Somer Sivrioğlu: Şeflik eğitimi almadım sertifikam bile yok

Somer Sivrioğlu dünyanın en ünlü şeflerinden. Yıllardır Avustralya’da yaşıyor ve Türk yemeklerini dünyaya tanıtıyor. MasterChef yarışma programı sayesinde onu daha yakından tanıma fırsatımız oldu. Karşınızda GQ Türkiye’nin seçimiyle yılın şefi!

A A
Somer Sivrioğlu: Şeflik eğitimi almadım sertifikam bile yok

■ MasterChef Türkiye yarışması hayatınızda neleri değiştirdi?

Yurt dışında yemek endüstrisi üzerine sürekli yapılan etkinliklere katıldığım için orada bir tanınırlığım söz konusu fakat MasterChef Türkiye ile popülerlik arttı. 13 yıl önce Avustralya’da Efendy adlı bir Türk restoranı açtım. Menüsünde imambayıldıdan şekerpareye pek çok Türk yemeği olan Efendy, kısa sürede Sidney’in en iyi restoranları arasına girdi. Yurt dışında elimden geldiğince Türk mutfağını temsil etmeye çalışıyorum.

ALİ NAZİK KEBABI AVUSTRALYA'DA YILIN YEMEĞİ SEÇİLDİ

■ Yabancıların en sevdiği Türk yemeği hangisi?

2012’de Ali Nazik kebabı Avustralya’da bir etkinlikte yılın yemeği seçildi. Keşkülü de çok beğeniyorlar.

■ Sizin en sevdiğiniz Türk yemeği nedir?

Karnıyarık. Anneannemin karnıyarığı benim hâlâ en sevdiğim yemek.

■ Malum Türkiye’de sebze fiyatları uçtu, hatta bazı marketler patlıcan ve biber satmama kararı aldı...

Ben patlıcansız yapamam. Patlıcan ve biberi bir de soğanı elimden al, hiçbir şey yapamam. Zamlar şefleri de zorladı.

■ Avustralya’ya gidiş öykünüzü anlatır mısınız?

Türkiye’de annemle beraber çalışıyorduk. O da restoran işletmeciliği yapıyor. Vizyonumu geliştirmek için yurt dışına gitmek istedim. Akademik kariyerim çok parlak değildi ama Avustralya beni kabul etti. 1995’te atladım Sidney’e gittim. Master yaparken bir yandan da otellerin mutfağında çalıştım. Yavaş yavaş şeflik kariyerim başladı. Daha sonra restoran zincirlerinde yöneticilik yaptım. Bir süre sonra yöneticilikten sıkıldım çünkü benim bu işe girmemin sebebi, yemeği, mutfağı ve restoran kültürünü sevmemdi.

■ Özel eğitim almadan anneden görerek buralara geldiniz, değil mi?

Bilkent Turizm İşletmeciliği mezunuyum. İşin teorik kısmı güçlü ama ben şeflik eğitimi almadım. Sertifikam bile yok. Kendimi yetiştirdim. Kilomdan da bellidir zaten yemek merakım.

■ Ve zirvedesiniz. GQ men of The Year kapsamında bu yıl, ‘Yılın şefi’ siz seçilecekmişsiniz...

Kendi ülkemde takdir edilmek benim için önemli. 15 bin km ötede yaşayan bir şefe bunu vermeleri ciddi bir gurur kaynağı. Bu ödüle şef kategorisi koymaları mesleğim açısından da gurur verici.

■ 14 şubat Sevgililer Günü yaklaşıyor. Çiftler için sizden minik bir tarif alsak, ne önerirsiniz?

Benim ilk aşçılık yaptığım zamanlarda tavlama yöntemlerimden biri hünkâr beğendi olmuştur. Zor ama yapılabilir.

■ Peki, bu yarışma nereden çıktı? Zor olmadı mı gidip gelmeler?

MasterChef Avustralya’da da var. 12 yıldır bir numaralı yarışma programı. Ben onun hem izleyicisiyim hem de iki kez misafir jüri olarak Türk mutfağını tanıtmak için MasterChef Avustralya’da yer aldım. Konsepti çok iyi biliyorum. Türkiye’ye geldiğimde konuk jüri olarak başladım. İki ay oldu üç ay, üç ay oldu dört ay... Sonra bir baktım ben buradayım artık.

■ Jüri üyelerine baktığımızda, en sakin görünen sizdiniz. Yarışmacılar elendiğinde gözleriniz doluyordu. Günlük hayattaki Somer’le mutfaktaki Somer’in farkı ne?

MasterChef’in konseptinde hiçbir oyun yok. Biz zaten yapamayız. Ben neysem oyum. Kendimizi yansıttığımız için seçilmiş şefleriz. Duygusal bir insanım. Yarışmacılar ayrılınca etkileniyorum.

Evdeki mutfaklara baktığımızda çoğunlukla kadınları görüyoruz. Erkekler pek mutfağa girmiyor. Ama dünya mutfaklarına baktığımızda şefler hep erkek. Neden?

Otel mutfaklarının egemenliğinden dolayı olabilir. Şeflik liseden yetişen alaylı bir meslek olsun diye özellikle Türkiye’de Bolu, Mengen civarında süregelen bir meslekti. Mehmet Şef bunu hep söyler: Bundan 20 yıl önce şefe kız vermezlerdi. Şimdi bana “Önlüğü versene biriyle buluşacağım” diyorlar.

■ Önceden şeflik küçümsenir miydi?

Aşçı denirdi, şef denmezdi. Şimdi şefler modern zamanların gladyatörleri gibi oldu. Sadece Türkiye’de değil tüm dünyada zirve mesleklerden biri oldu.

NUSRET'İN YAPTIĞI KADAR ŞOVA GEREK YOK

■ Nusret’i nasıl buluyorsunuz?

Dünya çapında başarılı olmuş, çok güzel bir pazarlama çalışması. Siyah eldivenler, atmalar, tutmalar... Ama Türkiye’deki yeni nesil et restoranlarının kafasını anlamıyorum. Nusret’in yaptığı kadar şova gerek yok. Etin iyi olmasını şova her zaman tercih ederim.

■ Siz bu işin gerçekten kitabını yazdınız. Nasıl geri dönüşler aldınız?

Kitabım 2015 yılında çıktı. Dünya çapında başarılı oldu. Almanca ve Flemenkçe’ye çevrildi. Japonca anlaşması da yeni imzalandı. Türkçesi de önümüzdeki yıl çıkıyor. Bu kitabı yabancılara Türk mutfağını sevdirmek için yazdım. İçinde piyaz tarifi de var. İnsanlar “Onu da tariften mi yapacağım?” diyebilirler (Gülüyor).

■ Yeni jenerasyon şefleri daha mı şanslı?

O kadar çok kendi mesleğini bırakıp şefliğe geçen var ki... Ama popüler bir meslek olması kolay olduğu anlamına gelmiyor. Herkes tatil yaparken biz gece gündüz inanılmaz stresli bir ortamda keskin bıçaklarla çalışıyoruz.

■ Kadın mı daha güzel yemek yapar erkek mi?

Ben kadınlarla çalışmayı daha çok seviyorum çünkü daha detaycılar. Genel olarak daha temizler. Önceden kuzuyu getiriyorlardı, adamlar kuzuyu kesiyordu. Şimdi öyle değil ki. Vakumlanmış kuzunun sırtı geliyor. Tabiri caizse mutfakta amelelik işi kalmadı. Her şey hazır geliyor. Dolayısıyla kadınlar daha rahat girebiliyorlar.

ALEV GÜRSOY CİMİN

alev.gursoy.com.tr

Sıradaki haber yükleniyor...
SIRADAKİ HABER Bennu Gerede 'Çırılçıplak'