Selda Bağcan: Beni ancak ithal edilince sevdiler

Selda Bağcan: Beni ancak ithal edilince sevdiler

1971'de 'Katip Arzu Halim' türküsüyle çıktı şöhret yoluna. Yasaklar peşini bırakmadı. Şimdi dünya festivallerinin aranan ismi. 2018’de Amerika’daki ünlü festival Burning Man’e davetli. Gençler onu dinliyor, seviyor. “Türkiye beni yeniden keşfetti. Bir nevi ithal malı oldum. Malum, ithal malı pek severiz” diyor.

30 Aralık 2017, Cumartesi 05:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News
Oya Çınar
oya.cinar@posta.com.tr


“Sosyete beni solcu ve komünist diye sevmez” demişsiniz. Şimdi sosyetenin çocukları deli gibi Selda Bağcan dinliyor...

Uzun yıllar yasaklı olduğum için gençler beni geç tanıyabildi. Eskiden gençler gelirdi yanıma, “Annem, babam sizi çok seviyor” derlerdi. Şimdi anne-babalar geliyor, “Bizim çocuklar sizi çok seviyor” diyorlar. Yurtdışında popüler olunca Türkiye’de yeniden keşfedilmişim gibi bir durum oldu.



Bu yüzden mi, “Ben sizi hep sevdim, siz beni neden şimdi sevdiniz” dediniz?

Yurtdışından ithal olmuş gibi oldum. Malum, ülke olarak ithal malı pek severiz. Onun için yaptığım tatlı bir sitemdi. Ama şu var, Türk halkı benim kıymetimi hep bildi. Halk müziği çıkışlı besteler yaptım. Ama 1972-1992 yılları arasında ülkemde yasaklıydım. O yıllarda bu kasetler nasıl milyonlar sattı? Türk halkının sağduyusu sayesinde...

Ama o 20 yılda bir kuşak kaçırmışsınız...

Ya da onlar beni kaçırdı diyelim. Ben öyle bakıyorum.

1981-1984 yılları arasında, üç kez Metris Cezaevi’ne girmişsiniz. Neyle suçlanmıştınız?

Şarkılar. Solculuk. ‘Sakıncalı piyade’ gibiydim. Evimde otururken, “Yurda dön” çağrısı aldım. Düşünebiliyor musunuz? 1979’da Cem Karaca, 1980’de Zülfü Livaneli ile Almanya’da uzun turneler yapmıştık. Muhalif bir kimliğim vardı. Baktım ki, ‘yurtdışında aleyhimize yürüyüş yapan isimler’ arasına beni de yazmışlar. Halbuki 12 Eylül’den altı ay önce yurda giriş yapmıştım.


DARBE OLACAĞINI BİLE BİLE DÖNDÜM


Korkmadınız mı hiç?

Niye korkacağım! Darbe olacağını bile bile geldim. Çok uyardılar beni, “Gitme, darbe olacak” dediler. Dedim ki,”Niye gitmeyeceğim kardeşim! Ben legal bir şarkıcıyım. Hiçbir örgütle bağlantım yok.”

Dönemin Kültür Bakanı Fikri Sağlar’a da kırgınmışsınız...

‘Koçero’ şarkımın yasağının kalkması için kendisinden yardım istedim. Yardımcı olacağını söyledi ama irtibatımız kesildi. ‘Koçero’yu 1978’de yapmıştık. O dönem yurtdışında bir plak şirketiyle anlaşmam vardı ve orada çıktı. Ama korsan kasetleri gelmiş Türkiye’ye. O yüzden içeri alındım. Birinci şubeye götürdüler, kaseti açtılar, “Bu sen misin?” dediler. “Benim” dedim. İnkar etmek aklımdan bile geçmedi. İyi ki de yapmamışım. İnkar etsem işkenceye götüreceklerdi.

İşkence gördünüz mü?

Ağır işkence görmedim. Ama hücrede kalıyorsun, çişini süt kutularına yapıyorsun. Zordu. Hayatımda yüzünü görmediğim Koçero yüzünden hapis yattım. Hasan Hüseyin Korkmazgil’in şiiridir. Çocukluk yıllarımda meşhur olan bir eşkıyaya yazılmış. Ondan beraat ettim, bu sefer de ‘Galdı Galdı’ şarkısından aldılar. Su yolu yaptık mapus damını kızım.


ZEKİ MÜREN HEP ARARDI 


O dönem hangi sanatçı dostlarınızdan destek gördünüz?

En çok Zeki Müren’e şaşırırdım. Çıktığımın haberini alır almaz sabah 7’de aradı. Kardeşim sen sanatçısın. Sanatçı uyur biraz benim bildiğim. Gazetede okuyor ya haberi. Arar, “Neye ihtiyacın?” var diye sorardı. Seyyal Taner en yakın arkadaşımdır, o hep yanımdaydı. Tüm dostlarım destek oldu sağ olsunlar.


PROTESTLİĞİN BEDELİ HAPİS


Solcu ve komünist yakıştırmaları hep şarkılarınız yüzünden mi yapıldı?

Tabii. Üstelik daha muhalif bir kimliğim yokken. Çocuk yaşta söylemiştim ‘Katip Arzuhalim’i. Sözleri çok güzeldir. “Pir Sultan Abdalım Ey Hızır Paşam, yazılan geliyor sağ olan başa” der. Solcuların miting şarkısıdır. Ben sevdiğimden okumuştum, solculuğumun farkında bile değildim. Protest şarkıcı kimliğini o zamanlardan yakıştırdılar. 

Artık neden protest şarkıcı çıkmıyor sizce?

Çünkü faturası pahalı oluyor.

Ne demek o?

Bedeli hapis oluyor. Çektiklerim ortada. Gençlere de kızamıyorum. Haklılar. Maalesef 12 Eylül zihniyeti muvvaffak oldu bu ülkede. Gezi’de yeniden bir dalgalanma oldu. Gençler kendilerini gösterdi ama sonu acı oldu. Sekiz canımız gitti.

HRANT DİNK’İN CENAZESİNE RAHATSIZLIĞIM YÜZÜNDEN KATILAMADIM


Hrant Dink’in cenazesine katılmadığınız için eleştirildiniz. Eskisi kadar muhalif olmadığınız düşünülüyor...

Bunu sorduğun iyi oldu. O 300 bin kişinin arasında olmayı çok istedim. Fakat şeker hastasıyım. Yarım saatte bir tuvalete gitmem gerekiyor. Olacak iş mi? Adalet Yürüyüşü’ne katıldım mesela. Ama nasıl? Her sabah tuvaleti olan bir karavan beni evden aldı. Yan yoldan beni takip etti.

BURNING MAN'A KARAVANLA GİDİYORUM


 2018’de dünyanın en büyük festivali Burning Man’de sahne alacağınız yazıldı...

Menajerlerim beni vazgeçirmek için epey uğraştı. “Çölün ortası, sana göre değil. Yapamazsın orada” diye. Araştırdım, karavanımızla gidebiliyormuşuz. Geçtiğimiz yıl da Barcelona’daki Primavera Festivali’ne katıldım.

Yüzüklerin Efendisi’nin yıldızı, Elijah Wood büyük hayranınız. Önünüzde diz çöküp albümünüzü imzalattı. Neler hissettiniz?

O gün oraya geleceğini biliyordum. Ama o kadar candan sarıldı ki şaşırdım. Bir de elimde su şişesi... Utandım fotoğrafı görünce. Kardeşim alsanıza elimden şişeyi (gülüyor). “Sesinizi ilk duyduğumda aklımı oynatacak gibi oldum” dedi. Çok mutlu oldum, ne diyebilirim ki...

Şimdi nelerle meşgulsünüz? Yeni albüm yolda mı?

Hazırlanıyoruz. ‘40 Yılın 40 Şarkısı’ olacak adı. Bir tarafında 20 rock şarkısı, diğer tarafında 20 deyiş söyleyeceğim. Absürt bir birliktelik olacak. Türkülerin rock formunda okunması yabancıların hoşuna gitti.

BEĞENDİKLERİM BENİ BEĞENMEDİ


 Aşkı nasıl tarif edersiniz?

Müzik en büyük aşkım. Bana diyorlar ya, “Sesiniz yüreğimize dokunuyor” diye. Sesim en önce benim yüreğime dokunuyor zaten. Vahiy geliyor sanki şarkı söylerken. Başka bir şey oluyorum. Üzgün günlerimde kendi sesimi dinleyip iyileşiyorum.

Neden hiç evlenmediniz?

Çok net. Benim beğendiklerim beni beğenmedi. Beni beğenenleri de ben beğenmedim.


ERKEK DEDİĞİN ESMER OLUR 


Nasıl biri kalbinize dokunabilir?

Karayağız bir delikanlı dermişim. Hahaha! Şaka bir yana, esmer adam severim hakikaten. Erkek sarışın olur mu hiç? Bir de kalbime dokunması lazım tabii.

Çocuk özlemi duyuyor musunuz?

Hep istemişimdir. Kim istemez ki çocuk. Kısmet değilmiş.


DENİZ GEZMİŞ İLE ‘ÇIKMADIK’


Cem Karaca size aşıkmış galiba...

Uzun turneler yaptık birlikte. Peçetelere şiirler yazardı. Adam şairdi zaten.

Size hitaben mi yazıyordu?

Bilemiyorum ki! Onun sorgulamasını yapmadım hiç.

Bir de Deniz Gezmiş ile nişanlandığınız konuşulmuş o dönem?

Onu hiç sorma. ‘Mapushanelere Güneş Doğmuyor’ şarkımı onun için okuduğumu sanmışlar. Hapiste beni dinledikleri, sesimi çok sevdikleri kulağıma gelmişti. 76 senesiydi galiba. Bir kız kulise geldi. “Siz Deniz Gezmiş’in nişanlısı mıydınız?” dedi. Meğer öyle bir tevatür varmış. Bir tanesine çok gülmüştüm. Hanım hanımcık bir kız geldi, “Bir şey soracağım. Siz Deniz Gezmiş ile çıktınız mı?” dedi (gülüyor). “Yok kızım, hiç çıkmadık” dedim.
 

HERKES KORKUDAN ALTINA KAÇIRIRKEN BEN KÜRTÇE ŞARKILAR SÖYLÜYORDUM


Sosyal medyada, “Kürt düşmanı” yazdılar sizin için. O nereden çıktı?

Bir röportajda söylediklerim çarpıtıldı. “Zaten o Balkan, onlar Kürtleri sevmez” demişler. Hadi oradan! Türkiye’de ilk Kürtçe şarkıyı söyleyen benim. Çok afedersiniz, siz daha Kürt lafını ağzınıza alamıyordunuz, korkudan altınıza kaçırıyordunuz. Ben hep Kürtçe şarkılar söylüyordum. Bunlara çok sinirleniyorum. Çocukluğum Van’da geçti. Cumhuriyet tarihi boyunca Kürt halkı ezildi. Sonra bir ‘açılım saçılım’ yaptılar. İnsanların hendek kazmasına göz yumup, sonra insanları yok edercesine bir durum oluşturdular. Bir yandan devlet, diğer yandan PKK baskısı arasında ezildiler. Yazık bu insanlara.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder