Sinsice zehirliyor! Tedavi edilmezse hasta ediyor (Ağır metal zehirlenmesi nedir?)

Yaşamımızın her alanında maalesef ağır metallere maruz kalıyoruz. Dünya nüfusundaki artışa bağlı olarak doğal yöntemlerden uzaklaşılarak yapılan tarımdan yediğimiz midyeye, evimizde kullandığımız tencerelerden yıkandığımız suya kadar her şeyde ağır metal zehirlenmesi riski var. Uzm.Dr. Semih Gökart, ağır metal zehirlenmesinin sinsice ilerleyen bir sorun olduğunu ve belirtilerin yeterince tanınmadığını söyleyerek önemli uyarılarda bulundu

28 Ocak 2019, Pazartesi 15:18 Son Güncelleme:
A A

Ağır metal zehirlenmesinin son yıllarda hızla arttığına değinen Aile Hekimi Uzm. Dr. Semih Gökart, araştırmalara göre ABD nüfusunun yaklaşık yüzde 25’inde son 10 yıl içinde ağır metallere bağlı sorunlarla karşılaştıklarını söyledi.

Ağır metal zehirlenmesi; kurşun, kadmiyum, alüminyum, cıva, bakır, fluorid ve arsenik tarafından vücudumuzda oluşan olumsuzluklar ve hastalıklar olarak tanımlanıyor. Dışarıdan alınan bu maddeler biriktiği organa, etkilediği sisteme bağlı olarak psikolojik rahatsızlıklardan fizyolojik sorunlara kadar geniş bir yelpazede hastalık oluşturabiliyor. 

DNA HASARINA YOL AÇIYOR

DNA HASARINA YOL AÇIYOR

Çocuk ve yaşlılarda tablonun daha hızlı ve ağır seyredebileceğini söyleyen Uzm.Dr. Semih Gökart, şu bilgileri verdi: "Bu maddeler, dokularda birikerek kronik hasarlara yol açabileceği gibi akut zehirlenmelerden sorumlu olabilirler. DNA hasarına da neden olabildikleri için kanseri de tetikleyebiliyor. Daha çok beyin ve böbreklerde birikmeye meyillidirler ve hücrelerin, organların, sistemlerin normal işlevini bozarak ağır hasarlara uğratabilirler." 

HASARLI MUTFAK MALZEMELERİNE VE OYUNCAKLARA DİKKAT!

HASARLI MUTFAK MALZEMELERİNE VE OYUNCAKLARA DİKKAT!

Dünya nüfus artış hızının kontrol edilememesinin, hızlı üretilen, uzun süre dayanan ama doğal yöntemlerden uzaklaşılan tarımın, burada kullanılan tohumlar ve ilaçların yaygınlaşmasının ağır metal zehirlenmesindeki en önemli etkenlerin başında geldiğini anlatan Dr. Semih Gökart, sözlerine şöyle devam etti:

"Sanayi kaynakları, çevre kirlenmesi, tarımda kullanılan ilaçlar, böcek öldürücüler, mutfak ürünleri, amalgam içeren dolgular, kozmetik ürünler, kirli sularda yaşayan deniz canlıları ağır metal zehirlenmelerinde en önemli kaynaklardır. Hava, çevre kirliliğinin yine kontrolsüz sanayileşmeye paralel olarak artması, özellikle tarım havzalarında oluşturduğu hasarlar, bireysel kullanımlarda dikkatsizlik ve umursamazlıklar (teflon mutfak malzemeleri, çizilmiş, hasarlı mutfak malzemeleri, deterjanlar, kaynağı belli olmayan ürünler, oyuncaklarda kullanılan boyalar) bu sorunu oluşturan başlıca nedenler arasında."

HANGİ BELİRTİLER GÖZLENİYOR?

HANGİ BELİRTİLER GÖZLENİYOR?

Ağır metal zehirlenmesinin baş ağrısı, yorgunluk, kas ağrıları, hazımsızlık, kabızlık, solgunluk, kansızlık, koordinasyon bozukluğu, baş dönmesi gibi şikâyetlerle kendini gösterdiğini söyleyen Uzm.Dr. Semih Gökart, "Metal zehirlenmeleri çok sinsi ve önemli bir durumdur. Ancak ne yazık ki bu belirtiler toplum tarafından yeterince tanınmıyor.

Konuyla ilgili toplum bilinci de yeni yeni gelişiyor. Karşılaşılan klinik durumlar ve hastalıklarda maalesef metal zehirlenmeleri hâlâ akla son gelen nedenlerin arasında yer alıyor. Ancak başta Dünya Sağlık Örgütü’nün konuya gösterdiği hassasiyet ve tanı yöntemlerindeki gelişmelerden sonra ayırıcı tanıların daha net yapılır olması sağlanmaya başladı."

Kanda ağır metal tespit edilmemesinin onun olmadığı anlamına gelmediğini söyleyen Dr. Semih Gökart, “Vücudumuzun her hücresine yerleşebilen bu ağır metaller ancak bulundukları yerden mobilize edildiğinde yani bulundukları hücrelerin dışına taşındıklarında kanda görülecektir” dedi. 

TEDAVİDE EN ETKİLİ YÖNTEM: ŞELASYON

TEDAVİDE EN ETKİLİ YÖNTEM: ŞELASYON

“İşin en zor yanı tedavi protokolü oluşturmaktan geçiyor. Uzun yıllar sonucunda ve gittikçe biriken bir toksinin vücuttan uzaklaştırılması karşınızdaki kişinin olayı kabul etmesi, önerileri ve planlananları doğru olarak uygulamasına bağlıdır” diyen Dr. Semih Gökart, tedavi yaklaşımıyla ilgili şunları anlattı:


"Metallerin uzaklaştırılmasını sağlayan gıda, takviye ve vitaminlerden faydalanılabilir. Ancak ağır metallerin pek çoğu için özel bir destek olmadan vücudun boşaltım sistemleri (böbrekler, karaciğer, bağırsaklar, akciğer ve deri) yoluyla atılamaz. Tıp dünyasının yeni yeni geliştirdiği yöntemlerle (örneğin özel boyama) biriken metallerin yerini ve vasfını öğrenebiliyoruz. Bu birikmelerinde özellikle otonom sinir sistemi başta olmak üzere tüm organlarda sistemlerde hasar oluşturabileceğini biliyoruz. Buralara yerleşen ağır metallerin uzaklaştırılması için uygulanan en önemli yöntem 'şelasyon detoksifikasyonu'dur." 

ÇİZİLMİŞ ÇELİK TENCERE DE ZEHİRLİYOR

ÇİZİLMİŞ ÇELİK TENCERE DE ZEHİRLİYOR

Teflon tava ve tencereler, hatta çizilmiş çelik (çelik diyoruz ama aslında nikel var) tencereleri de kullanmamalıyız. İthal boyalı ucuz oyuncakları, imalat yeri belli olmayan boyaları, menşei belli olmayan seramik kâseleri, alüminyum folyoyu mutfakta (özellikle ısıtma amaçlı) kullanmamalıyız."

HANGİ METALLER HANGİ ORGANLARI ETKİLİYOR?

HANGİ METALLER HANGİ ORGANLARI ETKİLİYOR?

Civa: Böbrek, karaciğer ve özellikle beyin fonksiyonları üzerinde etkisini gösterir.


Kurşun: Sinir sistemine, kemik dokulara zararlıdır.


Alüminyum: Hafıza bozukluğundan Alzheimer’e kadar problemlere neden olabilir.


Bakır: Demir, çinko gibi ihtiyacımız olan yararlı elementlerin miktarını azaltabilir.


Arsenik: Karaciğer, böbrek, solunum yolu sisteminde hasarlara yol açabilir.


Fluorid: Dişlerde lekeler, kemik zafiyetine yol açabilir.


Kadmiyum: Böbrek, sinir sistemi, solunum sistemi ile kemik dokularda hasar oluşturabilir, hipertansiyona da neden olabilir.


Nikel: DNA hasarı, alerjik hassasiyette artış oluşturabilir.


Çinko: Kalsiyum, bakır, demir emilimi bozulabilir.


Mangan: Parkinson benzeri nörolojik bulgulara sebebiyet verebilir.


Krom: GİS bozuklukları, karaciğer iltihaplanması, akciğer kanseri, alerjik hassasiyette artış görülebilir. 

Sıradaki haber yükleniyor...