Yaşarken yazılan tarih: Ece Temelkuran'dan 'Bu da Geçer'

Yaşarken yazılan tarih: Ece Temelkuran'dan 'Bu da Geçer'

Ece Temelkuran’ın çeşitli dergilerde yayınlanmış yazılarını bir araya getiren ‘Bu da Geçer’, okunup rafa kaldırılacak değil de el altında tutulup zaman zaman geri dönülecek bir çalışma. // Irmak ADA

12 Şubat 2021, Cuma 12:16 Son Güncelleme:
YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Bu da Geçer”, Ece Temelkuran’ın daha önce çeşitli dergilerde yayımlanmış yazılarını bir araya getiriyor. “Okura Mektup” bölümüyle açılan kitap bu samimi seslenişin ardından iki bölüme ayrılıyor. İlk bölüm olan “Gürültüde”, daha önce “Kafka Okur” ve “Ot” dergilerinde yayımlanan toplam otuz bir yazıdan oluşurken “Sıradanlığın Kötülüğü” adı verilen ikinci bölüm, Temelkuran’ın yurtdışındaki çeşitli yayınlar için İngilizce olarak kaleme aldığı ve Çağatay Yavuz tarafından Türkçeleştirilmiş olan yedi yazıdan müteşekkil.

Mektupla açılıyor

Yazar, okuruna bir mektupla açıyor kitabı ve bu mektubun daha ilk cümlesiyle, çıkılacak yolculuğun rotası da belli ediyor kendini. “İnsanlar yıkıldıkları kadar yeniden kurulurlar” cümlesiyle açılan kitabın vaadi elbette umuttan, yılmamaktan, birbirimizin umuduna dayanarak ayakta kalmaktan besleniyor. Devam eden yazılar boyunca yer yer üzüldüğümüz, acıdığımız, sızladığımız olaylardan bahis açılsa da, kitabın adından da, okura hitaben yazılmış mektubun ilk cümlesinden de biliyoruz: “Geçse de yolumuz bozkırlardan, denizlere çıkar sokaklar”.

Ortalama üç sayfalık yazılardan oluşan “Gürültüde” bölümünü oluşturan ve en eskisi Kasım 2017 tarihli olup Temmuz 2020’ye dek uzanan yazılar kronolojik bir sırayla değil, anlamsal bütünlük oluşturacak şekilde sıralanmış. Bu açıdan da peş peşe okunduğunda, okurda sözcüklerden oluşan bir fotoğraf sergisi geziyormuş hissi uyandırıyor. Kendine has akıcı ve şiirsel üslubu, mektup samimiyetindeki ifadeleriyle bir döneme dair ortak hislerin portresini çiziyor çünkü yazar. Kitabı oluşturan metinlerin her biri yazıldığı dönemin olaylarından beslense de olaylardan ziyade yaşananların bize hissettirdiği duygulara odaklandığından güncelliğini yitirme riski de taşımıyor pek.

Duyguların kaydı 

Yaşarken yazılan bir tarih bu biraz da. İnsana dair duyguların gün gün kaydını düşen bir vakanüvis titizliği sergiliyor Temelkuran. Olaylardan ziyade olan bitenin insan ruhundaki yansımalarını resmediyor biraz da. Yalnızca “büyük” olaylara, toplumsal sorunlara değil, bazen bir ağaç, bir yaprak için dertleniyoruz yazarla birlikte, bazen bir bina için. Bazen de utanmanın neden hep bize düştüğünü sorguluyoruz. Hayata da hayatın getirdiklerine de toz pembe gözlüklerle bakmıyor “Bu da Geçer”. Ama kitaba da ismini veren, toplumsal tesellimiz hâline gelmiş o türkü gibi sükûnetle, geçeceğini söylüyor. Umutta direniyor ve diretiyor. Her şey geçse de “insandaki güzellik yaratma inadı”nın kalıcılığını ve gerekçesizliğini hatırlatıyor.

Bu da Geçer

Ece Temelkuran

Everest

174 sayfa 

Sıradaki haber yükleniyor...
holder
SIRADAKİ HABER Sinema tarihinin en klostrofobik 10 filmi