Sinan Özen: Ben eskinin sanatçısı değilim, kendimi sürekli güncelliyorum

Sinan Özen: Ben eskinin sanatçısı değilim, kendimi sürekli güncelliyorum

Sinan Özen, 40 yıldır şarkılarını söylüyor. Hiç eskimedi, hiç değişmedi. 2016 yılında kendisinden 26 yaş küçük hayranı, Burcu Kartal ile evlendi. Dört ay önce ikizleri Neva ve Sanberk’i kucaklarına aldılar fakat çiftin mutluluğu kızlarının rahatsızlığı nedeniyle kısa sürdü. Bağırsak rahatsızlığı yaşayan minik Neva, dört ay içinde beş ameliyat geçirdi ve hâlâ yoğun bakımda. Ünlü sanatçı, sevenlerinden kızı için dua istiyor. Hem minik Neva’nın sağlık durumunu hem de ülke ahvalini konuştuk. Alev Gürsoy Cimin / alev.gursoy@posta.com.tr

09 Ağustos 2020, Pazar 07:01 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Sanberk ve Neva’yı mutlulukla kucağınıza aldınız. Ancak Neva bağırsak rahatsızlığı geçirdi ve doğduğundan bu yana beş tane ameliyat atlattı. Kızınızın son durumu nedir?

Tedavisi devam ediyor, sağlık durumunda şu an herhangi bir değişiklik yok. Biz inançlı insanlar olarak umudumuzu hiç kaybetmiyoruz. Güçlü olmak zorundayız. Bilime ve tıbba inanıyoruz. Allah’tan ve tıbbın sağladığı imkanlardan umudumuzu kesmediğimiz için Neva’nın şifa bulacağına inanıyoruz. Tıp Neva’yı bize kavuşturacak. Diğer türlüsünü düşünmek bile istemiyorum.

Eşiniz Burcu Hanım nasıl baş ediyor bu acıyla?

Burcu için de çok zor. Psikolojik yardım alıyor. Karnında dokuz ay taşıdı Neva’yı. Onun duygularını ve çocuklarıyla olan bütünlüğünü, bir baba olarak derinden anlamam çok zor ama benim içimde de ateş başka türlü yanıyor elbet. Kendimi, eşimin yaslandığı bir duvar olarak kabul ediyorum. Bu manada sağlam durmam gerekiyor. Yani güçlü durmak zorundayım. Her ne kadar sular seller de vursa senin o diklikte durman gerekiyor. Ben de bunu yapmaya çalışıyorum. Ama yaşadığım acıyı kelimelere dökmek zor.

Neva’nın ikizi olan oğlunuz Sanberk nasıl?

Sanberk bizim için bir teselli ama bir baba olarak sevgimi ve sevincimi tam yaşayamıyorum. Sevgimi de tam olarak ifade edemiyorum çünkü o sevincimi yaşarsam bir tarafta bir eksiklik olacağını sanıyorum. Bunu da hissettirmemek adına her gün Neva’nın yanındayım. Her gün hastaneye gidip Neva’yla konuşuyorum, kucağıma alıyorum.

Kaç aylık oldu ikizler?

Şu an tam dört aylık. Bizim çocuklarımız prematüre olarak dünyaya geldi. Erken doğum oranı her geçen gün daha da artıyor. Bundan dolayı da organların gelişmesi zaman alıyor. Kızımız Neva, tam taburcu olacakken bu rahatsızlığa yakalandı. Algıları çok açık, her şeyi çok iyi anlıyor. Müthiş bir göz temasımız, müthiş bir baba-kız ilişkimiz var.

NEVA BABASININ KIZI, BU MÜCADELESİNİ KAZANACAKTIR

Ne güzel ismi var... Neva ne demek?

Neva, Türk sanat müziğinde çok özel bir makamdır. İlk yeğenimin adını da ben koymuştum, Seyyah. O da ayrı bir makamdır bu sanat dalında. Neva makamı; özünde güçlü, dirayetli, içgüdüleri yüksek bir kelimeyi ifade ediyor. Kızım da adı gibi… Gerçekten savaşıyor. Babasının kızı! Ben yıllarca güçlü bir mücadele verdim. O da benim gibi mücadelesini kazanacaktır.

Baba olunca neyi daha iyi anladınız?

Babamı ve annemi çok seviyorum. Aileme bağlı biriyim. En ünlü, en popüler dönemlerimde bile ailem yanımdaydı. Babam müthiş adamdır. Baba olunca babalığın sorumluluğunu daha iyi anladım. Zaten babama göre ben çok hayırlı bir evladım. Öyle der… Ben birçok şeyi baba olmadan anlayanlardandım. Baba olunca daha da hassasiyetim arttı.

MÜZİK SEKTÖRÜ KİŞİLİĞİNİ KAYBETTİ, ARTIK RUHU EKSİK ŞARKILARA MARUZ KALIYORUZ

İlk albümünüz 1989’da çıktı, 30. sanat yılınızı kutluyorsunuz. Albümden önce de bir 10 yıl var dersek, sanat geçmişiniz 40 yılı buluyor. 40 yılda sanat dünyasında neler değişti?

Müzik piyasasında geçmişten bugüne değişen çok şey var. Sektör, dünyanın hızlı bir değişimine ayak uydurmaya çalışıyor. Diğer taraftan da ülkemizde, müzik ekonomisiyle ilgili uzun süredir oluşturulmamış yasal düzenlemenin sıkıntısı yaşanıyor. Sanatına bağlı olan insan bu konuda olumsuz yönde etkileniyor. Son yıllarda kimse müzik sektöründe emeğinin karşılığını alamıyor. Bu yüzden kalitesi düşük, ruhu eksik şarkılara maruz kalıyoruz.

21. yüzyıl müzik sektörüne iyi gelmedi, yani?

Müzik, insan ruhu ve tabiatla olan münasebetinde çok önemli bir yere sahip. Günümüzdeki kadar basite alınması, değersizleştirilmesi en büyük haksızlıktır. Hayatın her alanında olduğu gibi müzik sektöründe de arz ve talep ilişkisini iyi okumak gerekiyor. Sektörün problemlerini görmezden gelemeyiz. Türkiye’deki müzik sektörü kişiliğini kaybetti. Kan kaybına uğradı. Yasal boşlukların giderilememesi nedeniyle sosyal medya ve dijital ortamlarda gün geçtikçe sıradanlaşmaya ve basitleşmeye devam ediyor.

EŞİMLE ARAMIZDA 26 YAŞ VAR VE BU BİZİM İÇİN BİR PROBLEM DEĞİL, AŞKIN YAŞI OLMAZ

57 yaşında baba olmak zor bir karar değil miydi? Evliliğe neden bu kadar geç kaldınız?

Evlilik benim için çok önemli bir kurum. Kader ve nasip, evlilik için önemlidir. Ben nasibimdeki evliliği yaptığımı düşünüyorum. Yurt dışında hiç gitmeyi düşünmediğim, planlamadığım bir programda Burcu ile karşılaştım. Evliliğimle birlikte yeni bir mutluluk yolculuğuna çıktım. Evlilik insanların düzen içinde yaşadığı çok önemli manevi bir kurumdur. Evliliğini ilerleyişini saygı belirliyor.

Eşinizle aranızda 26 yaş var. Bu fark sorun yaratmadı mı?

Her yerde 57 yaşında olduğumu yazıyorlar ama ben 56 yaşındayım. (Gülüyor) Yaş takıntım yok. Eşimle aramızdaki yaş hiç problem olmadı. Zaten aşkın yaşı olmaz. İnsan ruhu yaşlanmaz. Beden ruhla orantılı değildir. Yaradan’ın bize verdiği bedeni en iyi şekilde korumalıyız.

Yaşınızı asla göstermiyorsunuz. Genç kalmanızın sırrı ne?

Teşekkür ederim. Spor yapmaktansa ruhu beslemek çok önemli. Bu yüzüme yansıyorsa ne mutlu bana. İnsanları sevmekten ve pozitif olmaktan geçiyor her şey. Ömrü veren Allah’tır. Bu anlamda kaderinizi ya da ne zaman hayata gözlerinizi yumacağınızı bilemezsiniz. Genç yaşta baba olup çocuklarının büyüdüğünü göremeyen dostlarım var. Dolayısıyla ben 56 yaşında baba olmaktan şikayetçi ya da pişman değilim. Her şeyin zamanı var. Nasip bugünmüş! Nasip böyleymiş. Hayatımızı yönettiğimizi sanıyoruz ama verilen rolleri yaşıyoruz.

GÜNÜMÜZDE AŞK SÖZCÜĞÜ OLARAK İFADE EDİLENLER 90’LI YILLARDA HAKARET SAYILIRDI

Yeni jenerasyonu nasıl buluyorsunuz? Eskilere özlemin nedeni ne?

Yeni jenerasyondan uzun süre bu sektörde tutunacak arkadaşlarımız var. Gayet başarılılar. İnsanların 90’lı yıllara neden özlem duyduğunu, o yıllardaki sosyolojik, psikolojik, ekonomik ilişkileri bilerek açıklamak daha doğru olur. O yıllarda sosyal ilişkilerin daha sıcak olması, saygı ve samimiyetin daha yüksek olması, değer yargılarımızın bugünkü kadar yok sayılmaması gibi çok sebep var. Bu müziğimize yansıyordu. Bizler; hislerimizle, aşklarımızla söz üreten, bunları müzikle buluşturan insanlarız. Sevmek ve aşık olmak gibi hisler zamana bağlı olarak değişmez. Çünkü bu hissiyat insanın mayasında var. Zamana göre değişen şey bu hislerin ifade biçimidir. Günümüzde aşk sözcüğü olarak ifade edilenler 90’lı yıllarda hakaret sayılırdı.

KENDİNİ YENİLEMEYEN İNSAN HATIRALARLA YAŞAR

Konservatuarlı biri olarak fantezi müziğini hiçbir zaman kabul etmediniz. “Fantezi diye bir müzik türü yok” diyorsunuz ama sizin için her yerde “Fantezi müziğin güçlü sesi” diyorlar...

İnsanlar beni dinlesin de hangi kategoriye koyarlarsa koysun. Hiç önemli değil. Ben bu işin hem akademisyeni hem alaylısı hem mekteplisi olarak konuşmak zorundayım. Yoksa mesleğime ihanet ederim. Fantezi diye bir müzik türü yok. Müziğin dili yoktur, müzik evrenseldir. Müziğin dili, dini, rengi olamaz. Sizin gönlünüze girmişsem eğer beni hangi rafa koyarsanız koyun razıyım. Ben de kendimi sürekli güncelliyorum. Eskinin sanatçısı değilim. Kendini yenileyemeyen insan hatıralarla yaşar.

Bir sanatçı gözüyle bakarsanız, size göre ülkenin en öncelikli gündemi nedir?

Tabii ki şiddet. Ben insanın insana şiddetle müdahalesini asla kabul etmiyorum. Kadın ve erkek diye de ayırmıyorum. İnsanın hayvana şiddet uygulaması, insanın çocuğa, yaşlıya şiddet uygulaması kabul edilemez. Erkek şiddeti yeni karşılaştığımız bir durum değil. Bu durumun ortadan kalkması için kanunlarımızın caydırıcılığının artması gerekiyor. Çocuklarımızı şiddete karşı yetiştirmeliyiz. Devlet büyüklerimizin alkol ve cinsellikle ilgili göstermiş oldukları tutumu, şiddet içeren dizi ve filmlerde de göstermesini bekliyoruz.

;
Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder