Yaşam Uzakdoğulular'ı güldüren Türk; Rıfat Karlova

Uzakdoğulular'ı güldüren Türk; Rıfat Karlova

Uzakdoğulular'ı güldüren Türk; Rıfat Karlova

İzmit doğumlu Rıfat Karlova eğitim bursu ile gittiği Tayvan'ın Cem Yılmaz'ı oldu. Çince yaptığı stand-up'larla Uzakdoğuluları gülmekten kırıp geçiriyor

EYLEM KESKİN

eylem.keskin@posta.com.tr

Rıfat Karlova ismi size yabancı gelebilir ama Uzakdoğu’da onu tanımayan hatta hayranı olmayan yok. Tayvan’da kadınlar yanına gelip üzerindeki kıyafetleri imzalatıyor, Çinliler de onu çok seviyor.

Yaptığı Çince standuplarla herkesin sevgisini kazanan Rıfat Karlova Tayvan’ın en büyük kanalında gezi programı yapıyor, reklamlarda oynuyor, tanıtımlara katılıyor.

Deyim yerindeyse Çinliler’in Cem Yılmaz’ı. 32 yaşındaki genç yıldız adeta Uzakdoğulu olmuş, akrep, karınca hatta tavuk ayağı bile yemiş... Onu zorlayan tek şeyse yalnızlık olmuş...

Yolunuz Çin’e nasıl düştü?

1980 İzmit doğumluyum. Birçok Trakyalı gibi ben de Balkan kökenliyim. Tekirdağ’ın Hayrabolu İlçesi’ndenim. Mersin Üniversitesi Anamur Meslek Yüksek Okulu Almanca Turizm Otelcilik ve Ankara Üniversitesi Sinoloji (Çince) Bölümleri’ni bitirdim. Türkiye’de uzun süre güney sahillerinde rehberlik yaptım. 2006’da aldığım Tayvan eğitim bursu ile Ulusal Tayvan Normal Üniversitesi’nde yüksek lisansımı tamamladım. Aynı okulda siyaset bilimi üzerine doktoramı yapıyorum.

Stand-up nereden çıktı?

Okulumun yakınında bir Comedy Club olduğunu öğrenir öğrenmez kendimi denemek istedim. Farklı yabancı dillerde çok sayıda turisti eğlendirmiştim, bunu Çince de yapabileceğimi düşündüm. Comedy Club’da kısa sürelerle sahneye çıkmaya başladım. Zaman içinde kendimi geliştirerek daha uzun ve eğlenceli oyunlar sahneledim.

Neden Tayvan’ı seçtiniz?

Çin coğrafyasına olan merakım yüzünden. Aynı zamanda Asya’yı geleceğin ekonomi merkezi olarak görüyordum. Herkesin gitmediği bir yolda daha farklı bir yaşam hayal ediyordum.

Kendinizi nasıl oldu da sahnelerde buldunuz?

Yolda yürürken yapımcıların teklifi ile bir anda kendimi belgesel film setinde buldum ve ardından da yakaladığım bu şansı zorlayarak çeşitli televizyon programlarına katıldım. Katıldığım her şovda kendimi göstermeyi çok istedim. Sonuçta bu bir sektör ve sırf eğlence olsun diye girmedim. İnsanları eğlendirmeyi, eğlendirirken de kendimi daha iyi pazarlamayı hedefledim.

Ne kadar iyi bilseniz de Çince stand-up yapmak zor değil mi?

Bu süper bir Çince’den çok, iyi bir gözlem gücüne ve yaşadıklarınızı eğlenceli bir şekilde anlatmanız mantığına dayanıyor. Dil sadece bir araç, hikayeleriniz kuvvetli, anlatımız da etkiliyse iyi Çince konuşmadan da insanları eğlendirebilirsiniz. Elbette Çince’niz iyi olacak ama en önemlisi seyircinin karşısına hikayelerinize inanarak çıkmak. 2010’da Hong Kong’da düzenlenen uluslararası stand-up yarışmasında çok sayıda Çinli vardı ama hikayeleri iyi olmayınca sıralamaya bile giremediler. Amerikalı komedyen birinci, ben ikinci oldum.

Bir Çinli gibi Çince konuşabiliyor musunuz?

Hayır, bir Çinli gibi Çince konuşmak için 10 senenin üzerinde Çin’de kalmak gerekir. Amacım güzel Çince konuşmak ama kendime ait olan vurgularımı da korumak istiyorum. Yoksa bir anda tüm özelliğinizi kaybedebilirsiniz. Bunu bana Çinliler öğütledi. Şovlarımı Hint asıllı Kanadalı komedyen Russell Peters’a benzetiyorum. Kültür çatışması, farklı ülkelerin insanlarının Çin kültüründe yaşadıkları, yabancılar ve Çinliler gibi konuları öne çıkarıyorum. Televizyon programlarım ise çoğu zaman doğaçlama gelişiyor.

Nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Katıldığım televizyon şovları milyonlarca izleyiciye ulaşıyor ve Çin’in dışında Çinliler’in yaşadığı bölgelerde de izleniyor. Özellikle Tayvan adasında çok tanınıyorum.

Kaç gösteriniz oldu?

100’den fazla gösteri yaptım.

Size neden ‘Wufeng’ diyorlar?

‘Wu’ Türkçe’deki ilk ismim Uğur’dan geliyor. ‘Feng’ ise anka kuşu demek. Uzakdoğu’daki yaşamıma yeni bir hayat gibi bakıyorum. Anka kuşlarının küllerinden yeniden doğmaları gibi ben de kendimi Uzakdoğu’da yeniden doğmuş, yeni bir yaşam ve yeni bir geleceğe başlamış olarak görüyorum. Bu yüzden ‘Feng’ kelimesini Çince takma ismim içerisinde kullanıyorum.

Sizi en çok neler zorladı?

Kesinlikle yalnızlık! Buraya geldikten birkaç ay sonra bir anda kendimi yalnız hissetmeye ve etrafıma yabancılaşmaya başladım. Bu zaman diliminde tam olarak Türkiye’den de kopamadığım için açıkçası ayak uydurmakta zorlandım. Ev özlemi, Uzakdoğu’da bambaşka bir yaşam, yediklerimizin farklılaşması ve her gün başka bir dilde yaşamak beni oldukça zorladı.

Peki yemekler?

Tayvan’da her damak tadına uygun yemek bulmak çok kolay, o yüzden yemek sorunu yaşamadım. Zaman zaman farklı tatları kabul edemesem de artık çoğu yiyeceğe alıştım.

En ilginç neler yediniz?

Korkmazsanız sıralıyorum. Program çekimim için bir seferinde örümcek, akrep, karınca ve timsah yedim. Ama bir daha yiyeceğimi sanmıyorum. Özellikle karınca ve örümcek çok sıkıntı verdi. Ayrıca Tayvan’da çok sevilen tavuk ayağını da denedim. Sevdiğimi söyleyemeyeceğim.

Bekar ve yakışıklısınız. Üstelik esprilerinizle herkesi güldürüyor, eğlendiriyorsunuz. Eminim pek çok Çinli kadın hayranınız vardır...

Tayvan’da hem kız hem de erkek çok hayranım var. Başka bir coğrafyada insanlardan bu kadar büyük destek almak bana gelecek adına ümit veriyor. Sokakta kızlar yanıma geliyor, üzerlerindeki kıyafetlere bile imza attırıyor. Elbette bu beni mutlu eden bir durum ama kendimi yıldız havasına sokmak istemiyorum. Ayaklarımın yere basması çok önemli. Özellikle interneti etkili kullanmaya çalışıyorum, hem Facebook hem de Çin sitelerindeki hayranlarımla sürekli iletişim kuruyorum.

Siz Çinli kadınları nasıl buluyorsunuz?

Yumuşak ve biraz da çekingen. Avrupalı kızlara oranla daha kapalı olduklarını düşünüyorum. Duygularını bizler gibi sarılarak ya da birbirlerini öperek gösterme alışkanlıkları yok. Makyaji seviyorlar, Japon kültürünün etkisiyle bazılarında çok fazla sevimli olmaya çalışmak gibi kötü bir özellik var. Ama genel anlamda Çinli kadınları güzel buluyorum.

Çinli sevgiliniz oldu mu?

Elbette oldu, özellikle gurbetteki yalnızlık hissi insanı en çok yıpratan duyguların başında geliyor ve bu durumda kız arkadaşınız sizin hayatınızdaki en önemli insan oluyor. Tayvan’da zorlu dönemlerdeki sıkıntılarımı kız arkadaşlarım sayesinde atlattım diyebilirim ve hepsiyle çok güzel anılarım oldu.

Sizi komik olduğunuz için mi, yakışıklı olduğunuz için mi beğeniyorlar?

Çinli kadınların Avrupalılar’a ya da Amerikalılar’a karşı özel bir ilgisi var. Bunun sebebi Batılı erkeklerin rahat tavırları ve Çinli erkeklere göre kendilerini daha rahat ifade edebilmeleri. İnsanların beni yakışıklıdan çok sevimli bulduğunu söyleyebilirim.

Çin’de herkes sizi tanıyor ama Türkiye’de adınızı bile duyan yok...

Bu çok normal, çünkü Çin eğlence endüstrisi Amerika gibi tüm dünyaya ulaşmıyor. Kendi içerisinde çok tüketimi var ama dış dünyaya hem dil hem de kültür olarak daha kapalı. Sonuçta Türk medyası Batılı kaynaklardan besleniyor. Şu anki çalışmalarımı herhangi bir Batı ülkesinde ya da Amerika’da yapsaydım bugün Türkiye’de de çok tanınırdım.

Stand-up dışında ne yapıyorsunuz?

Her hafta perşembe akşamı yayınlanan bir gezi programı sunuyorum ve zamanımın çoğu program çekimlerine gidiyor. Ayrıca ağustosta Tayvan’da Çince bir kitap çıkarmayı planlıyorum. Son günlerde okullarda konuşmalar yapıyorum ya da çeşitli televizyon programlarına katılıyorum.

Çinliler’in size ilginç ya da komik gelen adetleri var mı?

Tayvan’daki tapınakların önünde zaman zaman direk dansı yapan seksi kızlar oynatıyorlar. Bunun sebebi ise Tanrı’ya alem yaptırmak.

Türkiye’de yapmak istediğiniz projeler var mı?

Çok fazla projemiz var. Türkiye’de marka mühendislerinden oluşan bir proje ekibimiz var ve istendiği anda çok farklı projeler sunabiliriz. Türkiye’ye doğru bir kariyer hedefi belirlersem öncelikle televizyon programı ve reklam gibi projelerde yer almak isterim. Kendi ülkemin insanının karşısına çıkınca daha çok heyecanlanıyorum.

Çinli bir kadınla evlenip orada yaşamayı düşünür müsünüz?

Bu kültür içerisinde bu kadar uzun süre yaşadıktan sonra ve birçok şey paylaştıktan sonra sanırım bir Çinli ile evlenebilirim. Bunu zaman gösterecek, bugün Çinli derim, bir bakmışsınız bir zenci ile evlenmişim. Hayat bana güzel bir eş versin de nereli olursa olsun önemi yok.

(10.06.2012 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır.)

SIRADAKİ HABER