'The Crown' dizisinden almamız gereken 5 hayat dersi

İngiliz Kraliyet Ailesi'ne olan merakımız ve hayranlığımız yıllar geçtikçe artıyor. The Crown dizisi bu merakımızı bir nebze gidermiş olsa da, anlatılanların ne kadarının kurgu ne kadarının gerçek olduğunu bilemiyoruz. Dizinin ihtişamı başka bir yazının konusu olsun; biz bugün bu hikayeden çıkarabileceğimiz hayat derslerine bakalım...

23 Kasım 2020, Pazartesi 15:02 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News
1- İnsanları anlamak kolay iş değil

1- İnsanları anlamak kolay iş değil

Bu sezon kimin 'kötü karakter' olduğu konusunda herkesin farklı görüşleri var. Mesela çoğunluk Prens Charles diyecektir... Ancak insanlar ve onları harekete geçirmeye zorlayan motivasyonların farklı olabileceğini unutmayalım. Prenses Diana'nın hikayesi vicdanımızı rahatsız etse de, gerçekte onun da evliliğine sadakatsiz olduğunu biliyoruz. Bütün bu tartışmalar arasında Diana da saf ve masum köylü kızı değil neticede...

2- Geçmişiniz, geleceğinizi etkileyebilir

2- Geçmişiniz, geleceğinizi etkileyebilir

Daha önceki sezonlarda 'büyüklerin' çocukluk çağında yaşadığı problemleri izlemiştik. Hatırlarsınız; Prens Philip'in hamile kardeşi de dahil olmak üzere, uçak kazasında ölen ailesinin anlatıldığı bölüm darmadağın etmişti hepimizi. Bu sezon ise kraliyet çocuklarının sorunlarını gördük. İki jenerasyonun ortak problemi sevgi, bağlılık ve şafkat eksikliğiymiş... Ve geçmişin travması yakamızı kolay kolay bırakmıyormuş!

3- Tarihten alınacak dersler var

3- Tarihten alınacak dersler var

Bu ailenin hikayesini anlamanın ve her şeyin nasıl başladığını bilmenin tek yolu, biraz tarih öğrenmek. İlk önce de şunu bilmek şart: Her şey, Kraliçe Elizabeth'in amcası Edward'ın sevdiği kadınla evlenebilmek için tahttan feragat etmesiyle başladı. Dizide bu temanın, yani 'monarşinin kabul edilemez gördüğü birini sevme'nin tekrar eden bir tema olduğunu görüyoruz. Yukarıda bahsettiğim gibi öce kral Edward... Ardından bölümler boyu aşkının kuvvetini izlediğimiz Prenses Margaret'ın, boşanmış ve kendinden yaşça çok büyük olan Peter Townsend'e olan tutkusu... Prens Charles da Diana ile evlense de asıl büyük aşkı, yine monarşinin kabul etmediği Camilla Parker Bowles'dı.

4- Kaderin de bir bildiği var

4- Kaderin de bir bildiği var

Dizide daha önce işlenen konulardan biri, Prenses Margaret'ın kraliçe olma isteği ve hatta bu kraliçelik işine ablası Elizabeth'ten daha uygun olduğunu düşünmesiydi. Biliyorsunuz Elizabeth ne kadar aklı başında ve görev odaklıysa, kardeşi Margaret bir o kadar dışa dönük ve kendiliğinden... Aslında sadece bu nedenlerden bile Elizabeth'in tahta daha uygun olduğunu söyleyebiliriz! Margaret her ne kadar esprili ve devlet başkanlarını etkileyecek kadar cazibeli olsa da hükümdar olmak bundan çok daha fazlasını gerektiriyor.

5- Görev ciddi bir iştir

5- Görev ciddi bir iştir

4 sezon boyunca gördük ki, Kraliçe Elizabeth'in 1952 yılından beri başarıyla hüküm sürmesinin nedenlerinden biri, görevlerinden asla kaçınmaması. Dizinin yaratıcısı Peter Morgan'ın yazarken bazı değişiklikler yapsa da, bu ünlü ailenin gerçek hayat dramasını yansıttığını kabul etmek zor değil.

Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Tüm zamanların en düşük bütçeli 10 muhteşem filmi