Şebnem Hassanisoughi: Aşık olunca kendimi bir kenara fırlatmam

Şebnem Hassanisoughi, soyadı gibi kendisi de nevi şahsına münhasır. ‘Poyraz Karayel’, ‘Vatanım Sensin’ gibi popüler dizilerde rol aldı. Yeni dizisi ‘Nefes Nefese’ 1 Ağustos’ta başlıyor. Uğur Yücel’in yönettiği dizide Selma rolüyle, kariyeri için aşkını bile gömen, hırslı bir kadın olarak karşımızda olacak.

28 Temmuz 2018, Cumartesi 05:00 Son Güncelleme:
A A

Selma Çelik rolünde izleyeceğiz sizi. Selma nasıl bir karakter?

Selma kendi ayakları üzerinde duran, kariyerine odaklanmış, çok başarılı ve bir o kadar gözü kara bir istihbaratçı. Kendini işine adamış ama bir de geçmişte bıraktığı büyük bir aşk var. Aşkını mesleği uğruna içine gömmüş. Hayat, heyecanlı sürprizler yapıp aşıkları tekrar karşılaştırıyor.

Aşkı nasıl tarif edersiniz? Dünya aşkın etrafında mı dönüyor gerçekten?

Etmem (Gülüyor). Sen nasıl bir insansan her duygu da o kadar kişisel ve sana ait. Ne kadar farklı insan varsa, o kadar farklı aşk tarifi var. Genelleme yapamıyorum ama en temel olarak şunu söyleyebilirim. Aşık olduğumda kendimi bir kenara fırlatmam. Olduğum yerde durarak kendimi o insana, ana ve duyguya bırakırım. Mesela, “Saçımı süpürge ettim” denir ya, anlamak mümkün değil. Çünkü sonra ayrılıp, “Hay Allah! Bunca zaman kendim için hiçbir şey yapmamışım” diyor insanlar. “E, yapsaydın. Sen neredeydin o sırada? Neden yapmadın?” Sonunda pişmanlığa kadar varıyor duyguları. Oysa çok dürüstçe bir duygu yaşadığında bu kadar büyük, kutsal, tüm dünya onun etrafında dönüyor gibi laflar da etmiyorsun kendine. Ben bunun bir kandırmaca olduğunu düşünüyorum. Aşk insana çok iyi gelen bir duygu.

AĞACI, DENİZİ DEĞİL DE BETONU, ASFALTI SEVMEK GİBİ...

AĞACI, DENİZİ DEĞİL DE BETONU, ASFALTI SEVMEK GİBİ...

Dünyayı döndüren bakışla benim kendi içimdeki şeyler örtüşmüyor” demişsiniz. Bunu biraz açar mısınız?

Zaman ilerledikçe, gittikçe daha hırslı, yok etmeyi seven, sürekli çıkar kollayan bir bakış dünyaya hakim oluyor. Ağacı, denizi değil de betonu, asfaltı sevmek gibi bir şey bu. Belki de bu, tarih boyunca böyleydi. İlkel zamanlara dönsek ve analarımızdan, atalarımızdan biri her şeye çok saygılı ve zarif olsa, diğeri de vahşi, cebren ve hileyle her şeyi yapacak kapasitede biri olsa, “Hangisi hayatta kalıp soyunu devam ettirebilir?” sorusunun yanıtı çok acı. Zarafet, vahşetle mücadele edemiyor. Çünkü onun çoğalmak gibi bir hırsı da yok. Maalesef günümüzde de böyle. Parayı seven, yok etmek üzerine hareket eden insanlar, gittikçe dünyaya hakim oluyor gibi geliyor bana. Bu üzücü. Evet, güzel insanlar azınlıkta değil, çok güzel insan var ama onlar zaten yönetme derdinde değil. Onlar sadece yaşamayı seviyor.

HIRSLARIM YOK TUTKULARIM

HIRSLARIM YOK TUTKULARIM

Oynadığınız rollere bakınca seçici olduğunuzu düşünüyorum yoksa tesadüf mü?

Tabii ki tercih. Önüne yeni bir seçenek çıktığında kabul ettiklerinden ziyade kabul etmediklerin belirliyor yolunu. Bugüne kadar senaryoyu okurken içimi ferah hissetmediğim, huzursuzluk duyduğum hiçbir işi kabul etmedim. Hepsine “Hayır” dedim.

Hiç hırslarınız yok mu?

Beni harekete geçiren duygular var. Ama ben onlara hırs diyemiyorum. İsteklerim ve tutkularım çok kuvvetli. Ama hırs deyince çok tırnaklı, itici, saldırgan ve şiddetli şeyler geliyor aklıma. O zaman o hisle bir bağ kuramıyorum. Ama tutkularımın ve isteklerimin önündeki engelleri aşmak için mücadele ederim.

İRAN FİLMİNDE OYNAMAYI HAYAL EDİYORUM

İRAN FİLMİNDE OYNAMAYI HAYAL EDİYORUM

Babanız İran Azerisi. İran kültürüne hakim misiniz?

Değilim maalesef. Sadece tatil için gittim bir kez. Çok merak ettiğim ve saygı duyduğum bir kültür. Müziklerini dinliyorum. İran Sineması’nı da çok beğeniyorum. Hayallerimden biri de bir İran filminde oynamak. Onun için Farsça öğrenmeye başlıyorum.

Sıradaki haber yükleniyor...