Woody Allen, Roma'dan bildiriyor!

Woody Allen, Roma'dan bildiriyor!

Woody Allen şehir öykülerine devam ediyor ve izleyicisini Roma'nın farklı köşelerine götürerek hikayelerini yıldızlarla dolu oyuncu kadrosuyla anlatıyor

28 Eylül 2012, Cuma 09:57 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

YAZI: NAZLI ERDOL

Volare, oh oh, cantare, oh oh oh…” Domenico Modugno’nun birçok müzisyen tarafından yorumlanmış dünyaca ünlü şarkısı Volare ile başlıyor Woody Allen’ın son filmi To Rome With Love…

YILDIZLAR KADROSU
Türkçe adıyla Roma’ya Sevgilerle, Allen’ın Avrupa’da çektiği filmlerin en yenisi.  Son olarak Midnight in Paris (Paris’te Gece Yarısı) ile izleyicisinin beklentilerinin üzerine çıkan, Akademi tarafından da En İyi Senaryo dalında Oscar heykelciği ile onurlandırılan Woody, bu filmde yine yıldızlardan kurulu bir kadro ile çıkıyor sinemaseverin karşısına. Woody Allen’ın hem yazıp hem yönettiği filmde, kendisinin yanı sıra Judy Davis, Alec Baldwin, Jesse Eisenberg, Penélope Cruz, Ellen Page, Roberto Benigni ve Flavio Parenti gibi yıldızlar rol alıyor.

Woody Allen 1935 doğumlu, bu da demek oluyor ki artık 77 yaşında. Buna rağmen her yıl yeni bir film çekmeye devam eden Allen’ı takipçileri bilir; stereotipleri çok sever. Bu filmde de yine karşımıza çıkacak olan stereotipler maalesef insana biraz düşündürüyor, Woody’nin elinde avucunda kalan sadece bunlar mı diye…

Roma’ya Sevgilerle, dört farklı hikayeye odaklanıyor. Hikayeler birbiriyle kesişmiyor ve aynı zaman dilimi içinde geçmiyor. Misal, birisi yalnızca birkaç saatlik bir dilimi göz önüne sererken, diğeri ise haftaları anlatıyor… Hangisi hangisi, onu izlerken kestirmek daha keyifli olacaktır.

PENELOPE CRUZ VE ELLEN PAGE FAKTÖRÜ
Dört hikayeden ikisi Amerikalıları merkeze alırken, diğer ikisi de İtalyanlar üzerine kurulu... Hikayelerin birinde yeni evli çiftimiz Antonio and Milly’nin talihsizliklerle dolu seks komedisini izliyoruz. Bu hikayeye dair en güzel şey Penelope Cruz… Cruz, taşıdığı İspanyol kanına rağmen filmdeki tüm İtalyanlar'dan daha İtalyan! Diğer ‘İtalyan’ öykümüz, Leopoldo Pisanello’nun bir gün hiç yoktan ünlü oluvermesini anlatıyor. Roberto Benigni’nin canlandırdığı Leopoldo, durup dururken ne diye ünlü oldum ben diyene kadar hayatı tepetaklak oluveriyor.

Gelelim Amerikalıların öykülerine… Benim favorim, sevgilisiyle birlikte Trastevere’de yaşayan genç mimar Jack, hayatlarına bir anda dahil olup ortalığı karıştıran Monica, Jack’in yolda karşılaştığı ve hayran olduğu ünlü orta yaşlı mimar John’un hikayesi. İpuçlarını birleştirdiğinizde John’un, Jack’in gelecekteki hali olduğu sonucuna ulaşabilirsiniz ama yoruma açık tabii. Woody Allen’ın sevdiği kadın-erkek ilişkileri ile küçük sahtekarlıklar burada başrolde. Ellen Page’in performansına ise diyecek söz yok!

Allen’ın kendisinin de dahil olduğu hikayede ise komünist avukat Michelangelo ile turist Hayley’nin tanışıp aşık olması ve evlenmeye karar vermeleriyle birlikte ailelerin de tanışmasını anlatıyor. Ama tabii başarısız bir opera prodüktörü olan Woody Allen boş durmuyor ve ortalığı karıştırıyor. Alıştığımız üzere takıntılı ve problemli bir adamı canlandıran Woody’yi filmdeki ilk sahnesinde görür görmez gülümsememek elde değil.

HAZIR OLUN, TEMPO BİRAZ DÜŞECEK!
Ne yalan söyleyeyim, ben Roma’ya Sevgilerle’nin başında çok eğlendim. Woody Allen’ın hikayelere girişlerini, karakterleri tanıtmasını, tempoyu yükseltmesini izlemek insana zevk veriyor. Ancak usta yönetmen maalesef aynı dinamikliği filmin sonuna kadar sürdüremiyor… Roma’ya Sevgilerle de ortasından itibaren ufak ufak temposunu düşürmeye başlıyor. Böyle diyorum diye sanmayın ki filmi izlerken sıkılacaksınız ya da zamanınızı boşa harcayacaksınız. Tam tersi, güzel İtalya manzaraları, aralara serpiştirilmiş İtalyanca şarkılar ve sıcak hikayeleriyle Roma’ya Sevgilerle romantik-komedi severleri fazlasıyla tatmin edecektir. Ama koyu bir Woody Allen hayranı, elinde kıyaslayabileceği ‘başyapıt’lar olduğu için hayal kırıklığına uğrayabilir. Her iki şekilde de izlemeden geçmeyin…

;
Bu Video
İlgini
Çekebilir
Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER 'The Crown' dizisinden almamız gereken 5 hayat dersi