Beden SağlığıGlokom geri dönüşü olmayan körlüğe neden olabilir mi?

Glokom geri dönüşü olmayan körlüğe neden olabilir mi?

Glokom geri dönüşü olmayan körlüğe neden olabilir mi?

Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Halit Oğuz, dünyada katarakttan sonra körlüğün en yaygın ikinci nedeni olan glokomun geri dönüşü olmayan görme kaybına yol açtığını belirterek, erken tanı ve düzenli takibin hastalığın durdurulmasında kritik rol oynadığını vurguladı.

Glokom, çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen ve görme sinirinde kalıcı hasar bırakabilen bir hastalıktır. Kataraktın aksine glokomda kaybedilen görme geri kazanılamaz. Bu nedenle amaç, hastalığı erken dönemde saptamak ve ilerlemesini durdurmaktır.

Haberin Devamı

Glokom neden bu kadar önemli?

Dünyada glokom, katarakttan sonra körlüğün en sık görülen ikinci nedenidir. Toplumda 40 yaş üstünde görülme sıklığı %0,5–2 arasında değişir. Türkiye’de yaklaşık 2,5 milyon kişinin glokom hastası olduğu tahmin edilir; ancak hastaların önemli bir kısmı glokomu olduğunu bilmez ve daha az bir kısmı düzenli tedavi alır. Glokom, optik sinirde sinsi ve çoğu zaman ağrısız şekilde geri dönüşü olmayan hasara yol açabilir. Günümüzde kaybedilen görmeyi geri kazandıran bir tedavi bulunmadığı için erken tanı ayrı bir önem taşır.

Erken tanı hastalığın seyrini nasıl değiştirir?

Optik sinir hasarını önlemenin temel yolu, glokomu erken dönemde tespit etmek ve göz içi basıncını düşürmektir. Erken tanı ile hastalığın ilerlemesi durdurulabilir ve görme kaybı gelişmeden kontrol sağlanabilir. Bu amaçla ilaç tedavileri, lazer uygulamaları ve cerrahi yöntemler gündeme gelir. Ayrıca optik siniri ve görme alanını korumaya yönelik nöroprotektif yaklaşımlar da değerlendirilir.

Haberin Devamı

Kimler düzenli tarama yaptırmalı?

Ailede glokom öyküsü bulunan kişilerde risk daha yüksektir. Bu nedenle özellikle 40 yaşından sonra göz hastalıkları uzmanı tarafından düzenli tarama önerilir. Glokom tanısı ve takibinde göz içi basıncı ölçümü, kornea kalınlığı ölçümü, optik sinir başının değerlendirilmesi ve optik koherens tomografi gibi görüntüleme yöntemleri ile görme alanı testleri belirli aralıklarla yapılır.

Glokom için risk faktörleri nelerdir?

Glokom gelişiminde en önemli risk faktörleri arasında göz içi basınç yüksekliği ve yaşın artması yer alır. Glokom prevalansı 40 yaş altında nadirken, 40–60 yaş arasında yaklaşık %1’e, 60–80 yaş arasında %2’ye, 80 yaş üzerinde %4’e kadar çıkabilir. Afrika kökenli bireylerde ve genetik yatkınlığı olanlarda risk artar; birinci derece akrabalarda glokom bulunması önemli bir göstergedir. Diabetes mellitus (şeker hastalığı), trigliserit yüksekliği, miyopi, migren ve vazospastik hastalıklar, Raynaud hastalığı, hipotansiyon veya hipertansiyon gibi damar ilişkili durumlar, ince kornea yapısı ve bazı retinal hastalıklar da riskle ilişkilidir.

Haberin Devamı

Glokomun belirtileri var mı?

Glokom genellikle ağrısız seyreder ve hasta uzun süre hastalığının farkında olmayabilir. Görme alanı kaybı yavaş ve kademeli geliştiği için çoğu zaman ileri evrede dikkat çeker. İki taraflı görme alanı kaybı olan hastalarda hareket kabiliyeti ve araç kullanma becerisi azalabilir. Yüzeysel göz muayenesinde gözlerin normal görünmesi, tanının gecikmesine neden olabilir.

Glokom tedavisi nasıl planlanır, damla kullanımında nelere dikkat edilir?

Glokom tedavisinde ilaçlar (damla, ağızdan ya da damar yoluyla), lazer uygulamaları ve cerrahi seçenekler kullanılır. Göz damlası uygulandıktan sonra 1–2 dakika göz pınarına hafif basınç uygulanması veya gözlerin kapalı tutulması önerilir; bu yaklaşım ilacın burun ve boğaza geçişini azaltarak sistemik yan etki riskini düşürürken gözdeki yararlanımı artırır. Göz kapağından taşan fazla solüsyon temizlenir, elde kalan kalıntılar yıkanır.

Konjenital glokomda erken tanı neden hayati?

Haberin Devamı

Konjenital (doğumsal) glokom, optik diskte yapısal hasarı önlemek ve görsel gelişimi korumak için erken değerlendirme ve cerrahi müdahale gerektiren ciddi bir tablodur. Çoğu zaman iki taraflıdır ve başka doğumsal sorunlarla birlikte görülebilir. Fotofobi, göz kapaklarını sıkma ve aşırı sulanma dikkat çeken belirtiler arasındadır. Korneada bulanıklık, kornea çapında artış, göz boyutunda büyüme ve optik disk görünümünde değişiklikler saptanabilir. Bu tabloda temel tedavi yaklaşımı cerrahidir.

Glokomda asıl hedef, görme sinirindeki hasar oluşmadan önce hastalığı yakalamak ve düzenli takip ile ilerlemeyi durdurmaktır. Özellikle 40 yaş sonrası ve aile öyküsü olan kişilerde düzenli göz muayenesi, geri dönüşü olmayan görme kaybı riskini azaltmada belirleyici rol taşır.