TIR'larına atladılar ve 100 bin çocuğu sinemayla buluşturdular

TIR'larına atladılar ve 100 bin çocuğu sinemayla buluşturdular

Uzun zamandır takip ettiğim 'Gezen Sinema' adında bir hesap var. Mutluluğu ciğerlerinize kadar çekmek isterseniz lütfen siz de bir bakın. Erol Gözen ve Muhammet Çakıral iki sanatsever ve sinemacı arkadaş. Hayatında hiç sinemaya gitmemiş, film izlememiş çocukları sinemaya götürmüyor, sinemayı onların ayaklarına getiriyorlar. Sinema salonuna çevirdikleri bir TIR'la Urfa'dan Hakkari’ye kadar on binlerce çocuğa ulaşıyorlar. Hikâyelerini dinlerken heyecanlarına ortak olmamak mümkün değil. Söz onlarda. Suna Akyıldız / suna.akyildiz@posta.com.tr

02 Şubat 2020, Pazar 07:01 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Sizleri tanıyabilir miyiz?

Muhammet Çakıral: Uzun yıllardır sinema alanında yapımcı, kısmen de yönetmen olarak çalıştım. Çok sayıda belgesel yazıp yönettim. Son yıllarda uzun metrajlı sinema filmlerine ağırlık vermeye başladım. Aile şirketim olan Trabezunta Film Ltd. Şti. üzerinden projelerimi yürütüyorum. Aynı zamanda öykü yazarıyım, dört öykü kitabım var.

Erol Gözen: 1971’de Zonguldak’ta bir maden işçisinin en büyük çocuğu olarak dünyaya geldim. Küçük yaşlarda babamın bana aldığı bağlama, müzikle tanışmama vesile oldu. Halk oyunları ve tiyatroyla ilgili gelişimimi sürdürdüm. Birçok ülkede milli folklorcu olarak gösterilere katılıp dereceler aldım. Televizyonda sanat programları yaptım.

Çocuklar kendi dünyalarını inşa ederken hayallerinden yararlanmalıdır

Gezen Sinema’ fikri nasıl ortaya çıktı?

M.Ç.: Bizim temel düşüncemiz, sinemaya hiç gitmemiş veya gidememiş çocuklara sinema salonlarında film izletmekti. Yaşadığı kentte veya bölgede sinema salonları olmasına rağmen gidemeyen çocuklar da var. Amacımız her çocuğu sinemayla tanıştırmak. Bu tür etkinliklerle çocukların sosyalleşmelerini ve hayal dünyalarını geliştirmelerini istiyoruz. Gelecekte kendi dünyalarını inşa ederken hayallerinden yararlanma imkanı sağlarsak ne mutlu bize.

E.G.: Amerikalı Sinema Kuramcısı Dudley Andrew “Sinemanın, yalan söylemek veya heyecan yaratmak dışında başka bir görevi vardır: Keşfetme, temas etme, karşı durma ve aydınlatma...” der. Sanırım yapmak istediğimizi Dudley Andrew yeterince açıklıyor. Ülkemizde ilköğretim çağındaki çocukların yüzde 69 ’u sinemaya hiç gitmemiş. 81 ilin 9’unda sinema salonu yok.

M.Ç.: Bizi harekete geçiren bu oldu. “Çocuklar sinemaya gidemiyorsa biz sinemayı onlara götürürüz” dedik ve 2017 yılında Trabezunta Film şirketi üzerinden Kültür ve Turizm Bakanlığı’na başvurumuzu yaptık. Bakanlık projeyi sahiplendi ve 2018 Eylül ayında yola çıktık.

Birçok köy okuluna ulaştınız...

M.Ç.: 21 il ve 110 ilçeyi dolaşarak kısıtlı olanaklara karşın, yaklaşık 100 bin çocuğu sinema ile buluşturmayı başardık. Halkla daha çok bütünleşebilmek adına dernek kurmaya karar verdik. 2019 ’da ‘Sanat İçin Yola Çık Kültür ve Sanat Derneği ’ni kurduk.

Yaptığınız iş hiç kolay değil. Zorlandığınız durumlar oluyor mu?

E.G.: Elbette oluyor. Bu zorlukları derneğimizin üyeleri, gönüllü olarak gelip destek verdiğinde aşabiliyoruz.

Gezen TIR kaç koltuk kapasiteli?

E.G.: TIR'ın koltuk sayısı 81. Ancak izleyicilerimizin geneli çocuk olduğu için 130 çocuk aynı anda sığabiliyor.

TIR sizin mi yoksa kiralık mı?

M.Ç.: Kiralık. Dernek olarak kirasını biz ödüyoruz.

Sinemaya gelen çocuklara patlamış mısır dağıtılıyor

‘Gezen Sinema’nın bir şehre gitme maliyeti nedir?

M.Ç.: Gidilen şehir ve ilçelere göre değişiyor ama maliyetler çok yüksek. Bu maliyet yalnızca mobil sinema salonu ile sınırlı değil. En az iki otomobil, altı personel ve bir de uzun TIR'la organizasyon yapılabiliyor. Doğal olarak personelin yemek, konaklama, yakıt, sigorta, maaş, kırtasiye masrafları var. Gelen çocuklara bedava patlamış mısır dağıtılıyor.

Bir günde en fazla kaç çocukla buluştuğunuz oldu?

E.G.: En az 1000 çocuk. Bir keresinde bir günde tam 2050 çocuğa film izlettik.

Bu projeniz için kimlerden maddi destek görüyorsunuz?

E.G.: Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü’nün katkıları çok. TIRSAN ve gönüllüler bizi her koşulda destekliyor.

Dijital ortamlar ruhsal ve bedensel gelişimi engelliyor

İlk kez sinemayla karşılaşan çocukların tepkileri neler oluyor?

E.G.: Onlarla o anı paylaşmak sözcüklerle anlatılamaz. Gerçekten çocukların buna fazlasıyla ihtiyaç duyduklarını o an daha kolay anlayabiliyoruz. İşte o anlarda “İyi ki bu işe giriştik” diyoruz. Mutlak suretle çocuklara bu tür sosyal alanlar yaratarak keyifli zamanlar yaşatmalıyız.

M.Ç.: Dijital ortamlar çocukların ruhsal ve bedensel gelişimini engelliyor. Yalnızca sinema veya tiyatro salonlarından bahsetmiyorum. Daha çok park, bahçe, spor alanı olmalı. Çünkü çocukların tek dünyası var: Oyun oynamak ve arkadaşlarıyla bir arada olmak… Projemizin bir farklı yanı da, filme başlamadan önce çocuklarla hep birlikte şarkılar söyleyerek kolektif paylaşımlarını üst seviyelere çıkartmamız...

Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Yaz geliyor farkında mısın? Peki, yaza hazır mısın?