'Turistlere müşteri değil misafir gözüyle bakılmalı'

İstanbul Arel Üniversitesi Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu Turizm ve Otel İşletmeciliği Bölüm Başkanı Doç.Dr. Burak Mil, turizm alanında yapılan hataları ve 2018 yılı turizm beklentilerini paylaştı

05 Nisan 2018, Perşembe 09:52
A A
'Turistlere müşteri değil misafir gözüyle bakılmalı'
15-22 Nisan Turizm Haftası yaklaşmakta. Bu haftanın özelliği ve önemi nedir?

Turizm Haftası kutlama fikri ilk olarak 70’li yıllarda, turizmin ekonomik, kültürel ve sosyal etkilerini halka anlatmak üzere ortaya atılmış. Günümüzde ise turizmin yıl genelinde yayılmış olması veya birçok bölgemizde çoklu sezon yoğunluğundan dolayı turizm sezonunu başlangıcını belirlemekten ziyade turizmi tanıtmaya yönelik sembolik bir anlamı bulunmakta. Bununla birlikte Turizm Haftası devlet yöneticilerine hitap eden etkinliklerle, turizme yaklaşımı oluşturma ve olumlu katkıların elde edilmesini sağlamak amacıyla önemli bir zaman dilimi olarak değerlendirmelidir.

2018 yılında ülkemizin turist beklentisinin karşılanacağını düşünüyor musunuz?

2016 yılındaki büyük turizm krizinden sonra 2017’de ülkemize gelen turist sayısında ve turizm gelirlerinde ciddi bir artış gerçekleşti. Tabii bu yükseliş turizm gelirlerinde istenilen seviyenin yakalanması açısından değerlendirildiğinde arzu edilenden hala çok uzakta. Geçen yıl yabancı turist sayısındaki yükselişe rağmen turist başına harcama oldukça düşük seviyede ve Türkiye’ye gelen ziyaretçilerin yaptığı ekonomik katkı, 2015 yılı yaz aylarına göre yüzde 20’lere varan oranlarda düşük. Dolayısıyla gelen sayısına mukabil turizm gelirlerindeki yükseliş daha kısıtlı gerçekleşmekte. 2018 yılında turist sayısı olarak beklentinin karşılanacağını ancak hedeflenen turizm gelirlerinin uzağında kalacağımız düşüncesindeyim.

Ülkemizdeki turizm hareketliliğini artırmak için neler yapılmalı?

Ülkemizde ne kadar merak edilen ve ziyaret edilmek istenen bir coğrafya olursa olsun, sosyal ve ekonomik olaylar ile terör unsurları, turizm talebinin şekillenmesindeki temel belirleyiciler haline gelmeye başladı. Her şey yolundayken ülke hakkında sosyal medyada anonim bir karalama kampanyası o ülkenin ziyaretçiler tarafından tercihini kolaylıkla değiştirmesine neden olabiliyor. Avrupa Birliği’nde alınan Türkiye karşıtı bir karar veya Amerika’nın vatandaşları için Türkiye’ye olan ziyaretlere karşı uyarıda bulunması gibi örnekler ülke imajının çok keskin ve yıkıcı bir şekilde yara almasının nedenleri olarak karşımıza çıkmakta.

'Yabancılar ülkemizden memnun ayrılıyor’

Türkiye, yabancı ziyaretçilere uzun yıllardan beri ev sahipliği yapmakta ve gelenlerin ifadelerinden öğrendiklerimize göre de buradan memnun ayrılıyorlar. Tabii bundaki en önemli neden Türklerin misafirperver bir kültüre sahip olmaları. Ancak uzun yıllar yabancıları ağırlayan bölgelerde ev sahibi nesiller değiştikçe turist algısı yerini misafir olarak ağırlamaktan çok müşteri olarak karşılanmaya bırakıyor. Zaten turizmin devamlılığının sağlanmasındaki en büyük handikaplardan biri burada ortaya çıkıyor. Kısa sürede en fazla sayıda turisti bölgeye çekmek ve mümkün olan en yüksek geliri elde etme amacıyla yanlış uygulamalar yapılmakta. Sonuç olarak bundan zarar gören sadece o bölge olmuyor. Yanlış uygulamaların etkilerini uzun yıllar sonunda bile telafi edemiyoruz.  

Kültür turizmi hakkında neler söylemek istersiniz?

Türkiye iklimi ve doğal çekicilikleri bakımında oldukça avantajlı bir ülke. Bu nedenle turizm denince çoğu insanın aklına deniz-kum-güneş turizmi geliyor. Diğer taraftan bakıldığında ülkemiz dünyada birçok medeniyete ev sahipliği yapmış bir coğrafyada bulunuyor. Bu özelliği nedeniyle kültür turizmi anlamında önemli bir potansiyele ve arza hakim durumda. Esasen burada yeri geldiği için söylemek gerekir ki, kategorik olarak turizm arz kaynakları için iyi veya kötü gibi bir ayrım bulunmamakta. Önemli olan bu tartışma içinde hangi bağlamda düşünüldüğünün açığa kavuşturulması gerekiyor.

‘Kültür turizmi diğer türlerden daha değerli’

Kültür turizminin, deniz-güneş-kum gibi sahil bölgelerinde yapılandan daha olumlu algılanması, kültür turizmine katılan ziyaretçilerin kişi başına yaptıkları harcamaların daha fazla olmasından geliyor. Kaldı ki yalnızca daha çok harcayanlar değil, entelektüel seviyesi yüksek ve tekrar ziyaret etmesi olası kişilerin ülkemize gelmesi, buradaki kültürel varlıklardan edindikleri izlenimi ülkelerine taşıması ve bunları etraflarıyla paylaşması, yapılan tüm turizm tanıtma faaliyetlerinden geniş bir alana yayılmayla sonuçlanıyor. Bu bağlamda ele alındığında kültür turizmi, diğer turizm türlerinin çoğundan daha değerliymiş gibi görünüyor.

2018 yılında turizm alanında yöneticilerin dikkat etmesi gereken konular nelerdir?

Yöneticiler denildiğinde bunu makro ve mikro planda ele almak gerekiyor. Ülkenin içinde bulunduğu olumsuzluklardan ve çevresindeki tehditlerden en az oranda etkilenmesini sağlamak ülke yöneticilerinin görevi. Bunun gerçekleşmesi ve ülkenin sosyal, ekonomik ve siyasi istikrarının sağlanması, Türkiye’ye gelen yabancı turistlerin sayısının artmasına neden olacak ve turizm gelirlerinin de artış göstermesine olanak sağlayacaktır.  

İkinci olarak turizm yöneticileri dediğimizde daha yerel idarecileri ve turizm arzını idare eden görevlileri kastetmekteyiz. Bu durumda yerel birlikler ve yönetimlerin kendi sınırları içinde yer alan turizm işletmelerinin altyapı olanaklarının maksimize edilmesi için çalışmasını önemli konular arasında görüyorum.

Turizm sektöründe çalışma şartlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ana turizm merkezlerine yakın bölgelerde turizm sektöründe çalışma saatleri son yıllarda büyük oranda kanunda öngörülen sürelere ulaştı veya yaklaşmakta. Ancak, özellikle güney sahillerimizde yer alan birçok küçük ve orta ölçekli turizm işletmelerinde hala çalışma saatleri haftalık bazda oldukça yüksek. Çalışma süresi uzadıkça, işe odaklanma azalmakta ve bu hata yapma olasılığını da yükseltmektedir. Kaldı ki turizm sektörü doğrudan insan ilişkilerine ve direkt iletişime bağlı olduğundan, hali hazırda yoğun bir dikkat ve özene muhtaç. Bu sebeple çalışma saatlerinin uzaması yerine çalışılan saatlerde verilen hizmetin niteliğinin artırılmasının tetiklediği bir faydanın amaçlanmasının daha değerli olacağını söyleyebilirim.

Bir akademisyen olarak sektörde gördüğünüz yanlışlar ve doğrular nelerdir?

Turizm yalnızca bu sektörde çalışanların ve karar verenlerin etkilediği bir çalışma alanı değil. Özellikle son yıllarda ülkemizdeki turizm yatırımlarının niteliğine baktığımızda, dünyadaki gelişmiş ülkelerin çoğundan ileride olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz. Hatta dünyada en yüksek sayıda insanı seyahate yönlendiren tur operatörleri ve acentaların uluslararası raporlarında, Türkiye’deki otellerin gerek fiziksel, gerekse hizmet olarak dünyanın önde gelen örneklerinden biri olduğundan bahsedilmekte. Bu avantajlı durumun daha somut ve ölçülebilir bir hale getirilebilmesi için ülkenin, rakip ülkelerle eşit şartlarda ve uygulamalarla test edilmesini sağlamalıyız. Sahaya inmeden, masada önü kesilen bir sektör için en zor olanı, bu handikapın nasıl aşılacağına ilişkin etkide bulunamamasıdır. Nihayetinde şöyle özetleyebiliriz: Turizm keşke turizm sektöründe çalışanların performansıyla şekillenen bir olgu olsa…



 

Sıradaki haber yükleniyor...