Şilan Makal: Hayatı tımarhane olarak görüyorsan sorumlusu sensin

Şilan Makal: Hayatı tımarhane olarak görüyorsan sorumlusu sensin

‘Yeni Gelin’ gibi popüler dizilerde izledik şimdi ‘Anormal’ oyunuyla tiyatro sahnesinde. “Uzun zamandır istiyordum ama konservatuvar mezunu olmadığım için ‘Ne haddime!’ diye düşünüp çekiniyordum” diyor. Aynı zamanda Galatasaraylı futbolcu Şener Özbayraklı ile evlilik hazırlığında olan Şilan Makal hem yeni oyununu hem de hayatı konuştuk. Oya Çınar / oya.cinar@posta.com.tr

05 Ocak 2020, Pazar 08:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

‘İkinci Kat’ın sahneye koyduğu ‘Anormal’ oyunuyla tiyatro sahnesindesiniz. Daha başta adıyla insanın merakını kaşıyor. ‘Anormal’ nasıl bir oyun?

Aslında düşünüldüğü gibi oyunda bir ‘deli’ yok. Normal ne? Anormal ne? gibi sorular sorduruyor seyirciye. Toplumun genel olarak normal kabul ettiği şeyler aslında ne kadar normal ya da anormal bulduklarımız gerçekten anormal mi? Oyundan çıktıktan sonra insanların bunun üzerine düşünmeye başlayacağı bir oyun.

Konusu nasıl?

Benim karakterimin adı Geraldine Barclay, bir psikiyatristin muayenehanesine iş başvurusu için gidiyorum ama klinikte başıma gelmeyen şey kalmıyor. Bir sürü talihsiz olay birbirini izliyor. Kadın olmakla ve bunun zorluklarıyla ilgili... Biraz bunu da sorgulayan bir hikaye.

Gerçek hayatta bu zorluğu ne derece hissediyorsunuz üzerinizde?

Genel algının aksine ben kadın olmanın insanı birçok konuda şanslı kıldığını düşünüyorum. Her açıdan daha güçlüyüz bence. Sadece fiziksel olarak erkeğe göre daha güçsüz olmamız bizi erkeklerden daha güçsüz yapmıyor. Aksine belki de o açığı kapatmak için farkında olmadan her konuda kendimizi daha çok geliştiriyoruz. Kadın bence doğası gereği, zihinsel olarak da her açıdan erkekten daha üstün. İşte bu noktada onlar da kendi eksiklerini daha fazla fiziksel güç kullanarak kapatmaya çalışıyorlar bence.

Sektörde bununla ilgili olumsuz bir durumla karşılaştınız mı?

Bu biraz kişinin kendini korumasıyla, duruşuyla da ilgili. Evet, yeltenenler oldu. Ama çok ileri boyutta bir sıkıntı yaşamadım.

İş arkadaşım akşam 7.00'den sonra mesaj atarsa dönmem, mesafeyi korurum

Kendinizi koruma yönteminiz ne?

En başta herkesle çok samimi olmamak… Ki bu tüm hayatım boyunca böyle oldu. Arkadaşlarımla da akrabalarımla da iş arkadaşlarımla da böyle. Mesela bir iş arkadaşım bana akşam saat 7.00’den sonra mesaj atarsa dönmem, gündüz dönerim. Herkesle her zaman sizli-bizli mesafeyi korurum. Zaten gece hayatım da yok.

Bu, insanı asosyalliğe itmiyor mu?

Ben o ayarı tutturabildiğime inanıyorum ya! Herkesle hem çok samimi olup hem de gerekli mesafeyi koyabiliyorum.

Hayatta nelerle dertleriniz var? Mesela sosyal medyada gündemi “Tımarhanede bugün” diye yorumlayanlar var. Siz gündemden ne ölçüde etkileniyorsunuz?

Bence insan yaptığı her davranıştan kendi sorumlu. Eğer bu hayatı kendin için tımarhane olarak görüyorsan onun sorumlusu da sensin, senin davranışların ve verdiğin kararlar seni o noktaya getirmiştir. O yüzden de hayatın geneliyle ilgili hiç böyle sitemlerim yok. Ama üzüldüğüm konular var tabii. Özellikle kadın ve çocuk tacizleri, hayvanlara yapılan kötü muamele, insanların birbirine sevgisizliği…

Daha önce ‘Yeni Gelin’ gibi popüler dizilerde izledik sizi. Bu yıl tiyatro yapmak kendi tercihiniz miydi?

Açıkçası bu sektöre girdiğimden beri tiyatroda hep gözüm vardı ama konservatuvar mezunu olmadığım için “Ne haddime?” diyordum hep. Ama elimden geldiğince kendimi geliştirmeye çalıştım. Tiyatro sahnesi zaten başlı başına bir okul. Her gün yeni bir şey öğreniyorum...

Babamı mutlu etmek için tarih okudum

Siz ne okudunuz?

Tarih okudum. Ama konservatuvarda okumak istiyordum aslında. Babamın hayali de hukuk okumamdı. Orta yolu Tarih okuyarak buldum.

Sonra oyunculuk nasıl başladı?

O biraz dediğim gibi, sanırım hep içimde vardı. Dizileri, filmleri izlerken oyunculuklara çok dikkat ederdim. Kendimi hep orada hayal ederdim…

Şöhret olmak da motivasyonlarınızdan biri miydi?

Valla kimse hayır demesin tabii ki önemli bir etken. Herkes bu işe başlarken şöhret olmak ve para kazanmak için başlıyor önce. Ama içine girince değişiyor tabii ki olay.

Tüm bunları bir yana koyarsak “Benim hikayem aslında şurada başlıyor” dediğiniz yer neresi?

Biraz dramatik olacak ama bir ölümden sonra oldu. Kardeşimi kaybettim. Çocuktum daha. Çocukken hayat toz pembe olur ya… Ölüm olmaz, fakirlik olmaz… Her şey çok güzeldir. Çok ayrıntıya girmek istemiyorum ama o olay beni çok büyüttü. Tam ergenlik dönemi zaten, hayata bakışım değişti...

Şener klasik bir futbolcu değil çok kitap okur

Aşk tanımınız ne?

Şener... (Özbayraklı) En başta heyecan demek, dostluk demek, paylaşmak demek.

Heyecan bitince aşk da bitiyor mu bu durumda?

Bunu son zamanlarda kendi kendime de düşünüyorum… Heyecan bitince ne olur diye. Ama illa ki bir yerden sonra bitecek. Aşk geçici bir şey sonuçta. Bunu kabul etmeliyiz belki de. Sonra ilişki evriliyor ve belki o zaman heyecan beklememek gerekiyor. Ama ben şu an hâlâ çok heyecanlıyım. Dört yıldır beraberiz ve ilk gün nasılsam hâlâ öyleyim.

O futbolcu, siz oyuncusunuz. Nasıl bir ilişkiniz var? Bu durum ilişkinize nasıl yansıyor mesela?

Şener hiç klasik futbolcu gibi değil. Bu konuda onu tanıyan herkes çok şaşırır. Çok okur mesela. Arkadaş çevresi çok bellidir. Zaten ikimiz de evcimeniz. Onun dışında mesleğim konusunda da çok destekler beni. Zaman zaman tatlı kıskançlıkları olur ama asla rahatsız edici boyutta olmaz. Ben zaten hiç kıskanç biri değilim. Ya da beni hiç o noktaya getirecek bir şey yapmadı bugüne kadar, bilemiyorum.

Düğünümüze gelenler takı değil kitap getirsin

Ne zaman evleniyorsunuz?

Haziran başı gibi düşünüyoruz. Bir de bununla ilgili güzel bir detaydan bahsetmek istiyorum. Düğünümüzde hediye istemiyoruz. Onun yerine insanlardan kitap bekliyoruz. Şener Artvinli. Gelen kitapları da Artvin’de köy okullarına hediye etmek istiyoruz. Buradan duyurmuş olayım davetlilere.

Hayattaki en büyük önceliğiniz ne?

Meslek aşkı başka bir şey ama sanırım Şener her şeyden daha öncelikli benim için.

Bazıları evliliğin kariyerlerini kötü etkileyebileceği endişesi duyabiliyor. Sizin var mı hiç bu tip endişeleriniz?

Başta olmuştu, açık söyleyeyim. Ama biz artık dört yıldır beraberiz ve onu tanıdıkça bunun kesinlikle benim için dezavantaj olmayacağına emin oldum. O yüzden içim çok rahat o konuda da.

Çok evlilik teklifi alıyorum

Sosyal medyada en çok nasıl mesajlar alıyorsunuz?

Hiç sormayın. Bir ara çok fazla evlilik teklifi alıyordum, bunu bir röportajımda söyledim. Ondan sonra daha da arttı. Herkes deli gibi evlilik teklifi etmeye başladı. “Benimle evlen”, “Benimle evlenmen için ne yapabilirim?” , “Seninle evleneyim de şu kadar borcum olsun” gibi şeyler yazılıyor sürekli (Gülüyor).

Farklı bir yüzünüz var... Estetik müdahale var mı?

Burnumda çok hafif bir müdahale var. Onun dışında bir şey yok.

Defo olarak gördüğünüz yanlarınız var mı?

Var tabii, olmaz mı! Kendi kendimi çok eleştiriyorum mesela. Bu hem iyi bir şey hem de bazen çok yıpratıcı olabiliyor, dibe itebiliyor. Kendimi motive edemiyorum. Bu yanımı biraz törpülemek isterdim.

Karakterinizin en baskın özelliği ne?

Kararsız olmam olabilir. Fikirlerim çok değişir.

Çok kararlı olduğunuz bir konu var mı?

Hırslarım var. Hırslıyım. Bir şeyi gerçekten çok istiyorsam elde edene kadar peşinden gidiyorum. Bu huyumu da seviyorum.

Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder