Uzun yollarda bir hanımağa

Uzun yollarda bir hanımağa

Bu dizeler bir uzun yol kamyon şoförüne ait. Üstelik yollarda çok görmeye alışık olmadığımız kadın bir kamyon şoförüne...

27 Mayıs 2012, Pazar 05:00 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

EYLEM KESKİN

eylem.keskin@posta.com.tr

‘Bir güneş batarken çıkarız yola

Bir güneş batarken varırız İstanbul’a

Bütün sevdiklerimizi arkamızda bırakarak

Çoğu bitti azı kaldı diye sevinemeden

Geçince Çamlıca gişelerini

Çek sağa ehliyet ruhsat’

29 yaşındaki Sebile Tekin 7 yıldır kar, fırtına dinlemeden uzun yolda kamyon kullanıyor. Kamyon şoförlerinin arasında konuşması, hareketleri değişmiş, adeta racon kesiyor. Erkek meslektaşları ona ‘Hanımağa’ diyor. Hanımağa gece-gündüz yollarda.

Tespihi de elinde. Kamyonu onun her şeyi. Evi, dert ortağı, arkadaşı. Öyle ki kamyonuna girerken ayakkabısını çıkarıyor, ev terliğini giyiyor. Meslektaşı olan eşiyle ise aralarından su sızmıyor, onu yerlere göklere sığdıramıyor. Kamyoncu olur da arkasında yazısı olmaz mı! Hanımağa yaşadıklarını kamyonunun kasasına yazmış; ‘Dostlarım sahte, akrabalarım düşman çıktı. Ben de Allah’a havale ettim’...

Kamyon şoförü olmaya nasıl karar verdiniz?

Eşim de kamyoncu, çoğu zaman evde olamıyor. Bizim seramız vardı, mahsulünü topluyordum. Bir abimiz de gelip malı alıyordu. Ama onun gelip alması bazı yanlış yorumlara, dedikodulara sebep oldu. Bunun üzerine eşime “Bana bir buçuk ay içerisinde araba kullanmasını öğretiyorsun” dedim ve kamyon kullanmayı öğrendim. Tabii pek çok zorluk çektik.

Ne gibi?

Kamyon kullanmayı öğrendim ama ikinci bir kamyonumuz yok. Halde çalıştık, işçilik yaptık. Arkadaşlarımız lokantaya yemek yemeye gidiyordu, biz kuru ekmek domates, salatalık yedik, para biriktirdik. Yeri geldi yiyecek ekmeğimiz bile olmadı. Sonra eşimle gidip gelmeye başladık. Ben biraz daha ustalaştım. Eşim bir gün yanıma geldi ve bana bir anahtar uzattı. “Bu anahtar artık senin, bu araba senin sorumluluğunda” dedi.

Ve kamyon şoförü üstelik de uzun yol şoförü oldunuz...

Önceleri kısa mesafeler gidip geliyordum. İlk yola çıktığımda gönderen kişi bana güvenmemişti. “Senin harcın değil” demişti. Söyledikleri bana cesaret verdi, hırs yaptım. Sonra gerisi geldi.

Korkmadınız mı?

Benim bu işi yapmam lazım dedim. Korktuğum şey başıma geliyor. Korkmadım. Artık uzun yol, Antalya-İstanbul yapıyorum. En az 11 saat sürüyor.

Kaç yıldır kamyon şoförlüğü yapıyorsunuz?

Kendi kamyonuma geçeli 7 yıl oldu. Yağmur çamur dinlemiyoruz hava sıcakmış, soğukmuş, yolda kar, buz, dolu varmış fark etmiyor. Bu sebze bu kamyona yüklendiyse yerine varması gerekiyor. Varmazsa nakliyen, paran kesilir.

Kamyoncular bir şehirde beklemeleri gerektiğinde araçlarında uyuyorlar. Ya siz?

Evimiz kamyonumuz, kamyonumuz evimiz. Dert ortağımız, her şeyimiz. Bazen onunla konuşuyorum bile. Evimizden çok kamyonumuzda kalıyoruz.

Korkmuyor musunuz?

Yolda başıma gelebilecek her şeyi göze aldım, hiçbir şeyden korkmuyorum. Cesaretliyim, gözüm kara.

Kamyoncu arkadaşlarınız size isim de takmışlardır...

Evet, hiçbiri adımı söylemiyor, ‘Hanımağa’ diyorlar bana. Kendi ismimi unuttum. Bir arkadaşım ismimi kolye yaptırıp hediye etti. Eşimin telefonunda bile ‘Hanımağa’ diye kayıtlıyım.

‘Geceleri yollarda kamyonumla dertleşiyorum’

Kamyonunuzun ismi var mı?

Eşimin aracı beyaz ve adı ‘Beyaz gülüm’, benimki kırmızı, ‘Kırmızı gülüm’. Ona bazen “Kırmızı gül beni idare et” diyorum. Gece yolculuk yaptığımda onunla ağlıyorum. Ne işim var diye söyleniyorum. Gece yolculuğu çok zor. Herkes evinde uyuyor, eşiyle evinde, yemek yiyor, sen yoldasın. Böyle dertleniyorum bazen.

Kamyoncuların meşhur kamyon arkası yazıları vardır. Sizde de var mı?

Olmaz mı! 7 ay önce kamyonumun arkasında ‘Herkes kalbinin ekmeğini yer’ yazıyordu. Ama çevreme baktım ki insanlarda ne kalp ne de yiyecek ekmek kalmış. Ben de ‘Dostlarım sahte, akrabalarım düşman çıktı. Ben de Allah’a havale ettim’ yazdırdım.

Sürekli erkeklerin içindesiniz, bu yüzden hareketleriniz, konuşmanız da biraz onlarınkine benzemiş...

Evet, hiç kadın yok. Hal ve hareketlerim biraz benziyor. Ben de dobrayımdır, harbiyimdir, aklıma geleni değil dilime geleni söylerim. Onlardan bana geçen alışkanlık tespih kullanmak oldu. Arabada giderken tespih sallarım. Beni rahatlatıyor. Erkek meslektaşlarım tarafından hiç yadırganmadım. Beni mola yerlerinde ilk defa gördüklerinde şaşırıyorlar, yeri geliyor konuşamıyorlar, çekiniyorlar. Ama akrabalarım, yakın arkadaşlarım “Senin ne işin var” diye tepki gösterdiler. Kadın arkadaşlarım vardı, sırtımdan vurdu, arkamdan konuştular.

Konuşmanız, hareketleriniz değişmiş ama yüzükleriniz parmağınızda, topuklu ayakkabınız ayağınızda. Süsünüzden ödün vermiyorsunuz?

Sadeliği severim, kendime bakmayı çok seviyorum. Her şeyime dikkat ediyorum. Gideceğim ortam neyi gerektiriyorsa o şekilde giyiniyorum. İki ayda bir kuaförüme gidiyorum. Cilt bakımı yaptırıyorum. Her kadın kendine bakmalı. Ama kendimden çok eşime bakmayı seviyorum. Onun yaşlanmasını istemiyorum.

Haftada kaç gün evde oluyorsunuz?

Hiç olmuyorum. Evim otelim gibi. Üzerimi değiştiriyorum, duşumu alıyorum, elbiselerimi yıkayıp kurutup terzime veriyorum. Ona ütületiyorum. Sonra yine yola çıkıyorum. Yemek yapmayı neredeyse unuttum. En son iki buçuk ay önce eşimle evde denk geldik. O zaman yapmıştım. Birkaç arkadaşım var, bana ev yemeği yapın diye haber gönderiyorum. Evde kalıp yemek yapmayı özlüyorum, evimizi özlüyorum, dinlenmek istiyorum ama olmuyor. Önce işim, eşim ve aşım.

Eşinizle ne zaman görüşüyorsunuz?

Eşimle görüşemiyoruz, çok nadir. Sadece telefonda konuşuyoruz. Bizimki bazen karı-kocalıktan çıkıyor, kardeşliğe giriyor. En iyi ihtimalle 15 günde bir görüşebiliyoruz. Yazın bir- bir buçuk ayda bir görüşebiliyoruz. 2002’de evlendik. Mesleğimizden dolayı çok uzak kaldık. Ama birbirimize daha çok sevgimiz saygımız oldu. Devamlı bir arada kalıp da kavga etmedik. Eşimi çok seviyorum. Eşim dünyada parmakla gösterilecek bir insan. Efendi, dürüst, kalbi tertemiz. Kıskanç değil, bana güveniyor. Birbirimizin yanındayız, hep destek olduk. ‘Eşimle buluşamıyoruz ki çocuk düşünelim’ ¦ Yolda karşılaştığınız oldu mu hiç? Çok nadir oluyor. Bazen bir yerlerde yemek yiyip çay içiyoruz. Yine işlerle ilgili, ödemelerle ilgili konuşuyoruz. Günde en az 10 defa telefonla konuşuyoruz, 20’ye çıktığı da oluyor.

Çocuk düşünüyor musunuz?

Bir araya gelemiyoruz ki çocuk düşünelim. Çok nadir konuşuyoruz ama şimdilik sadece dilde. İstiyorum tabii ama çocuğum olsa da işimi bırakmam. Kısa bir süreliğine bırakırım. Evde duramam.

Çocuğunuz olunca belki vazgeçersiniz?

Onu da yanımda götürürüm. Annesinden cesaret alsın.

Çok merak ettim, eşinizle nasıl tanıştınız?

Bir çuval sebep oldu. Biz üvey teyze çocuklarıyız. Ama çocukluktan bir aşk meşk yok. Otellerden çıkan ekmek fazlalıkları vardır. Onları biriktiriyorduk. Sonra onları yem haline getirip hayvanlara yediriyorduk. Çuvalları bize getirmiş ama birini unutmuş. Babam da kalan çuvalı almam için beni gönderdi. Onu acayip şekilde fırçaladım. Kavga ettik. Bir çuval vesile oldu birlikteliğimize, bize elektrik verdi. Çuvalı hala çeyiz sandığımda saklarım. Sonra bir sene görüştük. “Beni istet” dedim. Onun ailesi istemedi. Eşim ısrar edince nişanlandık. Sonra da evlendik. Önümüzdeki cuma evlilik yıldönümümüz. Bakalım görüşebilecek miyiz...

Gece-gündüz yollarda yorulmuyor musunuz?

Çok yoruluyorum, beynim yoruluyor bir kere. Robot gibi hissediyorum. Sosyal bir hayatımız yok. Sürekli yalnız yoldayım. Hafta sonum yok. Gittiğimiz yerlerde şoförlere ait dinlenme tesisleri bile yok. Annemin babamın sesini telefonda duyabiliyorum.

Yola çıkarken yanınıza ne alırsınız?

Önce ehliyet, belgelerim, telefonum, güneş gözlüğüm, kulaklığımı alırım. Telefonla kulaklıkla konuşurum. Terliğimi alırım. Dışarıda giydiğim ayakkabıyla kullanmam arabayı. Terliğim var, onunla kullanırım. Kamyonum evim sonuçta. Orada yatıp kalkıyorum. Yanıma biraz bisküvi falan alırım. ‘Hayalim körüklü otobüslerde şoförlük yapmak’

Yolda lastiğiniz patladı diyelim, kim değiştiriyor?

Artık her yerde lastik değiştirenler var. Oralarda değiştirtiyorum. Ama stres basıyor tabii geç kaldım diye.

Kamyona bindiğinizde ilk ne yaparsınız?

Arabaya biner binmez önce dua ederim. Sonra müziğimi açıyorum.

Ne dinliyorsunuz?

Ne pop, ne caz, ne arabesk dinlerim. Dinlediğim tek şey oyun havası. Oyun havamı açıyorum. Oynamayı seviyorum, hayata pozitif bakıyorum. Bazen oyun bile oynuyorum. İnsanlar şaşırıyor. Bazen ayağımı dışarı çıkarıyorum.

Kaç yıl daha kamyon şoförlüğü yapmayı düşünüyorsunuz?

Henüz hedef belirlemedim. Ama şartlarımız çok zor. Mesela bir yere geç kaldığımızda kötü sözler duyabiliyoruz. Kimse ne yaşadığımızı bilemez. Biz de sahiplenilmek istiyoruz. Şartlarımızın düzeltilmesini istiyoruz. Bazen yemek bile yiyecek fırsat bulamıyoruz.

Hayaliniz ne?

Otobüs şoförlüğü. Körüklü otobüslerden gelen körük sesi beni benden alıyor. Kamyon şoförlüğü de ilk göz ağrım.

Film ya da dizi teklifi gelse oynar mısınız?

Düşünürüm. Güzel bir duygu. Filmi seyreden kadınlara, Türkiye’ye örnek olmak amaçlı oynarım. Onlara cesaret vermek amaçlı oynarım.

Sizde ne çok anı birikmiştir...

Evet, zaten günlük tutuyorum. Yolda en çok kazalarla karşılaşıyorum. Aracın içinden insanlar çıkardım. Bir rehber vardı araçtan çıkardım, ertesi gün öldüğünü duyduğumda çok üzüldüm. Bir keresinde araba adama çarptı adam yukarı fırlayıp benim kamyonun önüne düştü, onu da hiç unutamam.

Siz kaza yaptınız mı?

Yapmadım ama yaptırdılar. D 400 karayolunda giderken ayna anda biri solumdan biri de sağımdan vurdu. Ne sağdan ne de soldan çıkabildim. Ayaklarımla ön camı tekmeleyip oradan çıktım. Polisler bile yaşamamın mucize olduğunu söylediler.

(20.05.2012 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır.)

Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Glayör çiçeği bakımı: Glayör ne zaman çiçek açar?