'Sağlığı, korku ormanı olmaktan çıkardık'

Dr. Aytuğ Kolankaya'yı, iki yıldır yaptığı 'Doktorum' programıyla tanımayan kalmadı

19 Ekim 2013, Cumartesi 05:00
A A
'Sağlığı, korku ormanı olmaktan çıkardık'

Bir sezon ara verdiği eğlenceli programa Kanaltürk’te dönen Dr. Kolankaya “Sağlık işi gülmeden çekilmez” diyor. Şimdi en önemli hedefi her evde en azından bir sağlık elçisi edinmek.

Röportaj: Nar Güneş KILIÇ

Nasıl başladınız kendi programınızı yapmaya?

10 senedir tüp bebek tedavisi nedeniyle sağlık programlarına davet ediliyordum. Ama programlarda şarkılar, türküler nedeniyle az zaman kalıyordu. Bir de uzmanlar ciddi ciddi konuşunca sıkılıyordu herkes. Yine böyle derdimi iyi anlatamadığım programlardan birinden çıkınca eşime dedim ki; “Bir sene sonra kendi programımı yapacağım.” Gülmüştü bana. Bir yıl sonra başladı ‘Doktorum’ programı. Çok iyi gitti gerçekten de. Sağlık konuşmak ciddi bir iş ama biz konuşurken eğleniyorduk.

  Program talk-show gibiydi gerçekten de!

Gülmezseniz sağlık işini çekemezsiniz. Herkesin dertli olduğu bir konudan bahsediyorsunuzdur. Bu yüzden espri katıyorduk konuşmalara. Polikliniğim de böyle. Suratı asılmaz kimsenin. Yorgunluk nedir bilmezler. Sizi korku dolu bir ormana bıraksalar ve o ormanda “Gece oturup şiir yazacaksın” deseler yapabilir misiniz?

  Hayır.

Elbette hayır. Biz sağlığı korku ormanı olmaktan çıkarıyoruz. Sır bu.

 Bütün doktorlar sizin gibi değil ama. Bu kadar enerjik, güleç doktor çok az görmüşümdür.

Sosyal antropoloji ve felsefe okuyorum sürekli. Neden biliyor musunuz? İnsanı daha iyi anlayabilmek için. Bir işi yaparken saati unutuyorsanız o işi seviyorsunuz demektir. Canlı yayın için de bu geçerli. Bize konuk gelen doktorlar süre bitince “Aaa, ne çabuk geçti” der.

 Ama sağlık her zaman bu kadar mutluluk veren bir konu değil ki. Olmaz mı?

Sabah kalktığınızda aynaya bakıp “Sivilce çıkmış mı, dişlerim sarı mı?” diye bakmıyor musunuz? Elbette bakıyorsunuz. Sağlık da bundan farklı değil. ¦ “Hastaneye giren, hasta çıkar” der büyükler. İtiraf edeyim; dört yıldır doktora gitmedim. Benim gibi bir sürü de insan var! Ama şimdi bu olmadı. Ne yapalım? Kafamızı kuma mı gömelim? Bu çağda sağlığınızdan siz sorumlusunuz, doktorunuz değil. Ben sizin peşinize düşemem, siz doktorların peşine düşeceksiniz. Türkiye’nin nüfusu ve kaç hastane olduğu belli. Göğüs muayenesini kendiniz yapıyorsanız, yılda bir kere smear testine gidiyorsanız, 40 yaşında bir mammografi yaptırdıysanız işiniz bir jinekologla bitmiş demektir zaten. Bir de 50 yaşına gelen kadın-erkek herkes kolonoskopi yaptıracak. Bunu yaptırırsanız kalın bağırsak kanserinden kurtulmuş oluyorsunuz.

Her evde bir sağlık elçisi aranıyor

 ‘Doktorum’ artık Kanaltürk’te. Program eskisi gibi mi olacak?

Türkiye’de obezite, diyabet, hipertansiyon oranları müthiş artıyor. Şimdi bu programla bütün derdim, her evde gönüllü bir sağlık elçisi yaratmak. Bu ister evin anneannesi olur, ister dedesi, ister anne-babası. Bir kişiyi eğitmek onun çekirdek ailesinden insanları kurtarabilir. Ve o bir kişi de etrafındaki 20 kişinin hayatını kurtarabilir.

  Sağlıkta bilgi bombardımanı yaşanıyor. Ispanak bir gün iyi oluyor, diğer gün kötü. Neye inanacağız?

Bunca yıldır programlarımın bu kadar tutulmasının nedeni, güvenilir olması. Yüzde yüz güvenmediğim, doğru olduğunu bilmediğim hiç bir bilgiyi paylaşmam. Dünyanın en iyi hocası bile olsa anlatan, onu sorgularım. Doğru bilgi, aslında basit. Annelerimizin yaptığını yapamayız, çünkü onların zamanında inek gerçek yeşillikle besleniyor, hareket ediyordu. Onun verdiği sütle yapılan tereyağ ile kapalı yerde tutulup küspe yedirilen ineğin verdiği tereyağ arasında çok büyük fark var. Her yediğinizin bir ayarı olmalı. Her zaman söylerim: İlaçla zehir arasında sadece doz farkı var.”

  Kendimize bile bakmaya zaman yok, biliyorsunuz!

Çok doğru. Mesafeler insanları yoruyor. Eve gelince sadece koltukta kıpırdamadan yatmak istiyoruz. Ama insan zemberekli saat gibi. Yürümezsek eğer, vücudumuz da çalışmaz, beynimiz de. Spor yapıyorsanız Alzeimer’a yakalanmazsınız.

‘Güvenmediğim şeyi yemem’

 15 yıl öncesine kadar Türkiye’de obezite tehlikesi yoktu. Bu konuda ne diyeceksiniz?

Ülkemizde çok hızlı bir kentleşme var. Bu kadar büyük nüfuslar bir araya geldiğinde büyük patlama oluyor. Evde yemek yapılmaz oldu. Öğlen atıştır, akşam atıştır derken tehlike büyüdü. Cips, gofret, bisküvi tüketimi konusunda fikriniz var mı? Çocuk obezitesi son 10 yılda üç kat arttı. Daha da kötüleşebiliriz.

  50 yaşındasınız ve çok sağlıklı görünüyorsunuz. Sırrınız ne?

Özel bir şey yok, inanın. Bir gün fazla kaçırdıysam ertesi gün azaltırım yediklerimi. Güvenmediğim şeyi yemem. Haftanın üç günü spor yaparım. Ve mutluyum. Bence en önemli sır bu.

 Uzmanlık alanınızdan sorayım: Tüp bebek tedavisinde son durum nasıl?

Kısırlık, istatistiklerle anlatamayacağım kadar büyük bir sorun oldu. Hem erkek hem kadın için bu durum geçerli. Kadınlar geç evleniyor, çocuk konusunda işi ağırdan alıyor ve sonuçlar giderek daha az doğurgan bir toplumu işaret ediyor.

(12.10.2013 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır. )
 

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;
Sıradaki haber yükleniyor...