00:573-6 Eylül arası Kalehan Ecdat Bahçesi’nde düzenlenen 4. GastroFest için Konya’dayız… Her geldiğimizde bambaşka bir Konya buluyoruz.
Gastrofest ilgisiyle kente 100 binlerce konuk olmuş. Turistik bölgeler ve festival alanı oldukça yoğun. Bu sene ise festivalde öne çıkan çok özel bir değer var: Ekmek… Aslında ekmeğin Konya için anlamı binlerce yıl öncesine uzanıyor. Çatalhöyük’te yaklaşık 8 bin 600 yıllık mayalanmış ekmek kalıntısının bulunması, bizi insanlığın en eski sofralarından birine götürüyor. Biz de o sofradan bugünün Konya mutfağına uzanan hikâyenin peşine düştük. Konya’nın lezzetlerini tattık ve Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay ile bu kadim şehri konuştuk…
Sokaklar, turistik mekanlar, müzeler kalabalıktı. Şimdi de Kalehan Ecdat Bahçesi’ndeyiz… Burayı konuşarak başlayalım mı?
110 bin metrekarelik alana sahip bu mekân; Selçuklu ve Osmanlı mimarisinden izler taşıyan; hanı, Osmanlı Sokağı, tarihî limanı, seyir kulesi, hasbahçesi ve sosyal alanlarıyla geçmişin zarafetini bugünün şehir hayatıyla buluşturan çok özel bir yer. Böylesine anlamlı bir atmosferde, bu yıl 4. Konya GastroFest’e ev sahipliği yapıyoruz
FESTİVALE 100 BİNLER AKIN ETTİ
Gastrofest, artık sınırları aşmış diye gözlemledim. Başka şehirler ve ülkelerden turistlerin yoğun ilgisi var… Festivali anlatabilir misiniz?
Burada Konya’nın binlerce yıllık mutfak kültürünü misafirlerimizle buluşturuyoruz. Yerel üreticilerimiz, esnaflarımız, şeflerimiz ve gastronomi alanındaki bütün paydaşlarımız festivalimize renk katıyor. Ünlü şeflerin atölyelerinden gastronomi söyleşilerine, tadım etkinliklerinden çocuk programlarına ve konserlere kadar her yaştan misafirimize hitap eden çok zengin bir içerik hazırladık. Festival alanında bir tarafta kazanlar kaynıyor, bir tarafta ocaklar yanıyor; diğer tarafta ise çocuklarımız, gençlerimiz ve ailelerimiz keyifli vakit geçiriyor. Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen misafirlerimiz hem Konya lezzetlerini tadıyor hem de şehrimizin kültürüne, tarihine ve misafirperverliğine yakından şahitlik ediyor.
ÇATALHÖYÜK’TEN BUGÜNE EKMEK
Festivalin ana konusu ekmek… Burada ekmeğin 8600 yıllık bir hikayesi var….
Bildiğiniz gibi, bugüne kadar bilinen en eski mayalanmış ekmek örneği Çatalhöyük’te bulundu. Biz de ekmeğin binlerce yıllık hikâyesini, başladığı topraklarda yeniden anlatmak için bu yıl festivalimizin temasını ‘Ekmek’ olarak belirledik. Ekmek; Türk ve Anadolu kültüründe, bereketin, emeğin, alın terinin ve paylaşmanın sembolüdür. Toprağa düşen tohumla başlayan bu yolculukta çiftçinin gayreti, sabrı, ustanın mahareti ve sofranın bereketi bir araya gelir.
Festivalde ekmeğin binlerce yıllık yolculuğunun, geleneksel tariflerden modern yorumlara uzanan geniş bir çerçevede ele alınması; Konya’nın tarım ve mutfak kültürü arasındaki güçlü bağın görünür kılınması hedeflenmektedir.
GastroFest’i yalnızca yemek festivali olarak görmüyoruz. Aynı zamanda kültürün, üretimin, emeğin, paylaşmanın ve şehir hafızasının buluştuğu büyük bir gönül sofrasıdır.
Bu vesileyle bu yıl gelemeyen tüm vatandaşlarımızı önümüzdeki yıl düzenlenecek GastoFest’imize davet etmek istiyorum.
Konya Mutfağı bereketin simgesi ve çok köklü bir geçmişi var… Sizden dinleyebilir miyiz?
Konya mutfağının en belirgin özelliği, çok köklü bir medeniyet hafızasına sahip olmasıdır. Bu mutfakta Çatalhöyük’ten Selçuklu saraylarına, Mevlevi dergâhlarından bugünün sofralarına kadar uzanan binlerce yıllık birikim var. Özellikle Selçuklu döneminde Konya’nın başkent olması, yemek kültürümüzün gelişmesinde çok önemli bir rol oynamıştır. Saray mutfağı ile halk mutfağı birbirini beslemiş; ortaya sade fakat son derece güçlü bir lezzet dünyası çıkmıştır. Mevlevi mutfağı da bu kültürün en önemli damarlarından biridir. Matbah-ı Şerif’te yalnızca yemek pişirilmemiş, aynı zamanda insan yetiştirilmiştir. Ateşbaz-ı Veli Hazretleri’nin temsil ettiği anlayışta mutfak; sabrın, edebin, hizmetin ve paylaşmanın mekânıdır.
Bamya çorbası, fırın kebabı, etliekmek, tirit, su böreği, düğün pilavı ve sac arası gibi lezzetlerih her birinin arkasında ayrı bir hikâye vardır. Fakat Konya mutfağını asıl değerli kılan, yemeklerin ötesindeki sofra kültürüdür.
Bizim soframızda paylaşmak, misafire ikram, komşuyu gözetmek vardır. Düğün pilavında acıyı ve sevinci paylaşmak vardır. Bu nedenle biz, “Konya’da yemek bir medeniyettir” diyoruz.
GASTRONOMİ VE TURİZMİN KATKILARI BÜYÜK
Şehrin turizmi ve gastronomisini de öne çıkaran projeler geliştiriyorsunuz, katkılarını görmeye başladınız mı?
Bugün insanlar bir şehri yalnızca tarihî yapılarını görmek için ziyaret etmiyor. O şehrin lezzetini tatmak, insanıyla tanışmak, çarşısında dolaşmak ve hayatına dokunmak istiyor. Gastronomi, şehirlerin kültürünü anlatan en güçlü dillerden biri hâline geldi.
GastroFest sayesinde Türkiye ve dünyanın farklı bölgelerinden çok sayıda misafiri ağırlıyoruz. Festivale gelen misafirimiz Mevlâna Müzesi’ni ziyaret ediyor, Bedesten’de alışveriş yapıyor, Sille’yi geziyor, Çatalhöyük’ü görüyor ve ilçelerimize kadar uzanan turizm yolculuğuna çıkıyor. Böylece gastronomi, şehrin diğer turizm değerlerini de harekete geçiriyor. Festivalimiz üreticimize, esnafımıza, otellerimize, restoranlarımıza ve ulaşım sektörümüze de doğrudan katkı sunuyor. Şeflerimizin, kadın kooperatiflerimizin ve yöresel ürünlerimizin daha geniş kitlelere ulaşmasına vesile oluyor.
Hedefimiz, Konya’yı yalnızca geçerken uğranılan bir şehir olmaktan çıkararak insanların birkaç gününü ayırdığı güçlü bir turizm destinasyonu hâline getirmek. GastroFest de bu hedefimize önemli katkı sağlayan marka organizasyonlarımızdan biri.
20 FARKLI NOKTADA ŞEHRİN İHYASI
Bu vizyon için kentte de oldukça büyük dönüşüm görülüyor. Şehrin dönüşümü için hayata geçirdiğiniz projeleri anlatır mısınız?
Bir yandan şehrimizin turizmdeki payını artırmak için çalışırken bir yandan da şehrimizin tarihî kimliğini yeniden görünür hâle getirmeyi hedefliyoruz.
Konya, Anadolu Selçuklu Devleti’ne başkentlik yapmış bir şehir. “Dârülmülk” ifadesi de devletin merkezi, yani başkent anlamına geliyor. Böyle büyük bir tarihî mirasa sahip olmanın bize yüklediği önemli sorumluluklar var. Dârülmülk İhya Projesi, Türkiye’nin en kapsamlı ihya çalışmalarından biridir.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızla birlikte tarihî şehir merkezimizin 20 noktasında kadim aksı bütüncül bir anlayışla yeniden ihya ediyoruz. Bu kapsamda Türbeönü Çarşıları, Taş Bina, Depo No:4, Dârülmülk Sergi Sarayı, Meydan Evleri ve Velespit Müzesi gibi önemli projeleri tamamladık. Dârülmülk Sergi Sarayı’nı Valiliğimize devrettik. Türkiye’nin ilk sıfır atık binası olacak Şehir Kütüphanesi ile Büyük Larende Dönüşümü ve Mevlâna Arkası Kentsel Yenileme projelerinde çalışmalarımız sürüyor. Projemizin önemli halkalarından biri olan Peynir Pazarı Kentsel Dönüşüm Projemizi, Tarihî Osmanlı Buğday Pazarı ile Melike Hatun Çarşısı arasında yürütüyoruz. Asıl amacımız, Konya’nın başkentlik hafızasını yeniden ayağa kaldırmak ve tarihî alanlarımızı bütünleştirmek. Türbe Önü’nden tarihî Bedesten’e, Taş Bina’dan Depo No:4’e uzanan bu kadim hattı bütüncül bir medeniyet aksına dönüştürüyoruz.
91 COĞRAFİ İŞARETLİ ÜRÜN
Markalaşma yolunda önemli çalışmalarınız var değil mi?
Konya’yı gastronomide dünya markası halinde getirdik. Bu çalışmalarımızla 91 ürünümüz coğrafi işaret aldı. Hüyük Çileği AB işaretli ilk ürünümüz. Akyokuş Kasrı, Kırkikindi, Konya Mutfağı Restoranlarını, Palize Kahvaltı Salonlarını açtık. Yöresel Konya ürünlerinin pazarlanması için PELEN markasını kurduk.
DÖRT MEVSİM GÜZEL, HER MEVSİM GELİN
Hem bizim ziyaretimiz hem de sohbetimizde ortaya çıkıyor ki Konya’ya her mevsim gelinir… Burası dört mevsim güzel. İlkbaharda Meram’ın yeşil dokusu, Sille’nin tarihî sokakları ve tabiat güzellikleri insanı karşılar. Yazın Beyşehir Gölü’nün eşsiz manzarasını, Yerköprü Şelalesi’nin serinliğini keşfedebilirsiniz. Sonbaharda tarihî çarşılar, Bedesten ve Alaaddin’den Mevlâna’ya uzanan medeniyet aksında şehrin ruhunu derinden hissedersiniz. Kış mevsiminde ise Şeb-i Arus iklimiyle Konya, dünyanın dört bir yanından gelen insanları Hazreti Mevlâna’nın çağrısı etrafında buluşturur. Konya; Mevlâna Müzesi, Alaaddin Camii, Karatay Medresesi ve İnce Minareli Medrese gibi Selçuklu eserleriyle bir açık hava müzesidir. Çatalhöyük’le insanlığın yerleşik hayata geçişini, Eşrefoğlu Camii ile ahşap direkli cami mimarisinin en seçkin örneğini görürsünüz. Sille’den Beyşehir’e, Tropikal Kelebek Bahçesi’nden Konya Bilim Merkezi’ne, Taş Bina’dan Depo No:4’e kadar geniş bir turizm çeşitliliğimiz var.
AÇIKHAVA MÜZESİ GİBİ, TARİHE IŞIK TUTUYOR
Bunların yanında arkeolojik çalışmalar da dikkatimi çekti..
Arkeolojik kazılarla tarihi mirasımızı gün yüzüne çıkarıyoruz. Dârülmülk Dönüşümü kapsamında, Larende Caddesi’ndeki çalışmalarda Konya Dış Kale surlarının ve Larende Kapısı’nın izlerine ulaşılması da şehrimizin tarihi açısından son derece kıymetli. Konya, insanlık tarihinin en köklü medeniyetlerini bağrında saklayan bir açık hava müzesi, bir medeniyet atlasıdır. Çıkarılan her taş, bu toprakların binlerce yıllık hikâyesine yeni bir cümle ekler; geçmişimizi aydınlatır, geleceğimize yön verir.
Bu kazılar, sadece eski yapıları gün yüzüne çıkarmakla kalmıyor; insanlığın ortak hafızasını, Anadolu’nun kültürel kimliğini yeniden anlamamıza vesile oluyor.
Bizler; bu çalışmalara yalnızca seyirci değil, aktif bir paydaş olarak katkı sunuyoruz. 4 yıldır arkeolojik kazıları destekliyoruz. Çatalhöyük, Boncukluhöyük, Karahöyük, Türkmen Karahöyük, Gökhöyük, Savatra, Lystra, Kubadabad, Sarayönü Yeraltı Sığınağı, Şükran Mahallesi Kurtarma Kazısı, Konya Dış Kale Sur Hattı-Larende Kapısı gibi geniş bir yelpazede kazı alanlarımız var.
ÇOCUKLARA VE GENÇLERE SOSYAL, KÜLTÜREL, AKADEMİK KATKILAR
Şehrin geleceğine; gençlere ve çocuklara yönelik de çok sayıda projerden bahsedebilir misiniz?
Tabii bir taraftan şehrin tarihî mirasını korurken diğer taraftan da, şehrimizin mirasını yaşatacak gençlerimize yönelik de çok sayıda proje yürütüyoruz.
Gençlerimiz için Gençlik Meclisi, Çalışan Gençlik Meclisi, Genç Kültür Kart Projesi, KAPSÜL Teknoloji Platformu, Sosyal İnovasyon Ajansı, KADEME, Divizyon, Genç Seyyah, Gençlik ve Eğitim Kampları gibi projeleri hayata geçirdik. Bilgehanelerimiz, Lise Medeniyet Akademilerimiz ve Genç KOMEK ile çocuklarımızın ve gençlerimizin akademik, kültürel ve sosyal gelişimlerine katkı sağlıyoruz. “Spora Erişimi Olmayan Çocuk Kalmasın” anlayışıyla 28 ilçemizde düzenlediğimiz Yaz Spor Okullarımıza bu yıl 12 bin 180 öğrencimiz kayıt yaptırdı. Güle Oynaya Camiye Gel Projemiz, en öne çıkan projelerimizden biridir. Bu kapsamda bu yıl 40 gün boyunca sabah namazına camiye gelen 13 bin 91 çocuğa bisiklet hediye edildi.
Genç Seyyah Projemizle 31 ilçemizdeki 11. sınıf öğrencilerimizi tarihimizin önemli merkezleriyle buluşturuyoruz.
Bu yıl Yüksek Hızlı Trenle 25 bin 920 gencimize İstanbul’un manevi atmosferini yaşattık.
Demirören Yayınları tarafından Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi’nin yeniden ibadete açılışının 6. yıl dönümüne özel olarak yayınlanan, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da takdim yazısı bulunan Fethin Mührü: Ayasofya-i Kebîr Câmi-i Şerîfi özel koleksiyon eserini Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Sn Uğur İbrahim Altay’a çekimlerimiz sonunda takdim ettim.
İlandır.
00:57
00:32
01:01
00:33
00:10
00:20
00:28
01:22