Türkiye'nin ilk ünlüler orkestrası

İki yıl önce sadece bir fikirdi, sonra hedef oldu. Dört ay önce de hayallerindeki orkestrayı kurdular. Sanatçı egolarını bir tarafa bırakıp Türkiye'nin ilk ünlüler orkestrasının üyeleri oldular

02 Şubat 2013, Cumartesi 05:00
A A

ÖMER GÖREN

ogoren.aktuel@gmail.com

Metin Özülkü, Harun Kolçak, Reyhan Karaca, Asım Ekren, Sibel Alaş, Ferda Anıl Yarkın, Ege, Hazım Körmükçü, Ali Güven ve Feyyaz Kuruş. İstedikleri, özledikleri müziği yapmanın mutluluğunu, huzurunu, tatminini, heyecanını yaşıyorlar şimdi. Huzurlarınızda; 'Ekstra Ünlüler Orchestra'.

Alıştığımız manzara şudur: Orkestra arkada, solist öndedir ve müzisyenler şarkıcılara eşlik eder. Müzik aleti çalanın sesini duymayız, sesini duyduğumuzu da enstrüman çalarken görmeyiz. Zaten Türkiye’de de hem çalıp hem söyleyen sanatçı sayısı, bir elin parmaklarını geçmez. Ama ezber bozuldu. Ünlü isimlerden oluşan bir orkestra kuruldu. Adı ‘Ekstra Ünlüler Orchestra’. Bu orkestrada yıllarca şarkı söyleyenler enstrüman da çalıyor, sadece müzik aleti çalanlar şarkı da söylüyor...

Orkestra üyeleri mi? Gitarda Metin Özülkü, bas gitarda Harun Kolçak, kabak kemanede Reyhan Karaca, davulda Asım Ekren, vokalde Sibel Alaş, kemanda Ferda Anıl Yarkın, ritm sazda Hazım Körmükçü, ney ve perküsyonda Ali Güven, keyboardda Feyyaz Kuruş... Bu isimler egolarından tamamen arınmış olarak sıkça bir araya gelip çalışıyor, birbirlerinin şarkılarını çalıp söylüyor, birbirlerine üstünlük taslamadan, sadece zevk için müzik yapıyorlar. Buz gibi bir mekanda konuştuk onlarla. Üstlerinde kalın kıyafetleri, yanıbaşlarında ısınmak için tükettikleri sıcak içecekleri ve dinmeyen heyecanlarıyla karşıladılar bizi.

Öğrendik ki iki yıl önce bu proje oluşmaya başlamış. Menajer Ali Akelli fikri organizatör Zeki Aköz’e çıtlatmış. Dört ay önce hem çalıp hem söyleyen ünlü isimlerin araştırması başlamış. Bu isimler ortaya çıkmış ve hepsi seve seve orkestraya katılmayı kabul etmiş. Ortak kararla orkestranın bel kemiği olarak Metin Özülkü seçilmiş. Ardından, durmaksızın çalışmaya koyulmuşlar. Bu orkestrada kariyer ya da müzisyenlik yetenekleri tartışılmıyor. Sorun bile edilmiyor. Kompleks yok, starlık endişesi yok, sözleşme yok, ego yok...

Tek istedikleri, değişik bir ambiyansta doğru ekibi oluşturmak ve hem çalıp hem söylemek. Bugüne kadar tekdüze yapılan müzisyenliği etkinleştirmek, konser vermek, albümleriyle geniş kitlelere ulaşmak, solistliklerinden dolayı arka plana aldıkları enstrümanlarını sergilemek amacındalar. Onlar, beraberliklerini evliliğe benzetiyor, gittiği yere kadar da sürdüreceklerini belirtiyorlar.

Organizatör Zeki Aköz ise şöyle diyor; “Türkiye’de toplasanız çalıp söyleyen 20 adam çıkar. Keşke daha fazla çıksa. Ekibime katılmak isteyenlere kapımız açık, gelirlerse çok seviniriz. Kimselere rakip değiliz, kimse bize rakip değil, çünkü müziğin rakibi olmaz. Müzik keyifli bir iş yapmaktır, sanattır.”

Metin Özülkü: Dünyada bile grupların bir araya gelmesi çok zor. Bir günde dağılan gruplar var. Hepimiz birbirimizden değerliyiz. Hepimiz farklı kimliklerde ve farklı müzikal şekillerde bir aradayız. Beraberken o profesyonel ceketi dışarıda bırakıp heyecanla, bambaşka bir ruhla çalışıyoruz. Liderlik pozisyonum onlara bir şey öğretmek değil, bazı dengeleri kurmak adına.

Reyhan Karaca: Müzik yapma adına buradayız. Herkes yine sahnede kendi adına şarkı söyleyebilir ama birlikte çok güzel müzik yapıyoruz. 90’lardan beri kabak kemane çalmamıştım. Az kişinin bildiği bu yönümü özel bir sebeple ortaya çıkarabilirdim. O sebep de ‘Ekstra Ünlüler Orkestra’ oldu. Güzel bir aile olduk ve ben kendimi buldum. Ego her yerde ve herkeste var ama onun da üstesinden geldik.

Harun Kolçak: Bu heyecanı son yaşadığımda 80’li yıllarda, Onno Tunç orkestrasında basgitar çalıyordum. Yıllar sonra yine acayip heyecanlıyım. Basgitarlarımı çıkardım, teklerlini değiştirip akortlarını yaptım... Hem çalıyor, hem söylüyor, hem de çok sevdiğim arkadaşlarımla oluyorum. Tüm şarkılarda hepimiz fikir üretiyoruz. O fikirler harmanlanıyor, ortaya inanılmaz güzel sonuçlar çıkıyor. Şimdiden bu orkestrayla konser vermek isteyen solistler var.

Hazım Körmükçü: Sanat birleştirici ve paylaştırıcıdır. Sevgi de paylaştıkça değer bulur. Oyuncuyum ama müziğe ilgi duyduğum için bu gruptayım. Burada müzikte kilometre taşı olan insanlar var. Bize bakanlar, birbirinden farklı ama kalpleri müzik sevgisiyle atan ustaları görüp örnek alacaklar. Yapılmamışı yapmak, müzik sektöründe önemlidir. Bu samimiyeti, sevgiyi ve bağlılığı insanlara geçirebilirsek ne mutlu bize!

Asım Ekren: Takım ruhuyla yapılan bir şey bu. Herkes kendini ıspatlamış, belli süreçlerden geçmiş, doymuş. Bundan sonra huzurlu müzik yapmak isteyenler bu ortamda buluştu. Sanki bu işi ilk defa yapıyormuş gibi sevinçli ve heyecanlıyım. Bu orkestrada olduğum için acayip gurur duyuyorum.

Feyyaz Kuruş: Müzik tarihi, orkestralarla yazılır. Oysa günümüzde tek sanatçılı küçük bir müzik grubuyla iş yapılmaya çalışılarak kolaya kaçılıyor. Şu anda bildiğim kadarıyla sağlam bir orkestra yok. Bu orkestrada bence esas olan, ülkemizdeki müzik kalitesinin çok yukarıya çekilmesi. Dijital makinelerden çıkan ve ruh katılmadan yapılan müziklere müthiş alternatif olacağız.

Sibel Alaş: Aslında bizi mutlu eden, müzisyen olarak görev yapabilmek! Bütün büyü burada. O yüzden herkes çok mutlu, eğitimini aldığı, hayalini kurduğu işi yapıyor. En önemlisi de aramızda kimse kimseden önde değil, çünkü burada egolar ve hırslar yok.

Ferda Anıl Yarkın: 1993 yılından beri sahnedeyim, albümlerimde ve konserlerimde kemanımı çalmaya özen gösterdim. Çünkü biz aranjörler, çalmayı özleriz. İşte burada solistlikten ziyade nota çalıyorum, bundan da çok zevk alıyorum.

(26.01.2013 tarihli Cumartesi Postası'ndan alınmıştır.)

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;
Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.