Tuğba Kuzdere Yorgancıoğlu: Türk kadınları stil sahibi değil, moda kurbanı

Moda tasarımcısı ve stil danışmanı Tuğba Kuzdere Yorgancıoğlu ‘Sen Sus Stilin Konuşsun’ kitabıyla hem özel stil tüyolarını paylaşıyor hem de başarı öyküsüyle ilham veriyor. Beş yıl önce yarattığı markasıyla ürünlerini bugün 25 ülkeye ihraç ediyor. Moda, stil ve romanı üzerine konuştuk.

09 Haziran 2019, Pazar 08:01 Son Güncelleme:
A A
Tuğba Kuzdere Yorgancıoğlu: Türk kadınları stil sahibi değil, moda kurbanı

Ankara’dan İtalya’ya, (Milano) oradan İstanbul’a uzanan bir hikayeniz var...

Ben çocukken bırakın bebeklere elbise yapmayı, bebeklerimi kendim yapardım. İpliklerden saçlarını yapar, boncuklarla ve pullarla gözlerini, ağızlarını işlerdim. Ankara’da Bilkent Üniversitesi’nde iletişim ve tasarım okudum. O dönemde de kıyafetlerim genelde insanların dikkatini çekiyordu. Çünkü alışık olmadıkları kadar renkli giyiniyordum. Arkadaşlarıma aksesuarlar, takılar tasarlıyordum.

İtalya’ya üniversiteden sonra mı gittiniz?

Evet, pazarlamaya özel ilgim vardı. Bunu fark eden bir hocamın yönlendirmesiyle master’ımı yapmak için İtalya’ya gittim. Dört yıl kaldım. Ve döndüğümde kendimi moda sektörünün içinde buldum.

Ve 2014’te kendi markanız ‘TukuTuku’ yu kurdunuz. Markanızın stilini nasıl tarif edersiniz?

Bursa’nın ipekleriyle, Türk el işçiliğinin ve kumaşlarının kalitesini kullanarak hazırladığımız tasarımlarla 25 ülkeye ihracat yapıyoruz şu an. Kendine güvenen, her zaman kendi beğenisini ön planda tutan kadınlar için üretiyorum.

Tüm desenlerinizde göz figürüne rastlıyoruz. Neden?

Çünkü nazara çok inanıyorum ve günlük hayatımda da aksesuar olarak çok kullanıyorum. Bizim kökenlerimizde, kültürümüzde önemli yeri olan bir sembol olduğu için onu modernize ederek kullanıyorum.

Dünyada başarılı olmanın yolu biraz etnik olmaktan mı geçiyor?

Bence evet ama etnik kültürünüze sahip çıkarken aynı zamanda global düşünerek, ürettiklerinizi modernize etmekten geçiyor. Çünkü öbür türlü sadece etnik olarak kaldığınızda dünya trendlerine ayak uyduramazsınız.

YAŞINA GÖRE GİYİNMEK BİR TEK BİZDE VAR

Sizce Türk kadını stil sahibi mi?

Biz doğuyla batının arasında kalmış bir kültürüz. Bu vücut tipimize ve karakteristik özelliklerimize de yansıyor. Batı kültürünün çok etkisinde kaldığımız için modanın ve büyük barkaların bize direttiği şeylere hemen adapte oluyoruz. Ortaya karışık bir görüntü çıkıyor. Dolayısıyla Türk kadının belirgin bir stili var diyemiyoruz.

Bizde yerine ve yaşına göre giyinmek diye de bir şey var. Dünyada da bu böyle mi?

Dünyada kesinlikle böyle değil. Çok daha cesur kadınlar.

ERKEKLER YENİLİĞE KAPALI

Sizce Türk erkekleri stil sahibi mi?

Gençler biraz daha cesur ama belli bir yaşın üzerindekiler çok tek tip giyiniyor. Yeniliklere açık değil ve gördüğüm en büyük eksiklik özensizlikleri. Şık olmak, temiz olmak, mis gibi kokmak hep kadına atfediliyor ve kadından bekleniyor. Bir kot bir tişörtle ömrünü geçiren erkekler var. Oysa biraz çaba sarf ederek farklı bir stil yaratabilirler.

Türkiye’de stil danışmanlığını yapmayı isterdim dediğiniz kim var?

Aleyna Tilki. Müziğini beğenirsiniz beğenmezsiniz ama kesinlikle yeniliğe çok açık.

KİMLER STİL SAHİBİ?

Demet Akalın: Bana yakın bir stili yok. Fazla marka kullanıyor.

Hülya Avşar: Kendi vücudunu tanıyor ve ona göre giyiniyor. Zaman zaman da cesur.

Selda Bağcan: Çok beğeniyorum. Saçları, boynuna bağladığı tülbentleri ve rahat tarzıyla, arkasından gördüğünüzde bile tanırsınız.

Hande Yener: Her şeyi birbirine karıştırdı. Akılda kalıcı bir stili yok.

HER ŞEY BİR GÜNLÜKLE BAŞLADI

Stil sahibi olmak üzerine sırlarınızı yazdığınız ‘Sen Sus Stilin Konuşsun’ kitabı çıktı...

İlkokulda, yurt dışında yaşayan amcam bana çok güzel bir günlük getirmişti. O zaman daha Türkiye’de öyle renkli, farklı defterler yoktu. O defter benim yazı üzerine iştahımı çok açtı. Günlük tutmaya başladım ve o alışkanlığımı hiç bırakmadım. Bu kitap da hep hayalimdi. Moda camiasında gördüğüm şeyleri, stil üzerine düşüncelerimi ve bilgilerimi kendi duygularımla birleştirerek kurguladım. Ortaya ‘Sen Sus Stilin Konuşsun’ çıktı.

Kitabın ana kahramanı Alara ile çok benziyorsunuz. Bu bir otobiyografi mi?

Alara aslında benim karakterimden yola çıkarak yarattığım bir karakter ama aynı zamanda başkalarının hayatlarından gözlemlediklerim ve kurguladığım olaylar da var. Dolayısıyla yüzde yüz bir otobiyografi diyemem ama benim hayatıma dair çok şey anlatan bir kitap.

Oya Çınar

oya.cinar@posta.com.tr


Sıradaki haber yükleniyor...