Los Angeles 2028 Paralimpik Oyunları için geri sayımda önemli bir eşik geçildi. 15 Ağustos 2028’de başlayacak ve 27 Ağustos’a kadar sürecek oyunlara tam iki yıl kaldı. Los Angeles tarihinde ilk kez paralimpik oyunlara ev sahipliği yapmaya hazırlanırken Türkiye de Paris 2024’te ulaştığı tarihi seviyeyi daha ileri taşımak için yeni bir döneme giriyor.

PARİS ÖNCESİ: HEDEF REKORU İLERİ TAŞIMAKTI
Paris 2024’e uzanan yolun en önemli referans noktası Tokyo 2020’ydi. Türkiye, Tokyo’da 13 branşta 87 sporcuyla mücadele etmiş; 2 altın, 4 gümüş ve 9 bronz olmak üzere toplam 15 madalya kazanarak o güne kadarki en başarılı paralimpik oyunlarını yaşamıştı. Paris öncesinde hedef yalnızca bu sayıları geliştirmek değildi. Daha fazla branşta, daha fazla sporcuyla ve daha yüksek bir rekabet seviyesiyle paralimpik sahnede kalıcı hale gelmek amaçlanıyordu. Paris 2024, bu hedefin somut karşılığını verdi. Türkiye, Paris’e 15 branşta 94 sporcuyla, tarihinin en geniş paralimpik kafilesiyle gitti. Oyunlar tamamlandığında ay-yıldızlı ekip 6 altın, 10 gümüş ve 12 bronz olmak üzere toplam 28 madalyaya ulaşmıştı. Böylece hem toplam madalya hem de altın madalya sayısında Türkiye paralimpik tarihinin rekoru kırıldı; Tokyo’daki 15 madalyalık önceki rekor neredeyse ikiye katlandı.

PARİS SADECE BİR MADALYA REKORU DEĞİLDİ
Paris 2024’ün önemi yalnızca sayıların büyüklüğünden gelmedi. Oyunlar, Türk paralimpik sporunun farklı branşlarda aynı anda dünyanın en üst seviyesinde sonuç üretebildiğini gösterdi. Umut Ünlü, aynı paralimpik oyunlarda iki altın madalya kazanan ilk Türk sporcu oldu. Kadın Goalball Milli Takımımız üst üste üçüncü paralimpik şampiyonluğuna ulaştı. Öznur Cüre Girdi, makaralı yay sıralama atışlarında dünya ve paralimpik oyunlar rekoru kırdı. İbrahim Bölükbaşı Türkiye’ye judodaki ilk paralimpik altın madalyasını getirirken, Aysel Önder para atletizmde madalya kazanan ilk kadın sporcumuz olarak tarihe geçti. Hakan Akkaya ise tekerlekli sandalye eskrimde Türkiye’nin ilk paralimpik madalyasını kazandı. Paris’te ortaya çıkan tablo tek bir sporcunun, tek bir jenerasyonun ya da tek bir branşın başarısı değildi. Yüzmeden okçuluğa, judodan para taekwondoya, atletizmden masa tenisine, atıcılıktan eskrime uzanan geniş bir başarı haritası oluştu.

PARİS’TEN SONRA DA KÜRSÜDEYİZ
Paris’in ardından gelen sonuçlar ise 2024’te ulaşılan seviyenin bir zirve anından ibaret olmadığını gösterdi. Türk sporcuları Dünya ve Avrupa şampiyonalarında kazandıkları madalyalar, kırdıkları rekorlar ve ortaya koydukları istikrarlı performanslarla Los Angeles yolunda uluslararası rekabetin iddialı isimleri arasına girmeye başladı. Ortaya çıkan tablo açık: Türkiye artık paralimpik oyunlara yalnızca kota kazanmak ve temsil edilmek hedefiyle hazırlanan bir ülke değil. Dünya ve Avrupa şampiyonalarında madalya standardı oluşturmuş, rakiplerinin yakından takip ettiği sporcularıyla Los Angeles 2028’de kürsü için güçlü adaylar çıkaran bir paralimpik ülke konumunda

ŞİMDİ HEDEF LOS ANGELES
Türkiye Milli Paralimpik Komitesi’nin stratejik yaklaşımında da Los Angeles 2028 önemli bir kilometre taşı olarak konumlanıyor. Komitenin 2026–2032 Stratejik Planı; Los Angeles Paralimpik Oyunları’na katılacak sporcu sayısının artırılmasını ve paralimpik oyunlar, Dünya ve Avrupa Şampiyonaları gibi büyük organizasyonlarda kazanılan madalya sayısında sürdürülebilir bir yükseliş sağlanmasını temel hedefler arasında tanımlıyor. Bu nedenle Los Angeles yolculuğu, Paris’i geride bırakmaktan daha büyük bir anlam taşıyor. Paris’te kurulan yeni standardın üzerine çıkmak, başarıyı sürdürülebilir hale getirmek ve Türk paralimpik sporunun dünya sahnesindeki yerini güçlendirmek. Paris’e giderken soru şuydu: Türkiye tarihinin en iyi paralimpik oyunlarını yaşayabilir mi? Cevap; 28 madalya, 6 altın, rekorlar ve tarihe geçen ilklerle geldi. Şimdi soru değişti. Los Angeles 2028’e hazırlanırken hedef yalnızca bir kez daha tarih yazmak değil; daha geniş sporcu havuzuyla, daha fazla branşta madalya mücadelesi veren ve dünyanın en güçlü paralimpik ülkeleri arasında kalıcı bir yer edinmeye hazırlanan daha güçlü bir Türkiye hikayesi yazmak. Paris, ne kadar ileri gidebileceğimizi gösterdi. Los Angeles ise o hikayeyi ne kadar büyütebileceğimizi gösterecek.
