Uğurtan Sayıner: Ölümden korkuyorum, yaşamın kıymetini geç anlayanlardanım

Uğurtan Sayıner: Ölümden korkuyorum, yaşamın kıymetini geç anlayanlardanım

O, Türk televizyon tarihinin unutulmaz karakterlerinden biri… ‘Bizimkiler’in Cemil’i Uğurtan Sayıner’leyiz. 458 bölüm süren ‘Bizimkiler’de onu hep pencereden salınırken ve “Sevim koş!” derken izledik. Sosyal medyada “Sevim Koş!” caps’leri dolanınca ben de ünlü tiyatrocunun izini sürdüm. İzmir Karşıyaka’da Uğurtan Sayıner Gösteri ve Sanat Merkezi’nde tiyatro yapan usta oyuncuyla uzun uzun konuştuk. Alev Gürsoy Cimin / alev.gursoy@posta.com.tr

07 Mart 2020, Cumartesi 07:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Bir nesil sizlerle büyüdü. Şimdi gözlerimiz sizleri arıyor, nerelerdesiniz?

Göz önünde olmasam da hâlâ yaşıyorum. Beni yaşatan şey de tiyatrodur. Birkaç vefalı dostum var. Onlarla mutluyum. Artık ihtiyarladım ve sahnede ölmek istiyorum.

Sizi hep pencereden gördük. Pencerenin ardındaki Uğurtan’ın nasıl bir hayatı vardı?

Çok da değişik bir yaşantım yoktu. Yoğun çalışıyordum. Dört kez evlendim ve boşandım. Olmadı işte kısmet. Maddi ve manevi problemlerimiz çoktu.

Kaç yaşına geldiniz?

77! Ama kendime çok iyi bakıyorum. Sağlığıma dikkat ediyorum. Yaşamın kadrini geç anlayanlardanım. Hayatı ıskalamayın, iyi yaşayın. Kendinize bakmaya ihtiyarlayınca değil yolun başındayken başlayın. Sonrası pişmanlık olur. Pişmanlık insanı yer bitirir.

Büyük pişmanlıklarınız var mı?

Kuşkusuz çoktur. Sizin yok mu? Bence herkesin var. Ama ‘keşke’ler nafile... Zaman geri dönmüyor. Artık gece hayatım yok, içkim yok, uyku saatlerim düzenli... Bunları en başından yapabilirmişim pekâlâ.

Bizimkiler’deki meşhur pencereniz kapandığından beri neler yapıyorsunuz?

65 yılımı İstanbul’a verdim ancak yaşanacak yer olmaktan çıktıktan sonra İzmir’e kaçtım. Kalabalığı, şehrin gürültüsü, trafiği, insanların artık birbirine kötü davranması, bir selamı esirgemesi, yaşam şartları yordu beni. Emekli adamım ben, nereden bulacağım o kadar parayı?

Alkolik ve patavatsızdı ama felsefesi vardı

İzmir’de neler yapıyorsunuz?

Bir dostum benim adıma Uğurtan Sayıner Kültür ve Sanat Merkezi açtı. Sağ olsun. Burada dersler veriyoruz, tiyatro yapıyoruz. Mutluyum yani.

Sizi ekranda göremeyecek miyiz?

Beni artık dizilerde göremezsiniz çünkü ben silah kullanmayı bilmiyorum. Mafyalıktan anlamam. Diziler artık mafya, adam öldürme, adam kaçırmadan ibaret. Bana uymuyor. Kendime yakıştıramıyorum.

‘Bizimkiler’ gibi bir dizi şimdilerde neden çekilemiyor sizce?

Eskiden imkanlar kısıtlıydı ama ortaya çıkan işler daha samimiydi. Çünkü insan emeği vardı. İnsanlar kafa yoruyorlardı. Şimdi bir dizi çekiliyor reyting alırsa devam, almazsa hop kalkıyor! İstikrar yok.

“Bizimkiler’i tekrar çekiyoruz, hadi gel” deseler ne hissederdiniz?

Cemil, unutulmaz televizyon karakterlerinden biriydi. Alkolikti, patavatsızdı ama hayat felsefesi vardı. “Sevim Koş” demeyi sahiden özledim ama bu dizinin tekrar çekilebilmesi mümkün değil. Oradaki insanların birbiriyle 35 yıllık dostluğu ve sahne paylaşımı vardı. Yeni jenerasyondaki gençler bizim gibi değil.

Buluştuğumuz andan bu yana size “Uğurtan Bey” yerine “Cemil Bey” diyorum fark ettiniz mi? O kadar dilimize yerleşmişsiniz ki!

Sadece siz değil herkes bunu yapıyor. Demek ki iyi işler böyle hafızalara kazınıyor. Dizinin çekildiği dönem İzmit’te yaşıyordum. Her gün İzmit-İstanbul yolculuğu yapıyordum. Bir gün aceleyle otobüse yetişmeye çalışırken biri enseme tokat attı ve “Cemil, gel şu birahaneye de sana nasıl bira içilir göstereyim” dedi. Ben yediğim tokatla kaldım. Hahaha.

‘Bizimkiler’in sırrı neydi de böyle hafızamıza kazındı?

Biz sokağın resmini çiziyorduk. Bir apartman dairesinde geçen o dizide her kesimi anlatan bir karakter vardı.

O günleri özlüyor musunuz?

Hem de nasıl! Hatırladıkça içim gidiyor. Çoğunu yitirdik. Hayatla erken vedalaştılar. İçim eziliyor. Hepsi çok kıymetliydi.

İnsan dostlarını yitirince ölümü daha sık hatırlıyor mu?

Ölüm, İstanbul’dan İzmir’e kaçmaya benzemiyor. Kulağıma ürpertici geliyor ama kaçışım yok. Ölümden korkuyorum çünkü yaşamak güzel iş becerirsen!

‘Bizimkiler’in Sevim’i Sabriye Kara ile görüşüyor musunuz?

Hâlâ birbirimizi arar sorarız. Diziden, kaybetmediğimiz tüm dostlarımla iletişim halindeyim.

Sosyal medyadan “Sevim koş” caps’leri hiç eksilmiyor. Bakınca tebessüm ediyor musunuz?

Bakamıyorum çünkü sosyal medya denilen o şeyi hiç kullanmıyorum, sevmiyorum. Dostum tiyatrocu Şehmuz Yığın gösteriyor sık sık. Hoşuma da gidiyor. Mizah güzel iş!

Bir dönem alkol tedavisi görmüştünüz, değil mi?

Hayatımda alkol tedavisi görmedim. Uydurma haberdi onlar. Halsizlik nedeniyle gitmiştim. Maalesef basın tiraj için böyle haberler yaptı. Beni çok üzmüştü.

Alkol probleminiz olmadı mı yani?

Çoğu insan kadar alkol tüketirim ama rolümü üzerime yapıştırmaları doğru değil. Ayrıca ben iş esnasında asla alkol kullanmam. Ayrıca uyarıyorum; alkol iyi bir şey değil, deli gibi içmeyin.

1999 depreminde üç ay çadırda yaşadım

Son dönemde tekrarlayan depremler herkesi korkutuyor. Siz de 1999’da İzmit’te ağır bir süreç geçirmiştiniz, değil mi?

Sormayın, hem de nasıl! Sevdiğim dostlarım, tanıdıklarım, her gün selamlaştığım insanlar ertesi gün yok oldu. Dünyanın en kötü afetlerinden biriydi. Konuşurken bile hâlâ elim ayağım kesiliyor. Tam üç ay bir okulun bahçesinde çadırda yaşadım. Zor günlerdi. Dilerim bir kez daha aynı acılar yaşanmaz.

Bu dünyada beni en çok üzen şey aranmamak

İçinizde ukde kalan rol var mı?

Var! Bir sinema ya da dizide sarhoşu değil de adam gibi adamı oynamak isterdim.

Adam gibi adam rolü nedir?

Vurup kırmadan, silah tutmadan insanlara adil yaşamı öğreten, birinden bahsediyorum. Reyting yapar mı bilemem ama...

Sizi en çok üzen şey ne?

Aranmamak, sektörün vefasızlığı. Bir de çoğu arkadaşımın vefatı.

Maddi durumunuz nasıl? İdare edebiliyor musunuz?

Emekliyim ben. Bir yandan da tiyatro yapmaya devam ediyorum. Ay sonuna kadar kendimi döndürebiliyorum en azından.

Çocuklarımla neredeyse hiç görüşmüyoruz, herkes kendi hayatını yaşıyor

Çocuklarınız var mı?

İki çocuğum var. Biri 1988 diğeri 1983 doğumlu kızım ve oğlum var. Hatta torunum bile var.

Çocuklarla iletişiminiz nasıl?

İletişimimiz kısıtlı. Neredeyse hiç görüşmüyoruz.

Neden?

Herkes kendi hayatını yaşıyor.

İyi bir baba olabildiğinizi düşünüyor musunuz?

Bunca yıl onların gelecekleri için didindim. 30 sene İzmit’ten İstanbul’a, her gün sabah akşam gidip geldim. Sizce kötü bir baba olabilir miyim? Ne mutlu bana ki onları okutabildim. Kızım sosyolog, oğlum sinema televizyon mezunu.

Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder