Uğur Önver: Kitabı okuyup da beğenmeyenin parasını iade edeceğim

Uğur Önver: Kitabı okuyup da beğenmeyenin parasını iade edeceğim

Ünlü spor spikeri ve Posta Gazetesi spor yazarı Uğur Önver’in “Ustalık eserim” dediği ‘Büyük Sır’ isimli kitabı okuyucuyla buluştu. Önver ile hem bu yeni kitabını hem de medyayı konuştuk. Hayli iddialı, herkesin kitabını çok seveceğini söylüyor. Alev Gürsoy Cimin / alev.gursoy@posta.com.tr

01 Mart 2020, Pazar 07:01 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Futbol Akademisi’ serinizin ardından ‘Büyük Sır’ isimli yeni romanınız raflarda yerini aldı. Bu kitap bize hangi sırrı anlatıyor?

11 yıldır kitap yazıyorum ve bu benim 11. kitabım. Yazım dilimden mi yoksa muhteşem kurgumdan, bilemiyorum ama bu kez inanılmaz heyecanlıyım. Arkadaş! İnsan kendi kitabında yaptığı bir espriye bile defalarca güler mi?

Kitaplarınızın hangi yaş aralığına hitap etiğini düşünüyorsunuz?

14 ile 90 yaş arasındaki herkes. Bir yazar kullandığı dile aşık olur mu? Ben aşık oldum. Megaloman değilim ama benim kitaplarımla ilgili görüşler hep çok olumlu. Hatta anne babalar çocukları için “Ya bu haylaz kitap okumuyor ama senin kitaplarına bayılıyor” diyor. Kullandığım dil her yaşa hitap ediyor.

Kitapta televizyonda spiker olmak isteyen gençlerin hikayesi ve azmi var. Medya o kadar çekici bir sektör mü?

Gençlerin bu devirde popüler olmak gibi derin bir kaygısı var. Popülerlik yolundaki en büyük adımlardan bir tanesi de tabii ki televizyon. Kitaptaki başkarakterimiz Melis de küçüklüğünden bu yana spiker olmak istiyor. Bu kitapta aslında benden de bir şeyler var. Benim küçüklüğüm Melis’in ruhuna geçmiş olabilir.

BEN TÜRKİYE’NİN İLK SABAH ŞEKERİYİM

Sizin nasıl bir hikayeniz var?

Ben Almanya’da doğdum. Alman spiker hava durumu sunarken anneme hep “Acaba bu adam programdan sonra nereye gitti? Nasıl bir yaşantısı var?” gibi sorular sorardım. Sürekli “Büyüdüğümde bu kutunun içinde çalışacağım” derdim. Çalıştım da. Ben Türkiye’nin ilk sabah şekeriydim. Diğerleri bizden çok sonra başladı. Türkiye’nin ilk DJ’lerinden de biriyim. Bana DJ’liği Serdar Ortaç öğretti. Ardından ‘Karabiberim’ şarkısını yaptı.

İddialı biri misiniz?

Ben hep iyi işlere imza atmak isterim. Zaten inanmadığım hiçbir şeyi de yapmam ama burada o kadar iddialıyım ki bu kitabı okuyup beğenmeyene parasını iade edeceğim. Bunu Türkiye’de hiçbir yazar söylemedi ama ben söylüyorum. Üstelik okuyucunun herhangi bir neden göstermesine bile gerek yok.

HERKESİN EKRAN ÖNÜNDE OLMAK İSTEMESİ TEHLİKELİ

Kitabınızdaki gençler şanslı. Büyük bir televizyon kanalının açtığı yarışmaya katılıyorlar ve elemeleri geçebilirlerse o kanalın bir parçası olma şansı kazanıyorlar. Günümüzde ne kadar vasıflı olursanız olun medya sektöründe iş bulmak çok zor.

Bu kitaptaki karakterlerin tutkusu ve hırsı onlara kendiliğinden bunu yaptırıyor. İçinizde bu mesleği yapmak varsa yaparsınız. Her şey inanmak ve azimle başlar. Herkesin ekran önünde olmak istemesi tehlikelidir. Çünkü herkes kendini ve sınırlarını bilir. Ekran önü çok güzeldir ama er meydanıdır.

EKRANDA GÜZEL YA DA YAKIŞIKLI OLMANA GEREK YOK, SAMİMİ OL YETER

Kitapta karakterler arasında geçen o görsellik mevzusuna değinmek isterim. Ekranda görsellik çok önemli değil mi?

Bazen çok güzel ya da çok yakışıklı olabilirsiniz ama elektrik tutmaz. Buz gibi olursanız ifadeniz karşı tarafı rahatsız edebilir. İnsanlar bana yıllardır “Oturma odamızda evimizin oğlu gibisin” der. Demek ki ben o sıcaklığı onlara verebiliyorum.

Çok yakışıklı, güzel, çirkin, şişman, olmana gerek yok. Samimi olmak yeterlidir.  Kitabın adı ‘Büyük Sır’, peki sizin de hayatınızda öyle büyük sırlar var mı? Galiba yok. Çünkü ben şeffaf bir adamım. Ben bir şeyi saklamayı, hesap kitap yapmayı çok sevmiyorum. Zaten ekranda da her şeyi konuşuyorum.

Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder