Spor ayakkabı boyacılığı bitirdi

Işıl Cinmen, sosyal deney için erkek kılığına girerek ayakkabı boyacılığı yaptı. Taksim, Sıraselviler ve Cihangir’de tezgah açtı. 12 müşterisi oldu. Çiftini 5 liradan boyadı. Altı saatlik boyacılık macerasından bakın başına neler geldi...

16 Aralık 2017, Cumartesi 05:00 Son Güncelleme:
A A
Spor ayakkabı boyacılığı bitirdi
Işıl Cinmen
isil.cinmen@posta.com.tr
Fotoğraf: Bahadırhan Erkoç
Saç ve makyaj: Taner Özdemir



Metin'i özleyerek uyandım. Metin ebnim erkek versiyonum. Daha önce sosyal deney için erkek kılığına girdiğimde aynada kendimi görünce ağzımdan Metin ismi çıkmıştı. Bir kadının gözünden erkek olmayı yazmıştım...


Berbere, kahveye gitmiştim. Beyoğlu’na çıkıp çapkınlık yapmıştım. Gece damsız bara girmeye çalışıp kavga bile çıkarmıştım. Hep bir oğlunun olmasını isteyen babam “Oğlum!” diye boynuma sarılmıştı hatta.

Metin’i özleyince onu yeniden görmek için kendimce harika bir neden buldum. Yine ‘içeriden’ haber yapacak, bu defa tam bir erkek mesleği olan ayakkabı boyacılarının yaşadıklarını deneyimleyecektim.


AYAKKABI BOYACISI METİN


Erkek olmam iki saat kadar sürüyor. Tırnaklarım kısalıyor, ojelerim siliniyor. Tenimin rengi koyulaştırılıyor. Kısa sakallarım ve bıyıklarım tek tek yüzüme sabitleniyor, kaşlarım kapkalın oluyor. Peruk kafama oturtuluyor. Göğüslerim bantlarla sarılıyor, eşofmanımın içine çorap gizleniyor. Kıyafetleri giyince de iş bitmiyor. Yürüyüşü, beden dilini, duyguları, bakışları, sesi, dili ayakkabı boyacısı Metin’e uygun hale getirmek zaman alıyor.


BOYA SANDIĞIMDA YOK YOK


Youtube’dan ayakkabı boyamanın inceliklerini öğrenirken arada boya sandığıma göz atıyorum. Temizlik süngerlerim, at kılı fırçalarım, rengarenk boyalarım, katı ayakkabı cilası, parlatma için kadife bezlerim birlikte şahane görünüyor. Her şey tamam, şimdi sokağa çıkma zamanı!


TEZGAH ÇOK AĞIR


Sandık, ayakkabı koymak için yapılan bölmeden tutularak taşınıyor. Neden ayakkabı boyacılarının çoğunun erkek olduğunu merak ederdim. Sebeplerinden birini ilk saniyede anlıyorum: Tezgâh çooook ağır.


MÜŞTERİLER DE BOYACILAR DA ERKEK


Ama elbette tek sebep bu değil. Seyyar ayakkabı boyacılığı erkek egemen bir dünya. Sadece boyacılar değil, müşterileri de erkek. İşe koyulmadan önce Sıraselviler’in 34 yıllık boyacısı Pala’ya, “Neden böyle?” diye soruyorum. “Kadınlar gelip tabureye oturup ayaklarını uzatmazlar. Onlar evden ayakkabı getirip bırakırlar, ertesi gün alırlar” diyor.



BOYİM Mİ ABİ?


Pala'dan uzakta bir duvarın dibine  kurulmak için Sıraselviler’den Cihangir’e doğru yürürken hiçbir arabanın bana yol vermek için durmadığını dehşetle fark ediyorum. “Neden üstüme üstüme sürüyorlar” diye söylenirken artık bir kadın olmadığımı hatırlıyorum. “Bu çifte standart doğru değil!” isyanım bir süre devam ediyor.


ZİNHAR TANINMIYORUM


İlerlerken, yıllar yılı gittiğim Hayal Kahvesi’nin emektar garsonu Orhan Abi’yi görünce sevinçle bağırıp yanına koşuyorum. İrkilerek geri zıplıyor. “Orhan Abi! Benim Işıl” diyorum, tık yok. Tuhaf tuhaf yüzüme bakıyor. Zinhar tanımıyor.

Kılığımın, makyajımın başarısına seviniyorum ama panikle yürüyüp gittiği için içim burkuluyor. Tezgahımı Cihangir’de bir duvarın önüne yerleştiriyorum ve 6 saatlik meslek hayatım başlıyor. Bekle bekle kimse gelmiyor. Herkesin ayağına bakıyorum, çoğu kişi spor ayakkabılı!

Duayenim Pala’nın sözlerini hatırlıyorum: “Bizim meslek zorda. Spor ayakkabı moda olduktan sonra müşteri azaldı. Şimdi bir de ucuz ayakkabı yaygınlaştı. Millet ayakkabısına bakım yaptırmak yerine atıp yenisini alıyor. Eskiden bir çift ayakkabın olurdu, ona güzel bakardın, özenle senelerce kullanırdın. Şimdi öyle mi? ‘At gitsin’ diyor insanlar.”


ÜSTENCİ BAKIŞLARDAN RAHATSIZ OLUYORUM


Önümden geçenlere “Boyim mi abi?” diye bağırıp dikkat çekmem gerektiğini anlıyorum. İlk müşterim oturuyor önüme. Çok heyecanlıyım! Hemen siyah ayakkabısına uygun gereçlerimi sıralıyorum ve işe koyuluyorum. Neyse ki fazla konuşkan biri değil. Sesimden kadın olduğumu anlar diye korkuyorum çünkü. 20 dakika sonra önümde pırıl pırıl parlayan ayakkabıya hazla bakıyorum. 5 liramı ve teşekkürünü gönül rahatlığıyla kabul ediyorum.

Müşterilerim çoğaldıkça davranışları da dikkatimi çekiyor. Benden yüksekte oturduklarından mı, ayaklarını bana uzattıklarından mı bilmem yüzlerindeki üstenci ifadeden rahatsız oluyorum. “İşler nasıl gidiyor?” “Ne zaman başladın boyacılığa?” “Günde kaç lira kazanıyorsun?” gibi sorularına kısacık cevaplar veriyorum.


5 YERİNE 20 LİRA!


Günün sonuna doğru emekli olduğunu tahmin ettiğim, yaşlı, saygılı ve özenle giyinmiş bir adam oturuyor. Nasıl tatlı bir eski insan! Gözlerinin içi gülüyor. Yorgunluğuma rağmen tüm gücümle yıllanmış, kahverengi ayakkabısını cilalıyorum.

Bitirdiğimde “Harika oldu. 5 lira bu emeğin için kafi mi?” diye soruyor. “Rayiç bu, ne yapalım…” diyorum. Cebinden 20 lira çıkarıp veriyor. “Bu fazla…” deyince gülümsüyor: “Sen benim 10 yıllık pabuçları yepyeni yaptın. Nesi fazlaymış!” 6 saatlik boyacılık maceramda 12 müşterimden toplam 75 lira kazanıyorum. Kazandığım parayı Cihangir’in ünlü evsizi Ahmet Abi’ye götürüyorum…

 

Sıradaki haber yükleniyor...
SIRADAKİ HABER Arkadaşının eski aşkından yeni sevgili olur mu?