Beden SağlığıHipertansiyon her zaman belirti verir mi?

Hipertansiyon her zaman belirti verir mi?

Hipertansiyon her zaman belirti verir mi?

Hipertansiyon çoğu zaman belirgin bir şikâyet oluşturmadan yıllarca ilerleyebilir. Bu nedenle kişinin kendisini iyi hissetmesi, tansiyonunun normal olduğu anlamına gelmez. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Veysel Ozan Tanık, yüksek tansiyonun erken dönemde fark edilmesinde düzenli ölçümün büyük önem taşıdığını, özellikle risk faktörü bulunan kişilerin kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini belirtti.

Hipertansiyon, kanın damar duvarına uyguladığı basıncın sürekli olarak yüksek seyretmesiyle karakterize kronik bir durumdur. Ancak tek bir yüksek tansiyon ölçümü her zaman hipertansiyon tanısı anlamına gelmez. Tanı için tansiyonun doğru teknikle ve uygun koşullarda tekrarlayan ölçümlerle değerlendirilmesi gerekir.

Haberin Devamı

Güncel Avrupa Kardiyoloji Derneği yaklaşımında, hekim muayenesinde tekrarlayan ölçümlerde tansiyonun 140/90 mmHg veya üzerinde olması hipertansiyon olarak kabul edilir. Evde yapılan ölçümlerde ise ortalama 135/85 mmHg ve üzerindeki değerler hipertansiyon açısından önem taşır.

Hipertansiyonun en önemli özelliklerinden biri uzun süre hiçbir belirti vermeden ilerleyebilmesidir. Bu nedenle tansiyonun normal olup olmadığını anlamanın en güvenilir yolu ölçmektir.

Hipertansiyon neden fark edilmeyebilir?

Birçok kişide yüksek tansiyon herhangi bir yakınmaya yol açmaz. Baş ağrısı, baş dönmesi, çarpıntı, kulak çınlaması veya halsizlik gibi belirtiler görülebilse de bunların hiçbiri hipertansiyona özgü değildir.

Haberin Devamı

Bu nedenle “Şikâyetim yok, tansiyonum da yüksek değildir” düşüncesi yanıltıcı olabilir.

Özellikle ailesinde hipertansiyon bulunan, fazla kilolu veya obez olan, diyabeti, böbrek hastalığı ya da kalp-damar hastalığı bulunan kişilerde düzenli tansiyon ölçümü daha fazla önem taşır.

Tansiyon neden yükselir?

Hipertansiyonun çoğu hastada tek bir nedeni yoktur. Yaş, genetik yatkınlık, fazla tuz tüketimi, obezite, hareketsizlik ve aşırı alkol tüketimi tansiyon yüksekliğiyle ilişkili olabilir.

Bunun yanında böbrek hastalıkları, hormonal bozukluklar, uyku apnesi ve bazı ilaçlar da tansiyonun yükselmesine neden olabilir.

Özellikle genç yaşta başlayan, çok yüksek seyreden veya birkaç ilaca rağmen kontrol altına alınamayan hipertansiyonda altta yatan ikincil nedenlerin araştırılması gerekebilir.

Hipertansiyon saptandığında yalnızca tansiyon değerine bakmak yeterli değildir. Kişinin yaşı, kalp-damar riski, eşlik eden hastalıkları, kullandığı ilaçlar ve varsa tansiyonu yükseltebilecek altta yatan nedenler birlikte değerlendirilmelidir.

Evde tansiyon ölçümü neden önemlidir?

Tansiyon sabit bir değer değildir; gün içerisinde değişkenlik gösterebilir. Stres, fiziksel aktivite, uykusuzluk, kafein tüketimi, sigara kullanımı ve ölçüm sırasında yapılan hatalar sonucu etkileyebilir.

Bu nedenle evde yapılan düzenli ölçümler kişinin gerçek tansiyon seyri hakkında önemli bilgiler sağlayabilir.

Haberin Devamı

Doğru ölçüm için kişi birkaç dakika dinlenmeli, sırtı destekli şekilde oturmalı, kolu kalp seviyesinde tutulmalı ve kola uygun büyüklükte manşeti bulunan, doğrulanmış bir tansiyon cihazı kullanılmalıdır. Ölçüm sırasında konuşulmaması da önemlidir.

Tek bir ölçüme göre karar vermek yerine farklı günlerde yapılan ölçümlerin ortalamasının değerlendirilmesi daha doğru sonuç verir.

Gerekli durumlarda 24 saatlik ambulatuvar kan basıncı ölçümü, yani tansiyon holteri, ile gündüz ve gece tansiyon değerleri ayrıntılı olarak değerlendirilebilir.

Doktorda yüksek, evde normal çıkabilir mi?

Evet. Bazı kişilerde tansiyon doktor muayenesinde yüksek ölçülürken evde normal olabilir. Bu durum “beyaz önlük hipertansiyonu” olarak adlandırılır.

Bunun tam tersi de mümkündür. Muayene sırasında normal görünen tansiyonun günlük yaşamda veya ev ölçümlerinde yüksek seyretmesine ise “maskeli hipertansiyon” denir.

Bu durumlar nedeniyle ev ölçümleri ve gerektiğinde 24 saatlik tansiyon holteri hipertansiyon tanısında önemli rol oynar.

Haberin Devamı

Yüksek tansiyon hangi organları etkileyebilir?
Uzun süre kontrolsüz seyreden hipertansiyon yalnızca damarlardaki basıncı artırmakla kalmaz; kalp, beyin, böbrekler, gözler ve damar sistemi üzerinde zamanla hasara yol açabilir.

Kalbin sürekli yüksek basınca karşı çalışması kalp kasında kalınlaşmaya, zamanla kalbin gevşeme ve pompalama fonksiyonlarının bozulmasına neden olabilir.

Hipertansiyon aynı zamanda kalp krizi, kalp yetersizliği, inme, böbrek fonksiyon bozukluğu ve damar hastalıkları açısından en önemli değiştirilebilir risk faktörlerinden biridir.

Bu nedenle tansiyon tedavisinin amacı yalnızca ölçüm cihazında görülen rakamı düşürmek değildir. Asıl amaç uzun dönemde kalp, beyin, böbrek ve damarların korunmasıdır.

Hipertansiyon yalnızca ileri yaşlarda mı görülür?

Hipertansiyon yaşla birlikte daha sık görülse de yalnızca ileri yaş hastalığı değildir. Genç erişkinlerde, hatta daha erken yaşlarda da ortaya çıkabilir.

Haberin Devamı

Aile öyküsü, fazla kilo, hareketsiz yaşam, yüksek tuz tüketimi ve bazı kronik hastalıklar genç yaşlarda da tansiyon yüksekliğine katkıda bulunabilir.

Özellikle genç bir kişide belirgin hipertansiyon saptandığında böbrek hastalıkları, hormonal nedenler veya diğer ikincil hipertansiyon sebeplerinin değerlendirilmesi gerekebilir.

Tansiyon yükseldiğinde ne zaman acil değerlendirme gerekir?

Her yüksek tansiyon ölçümü acil durum anlamına gelmez. Tansiyon değerinin yüksek olması kadar hastanın genel durumu ve eşlik eden belirtiler de önemlidir.

Çok yüksek tansiyon değerlerine göğüs ağrısı, ciddi nefes darlığı, bilinç değişikliği, şiddetli veya olağandışı nörolojik yakınmalar, görme bozukluğu, konuşma güçlüğü ya da kol veya bacaklarda güç kaybı eşlik ediyorsa acil değerlendirme gerekir.

Tansiyon yüksekliğinde yalnızca sayıya bakmamak gerekir. Özellikle nörolojik belirtiler, göğüs ağrısı veya ciddi nefes darlığı gibi hedef organ etkilenmesini düşündüren bulgular varsa zaman kaybedilmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Hipertansiyondan korunmak ve tansiyonu kontrol altında tutmak mümkün mü?

Hipertansiyonun önlenmesi ve tedavisinde yaşam tarzı değişiklikleri önemli bir yere sahiptir.

Tuz tüketiminin azaltılması, sağlıklı kilonun korunması, düzenli fiziksel aktivite yapılması, sebze ve meyveden zengin dengeli beslenme, sigaradan uzak durulması ve aşırı alkol tüketiminden kaçınılması tansiyon kontrolüne katkı sağlayabilir.

Ancak yaşam tarzı değişiklikleri her hastada tek başına yeterli olmayabilir. İlaç tedavisi gerekip gerekmediğine yalnızca tansiyon değerine göre değil, kişinin toplam kalp-damar riski ve eşlik eden hastalıklarına göre karar verilmelidir.

Hekim tarafından ilaç tedavisi başlanmışsa ilaçların düzenli kullanılması ve tansiyon normale geldiğinde tedavinin kişinin kendi kararıyla kesilmemesi gerekir.

Prof. Dr. Veysel Ozan Tanık, “Hipertansiyon tedavisinde amacımız yalnızca tansiyonu düşürmek değil; gelecekte gelişebilecek kalp krizi, inme, kalp yetersizliği ve böbrek hastalığı riskini azaltmaktır. Bunun için yaşam tarzı değişiklikleri, gerektiğinde ilaç tedavisi ve düzenli takip birlikte yürütülmelidir” dedi.

Hipertansiyonun en önemli özelliklerinden biri, uzun süre hiçbir belirti vermeden ilerleyebilmesidir. Bu nedenle düzenli tansiyon ölçümü, kişinin risk faktörlerinin değerlendirilmesi ve yüksek değerlerin hekim kontrolünde ele alınması kalp ve damar sağlığının korunması açısından büyük önem taşır.

Unutulmamalıdır: Hipertansiyonu olan bir kişi kendisini tamamen sağlıklı hissedebilir. Tansiyonunuzu bilmenin yolu, onu doğru şekilde ölçmektir.