Beden SağlığıRahim kanserinde hayat kurtaran belirti! Son 20 yılda yüzde 50 arttı

Rahim kanserinde hayat kurtaran belirti! Son 20 yılda yüzde 50 arttı

Rahim kanserinde hayat kurtaran belirti! Son 20 yılda yüzde 50 arttı

Rahim kanseri, kadınlarda en sık görülen jinekolojik kanserlerden biri olmasına rağmen çoğu zaman erken dönemde belirti vermesi sayesinde tedavi edilebilir bir hastalık olarak öne çıkıyor. Jinekolojik Onkoloji ve Kadın Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. İlker Kahramanoğlu, rahim kanserinin özellikle menopoz dönemindeki kadınlarda görülen düzensiz kanamalarla kendisini belli ettiğini, bu nedenle “fark edildiğinde geç kalınmış” bir kanser olmadığını vurguluyor.

Sinem Paksoy- Posta.com.tr/ Kahramanoğlu’na göre, menopoz sonrası gelen en ufak bir lekelenme bile aslında önemli bir sinyal. Kadınların bu belirtinin çoğu zaman basit hormonal değişim sanıp erteleme eğiliminde olduğunu söyleyen uzmanlar, tam da bu noktada atılan adımın hayat kurtardığının altını çiziyor. Çünkü rahim kanserinin çok büyük bir bölümü, kadınların kanama şikâyetiyle doktora başvurması sayesinde erken evrede ortaya çıkarılıyor.

Haberin Devamı

Rahim kanserinde hayat kurtaran belirti Son 20 yılda yüzde 50 arttı

ERKEN TEŞHİS NEDEN BU KADAR MÜMKÜN?

Endometrium kanseri, diğer birçok kanserden farklı olarak, hastalığın sessizce ilerlemesine izin vermiyor. Muayene sırasında doktorun şüphelendiği durumlarda rahim içinden alınan küçük bir biyopsi, çoğu zaman tanı koymak için yeterli oluyor. Üstelik bu işlem ağrısız, kısa ve pratik bir yöntem.

Kahramanoğlu’nun da belirttiği gibi, tanı aldıktan sonraki süreçte hasta ve doktor arasındaki iletişim, tedavinin en güçlü ayağını oluşturuyor. Çünkü hastalığın evresi, izlenecek yol ve ameliyatın kapsamı tamamen bu çift yönlü güven ilişkisi üzerine inşa ediliyor.

Rahim kanserinde hayat kurtaran belirti Son 20 yılda yüzde 50 arttı

AMELİYAT SADECE “RAHİM ALMAK” DEĞİL: MODERN CERRAHİNİN DETAYLARI

Rahim kanseri dendiğinde birçok kişinin aklına yalnızca rahmin alınması gelse de cerrahi süreç çok daha kapsamlı. Modern tıpta artık sadece tüm lenf bezlerini toplamak yerine, özel boyalarla işaretlenen ve ilk yayılım ihtimali taşıyan lenf bezleri hedefleniyor. Bu sayede hem daha hassas bir inceleme yapılabiliyor hem de hastaya daha az yük bindiriliyor.

Haberin Devamı

Günümüzde çoğu hastanın kapalı yani laparoskopik yöntemle ameliyat edilmesi, iyileşme sürecini de oldukça kısaltıyor. Aynı gün taburcu olabilen hastalar olduğu gibi, en fazla bir günlük gözetimle normal yaşantıya dönen kadınların sayısı her geçen gün artıyor.

En sık karşılaşılan tablo ise şu: Hastaların büyük bölümü Evre 1’de yakalanıyor ve sadece ameliyatla tamamen tedavi edilebiliyor. Bu da rahim kanserini jinekolojik kanserler içerisinde erken dönemde yakalanma şansı en yüksek hastalıklardan biri hâline getiriyor.

Rahim kanserinde hayat kurtaran belirti Son 20 yılda yüzde 50 arttı

PATOLOJİ SONUÇLARI TEDAVİYİ YÖNLENDİRİYOR

Her ne kadar birçok hasta ameliyat dışında ek bir tedaviye ihtiyaç duymasa da bazı kriterler süreci değiştirebiliyor. Tümörün boyutundan rahmin kas tabakasına ne kadar ilerlediğine, damar ve lenf kanalı tutulumundan çıkarılan lenf bezlerinde hücre görülüp görülmediğine kadar birçok detay patoloji raporlarında değerlendiriliyor.

Artık sadece mikroskobik inceleme değil, tümörün moleküler yapısını gösteren sınıflandırmalar da tedavi planlamasının önemli bir parçası hâline geldi. Böylece hangi hastanın ek tedaviye ihtiyaç duyabileceği çok daha isabetli şekilde öngörülebiliyor.

Haberin Devamı

Rahim kanserinde hayat kurtaran belirti Son 20 yılda yüzde 50 arttı

RİSK FAKTÖRLERİ: SADECE AİLE ÖYKÜSÜ DEĞİL

Doç. Dr. Kahramanoğlu, rahim kanserinde genetik yatkınlığın önemine dikkat çekse de, en az onun kadar etkili başka unsurlar da var: obezite ve diyabet. Östrojen dengesini değiştiren bu iki faktör, özellikle menopoz sonrası dönemde rahim kanseri riskini belirgin şekilde artırabiliyor.

Ailesinde rahim veya kolon kanseri öyküsü olan kişilerin ise doğuştan gelen bazı sendromlar açısından mutlaka değerlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Düzenli jinekolojik kontrollerin, bu hastalığın önlenebilir bir kanser türü olmasındaki en kritik noktayı oluşturduğunu söylemek yanlış olmaz.