Saraydan sürgüne, yalıdan köleye

Kurtuluş Savaşı sırasında İstanbul'da gizli kadın direniş örgütleri kurulmuştu. Padişah V. Murat'ın kızı Fehime Sultan bu örgütlerden birinin üyesiydi. Ne yazık ki kahramanlığının bir faydası olmadı. Mart 1924'te hanedanın diğer mensuplarıyla beraber Türkiye'den sınır dışı edildi. Aşık olduğu kocası ise parasını alıp kaçtı. Ama Fehime Sultan'ın kölesi Müyesser Hanım fahişelik ve dilencilik yaparak son nefesine kadar efendisine baktı...

17 Şubat 2013, Pazar 05:00
A A

MEHMET ÇELİK

mehmet.celik@posta.com.tr

Şehzade Murat, 1876’da 5. Murat olarak tahta çıktı ancak üç ay padişahlık yapabildi. Padişah olunca her an öldürüleceği korkusuyla tuhaf davranışlar göstermeye başlamıştı. Akli dengesini kaybettiği öne sürülerek tahttan indirildi. Çocuklarıyla birlikte Çırağan Sarayı’na kapatıldı. Ablası Hatice Sultan ile birlikte iyi bir eğitim alan Fehime Sultan, senelerce Çırağan Sarayı’nda adeta unutuldu. II. Abdülhamit, kızlarını büyük ailelerin oğullarıyla evlendiriyor ama V. Murat’ın kızlarını görmezden geliyordu.

ÇIRAĞAN’DAN YILDIZ’A

Fehime Sultan mücadele ruhuna sahipti. Ama sessiz ve öfkesini içinde taşıyan biriydi. Ablası Hatice Sultan ise çok inatçıydı. Israrla II. Abdülhamit’e mektup üstüne mektup gönderdi. Seneler sonra II. Abdülhamit bir daha Çırağan’a dönmemeleri koşuluyla iki kardeşi Yıldız Sarayı’na aldırdı.

PARA PEŞİNDEKİ DAMAT

II Abdülhamit, Fehime Sultan’a, mülkiye mezunu, orta halli bir ailenin oğlu olan Galip Bey’i uygun gördü. Evlilik yapıldıktan sonra Galip Bey’e paşalık ve devlet şurası üyeliği verildi. Fakat tıpkı ablası gibi Fehime Sultan da eşinden hoşnut değildi. Fehime Sultan bir kır gezintisinde dolaşırken, evli ve iki çocuk sahibi eski bir subay olan Mahmut Bey’e aşık oldu.

Mahmut Bey ile Fehime Sultan arasındaki yakınlaşmadan II. Abdülhamit haberdar edilince Mahmut Bey cezalandırıldı ve Halep’e sürüldü. Meşrutiyetin ilanından sonra af çıkınca Mahmut Bey İstanbul’a döndü. Fehime Sultan, eşinden ayrılan Mahmut Bey ile evlenmek istiyordu. Galip Paşa’ya para verilerek boşanması istendi. Galip Paşa itiraz edince paranın miktarı daha da artırıldı. Bunun üzerine Galip Paşa boşanmaya razı oldu. Fehime Sultan ile Mahmut Bey evlenip yalıya yerleştiler.

CASUS VE SULTAN

Ancak Mahmut Bey ile Fehime Sultan’ın mutluluğu kısa sürdü. İstanbul işgal edilmişti. Fehime Sultan’ın yalısının hemen önünde İngiliz savaş gemileri demir atmıştı. O sıralarda Osmanlı kadın hareketi çeşitli dergilerin çevresinde örgütleniyordu. Kurtuluş Savaşı döneminde Müdafaa-i Hukuk Kadın Cemiyetleri ile Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyetleri kurulmuştu. İşgal altındaki İstanbul’da güçlü kadınların liderliğinde gizli direniş örgütleri kurulmuştu.

Bu kadınların arasında Enver Paşa’nın kardeşi Mediha Hanım, Recep Peker’in kayınvalidesi Şahende Hanım, şair Şükufe Nihal, hanedandan Naime Sultan ile birlikte Fehime Sultan da vardı. Özellikle Fehime Sultan casusluk konusunda çok başarılıydı. Dedikoduları göze alıp yalısında davetler veren Fehime Sultan’ın işgal kuvvetleri komutanlarından edindiği bilgiler hemen Ankara’ya ulaştırılıyordu. Ama 1924’te hanedanın yurt dışına çıkarılması kararı alınınca Fehime Sultan eşiyle birlikte apar topar sürgüne gitmek zorunda bırakıldı.

KÖLESİNİN HİMAYESİNDE

Fehime Sultan’ın az miktarda parası ve mücevheri kısa zamanda bitti. Aşık olduğu Mahmut Bey, İstanbul’da sattıkları mülklerin parasını alarak Fehime Sultan’ı ortada bırakıp kaçtı. Böylece Fehime Sultan, siyah cariyesi Müyesser Hanım ile birlikte yalnız ve parasız kaldı. Müyesser Hanım, efendisi Fehime Sultan’a öylesine bağlıydı ki; geceleri sokaklarda kimi zaman fahişelik yaparak veya dilenerek topladığı paralarla sultanı geçindirdi. Yine de yoksulluktan kurtulamadıkları için sağlıksız koşullarda yaşıyorlardı. Nihayet Fehime Sultan, cariyesinin bakımı altında 15 Eylül 1929’da Fransa’da veremden öldü.

YALININ BAŞINA GELMEDiK KALMADI

Yine çelişkili bilgilere göre II. Abdülhamit’in kızlarından Naime Sultan evlendiğinde bu yalıya yerleşmiş. O dönemde yalı yıkılıp yeniden yapılmış. Bu nedenle bina Naime Sultan Yalısı olarak da kayıtlarda geçmektedir.

OTOPARK BİLE OLDU

Yalı 1926’dan 1933’e kadar yetimhane ve tütün deposu olarak kullanıldı. 1933’ten sonra ise kuruluşu 1908’e uzanan Gazi Osman Paşa Ortaokulu buraya taşındı. Yalının mülkiyeti 1953’e kadar hazineye ait olup Milli Eğitim Bakanlığı’nın kullanımına verilmişti. Daha sonra bina İstanbul Valiliği’ne bağlı İl Özel İdaresi’ne verildi ama kullanımı yine Milli Eğitim Bakanlığı’nda kaldı.

13 Temmuz 2002’de aynı saatte yalının farklı noktalarında yangın çıktı. Kültürel miras olduğu yönünde kararlar bulunan yalı akşam üzeri kül olmuştu. Yalının yeniden okul olacağı yönünde resmi açıklamalar yapıldı. Ama yalı İstanbul Trafik Vakfı’nın otoparkı oldu. 2008’de Hatice Sultan Yalısı’yla birlikte restore edilerek otele dönüştürülmesi için 25 yıllığına THY Do&Co firmasına kiralandı.

BÜYÜK ÇELİŞKİLERİN YALISIBÜYÜK YALISI

Yalının hangi sultana ait olduğu konusunda çelişkili bilgiler var. Kimi tarihçiye göre Fehime Sultan’ın yalısı daha sonra Gaziosmanpaşa İlköğretim Okulu olan bu yalı değildir. Fehime Sultan’a ait olan asıl yalı Hatice Sultan Yalısı’nın diğer tarafında kalıyormuş. Ama annesi nedime olduğundan küçüklüğü bu yalıda geçen tarihçi, Deniz Müzesi ve Arşivi eski müdürlerinden Haluk Şehsüvaroğlu ise tam tersini iddia ediyor ve üstteki fotoğrafta görülen yalının II. Abdülhamit tarafından Fehime Sultan’a düğün armağanı olarak yaptırıldığını söylüyor. Çoğu tarihçi ise bu bilgiye itibar etmiyor. Onlara göre Fehime Sultan Yalısı bir yangın sonucu tamamen yanmış ve günümüze ulaşamamış.

(10.02.2013 tarihli Posta Karnaval'dan alınmıştır.)

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;
Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.