'Sen Benim Herşeyimsin' vizyona girdi

'Sen Benim Herşeyimsin' vizyona girdi

9 Aralık Cuma günü yani dün vizyona giren 'Sen Benim Herşeyimsin' filmi büyük ilgi topladı. Vizyondaki filmi için 'Sadece komedi tarafı değil draması da kuvvetli' diyen Melis Birkan film hakkında röportaj verdi. Filmde kızı ile rol alan Tolga Çevik '17 yaşımdan beri baba olmak istiyordum' dedi. İşte Melis Birkan, Tolga Çevik ve Cengiz Bozkurt'un verdiği röportajlardan kesitler...

10 Aralık 2016, Cumartesi 13:29 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News
Melis Birkan uzun bir aradan sonra 'Sen Benim Herşeyimsin' filmi ile beyazperdeye döndü. Hayatında neler yaptığını anlatan ve filmi hakkında konuşan Melis Birkan'ın röportajı:

- Sinemaya biraz ara vermiştiniz, 'Sen Benim Herşeyimsin'le geri dönüyorsunuz.

Beş-altı yıl oldu ama bilinçli bir ara değildi, öyle gelişti. Tolga Örnek işlerini takip ettiğim, birlikte çalışmak istediğim bir yönetmendi. Tolga Çevik ile de onun show'unda bir-iki kez çalıştık. Çalışmak istediğim bu isimler haricinde karakter daha önce oynamadığım bir karakterdi. Hepsi birleşince çok da düşünmeye gerek kalmadı.

-'Sen Benim Herşeyimsin' nasıl bir film?

Bir aile ve ilişki filmi, herkesin herhangi bir karakterle özdeşlik kurabileceği bir iş. Tolga Çevik'in dediği çok güzel bir şey var: Çocuğu olan ya da olmayanlar, çocuk yapmak isteyen ya da hiç istemeyenler, bir aile olmakla isteyen-istemeyen herkesin izlemesi gereken bir film.



-Pınar nasıl bir karakter?

Pınar, rahat istediği gibi bir hayat yaşarken bir anda tahmin etmediğini düşündüğümüz bir hamilelikle karşılaşıyor. Çocuğunu doğuruyor ama planladığı gibi gitmiyor işler. Ona daha iyi bakacağını düşündüğü için, babaya da açıklamadan bebeğini babasına emanet edip ortadan kayboluyor. Yaklaşık yedi-sekiz sene sonra hayatını  düzene soktuğu ve daha güçlü, faydalı olacağını hissettiği bir anda geri dönüyor. Onların hayatına dahil olmakla ilgili de tabii birtakım dengeler altüst oluyor.

Pınar alışık olduğumuz fedakar annelerden değil. Karaktere çalışırken anneliği nasıl ele aldınız?

Dışarıdan baktığınızda bir anne ya da babanın çocuğunu bırakıp gitmesi hiçbir şekilde kabul edilir şey değil. Ama ben karakteri yorumlarken o tarafın değil, şartların insan psikolojisini nasıl böyle bir şey yapmaya itebileceğinin üstüne gittim. Haklı-haksız olarak değil de insani yönden yaklaştım. Ortada bir çocuk var ve herkes birbirine iyi gelmeye ve kendini affettirmeye çalışıyor. Onu sevsin; hak versinler gibi bir düşünceyle oynamadım, belki bazılarını çok sinirlendirecek Pınar. Ama insanların “O durumda olsam ne yapardım” demesi, bunları düşündürtüyor olması benim için önemli.



Çekimler nasıl geçti?

Çekirdek bir ekiptik. Birbirimizin dilinden rahat konuşabildik, rahat anlaştık. Aynı yerlerden bakan insanlarız zaten yaklaşık olarak. Sadece komedi tarafı değil, draması da gayet kuvvetli bir iş bu. O zor sahnelerde de biz birbirimizi gülümsetmeyi, güldürmeyi becerdik. Öyle olunca da sanırım samimiyeti yüksek bir iş oldu.

Oynadığınız “Bira Fabrikası” ve “En Kısa Gecenin Rüyası” bu sezonda da Moda Sahnesi’nde devam ediyor.

Evet. Moda Sahnesi’nin hayatıma girişi de sürpriz ama çok güzel bir zamanlamayla oldu. Mutluyum, bu işi yaptığım insanlar hem çok destek hem de hayata aynı yönden baktığım insanlar. Tiyatroda çok fazla şey öğrendim. Kamera önünde bilmediğiniz birtakım disiplinleri, teknikleri de görüyorsunuz, birbirini destekliyor. 


‘Sen Benim Her Şeyimsin’ filminin galasından görüntüler


Peki 80 yaşında beyaz saçlı bir oyuncu olarak izler miyiz sizi?

Onu ne kadar istiyorum anlatamam. Çok güzel yaşlanan, oyunculuğun her senesini başka türlü, dolu dolu yaşayan insanlara büyük saygı duyuyorum ve onları izlemeyi çok seviyorum. Bu iş çok uzun süreçli bir iş ve her projede her yaşın farklı bir yeri var.

“Oyunculuk aklımda yoktu”

Hayatınızda kendinizle barışık, mutlu bir dönemde misiniz?

Gayet barışık bir dönemdeyim, içim rahat ve mutlu olduğum bir süreçte devam ediyorum. Şu zamanda şunu yaparım, bu yaşta bunu kesin yapmalıyım gibi kendime koyduğum katı kurallarım yok ama hayatıma katarak ilerlediğim şeylerle ilgili mutluyum.

Oyunculuk dışında bir B planınız oldu mu hiç?

B planı olarak şunu yaparım demedim ama mezun olduğumda hayatımı tamamen dans üzerine kurmayacağıma karar vermiştim. Kreatif şeyleri, bir şeyler üretmeyi seviyorum. Kendimce mutlaka yapılacak bir şeyler bulunabilir diye düşünüyorum, bazen fikirlerim oluyor. Boş zamanlarımı iyi değerlendirmeye çalışıyorum o anlamda.

Keşfedilme hikayeniz de filmlerdeki gibi olmuş...

Evet, bir kart vererek yanımdan giden bir menajerim oldu; çok havalıydı. Oyunculuk aklımda yoktu ama ne yapacağınızı biliyor muydunuz deseniz bilmiyordum. Bir süre yapabilir miyim, istiyor muyum gibi sorular sorduğum süreç oldu o süreçte de menajerim kendime inandığımdan daha çok inandı ve iyi ki öyle oldu. Bu işi yapmayı çok seviyorum; tiyatrosu, sineması, televizyonu... Hepsinde çok farklı bir şey öğreniyorum.

“Çocukla ilgili bir korkum yok”

-  Neler kızdırır sizi?

Haksızlığa kızarım. Bencillik, insanın etrafındaki her şeyin sadece kendisi için var olduğunu zannetmesi fikri beni çok sinirlendiriyor. Çocuklara, yaşlılara kötü muameleye ve hayvanlara kötü davranıldığında çok sinirlenebiliyorum.


Sevdiğiniz biri için, aile kurmak için mesleği bırakır mısınız mesela?

Hayatımı geçireceğim insan sanmıyorum ki bana bunu söyleyecek biri olsun. Ama zorunda kalsam mutlaka yaparım, bir şeyin zorunda kalınca ne kadar büyük konuşsa da herkes yapar.

Anne olmayı istiyor musunuz?

Tabii ki isterim bir ailem, bir çocuğum olsun ve onu da bir ailenin içinde mutlu büyüteyim. Bence o aile olma, oradaki çaba gerçek tutuyor insanı. Hayatta kendinle ilgili saçma sapan şeyleri unutturuyor o koşturma. Öbür türlü insan kendiyle kalınca kendine yoğunlaşır; o ne kadar sattı, işim kaç bin oldu diye düşünür, öyle de hayat geçmez. Çocukla ilgili bir korkum yok, zamanı gelince olacak. 


 

Kızı Tuna ve oğlu Tan Çevik ile ilk kez kamera karşısına geçen Tolga Çevik ve Cengiz Bozkurt'un röportajı....


Benim Her Şeyimsin nasıl bir film oldu?

Cengiz Bozkurt: Birçok farklı komedi filminde oynadım hepsinin sonunu aşağı yukarı tahmin edebiliyorsun. Ama bu filmde bazı değişik yerlere dokunduk.  Melodramik bir yere doğru kaydı ve biz de birer baba olduğumuz için duygusal bir yerden vurulduk. Böyle olunca da bizi çok heyecanlandırdı ve gururlandırdı.

Tolga Çevik: Rafımda DVD'si olsun diyebileceğim bir filmim oldu. Bizi kalben çok etkilemiş bir hikaye. Orijinalini izleyeli yaklaşık bir yıl oluyor. Baba-anne olan olmayan veya olmak isteyen herkesin izlemesi gereken bir film. Sorumluluk sahibi olmanın, bir çocuğa sahip olmanın ne demek olduğunu ve bir erkeğin ne zaman büyüdüğünü anlatan bir hikayeyi paylaşıyoruz. Baba olmama rağmen oynadığım karakterin tesadüfen baba olması durumundan bile etkilendim ve baba olduğum için şükrettim. Babalık eğlenceli ama çok zor bir şey. Çocukla aynı anda ama bazen çocuktan daha sonra büyüdüğün gerçeğinin idrak ettiğin bir şey babalık. Bu yüzden herkes filmi izlesin. 


Babalık sonradan öğrendiğiniz bir şey mi oldu?

C.B: 25 yaşında bir kızım var ve ilk baba olduğumda 26 yaşındaydım. Erken baba olanlardanım. Çocuk yapıp çocuğunu unutan babalar olduğunu gördüm ama ben kızımla, kızlarımla göz göze yaşıyorum. Annelik iç güdüsel olarak yavrusuna sahip çıkmayı gerektirebilir ama babalık gerçekten bazıları için sonradan öğreniliyor.

T.Ç: 17 yaşımdan beri baba olmak istiyordum. Çünkü aile olma halini seviyorum ve inanıyorum. Ailesiz bir ortam düşünemiyorum.Eşim anne olmak ben baba olmak için yaratılmışız. Çünkü hayatta tek olmadığını ve kalabalık bir aileye sahip olduğunu bilmek güven veriyor. İnşallah benim çocuklarımın daha çok sayıda çocuğu olur. Erken baba olmak çok güzel bir şey. Hele bizim meslekte aile olmak daha önemli. Çünkü bu kadar açıldıktan sonra sorgusuz sualsiz arkanızı yaslayacağınız tek yer aileniz.

İnsancıl, komik gerçek bir hikaye
Peki bir filmin mesaj verme kaygısı olmalı mı?

T.Ç: Hiçbir filmin mesaj verme derdi olmamalı ve yoktur. Buna inanıyorum. Eğer biri şu mesajı veriyoruz derse ben o inadı kırarım. Öyle bir şey yok. Biz baba ve kızının başına gelen olayları anlatıyoruz bir mesaj kaygımız yok ama isteyen istediği mesajı alabilir. ‘Bir adamın mutlaka bir kız çocuğu olmalı’, ‘Bir adamı erkek yapan kız evladıdır’ mesajını da alabilirsin, ‘Çocuğu yapıp kocana bırak al başını git’ mesajını alan da olur ben bunu engelleyemem. Senin içinden hangisini almak geliyorsa onu al. Çünkü insancıl, dramatik, komik, gerçek bir hikaye.




Artık çocuklarla zaman geçirecek

Bundan sonrası içi planlarınız neler?

T.Ç: Net bir şey söyleyemem bunun için çünkü altı ay bir şey yapmayacağım, sadece çocuklara oturup resim yapacağım diyorum ama dördüncü ayın sonunda şunu yapsak mı dediğimde bir bakıyorum bir yıllık bir çalışmanın içine girmişim. Aşırı programlı değilim ama çalışırken çok programlı olurum. Bunun dışında ruh halime göre hareket ediyorum. Ama 1,5 yıl bir proje yapmadan  ailemle vakit geçirmek istiyorum.

Cengiz Bozkurt: Ben de aynı şekilde çocuklarıma daha fazla zaman ayırmak istiyorum. Dizi koşturmaları içinde çünkü kendimizi kaybediyoruz.

Oğlum ve kızım işime bir kez daha saygı duydu
Ailece bir filmde rol almak nasıl?

Tolga Çevik: Alttan bir kadro geliyor artık ben emekli olabilirim. Çok müthiş bir deneyim oldu onlar için. Artık beni çok iyi anladılar. Eskiden hep "Turneye gidiyorsun" diye sitem ederlerdi. Şimdi "Baba neden 30 gün eve gelemiyorsun seni şimdi anladık" dediler. Kolay gibi yansıtılan bir hayatın ne kadar badireler atlatılarak yaşandığını gördüler. Bir kere daha işime saygı duydular.  

Milliyet/Vatan 

;
Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Jordana Brewster sevgilisiyle romantik bir gün geçirdi