Şirin bir kaçamak;Lesvos ya da Midilli

Ege Denizi'nde, zeytin ağaçlarıyla kaplı, tarihi ve şirinliğiyle öne çıkan bir ada Lesvos. Yunanca adını yazdığımıza bakmayın, bildiğimiz şekliyle Midilli...

27 Temmuz 2013, Cumartesi 05:00
A A
Şirin bir kaçamak;Lesvos ya da Midilli

‘Bizim’ saydığımız geleneklerini görünce şaşırır, deniz ürünlerine hayran kalır, taş-ahşap evlerine aşık olur, Türkçe sohbetlerine doyamazsınız...

Haber: Esra BAYHAN

bayhan.esra@gmail.com

Yolculuğu sevenler, yeni yerler ve insanlar keşfetmekten hoşlananlar için seyahatler kolaylaştı. Ama ah bir de şu tabuları yıkabilsek!..

Öncelikle yabancı dil bilmek zorunda hissederiz kendimizi, bilmiyorsak seyahatin sadece hayalini kurmakla yetiniriz.

Sonra iyi bir bütçemiz olmalı, yoksa yaban ellerde ne yer ne içeriz! Ha bir de vize derdi var tabii. Formları doldurmak, vize verilir mi verilmez mi stresine girmek...

Ve elbette zaman ayırmak gerek seyahate. Öyle hafta sonu git-gel olur mu? Uçak korkusu olanlar mı! Onlar unutsun yurt dışına çıkmayı. Ama işte, tüm bu tabuları yıkacağınız bir gezi teklifim var size. Yunanistan’ın Lesvos Adası, yani Midilli.

AYVALIK’TAN 1.5 SAAT

Lesvos’a gitmek için Ayvalık’tan her sabah ve akşam hareket eden vapurları tercih edebilirsiniz. Ben sabahın 9’unu tercih ettim mesela. Kapıda pasaport kontrolü yapılıyor, bir memur yurtdışı çıkış pulunu getirip veriyor.

Arama, sorgu, saatlerce x-ray cihazı kuyruğunda bekleme filan yok, vapura biniyoruz. Oh ne güzel! Ege Denizi’nin iyotlu havasını içimize çekerek 1.5 saat yol aldıktan sonra adaya varıyoruz.

Bizi şirin mi şirin, sakin mi sakin, bir o kadar sıcak bir kasaba karşılıyor. Midilli, adanın başkenti. Şaşırmayın, Lesvos epey büyük bir ada. Bir ucundan diğerine araba ile 2 saatte gidiliyor.

Beni karşılayan Yunan arkadaşım Stamatis “Gel bir yorgunluk kahvesi içelim” diyor. Bir kafeye oturuyoruz, pat, önüme bir tavla geliyor. Şaşırıyorum. Ardından baklava...

Bunları gördükten sonra “Kahveni nasıl içersin?” diye sormaları beni şaşırtmıyor. “Yunan baklavası nasıl?” diye merak edenlere: Bizim baklavayı börek gibi kesin, al sana Yunan baklavası. Peki baklava gerçekte hangi ülkeye ait. Bana sorarsanız, iki topluma da. Olaya şöyle bakıyorum: Asırlarca iç içe yaşamış halklar tarihin akışı ile ayrılıveriyor, topraklar paylaşılıyor, mübadeleler yapılıyor...

Ama kültürün mübadelesi olmaz ki! Bu nedenle bazı değerler hem orada onlarla hem de burada bizimle kalıyor. Baklava da bizim ortak değerimiz. Bu arada Stamatis’e soruyorum “Türk baklavası hakkında ne düşünüyorsun?” diye, “Bence tadı Yunan baklavasından daha güzel” diyor. Yüreğine sağlık Stamatis.

MAVİ BONCUK KİMDEYSE...

Ziyaret ettiğimiz bir fırıncı bizi “Hoşgeldiniz” diye karşılıyor ve çöreklerini tanıtıyor; Paskalya çöreği, örüklü ve irice. Benim dikkatimi ise boncuklu çörek çekiyor.

Geleneğe göre, yılın belli dönemlerinde yapılan bu özel çöreğin hamuruna bir boncuk atılıyor. Çörek, aile bireyleri arasında paylaştırılıyor, boncuk kime çıkarsa o yıl onun ilan ediliyor. Annem de çöreğimize mavi boncuk saklardı...

Buyrun bir ortak gelenek daha! Midilli’nin limanını ve birbirinden renkli sokaklarını gezdikten sonra turistik özelliği ile ilgi odağı olan Molivos adlı kasabaya doğru yola çıkıyoruz.

Zeytin ağaçları ile dolu tepeleri tırmanırken yeşillikler arasından görünen Ege, görsel şölen sunuyor. Laf açılmışken, adada 13 milyon zeytin ağacı olduğu sanılıyor. Bunlardan her sene 50 ton zeytinyağı üretiliyor. Ada ekonomisi için bu, çok önemli.

Karşı kıyıdan Türkiye

Molivos’un tarihinin Ortaçağ’a uzandığı tahmin ediliyor. O zamandan beri onlarca uygarlık gelmiş geçmiş: Yunan, Roma, Bizans ve Osmanlı imparatorlukları. Pek çok tarihi eser arasında Lesvos Kalesi de var.

Harika bir manzara sunuyor gidenlere. Türkiye’yi filan rahatlıkla görebiliyorsunuz kaleden. Molivos, özel mimariye sahip evleri ile de dikkat çekiyor. Taş ve ahşap evler devletin özel korumasında.

Ve ilginçtir; her ev deniz manzaralı. Her biri de bahçeli. Birbirinden güzel evler arasında gezinmek tarih kitabının sayfalarında üç boyutlu bir yolculuğa benziyor. Bu evler en yeteneksiz olanı bile ressam yapar.

Ne yazık ki bizim o kadar vaktimiz yok! Sadece evler değil, tüm dükkanlar da aynı sanatsal düşünce ile tasarlanmış gibi. Bu rengarenk dükkanlarda alışveriş yapmamak için iradenizin çok güçlü olması gerekiyor.

Adanın ekonomisi kendi iç dinamikleriyle döndüğünden Midilli krizden etkilenmemiş, fiyatlar makul.

AHTAPOT ÖNCE GÜNEŞTE KURUTULUR

“Ne yesek” diye düşünmekle zaman kaybetmeyeceğiniz bir yer Lesvos- Midilli. Zaten tahmin edebileceğiniz gibi, yemeklerin çoğu ortak: Sarma, dolma, musakka, cacık, ayran...

Ama orada deniz ürünlerinden yemenizi tavsiye ederim. Midilli’de çeşit çeşit balık ve deniz canlısı yemeği var. Balıkların tadı bir başka. Közde pişirileni de var, suda haşlananı da.

Ben en çok pişirilmeyen, tuz ve sarımsakta bekletilen hamsiyi sevdim. Mutlaka denemelisiniz. Yemek sırasında, yan taraftaki teknede, ipler üzerine serilmiş ahtapot vantuzlarını soruyorum “Onları ne yapıyorsunuz?” diye.

Restoran sahibi hemen bir tabak daha koyuyor masaya...

İçinde bir çift ahtapot bacağı... Sanki evimde kızartacakmışım gibi tarif ediyor; “Ahtapotu önce güneşte kurutup sonra kızart, böylece vitaminini kaybetmez ve tadı daha güzel olur.” Ne diyebilirim ki? Bu ilginç bilgiyi paylaştığı için teşekkür ediyorum.

AKLINIZDA BULUNSUN!

-Ayvalıktan Lesvos’a günübirlik sefer yapan feribotların bazısı araç da alıyor. Demem o ki kalabalık bir ekipseniz Lesvos’a araçla geçmeniz kolay.

-Shengen vizeniz varsa rahat gidersiniz. Ama yoksa da dert etmeyin, yanınızda 2 adet biometrik fotoğraf olduğu sürece limandan anında vize alabiliyorsunuz (yeşil pasaportlular için vize gerekmiyor).

-Herkes biraz Türkçe biliyor. Doğuştan bilenler bile var. Adada çok sayıda Türk- Yunan çift bulunuyor zaten.

-Nicos, Dimitris, Stelyos, Stamatis... Bunlar en popüler erkek isimleri. Çoğu isim ‘s’ harfiyle bitiyor. Meğer Yunanistan’da erkek isimlerinde mutlaka ‘s’ olmalıymış. Beyler, isminizin Yunanca versiyonuna kulak verin: Mehmedos, Burhanis, Akınis, Canos...

-Tüm restoranların mönüsünde Türkçe de var. Ne de olsa en fazla Türk turistleri ağırlıyorlar.

(20.07.2013 tarihli Cumartesi Postası ekinden alınmıştır.)

Sıradaki haber yükleniyor...
SIRADAKİ HABER Denizde aşka geldiler