter's Bone (94%)

Kendinden küçük iki kardeşine ve hasta annesine bakmak zorunda kalan 17 yaşındaki Ree Dolly (Jennifer Lawrence), Alabama'nın küçük ve muhafazakâr bir kasabasında hayatla çetin bir mücadeleye girmiştir. Akli dengesi bozulmuş annesinin bakıcılığını yapmanın yanı sıra, bir de uyuşturucu bağımlısı kayıp bir babanın izini sürüyordur. Küçük yaşına ve hayatın omuzlarına bindirdiği ağır yüke aldırmadan hayata sıkı sıkı tutunan genç kız, kardeşlerine doğru yolu göstermeye çalışırken, yaşadığından bile emin olmadığı babasını da köşe bucak aramak zorundadır... Özellikle Jennifer Lawrence'ın oyunculuğuyla parladığı film 4 dalda Oscar adaylığı kazanmıştı.

3. Whiplash (94%)

3. Whiplash (94%)

Küçük yaşlardan itibaren bateri çalmaya başlayan Andrew, işinde tam anlamıyla bir usta olmak ister. Üniversite tercihinde de ülkenin en iyi müzik okulu olarak gördüğü Shcarffer Konservatuarı'na girer. Henüz 19 yaşındadır ama dersler harici var gücüyle antrenman yapar. Bir gün, okulun en sert hocalarından biri olan caz duayeni Terence Fletcher'ın dikkatini çeker. Fletcher Andrew'ü okulun en parlak öğrencilerinin seçildiği ve sürekli yeni yarışmalara hazırlanan "studio band"e seçer. Başarısı kadar acımasızlığıyla da ün yapmış olan Fletcher, Andrew'un kapasitesinin sonuna kadar kullanmadan asla başarmış saymayacaktır. Genç bateristin önünde sadece mesleki bir test değil, psikolojik bir sınav da vardır.

 2. Hoop Dreams (98%)

2. Hoop Dreams (98%)

Steve James'in yönettiği belgesel film, yoksul ailelerden gelen William Gates ve Arthur Agee isimli iki Afrika kökenli iki Amerikan öğrencinin hayatını ele alıyor. Beyaz öğrencilerin çoğunlukta olduğu Westchester bölgesindeki St. Joseph Lisesi'nde okuyan iki genç, basketbol dalında bir hayli başarılı olan bu okulda bu sporla ilgili ellerinden geleni yapmaktadırlar. Yaşadıkları yer itibarıyla okula ulaşımları bir hayli güçtür ancak buna rağmen zorlu antrenmanlarda ter dökmekten vazgeçmezler. Film bu hikayenin ekseninde Amerika'daki ırk, sosyal sınıf ve eğitim gibi temel yaşam problemlerini ele alıyor.


1. Man On Wire (100%)

1. Man On Wire (100%)

7 Ağustos, 1974’de, Philippe Petit isimli genç bir Fransız o zamanın en yüksek binaları olan New York şehrinin ikiz kuleleri arasında gerilmiş telin üzerine ilk adımını attı. Telin üzerinde yaklaşık bir saat dans ettikten sonra tutuklanıp psikolojik değerlendirmeden geçip kısa süre sonra salıverilmek üzere hapse atıldı. Petit, altı ay kulelerin hayalini kurmuş ve New York’ta geçirdiği sekiz ay boyunca da projeyi gerçekleştirmek için çalışmıştı. Arkadaşları ve iş birlikçileriyle beraber, Petit inanılmaz engeller aştı: İkiz kulelerin güvenliğinden geçmek; üzerinde yürüyeceği teli ve ipi germek için gerekli eşyaları binaya sokmak; teli iki çatıya ulaştırmak; kulelerin sallanma oranı ve rüzgarın gücünü hesaplayarak teli germek Nihayet sabah saat 7:15’te, Philippe Petit, Manhattan kaldırımlarından 411 metre yükseğe gerilmiş tele ilk adımını atıyor.

Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Lupin'i sevenlerin mutlaka izlemesi gereken 9 Fransız polisiye filmi