Anka yükseliyor mu?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Geçtiğimiz ay Netflix’de ‘Anka Yükseliyor’ isimli bir belgesel yayınlandı. Önce yorumları ve tepkileri izlemeyi tercih ettim. ‘Paralimpik Meşaleyi Taşımak’ ise belgeselin alt başlığıydı. İzledim. Tabii Türkiye Milli Paralimpik Komitesi Başkanı olarak biraz daha farklı bir açıdan inceleme gereği duydum.

Zorluklar karşısında mükemmelleşiyorlar

Paralimpik Oyunları hakkındaki bu belgeseli, en ilham verici sporcuların bir dizisine ışık tutuyor ve etkinlikler için inanılmaz bir reklam içeriği olarak değerlendirilebilir. ‘Anka Yükseliyor: Paralimpik Oyunları’nın Hikayesi’ belgeseli, muzaffer görüntülerle başlıyor: Loş bir odada Paralimpik sporcuların ışık huzmeleri ile aydınlatılan taş heykelleri. Seslendirmede bir yarışmacı, diğer sporcuları ‘Marvel’in Yenilmezleri’ ile karşılaştırıyor; Paralimpik sporcular Marvel karakterleri gibi, zorluklar karşısında mükemmelleşiyorlar. Yeniden doğmuş süper kahramanlar olarak paralimpiklerin bu görüntüsü, filmin Paralimpik Oyunları’nın basit portresinin merkezinde yer alıyor.

Ayrımcılık baştan başlıyor

Dönüyorum Netflix’e bakıyorum; Türkiye’de de bir hayli izleyici kitlesine sahip olan bu dijital platform ülkemizde tenezzül edip kendi Instagram sayfasında bu belgeseli paylaşmamış! Sadece ülkemizde değil, yapımcılarının biri İngiliz diye İngiltere ve İrlanda’ya bakıyorum, orada da paylaşım yok! Ayrımcılık daha henüz buradan başlıyor! Eğer bu bir ‘Paralimpik Oyunları’ belgeseli ise konuya Paralimpik Oyunları ve Olimpiyat Oyunları eşitliğinden bahsederek başlanmalı. Belgeselin hemen başında, “Bir ülkede Paralimpik Oyunları yapılamıyorsa Olimpiyat Oyunları yapılamaz” vurgusu altı kalın çizgilerle çizilerek yapılmalı.

Yapımcılardan biri

Sonra yapımcılara baktım ve konu anlaşıldı. Yapımcılardan biri Greg Nugent. Greg Nugent kimdir? Kendisini Google’dan kısaca araştırdığımızda gördük ki; Londra Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları için ‘Marka, Pazarlama ve Kültür Direktörü’ olarak görev yapmış. Aynı zamanda konuşmacı olarak marka stratejisi ve müşteri hizmetleri hakkında tavsiyelerde bulunmuş. Tabii bunları takdir ediyoruz ki bedava yapmamış. Dikkatinizi çekiyorum, belgeseldeki dönem, görüntüler ağırlıklı olarak hangi dönemi kapsıyor? Londra 2012.

Konuşmalarını satıyor

Greg Nugent, oyunların görünümü ve tarzıyla müşteri ilişkileri kurmaktan sorumluymuş. Rolü, olimpiyatların bir nesile gerçekten ilham vermesini sağlamakmış ve şimdi tecrübelerinden öğrendiklerini iş dünyasına ilham vermek için konuşmalar yaparak satıyor. Belgesel, bir dizi Paralimpik sporcuya ışık tutuyor. Denekler olarak onlar, engellilikle ilgili deneyimlerini ve sporlarında aştıkları zorlukları paylaşan cesaret figürleri. Deneklerin geçmişleri farklı, ancak anlatılar yankılanıyor. Birçoğu engellerinden dolayı zorbalığa uğramış veya ötekileştirilmiş ve atletik hünerlerini güç için bir vektör olarak kullanmışlar.

Belgeselin çarpıcı sahnelerinden biri.

McFadden muhteşem bir sporcu

Tatyana McFadden’ın ise filmde, ‘The Ellen DeGeneres Show’da tanıtıldığını görüyoruz. Sunucu, “Yedi altın dahil 17 Paralimpik madalya kazandınız” diyor ve devam ediyor: “100 metre, 400 metre, 1.500 metre, 5.000 metre gibi her yarışta dünya rekoru kırıyorsunuz. Dünyanın dört büyük maratonunu bir yılda kazanan ilk kişisiniz. Ve bunu üç yıl içinde yaptınız” diyor.

Bu projedeki üç yapımcıdan biri olan McFadden’in hikayesi, her iki bacağı da gereksiz yere bükülmüş parlak gözlü küçük bir kızın görüntüleri üzerinden anlatıldığı başka bir dünyada geçiyor. Çok değerli ve özel bir hikaye. İlham verici. Ve muhteşem bir sporcu. Evet, üç yapımcıdan ikincisi sevgili Tatyana McFadden ve diğeri de gerçek işi yapımcılık olan John Battesk. Online basın toplantısını tekrar tekrar izlediğimde ise yine bir noktaya çok güldüm. Şu anda 2012 Londra Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları’ndaki deneyimini konuşma yaparak satan arkadaş Greg Nugent diyor ki: “Yapmaya koyulduğumuz şey ‘John, Greg, Tatyana-Peter ve Ian’ın yapmaya başladıkları- tüm hikayeyi anlatmaktı, yarısını değil.”

Eleştirmeden alkışlamak mümkün değil

Dilerim bu satırları okursun sevgili Greg Nugent. Belgesel derinlik eksikliğinden muzdarip. Paralimpik Oyunları ve Olimpiyat Oyunları arasındaki gergin ilişki gibi, yıllarca eşit olmak için verilen mücadele gibi karmaşık konular gözden kaçırılmış veya gözden geçirmeyi unutmuşlar. Yenilmezler metaforunu kullanırsak, vurgulanan sporcular ‘Örümcek Adam’ kadar çok göz önündeler ama onu canlandıran Peter Parker’ı nadiren görüyoruz.

Örneğin; film koşucu Ntando Mahlangu’yu resmettiğinde, onu bir çitanın görüntüleriyle kesiyorlar. Karmaşıklıktan kaçınarak, ‘Anka Yükseliyor’ ilham verici ruh halini koruyor. Ancak yalnızca arenaya hakim olan şampiyonlar için bir platform sunuyor. Ya o platforma sahip olmayan, yarışan, ter döken Paralimpik sporcular? Bunu eleştirmeden Uluslararası Paralimpik Komitesi’nin (IPC) alkışlaması da çok anlaşılır değil.

ÇENGELLİ PANO

‘Yanınızda çok değerli hissettim’

Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Bölümü’nden mezun oldum. Sizlere yanımda olduğunuz için çok teşekkür ederim. TESYEV adını ilk olarak üniversitenin koridorundaki bir panoda gördüm. Merak ettim ve araştırdım. İyi ki o yazıyı gördüm ve iyi ki sizlerle tanıştım. Çünkü küçüklükten beri yalnız hissettim ve bir şeyleri başaramayacağımı düşündüm. Ta ki TESYEV toplantısına katılana kadar.

Toplantılara 3 kez katıldım ama her seferinde “Keşke bir daha gelebilsem” dedim. Dışarıdan bakılınca engelim yok ama kalp yetmezliğinden dolayı hep bir şeylerden mahrum kaldım. Bu toplantılarda ise ne olursa olsun, değerli olduğumu ve istediğimde her şeyi başarabileceğimi gördüm. Orada benim gibi insanlarla tanışma fırsatı buldum. Bu da hayatımda dönüm noktası oldu. Sizin yanınızda kendimi çok değerli hissettim. Çünkü bizi hep dinlediniz. Bizim sıkıntılarımızı sorup, nasıl çözüm bulabiliriz diye uğraştınız. İlk defa kendimi birilerine anlatmaktan çekinmedim.

Bu yüzden sizler iyi ki varsınız. Sizi asla unutmayacağım. Mesleğe başladığımda çocuklara öğretmek istediğim ilk şey, sizlerin yaptığı gibi, karşındaki kişiyi ne olursa olsun önyargısız dinlemek. Bana çok güzel örnek oldunuz. İyi ki tanımışım sizi.

E. İ. Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği

‘MEKTUP ARKADAŞIM OLUR MUSUNUZ?’

Uzun zamandır cezaevindeyim. ‘Duygu Seli’ isimli bir şiir kitabı çıkartmak üzereyim. Cezaevindeki ve özgür yaşamdaki arkadaşlardan mektup bekliyorum. Irk, din, mezhep fark etmeden tüm mektuplara cevap yazacağım.

Uğur Emreciksin Düzce T Tipi Kapalı C.İ.K. Müdürlüğü Çilimli / Düzce Mail:uguremr1976@gmail.com

Yazarlarımızdan

28 Eylül 2020, Pazartesi 14:49
28 Eylül 2020, Pazartesi 11:47
28 Eylül 2020, Pazartesi 08:18
28 Eylül 2020, Pazartesi 08:07
Sıradaki haber yükleniyor...
holder