Tayanç Ayaydın: Bazen doğduğum güne aşık oluyorum

Tayanç Ayaydın: Bazen doğduğum güne aşık oluyorum

Kendi deyimiyle daha çok ‘çatık kaşlı adam’ rollerinde izlemeye alışkın olduğumuz Tayanç Ayaydın, Kanal D’nin yeni dizisi ‘Yeni Hayat’ta Timur karakterini canlandırıyor. “Bana bir şey teklif edildiğinde reddetmemek, anlamak için çok emek harcarım” diyor. Sorduğunuz her soruya cevap verirken de anlamaya, çözmeye ne kadar açık olduğunu hissettiriyor. Yeni rolü ve daha pek çok konu hakkında konuştuk. Oya Çınar / oya.cinar@posta.com.tr

12 Eylül 2020, Cumartesi 07:01 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Yeni Hayat’ ilk bölümden itibaren seyircinin ilgisini çekti. Mutlu musunuz ortaya çıkan işten?

Çok mutluyum. Tersini söylemek biraz zordur tabii. Kimse yaptığı iş için “Ortaya çıkan işten memnun değilim” diyemez kolay kolay. Ama samimiyetle söylüyorum, bu kadar gurur duyduğumuz bir iş çıkarmak beni çok memnun etti. Ezberlenmiş çekim yöntemlerinin, kadrajlarının dışında, alternatif şeyler deniyoruz. Çekerken de bu yeniliğin çok iyi sonuçları olacağını hissediyorduk zaten ama izlemek daha büyük bir keyif. Kendi adıma eleştirilerim, kendime aldığım notlar var tabii, işin bütününden bahsediyorum.

Dizi pandemi öncesi çekilmeye başlanmıştı, bu durum araya girince yayını da ertelendi. Bu, biraz heyecanınızı kırdı mı? Yoksa “Doğru zaman şimdiymiş” mi diyorsunuz?

Pek kaderci değilimdir ama bu işlerde biraz kadere inanıyorum. Bazı işlerin kendi ekibini bulup, kendi zamanını belirlediğini düşünüyorum. Elbette çok talihsiz bir sebeple ara verdik ama öyle bir zorunlu aradan sonra sete dönmek için hepimiz yanıp tutuşuyorduk. En azından kendi adıma buna çok ihtiyacım vardı. Çalışmanın değerini daha iyi anladık; o enerjiyle sete dönmek işe de yansıdı.

Kendi deyiminizle ‘çatık kaşlı adam’ rollerinde izlemeye alıştık sizi. Timur Karatan da bu konuda hiç fena değil ama önceki rollerinizden çok farklı yanları var…

Kesinlikle! Timur, daha önce hayat verdiğim karakterlerden çok farklı biri. Böyle bir karakter üzerine çalışmak beni hem zorladı hem çok mutlu etti. Daha önce genellikle hoca, komutan gibi rollerde oynadığım için, o roller öyle bir enerji istiyordu. Timur bambaşka bir insan. İçinde güçlü yanar dağlar var ve hikayenin akışı içerisinde bunlar çok beklenmedik anlarda, beklenmedik şekillerde ortaya çıkıyor. O yüzden oynaması da çok zevkli. Değişik bir serüven oluyor benim için.

GEÇMİŞİ NE OLURSA OLSUN HERKES GELECEĞİNİ MANİPÜLE EDEBİLİR

Dizideki karakterinizin geçmişten gelen ciddi travmaları var ve ilk eşini kaybettikten sonra kişiliği daha da sertleşmiş. Sizce, gerçek hayatta insanın geçmişi, geleceği için bu kadar belirgin bir etken mi?

Timur, öyle karanlık bir dünyanın gölgesinde büyüyor ki kendini de o karanlık dünyanın bir ferdi olarak buluyor. Orada var olmanın yollarından biri olarak da kendini sertleştirmeyi seçiyor. Ama gerçek hayatta, kişinin geçmişi ne olursa olsun, belli şartlar oluştuğunda, herkes geleceğini manipüle edebilir bence. Kendine bambaşka bir yön çizebilir. Ama dramada bir karakter yaratırken ister istemez geçmişi temel alıyorsunuz. Dolayısıyla geçmişte yaşananlar, kişinin bugününe belirgin şekilde yön verebiliyor.

Timur, istediklerini elde etmek konusunda hayli acımasız. Siz bu konuda nasılsınız?

Elimden geldiğince, istediğim şeyi oldurmak için doğal şartları zorlarım ama ama o doğal şartlardan asla uzaklaştırmam kendimi. Belli bir yerden sonra bir sonuca varılamıyorsa sonrasını zorlamam. Zorlamak yerine farkına varmayı ve bir ders çıkarmayı tercih ederim.

EŞİM, EN ACIMASIZ ELEŞTİRMENLERİMDEN BİRİ

Ödüllü bir oyuncusunuz. İltifat ve eleştiri sizi ne ölçüde etkiler? 

Bu yoluculukta, özellikle de gençseniz, ki ben o dönemde daha gençtim, sırtınızın sıvazlanması “Evet, doğru yoldasın” denilmesi çok değerli ve motive edici. Ama sırtını oraya çok da yaslamamak gerekiyor. Çünkü bu hiç bitmeyen bir yolculuk neticede.

Olumsuz eleştirileri ne ölçüde dikkate alıyorsunuz? Sosyal medyada hakkınızda yazılanları okur musunuz mesela?

Sosyal medyadaki o tip forumları çok okumuyorum, zaten sosyal medyayı aktif şekilde kullanan biri de değilim. Hatta yakınlarım bu konuda eleştirir beni. Hakkımda kimin yazdığı çok önemli. Yakın çevremin ve dostlarımın eleştirilerini her zaman dikkate alırım. Eşim mesela, en acımasız eleştirmenlerimden biridir. Her zaman yeni bir perspektif getirir, farklı bir noktaya işaret eder. Ondan her şeyi duymaya, her zaman hazırım. Bu da insanı geliştiriyor. Neticede birine sürekli “Çok iyiydin, harikaydın” demek kimseyi ileriye taşımaz.

GÜZELLİK ELBETTE ÖNEMLİ AMA HEPİMİZ KENDİ GÜZELİMİZİN PEŞİNDEYİZ

Kadınlarla ilgili “Ruhlar aleminde yaşamıyoruz, güzellik tabii ki önemli” demişsiniz. Ama güzellik çok göreceli değil mi? Sizin güzellik tanımınızın içine neler girer?

Genel bir tanımlama yapmam çok zor. “Ruhlar aleminde yaşamıyoruz” gibi sert bir ifade kullandığımı zannetmiyorum. Şaka yaptıysam da kötü bir şaka yapmışım ama güzellik elbette önemli, bunu yine söylerim. Sadece dediğiniz gibi, hepimizin güzellik tanımı farklı ve hepimiz kendi güzelimizin peşindeyiz. Bana güzel gelen bir başkası için çok çirkin olabilir, başkasının çok güzel bulduğunu ben beğenmeyebilirim.

O noktada belirleyici olan karakter mi oluyor?

Aslında bütünü görmek gerek, ben insanı öyle algılıyorum. Karakteri, onu nasıl yansıttığı, hayattaki duruşu, birçok etken var. Bütünün ortaya çıkardığı şeyden etkileniyoruz ya da etkilenmiyoruz, biraz böyle bir durum.

İlişkilerle ilgili de çok etkilendiğim bir cümleniz var: Dönüştürürsen, neye aşık olduğunu unutursun. Ama bir yanıyla da çok imkansız bir durum değil mi bu? Her ilişkide insan biraz dönüşmez mi?

Çok doğru. Tabii ki değişiyoruz, dönüşüyoruz. Dönüşmekte hiçbir problem yok ama karşı tarafı kendi gözümüzde dönüştürmeye başlarsak ve o dönüşüme inanırsak işte o büyük bir problem... Yoksa hep tek düze bir yolda gidilmez tabii. O çok sıkıcı da olurdu sanırım bir yerden sonra. Annem ve babam 18 yaşındayken tanışmışlar. Annem hep der ki, “Öyle güzel dönüştük ve güzelleştik ki sonra o dönüştüğümüz şeyi çok sevdik.” Bana biraz böyle geliyor bu dönüşme yolculuğu.

HER ŞEYE AÇIĞIM BENİ KIRMAK ZOR

Hangi konularda asla taviz vermezsiniz?  Sizden ne yapmanız istenildiğinde sınırlarınızı zorlanmış gibi hissedersiniz?

Valla buna cevap vermek çok zor benim için. Ben her şeye açığım. Beni kırmak zor o anlamda çünkü her şeyi deneme taraftarıyım. Reddetmek, reddetme kavramı, hakikaten çok törpülemeye çalıştığım bir kavram. Her zaman, teklif edilen her fikirle barışık olmaya, gerektiğinde tekrar dinlemeye, algılamaya gayret ederim. Reddetmemek için elimden geleni yaparım. Yanı sıra çok belirgin, “Asla” dediğim prensiplerim var.

Onlar neler mesela?

Benim aldığım bir kararın neticesinden bir başkası kötü yönde etkilenecekse böyle bir sorumluluğu kesinlikle almam. Böyle durumlarda tek kişilik yolculuk yapmayı tercih ederim her zaman.

KÖPEĞİMİ SEVERKEN DİŞİMİ SIKARAK KIRDIM

Aşkı nasıl tanımlıyorsunuz?

O kadar güzel bir şey ki… Her dakika her an yaşıyorum. Aşk, sadece karşı cinse duyulan bir duygu değil neticede. Köpeğimle de dostlarımla da aramda olan bir duygu. Bazen doğduğum güne aşık oluyorum mesela (Gülüyor). Ama kelimeye dökmesi benim için neredeyse imkansız.

O hisse girdiğinizi nasıl anlıyorsunuz?

Fiziksel olarak bile hissediyorum. Etrafta binlerce kelebek uçmaya başlıyor. Gözlerimin dolduğu çok olur. Zaten kolay ağlayan bir adamım. Duygularımı saklayamam. O yüzden bendeki o duygunun karşılığı çok net bir şekilde görünür karşı taraftan. Çok tutkulu ve coşkulu oluyorum. Köpeğimi severken dişimi sıkarak kırdığımı hatırlarım mesela (Gülüyor). Özlediğim bir dostuma sarılırken de kaburgalarını kıracakmış gibi sarılırım.  

Sizi yakından tanıyanlar “Keşke tüm erkekler onun gibi olsa...” diyor. O insanlara böyle düşündüren yanlarınız neler olabilir?

Ah ne güzel bunu duymak! Gurur verici. Ama ne olabilir dediğinizde buna cevap vermek zor. Benim şöyle bir ifadem var. Bunu söylediğimde bazen doğru anlaşılamadığım oluyor ama yine aynı şekilde ifade edeceğim: Ben ne kadın olmak için ne erkek olmak çok çaba sarf ediyorum ama insan olmak için çok büyük bir çaba içindeyim her zaman. O da bitmeyen bir yolculuk. Bencillik hayatta en son istediğim şeylerden biri. Her zaman ne yapabilirim, neye vesile olabilirim diye düşünürüm ve öyle hareket etmeye gayret ederim. Belki o çabadır insanların gözünde beni öyle gösteren.

TÜM ÇABAM UYKUDAN ÖNCEKİ 10 DAKİKANIN HUZURLU GEÇMESİ İÇİN...

Kendinizle baş başa kaldığınızda iyi anlaşabiliyor musunuz?

Bu konuda hiç fena değilimdir. Zaten tek çocuğum. Çok baş başa kaldım kendimle. Hepimizin uykuya dalmadan önce zorlandığı bir 10 dakika vardır ya… İşte ben o 10 dakikanın huzurlu geçmesi için gösteriyorum tüm çabayı. Hayatımda, Tayanç’la baş başa kaldığımda hep huzur duyacağım bir hayat yaşama çabasındayım. Tersi de olursa bunu değiştirmek için elimden geleni yapıyorum.

Hayatınızın bütününe bakınca tam bir tatmin içinde misiniz? Fotoğrafta eksik bulduğunuz şeyler var mı?

Şu an bulunduğum yerden çok memnunum. Sevdiklerim yanımda, dostlarım hayatımda, çok keyif aldığım bir iş yapıyorum, sağlığım yerinde… Ama bir insan için bunlar yeterli mi, asla tabii ki!. İstemenin sonu yok, her zaman daha fazlasını istiyoruz hepimiz. Ama o eksik bulduklarımı zorlamadan tamamlamaya çalışıyorum. “Biraz da şu olsun, hadi bu da olsun” gibi hırsları olan biri değilim. Bu da yine yakın çevrem tarafından eleştiri konusu olur hatta. “Keşke biraz hırslı olsan” diyen çok kişi var hayatımda. Denge dediğimiz şey o kadar önemli ki. Her zaman onu korumaya çalışıyorum.

Kısa kısa…

BEN KADINDAKİ HER ŞEYE TAHAMMÜL EDERİM

En sevdiğiniz özelliğiniz?

Dürüst olmak.

Hiç sevmediğiniz bir özelliğiniz?

Panik hallerim…

Yapmaktan en keyif aldığınız günlük rutininiz?

Köpeğimle vakit geçirmek.

Bir kadında neye tahammül edemezsiniz?

Ben kadındaki her şeye tahammül ederim.

Nasıl biri asla arkadaşınız olamaz?

Yalancı biri. 

;
Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder