Tekerlekli sandalyesiyle Türkiye'yi dolaşan 'Minnoş Gezgin'

Tekerlekli sandalyesiyle Türkiye'yi dolaşan 'Minnoş Gezgin'

Çağla Pektaş'ın hayatı, ailesinden gizli gittiği bir kamp sonrası değişti. Kendisine, "Minnoş Gezgin" diyen Pektaş, yüzde 94 bedensel engelli. Engelli dediğime bakmayın! “Engel biz değiliz, engel insanlar” diyen Çağla Pektaş, tekerlekli sandalyesiyle otostop çekip Türkiye'yi karış karış geziyor. Gizem Yetil /gizem.yetil@posta.com.tr

25 Şubat 2020, Salı 11:58 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Çağla Pektaş, 24 yaşında ve milyonda bir görülen cam kemik hastalığına sahip.

Elleri ve ayakları sırtına yapışık bir şekilde doğdu. 40 günlük bir bebekken ellerini ve ayaklarını sırtından ayırdılar. 

Doktorların mücadelesi, ailesinin ve kendisinin çabasıyla Çağla bu hastalığı yendi.

Çağla’nın hikayesini dinleyelim.

Nasılsın Çağla? Bize biraz hikayenden bahseder misin?

Benim insanlarla ve dünyayla savaşım anne karnında başladı. İnsanlar benim engelli doğacağımı öğrendiği gün beni aldırması gerektiğini söylemişler anneme. Annem de, “Benim kararım!” diyerek mesleğini bırakarak beni doğurmaya karar veriyor.

Annen ne iş yapıyor?

Güzel sanatlar öğretmeni. Ve o günden sonra annem beni doğurduğu gün doktor şunu teklifi ediyor, "Bu bebek zaten yaşamayacak kırılgan bir bebek sürekli hastanede olacak. Bu yüzden bu çocuğu doğurma” Yani benim dünyaya gözlerimi yummamı teklif ediyorlar. Babam ve annem karşı çıkıp doktorlara izin vermiyorlar. Beni doğduğum hastaneden alıp, Çapa Tıp Fakültesi'ne götürüyorlar. Orada bir profesör annem ve babama, “Ben tüm mücadeleyi vermeye hazırım. Sadece imzanız gerekli” diyerek beni ilk ameliyata alıyorlar. Ellerimi ve bacaklarımı sırtımdan ayırıyorlar. 14 yaşıma kadar 14 tıbbi operasyon geçirdim. Her ameliyatımda biraz daha güçlendim. Artık kemiklerim kırılmıyor. Sadece bedensel engelli olarak hayatımı geçiriyorum.

Tekrarlama durumu var mı?

Hayır yok. Sadece şöyle bir durum var; bize kilo ve zayıflık zararlı. Sağlımıza, uykumuza dikkat etmemiz gerekiyor. Bu şekilde dengeleyebiliyoruz. 

Bir engelli olarak ne gibi sorunlar yaşıyorsun?

İnsanların tabiriyle bir engelli olarak toplumumuzda şöyle bir algı var, "Sen engellisin, yapamazsın." Lakin bize engel yaratan kişi onlar. Çünkü yolda yürürken kaldırımların önüne, rampalara araba park ediyorlar. Ben hiçbir şekilde gidemiyorum. Asansöre binmeye çalışıyorum, asansörün önünde bekleyen genç insanlar var ve ben sıra bekliyorum. Üstüne üstlük bana garip tavırlarla bakıyorlar. Engelli değilim aslında, engel onlar. Çünkü gerçekten engel yok. Engel denilen şey bilimsel olarak söylenilen bir durum. Engel mimarlarımız, engel insanlarımız, engel yollarımız. Engel gerçekten yok. 

Tepkiler aldığını söylemiştin. Ne gibi tepkiler?

Ben bir gezginim. Ben gezerken düşündükleri şu, "Sen engellisin, tek çıkamazsın, evde durup dua et." Aslında böyle bir şey yok. Bizim her şeyi yapabileceğimizi göstermek istiyorum. 

Senin için endişeleniyor ve fazla hassas davranıyor olabilirler mi?

Endişelenen, hassas insan çok belli. Acınacak bir insan olarak görülen bir algı var. Benim ve benim gibi bedensel engelli arkadaşlarımın acınacak hiçbir yanı yok. Ayrıca bizim ailemiz başımıza. Ailesi olmayanlara da devlet bakıyor. Bize acıyacaklarına kendilerine acısınlar.

Korku ve endişe kısmına gelince. Evet haklılar ama bunlar gerçekten kendilerini belli ediyorlar. Yolda giderken peşimden koşup dilenci muamelesiyle para vermeye çalışanlar var. Yolda gördüğünüz her engelli muhtaç değil. Bizler gayet güçlüyüz. Bize fırsat verildikten sonra neler yapabileceğimizi görün. 

Hep böyle özgüvenli miydin?

Doğduğum günden beri. Gülüşüm benim en güçlü anahtarım. İnsanları takarsam, onların ne dediklerine kulak verip kendimi dört duvar arasına kapatamam. Ben dünyanın güzelliklerini seviyorum. Hayatımız çok kısıtlı. Bize verilen bir ömür var ve ben bu ömrü, doyasıya engelimi takmadan doyasıya yaşamak istiyorum. 

Tabii bu şekilde yaşaman ve düşünmende ailenin de etkisi büyük.

Ailem en büyük destekçim. Annem ve babam bana hiçbir zaman, “Yapamazsın” demedi. Tabii korku ve endişeleri vardı ama bunun önüne geçmek zorundayız. Maddi manevi en büyük destekçim annem. Okumam için 5. sınıfa kadar özel öğretmen tuttu. Beşinci sınıftan sonra da sırtında taşıyarak 3.4. kattaki sınıflarıma götürüyordu. Bir gün olsun pes etmedi. Hiçbir zaman, “Bırak” demedi. Her zaman mücadele etti. Evimdeki özel öğretmenlerden sonra artık topluma karışmam gerektiğini, benim de bir arkadaş çevremin olması gerektiğini düşündüler. 

"Ben neden gidemeyeyim?"

Okulda sıkıntılar yaşadın mı?

İnsanlarla iletişim kurma konusunda çok sıkıntılar yaşadım. Çünkü bedensel engelli bir insansın ve arkadaşların farklı. Gittikleri ortama beni çağırmak akıllarına gelmezdi. Çünkü ben onlar gibi koşamıyordum, eğlenemiyordum. Farklıydım onlar için. 8. sınıfa geldiğimde okulu bırakmaya karar verdim.

Neden?

Çünkü insanların dışlamasına artık dayanamıyordum. Liseyi, üniversiteyi dışarıdan okudum. Dedim “Artık kendi hayatımı başlatmam lazım.” Gezgin olmaya karar verdim.

Radikal bir karar. 

Ben doğayı, gezmeyi çok seviyorum, yeni yerler keşfetmek, yeni insanlar tanımak birinin kalbine dokunmayı ve örnek olmayı çok seviyorum. 2017 yılında sosyal medyada gezerken birden karşıma kamp çıktı. Dedim ki, “Ben neden gidemeyeyim?” Bir grup vardı internette orada herkes yol arkadaşını buluyordu. Kimse kimseyi tanımıyor. Oradan bir kıza mesaj attım. Dedim ki, "Hadi kampa gidelim birlikte." Kabul etti. Yer ve zaman belirledik. Otostopla Düzce'ye gideceğiz. 

"İlk defa o gün dışlanmadığımı hissettim" 

Ailen nasıl tepki verdi?

Söylemedim. Arkadaşımın doğum gününe gitme bahanesiyle evden çıktım. Kızla buluştum. Kız beni görünce, “Otobüse binelim gidelim” diye teklif etti. Çünkü o ana kadar bedensel engelli olduğumu bilmiyordu. “Gidemeyiz, yorulursun” falan dedi. Dedim, “Hayır ben otostopla gideceğim. Gelmiyorsan ben tek giderim.” Ve yanımda da hiç kamp malzemem yoktu. Hava gerçekten buz gibi. Otostopla İstanbul'dan çıkıp, Düzce Melen çayına gittik.

E ailen bu arada...

Saat 9 falandı annem aradı. “Neredesin?” dedi. Dedim, “Anne ben kampa gidiyorum.” “Nasıl yani?” dedi. Dedim, “Kampa gidiyorum anneciğim.” Kapattım telefonu. Varınca görüntülü aradım. Dedim, “Beklemeyin beni kamptayım 3 gün sonra geleceğim.

Kadının yüreğine inmiştir!

Kampa gittim. Hiçbir şekilde ekipmanım yok. Kimseyi tanımıyorum. Ortama girdim herkes çok sıcak kanlı sanki herkes yıllardır birbirlerini tanıyor. Orada Esat diye bir ağabey vardı. Bana kendi çadırını ve tulumunu verdi, kurduk. Ben ilk defa o gün dışlanmadığımı hissettim. 

Eve dönünce ne oldu? 

3 gün sonra eve döndüğümde annemin bana kızacağını düşündüm. Annemin şu cümlesi beni çok şaşırttı, “Helal olsun Çağla, sen engelini aştın.” Gerçekten o günü evden yalanla çıkıp yola düşmeseydim, şu anda bu kadar özgür bir insan olamazdım. Kendimi özgür bir kuş gibi hissediyorum.

Engelli bireyler artık bunları duymaktan sıkıldı

Kaç şehir gezdin?

Şu an 32. Hedefim 81 ili tamamlamak, ardından İlk olarak İtalya ve Paris’e gitmek. Oraları görmeyi çok istiyorum. Sonrasında dünyayı ömrümün yettiği kadarıyla gezebildiğim kadar gezmek. 

Yolda karşılaştığın zorluklar oluyor mu?

İnsanlarda şöyle bir algı oluşuyor. “Engellisin, başına bir iş gelir” korkusu oluyor. Bugüne kadar arabasına bindiğim kimseyle bir problem yaşamadım. Onun haricinde kaldırımlarımız gerçekten berbat. Asansörlerde sıra bekliyoruz. Asansörler en azından metrolarda sadece bir tanesi bize ayrılsa ve kartla çalışsa çok güzel olur. Bu benim fikrim. Yurt dışında bu konuyla ilgili çok güzel uygulamalar var. Bizim ülkemizdeki engelli çocuklar doyasıya parka gidemiyor. Çoğu engelli okula gidemiyor. Öte yandan yolda gördüklerinde hemen konu engele geliyor. “Doğuştan mısın, sonradan mı oldu?“ gibi söylemleri oluyor. Engelli bireyler artık bunları duymaktan sıkıldı. 

Yolda yaşadığın ilginç bir olay var mı?

Aracına bindiğim bir ağabey benim ailemden kaçtığımı düşünüp ailemle konuşmak istedi. Aradıktan sonra bana, “Nasıl yani ailen bu kadar geniş mi?” dedi bana. Dalga geçti. Aynı zamanda gideceğim yeri söylemiyorum. Onlara ne tarafa gittiklerini soruyorum. Şoförün tarzından hoşlanmazsam, “Arkadaşım geldi” diyerek iniyorum. Zaten biber gazı da taşıyorum. 

Bazen pes etmek istediğin oluyor mu? Ya benim ne işim var buralarda! Dediğin.

Bazen oluyor. “Bir otobüse falan bineyim, gideyim” diyorum. Sonra kendimi motive edip devam ediyorum. “Senin tercihin dört duvar değil, doğanın güzellikleri” diyorum. Ben örnek olacağım, öldüğümde bu dünyadan bir “Minnoş Gezgin” geçti dedirtmek istiyorum. Cesur ve kararlı…

Geçimini nasıl sağlıyorsun? Hiç iş başvurusu yaptın mı?

Bir kere yaptım. Kapıya asmışlar, “Bedensel engelli personel aranıyor” gittim. Adam bana , “Ben işçi aldım” dedi. Ben de, “Aldıysanız ilanı kaldırın” dedim. Adam kaldırmadı. Her iş yerinin en azından bir bedensel engelli işçi alma zorunluluğu var. Ve bu adam muhtemelen, “Engelli çalışan bulamıyorum “ diyerek, yanıltıyor. Engelli bireye iş yok. Ya memur olacaksın onun da ataması çok yok. 

Buradan engelli bireylere ne mesaj vermek istersin?

Dünya yaşamaya değer bir yer. İnsanları dert etmeyin. Gözleriyle isterse kulaklarıyla istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz. Engel dünyamızda yok. Kendinize güvenin. Tercihimiz hiçbir zaman dört duvar olmasın. Her şeyi yapabileceğinize ve başarabileceğinize inanın. Kendinize hedef belirleyin. Ve hayallerinizin peşinden sonuna kadar koşun. Yapamıyorsanız benimle iletişime geçin. Ben her türlü motivasyonu sağlarım.  

En büyük destekçileri olan ailelere ne söylemek istersin? 

Çocuklarınıza inanın. Çocuklarınızı topluma karıştırın. Biz engelli bireyler bu dünyaya bir şans ve mucize olarak geldik. Çocuklarınızı okutun. 

Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Işık saçan ada: Vaadhoo island