Vegan olmak isteyenler buraya! İşte bir veganın hayatı

Son zamanlarda Türk halkının sıkça duymaya başladığı bir kelime var: Veganlık. Çoğu insan veganlığı vejetaryenlik (et yememek) ile karıştırıyor. Ancak veganlığın yeme şekli dışında yaşam tarzı, kullanılması gereken tekstil ürünleri, hatta kozmetik ürünleri için de belli başlı kuralları var. Peki veganlık nedir? Nasıl vegan olunur? Vegan ürünler nelerdir? İşte size bir veganın deneyimleri ve tavsiyeleri...

04 Kasım 2019, Pazartesi 11:53 Son Güncelleme:
A A

Mine BOZKURT/ mine.bozkurt@posta.com.tr

Veganlık ya da veganizm, canlıların yaşam hakkına saygı duyan bir yaşam tarzı. 

Geçtiğimiz 1 Kasım Dünya Vegan Günü’ydü. Son zamanlarda ülkemizde de gittikçe popüler olan veganlık hakkında herkesin aklında birtakım soru işaretleri var. Ben de bu soru işaretlerini bir nebze olsun azaltmak için POSTA’nın biricik vegan editörü Rükzan Sağır’dan yardım istedim.

2016’dan bu yana vegan olan Rükzan, veganlığa geçiş sürecini ve veganlığın bilinenin aksine sadece et yememekten ibaret olmadığını anlattı. Vegan olmak isteyenlere tavsiye vermeyi de ihmal etmedi. İşte bir veganın hayatı…

Veganlık nedir? Kaç yıldır vegansın?

Veganlık, sinir sistemi olan, acı çekebilen, mutlu olabilen, gözlerine bakabildiğimiz, sosyalleşebilen canlıların yaşam hakkına saygı duymaktır. 

Bir empati denklemidir. Dolayısıyla onları parçalayıp yemekten, ürünlerini tüketmekten, onları bir şeye zorlamaktan, istemediklerini dayatmaktan vazgeçmektir. 

3.5 yıldır veganım. 2016 Haziran’dan bu yana.

***Rükzan burada evde kendi hazırladığı badem sütünden yaptığı yoğurt ve lapadan oluşan öğle yemeğini yiyor.***

Vegan olmaya nasıl karar verdin? Veganlığa geçiş hikayenden bahseder misin?

Aslında karar verdiğimde kendimi vegan olarak tanımladığımdan haberim yoktu! Çocukluğumdan itibaren sık sık et tavuk balık tüketimiyle ilgili tereddütlerim oluyordu, aralıklarla vazgeçiyor sonra devam ediyordum.

Bir gün bir festivalde uzun süre aç kaldım. Arkadaşımla hamburger aldık. Ben iki tane hamburger aldım.

Arkadaşım da “Senin bu kadar sevebileceğini düşünmemiştim” dedi. Bunun üzerine sohbet daha önce hangi hayvanların etlerini yediğimizden devam etti.

Arkadaşım bana tavşan bile yediğini söyledi. Nasıl kıydığına inanamadım.

“Şu an elindeki etle hiçbir farkı yok. Ölü bir hayvan, sadece boyutları farklı” dedi.

O an sanki bilincimde bir kilit açıldı. Komik gelebilir ama mistik olsun diye böyle söylemiyorum. Resmen öyle hissettim. Elimdeki hamburgeri bıraktım.

Ertesi gün iznimin tamamını hayvan endüstrisi üzerine okumaya ve araştırmaya ayırdım. Vahşet içeren videolardan uzak durmaya çalışarak kalbimin kaldırdığı ölçüde hayvanların tabakta yemeğe nasıl dönüştürüldüğünü anladım ve bunu yıllar boyu nasıl normal karşıladığımıza hayret ettim. Hepsi hayat dolu, yaşamak isteyen, üreyen ve insanlar için hiçbir tehdit yaratmayan bu hayvanlara nasıl kıymıştım.

 

‘Kabusun en büyüğü süt ürünlerinin elde edilişi’

‘Kabusun en büyüğü süt ürünlerinin elde edilişi’

Ama peynire aşıktım. Ondan hiç şüphem olmamıştı. Oysa kabusun büyük boyutunu süt ve ürünlerinin elde edilişi oluşturuyordu. Bunları öğrendikten ve hissettikten sonra bir daha bu gıdaları tüketemeyeceğimi anladım. Hatta epey bilinçsizdim.

Bu kadar radikal bir şekilde beslenme şeklimi değiştirmem pek iyi olmadı. Fiziksel olarak biraz sorun yaşadım. Belki yaşamayan da vardır ama daha sonradan tanıştığım veganlar aşamalı geçiş yapmışlar.

Örneğin, başlangıçta haftada birer ikişer gün tamamen vegan beslenip bedenlerini alıştırarak. Ben bilmediğimden bodoslama dahil oldum. 6 ay sonra artık canım eskiden sevdiğim yemekleri çekmez olmuştu.

1 yılım dolmadan da tatlarını unutup kokularından rahatsız olmaya başladım. Ya da iştahımı iyi yönettiğimden olabilir. Sevdiğiniz yemekleri tamamen unutmak zorunda değilsiniz. Onun için zaten ikame gıda diye bir seçenek var.


İkame gıda nedir peki?

Et, süt ürünleri tatlarını taklit eden gıdalara deniyor. Ama onların vegan olmanın üzerinden epey zaman geçtikten sonra yenmesini öneriyorum. Böylece aradaki lezzet farkını anlamak zorlaşır.

Pes ettiğin anlar oldu mu?

Zihinsel olarak hiç zorlanmadım. Festivaldeki o andan itibaren dönüşüm olmayacağını anlamıştım. Ama fiziksel olarak zorlandım. Çünkü hiçbir fikrim yoktu, kendimi sağlıklı beslenme gurusu sanarken yediklerimin çöp olduğunu düşünüyordum artık. Et düşkünü olmasam da yediğim her şeyde süt ve süt ürünleri vardı neredeyse. 

Ne yiyeceğimi öğrenmem zaman aldı. Onun için de bedenim tepki gösterdi. Baş ağrıları, yabancısı olduğum kramplar gibi. Ama dediğim gibi, ben cahil bir vegandım. Önce karar verdim, sonra bu yaşam şeklinin veganlık olduğunu anladım da diyebiliriz. 

Pes etmedim! Bir gün bile. Çünkü kendimi tamamen vicdani sebeplerle içine attığım bu yol, şansıma en en en sağlıklı beslenme ve yaşam şekli çıktı. Bu sayede sağlığımın daha iyi olacağını anladım. 

Ki öyle de oldu. Bir de çevremdekilerin alışmasını sağlamakta biraz zorlandım. Herkes sağlığımı tehlikeye attığımı düşünüyordu. Neyse ki ilk altı ay sonunda yaptırdığım testimde her şey yolundaydı. 

‘Artık hasta olmuyorum’

‘Artık hasta olmuyorum’

Sağlığında nasıl değişiklikler oldu peki?

Öncelikle ruh sağlığımda inanılmaz bir değişiklik oldu. Bende terapi etkisi yarattı. Hayattaki önceliklerimi değiştirdim. Pamuk gibi biri oldum. Fiziksel sağlığım hiç olmadığı kadar iyi. Kış aylarında grip olmuyorum. Hatta genel olarak hasta olmuyorum, hasta hissetmiyorum. 

Uyanırken hiç olmadığı kadar hafif ve dinç oluyorum. Sabah yataktan çıktıktan sonra amuda kalkıyorum! Delicesine bir enerji. Ki sabah 6.30’da evden çıkıp işten en erken 21.30’da döndüğümü düşününce enerji yakıtının doğrudan yediklerim olduğunu düşünüyorum. Yaşım ilerledikçe daha kolay yorulan biri olacağıma daha aktif oldum. 

Vegan olunca otomatik olarak çok sağlıklı, çok dinamik, çok enerjik biri olmuyorsunuz tabii. Yine bitkisel kızartmalar, paketli gıdalar tüketerek sağlıksız biri olabilirsiniz. Bu bir tercih. Ben çok çok basit yemekler yiyorum.

Tamamen Türk mutfağından besleniyorum. Yani vegan deyince avokado, chia vb damak kültürümüze uzak egzotik gıdalar geliyor akla hemen. Hayır, hiç alakası yok. Türk mutfağı vegan beslenme için diğer tüm mutfaklardan daha iyi. Hatta bence ikame gıda sektörü, diğer mutfakların bizim gibi kendilerine özgü sağlıklı lezzetleri olmadığından yabancı ülkelerde daha gelişmiş olabilir.


Hangi sağlık taramalarını yaptırıyorsun? Sonuçlar nasıl çıkıyor?

Her 6 ayda bir kan testi yaptırıyorum. Şimdiye kadar sorunlu çıkan bir değerim olmadı. Sonuçlarını sosyal medyadan da paylaşıyordum. Belki küçücük de olsa bir ilham verebilirim diye. B12 değerim hayvansal beslenen ortalama birinden daha yüksektir, eminim. 

Onun dışında beslenmemle bağlantılı olabilecek hastalık risklerinin hiçbirini taşımıyorum. Yani bu, vegan olmasanız da dikkat edilmesi gereken şeyler. O tür riskleri taşıdığımdan değil, her koşulda baktırmak gerektiğinden baktırıyorum.

‘Esnaf lokantasında bile vegan yemek bulabilirsiniz’

‘Esnaf lokantasında bile vegan yemek bulabilirsiniz’

Dışarı çıktığında nereden yemek yiyorsun? Önerebileceğin bir restoran var mı?

Tabii et, balık lokantalarına gitmiyorum. Ama toplu bir etkinlik varsa, oyunbozanlık da etmiyorum. Oralarda bile en nihayetinde zeytinyağına ekmek banabiliyorum:) Özellikle vegan yemekler istediğimde Nişantaşı’ndaki Veganarsist mükemmel bir seçenek.

Healin ve Raphael, tamamen vegan olmadıkları halde menüleri bana hitap ediyor. Doyacağım garanti noktalar. Ve tabii GabFoods’un tatlıları harika. 

Falafel de hayatıma vegan olduktan sonra girdi. Benim fastfood’um da falafel dürüm. Anadolu yakasında Yeldeğirmeni ve Moda’da adım başı vegan kafeler var.

Books and Coffee gibi üçüncü nesil kahvecilerdeki bitkisel sütlü kahveler ve bitkisel ikramlar harika oluyor.

Ama dediğim gibi dışarıda yenecekse kuyruk yağı, bulyon, tereyağı vb. kullanmadığı sürece klasik esnaf lokantaları bir vegan için cennettir.

 

Gittiğin yerlerde kendine uygun yemek bulmakta zorlanıyor musun? Yemek bulamazsan ne yapıyorsun?

Pek zorlanmıyorum. Kültürümüzde veganlık marjinal bir durum. Oysa ben kuru fasulye pilavla, bulyonsuz, kremasız geleneksel bir çorbayla mutlu olabiliyorum. 

Pesto soslu kremalı trüf mantarları falan tüketmiyorum ki. Yani genel olarak vegan yemek diye bir konsept yok. Bildiğimiz sulu sebze yemeklerimiz, zeytinyağlılarımız gayet vegan. 

Mesela bir arkadaşım Ege mutfağı restoranı açmış, vegan yemekler olup olmadığını sormuştum. “Henüz yok” dedi. Menüsüne baktım cennet gibi. İnanılmaz mezeler var. Ege mutfağının çoğu lezzetleri vegan. 

Özellikle sorunca eksantrik bir şeymiş gibi geliyor galiba. 

Güvenmediğimde genellikle sipariş verirken ileri derecede süt ürünleri alerjim olduğunu söylüyorum ki kremalı, peynirli, yoğurtlu vb. hayvansal katkılı bir yemek gelmesin. 

Mezelerimiz, sebze yemeklerimiz o kadar zengin ki. Yemek bulamadığım olmadı. Yine de her ihtimale karşı yanımda her zaman bir muz ve çiğ kuruyemiş bulundururum.

‘Aralıklı oruç tutuyorum’

‘Aralıklı oruç tutuyorum’

Günlük yemek rutinin nasıl? Belli bir diyet listen var mı?

Kendimi bildim bileli yeme düzenimi ve yediklerimi önemsedim. Onun için deneme yanılma yoluyla bana neyin iyi geldiğini öğrendim.

Yaklaşık 1.5 yıldır intermittent fasting, yani aralıklı oruç denilen bir sistemi uyguluyorum.

16-18 saat yemek yemeden, kalan saatlerde de 2 öğünü tamamlayarak. Ama çay, kahve ve soda serbest.

Kendimi böyle daha iyi hissediyorum. Diyetimde her gün mutlaka protein ağırlıklı bir öğün yapıyorum. Yapamadıysam birkaç kaşık fıstık ezmesi yiyorum. Tam tahıllı ekmek tüketiyorum.


'Bitter çikolata bile olur'

Veganlar seçenekleri olmadığından hamur işine mecbur kalabiliyor, yönelebiliyor. Bunun yerine iştahı kuruyemiş, meyveyle terbiyeyi öneriyorum. Hatta bitter çikolata bile olur.

Bir de ben şanslı sayılabilirim. Ailemdeki her üye en büyük destekçim.

Vegan değiller ama vegan lezzetlere benden daha meraklı oldular. Kendilerine bir şey hazırlarken benim de yiyebileceğim şekilde uyarlıyorlar.

Müthiş bir lüks. İş yerinde çıkan sulu ve zeytinyağlı yemekler de aslında vegan ve sağlıklı. Hiç gözüm dışarıda değil bu nedenle. 

‘Şampuanım, hatta nevresimim bile vegan’

‘Şampuanım, hatta nevresimim bile vegan’

Yaşam tarzında da değişiklik yaptın mı?

Tabii. Sadece beslenmeden bahsetsem de bu bir disiplin. Şampuanım, temizlik ürünlerim, makyaj ve bakım malzemelerim, kıyafetlerim, hatta nevresimimin bile herhangi bir hayvanın canını yakmadan üretilmiş olmalı.

Akvaryum dolu bir yerde kahve bile içmem.

Yaşamıma veganlıkla birlikte spor da girdi. Hep zayıf biriydim ama spor için yeterli enerjiyi bulamıyordum. Aradığım güce kavuştum.

Doğaya ve gezegene olan duyarlılığım katlandı. Had safhada diyebilirim. Karbon izimi küçülttükçe mutlu olmaya başladım.

Sadece hayvanlara değil, onların evi olan doğaya kötülük eden bir hizmeti, ürünü de almıyorum. Hayatı bilinçli yaşama duygusu otomatik yükleniyor diyebiliriz, belki.


Giyim ve kozmetik olarak da vegan olunması gerekiyor. Bunun için neler yapıyorsun?

Kendimi etiket uzmanı gibi görüyorum artık. Markalar hakkında bilgim oluyor genelde. Bilmiyorsam da etiketlerinden kontrol ediyorum.

Google’da basit bir aramayla örneğin xx markası hayvan testi yapıyor mu? gibi her bilgi kolayca bulunuyor. Hayatımda veganlıkla birlikte bir sadeleşme, yalınlaşma olduğu da gerçek.

Soruları yanıtlarken daha da iyi anladım. Bu ürünleri neredeyse her markette, kozmetik marketlerinde bulabiliyorum.

 

2030’a kadar her 10 kişiden birinin vegan olması bekleniyor. Senin düşüncen nedir?

Dünyada şahane bir uyanış var. Beni inanılmaz mutlu ediyor. Özellikle yeni nesilde doğa ve gezegen bilinci çok yüksek. Bunun etkili olacağına inanıyorum. Bir vicdan devrimi yaşanacak, inanıyorum.

100 yıl geçmeden insanlar tıpkı bizim bugün dünya savaşlarına bakıp hayret edişimiz gibi “Eski insanlar ne kadar ilkelmiş, hayvanları kesiyormuş” diyerek ayıplayacak.

Üstelik hayvansal beslenme alışkanlıkları yüzünden çıkan amansız hastalıklarla mücadeleyi neden kazanamadığımızı anlamadığımıza hayret edecekler.


'Veganlık zengin işi' diyorlar, bu konuda ne düşünüyorsun?

Dünyanın en ucuz ve basit beslenme ve yaşama şekli olduğunu iddia ediyorum. Paketlenmiş, işlenmiş gıdalara muhtaçsanız vegan olmasanız bile yemeğe çok para harcarsınız. Keza makyaj, bakım gibi diğer ürünler de fiyat olarak ya eşit ya da daha ucuz.

Şu an ikame gıdalar ve içecekler yeni bir pazar olduğundan fiyatları rekabetçi değil. Ama bu ürünler şart değil, zorunlu değil.

Üstelik isterseniz evde yapması da zor değil. Örneğin badem sütünü evde yapmak çok kolay. Ondan yoğurt bile yapılıyor. 

'Yavaş yavaş geçiş yapın'

'Yavaş yavaş geçiş yapın'

Vegan olmak isteyenlere ne önerirsin?

Adanmışlık öneririm. Mutlaka araştırma yapmalarını, mümkünse veganlarla zaman geçirmelerini, alıştırma yapmalarını önerebilirim. Haftada 1-2 gün vegan gibi davranarak yavaş yavaş veganlığa geçiş yapabilirler.

 

Sıradaki haber yükleniyor...
SIRADAKİ HABER Uyku pozisyonunuza göre ilişkiniz ne anlatıyor?